Vizyonda yaz sezonu demek, süperkahramanlar, dev bütçeli bilimkurgular, gürültülü patlamalar, gaza getirici film müzikleri ve bolca görsel efekt demek… Kısacası Nisan sonundan Ekim başına kadarki (sıkı sinefiller için İstanbul Film Festivali ve Filmekimi arasında olduğunu da söylemek mümkün) bu süre boyunca sinemaya gitmek isterseniz iki seçeneğiniz var: Ya büyük bütçeli aksiyon sinemasından, “blockbuster”lardan kaçamadığınız için onlardan zevk almaya bakacak ya da onları reddederek birkaç salonda oynayan festival artıklarının peşine düşüceksiniz.

blockbuster - jaws queue 1970s

“Blockbuster” sözcüğünün kökleri, 2. Dünya Savaşı sırasında bir ‘block’u yok etme kapasitesine sahip uçak bombalarına dayanıyor. Kısa bir süre sonra eğlence sektörüne geçiş yaparak, özellikle Broadway tiyatrolarındaki çok başarılı yapımlar için, ‘o kadar başarılı ki bloktaki tüm diğer tiyatroların harap olmasına neden oluyor’ anlamında kullanılmaya başlıyor. Hemen ardından büyük bütçeli, kapalı gişe oynayan çok başarılı yapımlar ile sinemada da yer ediniyor terim. 1975 yılında ise “Jaws” ile sinemada “summer blockbusters” geleneği başlamış oluyor. O gün bugündür her yaz vizyonu “blcokbuster”lara emanet ediyor ve (çok başarılı, hatta başarılı oluşları tartışmaya açık olsa da) büyük bütçeli yapımlarla muhattap olmak durumunda kalıyoruz. Özellikle ülkemizde neredeyse tek bir zincirin tekelinde olan sinema salonlarının hepsinde birden aynı filmler gösterildiği için yazın “blockbuster” izlemek, multiplex’lerin kapısında farklı kostümler giymiş süperkahramanlar ya da farklı zırhlar kuşanmış cesur erkek afişleri görmek dışında bir seçeneğiniz kalmıyor.*

blockbuster - oblivion

2013 “summer blockbusters” sezonu, 32. İstanbul Film Festivali’nin sona erdiği Nisan ortasında, Tom Cruise’un başrolünde yer aldığı “Oblivion” ile başladı diyebiliriz. Mayıs ayında “Iron Man 3“, “Olympus Has Fallen” ve “Fast & Furious 6“; Haziran’da “Star Trek: Into Darkness“, “Man of Steel“, “World War Z” ve “After Earth“; Temmuz’da ise “Lone Ranger“, “White House Down“, “Pacific Rim” ve “Wolverine” ülkemiz vizyon takvimine göre her-haftaya-bir-blockbuster şeklinde bir dağılımla devam etti.** (Bu filmlerin yanına gerek bütçesi, gerek hedef kitlesi gerekse gösterildiği salon sayısı açısından eklenebilecek, aksiyon ve bilimkurgu türleri dışında bir drama (Great Gatsby), bir komedi (Hangover 3) ve bir animasyon (Monsters University) da bulunuyor, fakat ben oralara fazla karışmayacağım.) Filmlere genel bir bakış attığınızda siz de fark edeceksiniz, Morgan Freeman dışında ortak yönleri de bir hayli fazla…

2013 Blockbuster Sezonu: Devam Edenler, Yeniden Başlayanlar

Blockbuster’lardan bahsettiğimiz zaman, bu kategoriye giren filmlerin önemli bir yüzdesinin yanında “:” işaretleriyle uzayan isimler ve 1′den büyük sayılar olduğunu görmeye alışmış olduğunuzu varsayıyorum. Bu yılın “daha az orijinallik, daha fazla seyirci, daha fazla para” diyen serileri “Iron Man”, “Star Trek” ve “Fast & Furious” oldu.

blockbuster - iron man 3

Devam filmlerinin ilk filmin tadını asla yakalayamama lanetinden kurtulmayı başaran bir “Iron Man 3″ izlediğimizi düşündüm. İyi bir süperkahraman filminde olması gereken üç unsuru ve aralarındaki dengeyi (ikinci filmde olmayan bir şekilde) çok iyi sağlamıştı: Karakterin iç dünyasıyla çatışması, bol efektli aksiyon sahneleri ve mizah. Bunda yönetmenliği Jon Favreau’dan devralan, “Lethal Weapon” serisinin senaristi olarak tanıdığımız Shane Black’in seriye getirdiği taze kanın etkisi olduğunu söylemek mümkün. Özellikle filmin küçük bir kasabada geçen sahnesinde Tony Stark’ın kendsinin çocuk versiyonu olan Harley ile karşılaşması filme hem dramatik hem de mizahi açıdan çok şey katıyor. Benzer bir başarıyı 2009′da yeni bir başlangıç yapan “Star Trek” serisinin devam filmi “Star Trek: Into Darkness” için söylemekse ne yazık ki mümkün değil. J.J. Abrams, muhteşem bir açılış sahnesinin ardından yalnızca ilk filmin değil, kendi açılışının tadını bile yakalayamamış.

blockbuster- man of steel

Yeni başlangıçlar ve süper kahramanlar söz konusu olduğunda birçoğumuzun aklına Batman, 2005 yılı ve Christopher Nolan geliyordur. Benzer bir formülle, bu yılın gündemindeki yeni başlangıç “Man of Steel” oldu. 2006′daki fiyaskoyu (Superman Returns) saymazsak, Superman ve Clark Kent’i yalnızca televizyondaki Smallville ile tanıyan bir nesle Superman’i sevdirme misyonunu üstlenen Nolan, bu kez yalnızca yapımcı koltuğundaydı. Zack Snyder’ın yönettiği filmde yeni Superman olarak da Henry Cavill’i izledik. Filmin Krypton’da geçen açılış sahnesi bize kahramanımızın geçmişi hakkında bilmemiz gerekenleri anlatıyor, ihtiyacımız olan açıklamaları yapıyordu. Filmin geri kalanıysa (Quentin Tarantino’nun da zamanında önemli bir karakterinin ağzından sinema tarihine geçirdiği gibi) Superman’in alter-egosu süper kahraman olan bir insan değil, alter-egosu insan olan bir süper kahraman oluşunu ve bu durumun yarattığı çatışmayı çok iyi ele alıyordu. Aksiyonun abartılması ve Amy Adams’ın Lois Lane olamayışı dışında pek bir kusuru olmayan, iyi bir film çıktığını söyleyebilirim ortaya. Açıkçası Introduction to Superman dersini verdikten sonra devam filmlerinde Snyder & Nolan ikilisinin Superman mizahını ve bir alter-ego olarak Clark Kent’i nasıl kullanacaklarını bir hayli merak ediyorum.

blockbuster - after earth

2013 Blockbuster Sezonu: Yaşanılmaz, Çekilmez Bir Yer Olarak Dünya

Yılın en popüler temalarından biri “yaşanılmaz bir yer haline gelmiş olan Dünya gezegeni”ne geri dönüşler ve/veya onu kurtarma çalışmalarıydı. “After Earth”te dünyanın doğal dengesinin bozulması sonucu ortaya çıkan felaketler, “Oblivion”da ise uzaylılarla savaşın getirdiği yıkım sonucu gezegenimizde yaşamak artık mümkün değildi. Fakat Will Smith ve sevgili oğlu Jaden Smith bir kaza sonucu, Tom Cruise ise dünyanın kaynaklarını kullanmaya devam etmeyi sağlayan makinelerin bakımını ve güvenliğini sağlayan bir koruyucu olarak bu yaşanmaz gezegeni yeniden ziyaret ediyordu. Diğer yandan “World War Z”de bir anda başlayan depar atan zombi saldırısının ortasında Brad Pitt’i, “Pacific Rim”de ise paralel evrenden gelen dev yaratıkları kovan dev robotların pilotluğunu üstlenen Charlie Hunnam ve Rinko Kikuchi’yi felaketlerin sonrasında değil sırasında izledik.

blockbuster - pacific rim

Öncelikle gezegeni terk etmek ve farklı bir yerde koloni kurmak üzere çalışmaların çok yakında başlayacağına (hatta belki de gizli gizli başladığına) olan inancım bu temanın bu kadar popülerleşmesi nedeniyle oldukça artmış durumda. Özellikle “After Earth”te yaratılan distopyanın gerçekçiliği (doğal dengenin bozulması, insanların gezegeni terk etmek zorunda kalması ve geriye kalan doğanın insanları yok etmeye yönelik evrilmesi) bir hayli etkileyiciydi. Ne var ki, ne “After Earth” ne de “Oblivion” göz alıcı efektlerine ve yıldız oyuncularına rağmen orijinal bir hikayeden yoksundu. 2000′lerin en minimalist bilimkurgusu “Moon”, pek yakın akraba olduğu dev bütçeli “Oblivion”dan kat kat iyidir örneğin. “World War Z” ve “Pacific Rim” ise ne sanatsal ne de orijinallik açısından pek bir yenilik vaat etmeyen, fakat heyecanınızı bir an bile kaybetmeden zevkle izleyebileceğiniz, tam ‘yazlık’ filmler olmuş. “World War Z”nin heyecan verici final sahnesi ve “Pacific Rim”in baştan aşağı donandığı görsel efektler ve ses efektlerindeki başarısı takdire değer.

2013 Blockbuster Sezonu: Dünya ABD’li Olsun

blockbuster - olympus has fallen

Holywood’un tüm dünyanın İngilizce konuştuğu, uzaylıların ve teröristlerin yalnızca ABD’nin büyük şehirlerine saldırdığı ve Güneş’in Beyaz Saray etrafında döndüğü milliyetçilik soslu ütopyasından pek tabii ki bu yıl da nasibimizi aldık. Yapım aşamasında bölünerek çoğalmışçasına “Olympus Has Fallen” ve “White House Down” adlı iki Beyaz Saray’a terörist saldırı filmi izledik. Gerard Butler ve Channing Tatum, Aaron Eckhart ve Jamie Foxx birbirlerinin paralel evrenlerdeki izdüşümleriydi.

blockbuster - lone ranger

“Pirates of the Caribbean”ın Vahşi Batı’da geçen alternatif versiyonu “Lone Ranger” ise pek alışılmadık bir şekilde alttan alta ABD’nin Kızılderili soykırımına göndermeler içeriyor ve ‘beyaz adam’ın kötülüklerini açığa çıkarıyordu.

2013 Blockbuster Sezonu: Dikkate Değenler

- “Iron Man 3′”ün teröristi The Mandarin rolündeki Ben Kingsley ve “Pacific Rim”in dev canavar Kaiju’lara sempati duyan bilimadamı Dr. Newton Geiszler rolündeki Charlie Day, sezonun en iyi yardımcı oyuncularıydı bana kalırsa. (Charlie Day ve Ron Perlman’ın sahnelerine özellikle dikkat)

blockbuster - charlie day

- Blockbuster müziklerinin ustası Hans Zimmer “Man of Steel” ile yılın en iyi film müziklerinden birine imza attı. (Aynı Hans Zimmer’in “Lone Ranger”da kendi bestelerinden (çoğunlukla Sherlock Holmes (2009)) arakladıklarını Rossini eserleri ile süsleyerek yılın en kötülerinden birine de imza atmış olması ironik)

- “Pacific Rim” görsel efekt, ses miksajı ve ses kurgusu gibi teknik dalların yıl sonundaki ödüllerinde sıklıkla karşılaşacağımız isim olacak sanırım.

Malumunuz, henüz yazın ortasındayız. Önümüzdeki aylarda, başta heyecanla beklenen bir başka “yaşanılmaz, çekilmez bir yer olarak dünya” hikayesi olan “Elysium” olmak üzere, irili ufaklı birkaç “blockbuster”la daha karşılaşacağız. Vizyondan uzak kalmaktansa, zevk almaya bakın!

blockbuster - elysium

*Aslında “blockbuster” çılgınlığına bir alternatifiniz her zaman var. Başta Beyoğlu Sineması olmak üzere birçok bağımsız sinema salonu, festivallerde kaçırmış olabileceğiniz ya da tekrar izlemek isteyeceğiniz filmleri göstermeye sabırla devam ediyorlar. Diğer yandan Beyoğlu Sineması, önümüzdeki hafta SİYAD’ın seçtiği filmlerden oluşan (ilkini Temmuz başında gerçekleştirdikleri) ikinci bir gösterim programı sunuyor.

**Yazıyı hazırladığımda henüz “White House Down”, “Fast & Furious 6″ ve “Wolverine”i izlemediğimden, bu filmlerle ilgili detaylar ne yazık ki yazıda eksik.

Jaws Görseli: http://www.top10films.co.uk

Emre Eminoğlu

Magger, Kültür ve Sanat Blogger'ı
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x
Newsletter'a üye olmadınız mı?