Geçtiğimiz hafta J.C. Chandor’un yeni filmi “All Is Lost”u ve KREK’in oyunu “Babamın Cesetleri”ni izledim, Norveçli çocuk korosu Sølvguttene’yi dinledim ve Contemporary Istanbul 2013′ü ziyaret ettim. Yaşamakla kalmadım, paylaşmak istedim:

all is lost

Bir Film: All Is Lost

all is lostCannes Film Festivali’ndeki ilk gösteriminin ardından gösterildiği her şehir ve festivalde 77 yaşındaki Robert Redford’un fiziksel olarak zorlu bir rolün altından başarıyla kalktığı performansıyla konuşulan bir film “All Is Lost”. Filmin girişindeki birkaç cümle ve film boyunca savrulan birkaç yardım çağrısı dışında tek bir kelime konuşma ve film boyunca yaşam mücadelesini izlediğimiz karakter ya da geçmişi hakkında en ufak bir bilgimiz yok. 2011′deki ilk filmi “Margin Call” ile En İyi Orijinal Senaryo dalında hak ederek aldığı Oscar adaylığıyle umut vaat eden bir yönetmen olduğunu kanıtlayan J.C. Chandor’un ikinci filmi, hayal kırıklığına uğrattı beni. Filmi göğüsleyen Robert Redford ve kimi görüntüler dışında beni içine çekemedi film. Hikayesiz olmuyor.

babamın cesetleri

Bir Oyun: Babamın Cesetleri @KREK

babamıın cesetleriİstanbul’un alternatif tiyatro sahneleri arasında en sevdiklerimden olan, santralistanbul’u mekan edinen KREK’in geçtiğimiz sezon başlayan oyunlarından “Babamın Cesetleri”ni sonunda izleyebildim. Bir hastane odası, bir baba, iki erkek çocuk, bir gelin ve tonlarca ağırlık yaratan bir geçmişin hikayesini izliyoruz. KREK’in o sizi kendi düşüncelerinize bile yabancılaştıran inovatif tiyatro izleme deneyimi ve Berkun Oya’nın ustaca yazdığı monolog ve diyaloglarla bambaşka bir oyun. En az favorim “Güzel Şeyler Bizim Tarafta” kadar iyi. Kimin haklı, kimin haksız olduğuna sonuna kadar karar vermekte zorlandığınız, neyin yalan neyin gerçek olduğunu anlamakta güçlük çektiğiniz Asghar Farhadi öykülerine benziyor biraz. KREK yeni oyunlarına yer açmadan önce, “Babamın Cesetleri”ni mutlaka izleyin!

solvguttene

Bir Konser: Sølvguttene; Boys of Silver in Turkey

solvguttene1940 yılında Norveç’te kurulan, “Gümüş Çocuklar” anlamına gelen Sølvguttene çocuk korosu, Norveç kral ve kraliçesinin Türkiye’yi ilk resmi ziyareti nedeniyle Türkiye’de bir dizi konser verdi bu ayın başında. Alanya Belediyesi Kültür Sarayı, Side Apollon Tapınağı, Çırağan Sarayı, St.Antuan Katolik Kilisesi ve Aya Triada Rum Ortodoks Kilisesi’ndeki konserlerden ben de sonuncusunu izleme fırsatı buldum. Taksim’de, İstiklal Caddesi’nin hemen girişindeki bir sokakta yer alan Aya Triada Rum Ortodoks Kilisesi, ilahi ve meleksi seslerin bir araya gelmesinden oluşan bir koroyu dinlemek için seçilebilecek en güzel yerlerden biriymiş. Kimi Latince, kimi Norveççe birçok koral eser seslendiren koro, gerek kiliseye şarkı söyleyerek giriş/çıkışlarıyla, gerek uyumlarıyla büyüledi beni. Yalnızca erkek çocuklardan oluşan ve üyeleri ergenliğe girdikçe başka seslerle yenilenen bu koro, 1994′te Norveç’in Lillehammer kentinde düzenlenen Kış Olimpiyatları’nın kapanışında da unutulmaz bir performansa imza atmış.

contemporary istanbul

Bir Etkinlik: Contemporary İstanbul 2013

İstanbul’un en önemli sanat etkinliklerinden Contemporary İstanbul 7-10 Kasım tarihleri arasında gerçekleşti bu yıl. Katılımcılar, sanatçılar büyük ölçüde aynı olduğundan, tüm galeriler geçtiğimiz yıl da fuarda yer alan eserleri yeniden sergilemişlerdi. Yepyeni eser ve sanatçılar da tabii ki yok değildi ama sanırım bundan böyle maksimum yenilikle karşılaşabilmek adına Contemporary İstanbul’u iki yılda bir ziyaret etmek en mantıklısı olacak diye düşündüm. Özellikle yıl içinde İstanbul’daki galerileri düzenli olarak ziyaret edenlerdenseniz, yeni bir şey görmek için oldukça zorlanabilirsiniz. Dev iki salonda gerçekleşen etkinliklte yabancı galerileri öncelikli hedefiniz haline getirmek de bir çözüm olabilir. Bu arada, birincil amacı Instagram’lanması ve fotoğrafının çekilmesi haline gelen “sanat eserlerini” yalnızca ben mi itici buluyorum?

Bu yazıdaki etkinliklerden Contemporary İstanbul hakkında daha fazlası için Lisya Kalma’nın “Contemporary İstanbul 2013′te Favori Eserlerim“, “Babamın Cesetleri” için Tolga Sevinir’in “Tiyatro: KREK’ten Babamın Cesetleri” yazısını okuyabilirsiniz.

Emre Eminoğlu

Magger, Kültür ve Sanat Blogger'ı
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x
Newsletter'a üye olmadınız mı?