İnsanın şiddetle olan zorunlu ilişkisi tarih boyunca büyük trajedilere, felaketlere ve acılara neden olmuş ve olmaya devam ediyor. Politika ve din şiddetten arındırıldığında boş birer kavrama dönüşüyor; şiddetin teknolojiye, bilime, tıbba hatta sanata olan dolaylı katkıları görmezden gelinemiyor. Binlerce yıldır yaşanmış olan acılara rağmen, en basitinden şiddetin engellenmesi için bile şiddete ihtiyaç duyuluyor.

İşte, geçtiğimiz haftalarda Berlin’de ziyaret ettiğim iki farklı sergi, şiddetin köklerini, nedenlerini ve sonuçlarını kapsamlı bir şekilde inceliyor, izleyeni duygusal olarak derinden etkiliyor ve üzerine düşünmek için tonlarca malzeme veriyor. Bu sergilerden ilki KW’deki Fire and Forget. On Violence.

kw_fassade_web

Berlin’in çağdaş sanat anlamında en dolu ve hareketli bölgesi Mitte’de yer alan Kunst-Werke (KW) Çağdaş Sanat Enstitüsü, süreli sergilere yer veren, ayrıca Berlin Bienali’nin de yapıldığı geniş bir sanat alanı ve sanat kurumu. Küratörün düşüncelerinin, sergi kurulumunda yaşananların dedikodularının kurşun kalemle duvara yazıldığı esprili detaylarıyla henüz kapısından girer girmez sizi güldürmeyi de başarıyor. Bahçesinde güzel bir kafenin de bulunduğu KW’nin bu yaz başında açılan ve 30 Ağustos’a kadar devam eden sergisinin adı ise Fire and Forget. On Violence. Sergi, dört temaya odaklanan dört bölüme ayrılmış ve mekanın dört katına yayılmış durumda: BORDERS (Sınırlar), AFFECT (Etkileme), MEMORY/REMEMBERANCE (Hafıza/Hatıra) ve EVENT (Olay).

(İşlerin bir çoğunu 12. İstanbul Bienali’nin İsimsiz (Ateşli Silahla Ölüm) bölümünden hatırlayabilirsiniz, fakat eserlerin çok daha sağlam temeller üzerine kurulu bir bütün oluşturduğunu ve çok daha özenli seçildiğini de fark edeceksiniz.)

_ill1467

Şiddetin, silahlanmanın ve savaşların en önemli nedeninin siyasi ya da sosyal sınırlar olduğunu ve bu sınırları korumak ya da genişletmek uğruna şiddete başvurulduğunu hatırlatarak başlayan sergiye, adeta bir mayın tarlasından, Daniil Galkin’in Tourniquet (2013) eserinin içinden geçerek giriyorsunuz. İlk bölüm boyunca karşınıza çıkan eserler özetle sınırların hayali birer çizgiden oluştuğunu ve korunması için uğruna milyonlarca insanın feda edildiği bu çizgilerin anlamsızlığını somutlaştırıyor.

domus-05-fire-and-forget

İkinci bölümü gezmek için alt kata inerken sizi havası kaçmadan önce ürkütücü ve görkemli gözüken bir tank selamlıyor. He Xiangyu’nun Tank (2011-13) adlı eserine ilkel ya da ateşli silahların bin bir türlüsüne atıfta bulunan eserler eşlik ediyor. Serginin bir köşesinde yer alan ve Jeff Koons eserlerini parçaladığınız Hunter Jonakin imzalı atari oyunu Jeff Koons Must Die ile içinizdeki şiddet ve yok etme duygusunun ne kadar kolayca tetiklenebildiğini fark ediyor, bir yandan da sanat-şiddet ilişkisini sorguluyorsunuz. Serginin en ilgi çekici kısmı bu ikinci bölüm, ardından üst kattaki üçüncü bölüm biraz sönük kalıyor. Bu bölümdeki işler, şiddetin etkilerini hatırlamak ve şiddetin yarattığı acıların üstesinden gelmekle, hatta bu etki ve acılara alışmakla ilgili.

kw_fire and forget_photo timo ohler_21_0

Son bölüm şiddetin insanın içindeki özüne, şiddet eylemini gerçekleştirme kararının verildiği o gergin anlara odaklanıyor. Sizi karşılayan Julius von Bismarck imzalı Polizei (2015), neredeyse fark edilmeyecek kadar ufak hareketlerle kımıldayan fakat fark ettiğinizde tüylerinizi ürperten hareketli polis heykellerinden oluşan bir iş. Özellikle polisin şiddetle olan ilişkisinin çok daha güçlü olduğu bir ülkeden geliyorsanız, işin etkisi ve sizin tepkiniz de değişiyor. Bu bölümdeki en ilginç işlerden biri de Damien Hirst’ün silah kullanarak intihar etmenin doğru ve yanlış yöntemlerini detaylı bir şekilde anlattığı videosu DO IT (1995-96).

Sergiyi iyi kılan en önemli özelliklerinden biri, dört bölüm için de temaya uygun bir şekilde özenle seçilmiş, farklı tarih ve coğrafyalardaki farklı savaşlardan arşiv fotoğrafları. Çoğu yan yana dizilmiş bu fotoğraflar şiddetin evrenselliğini ve yıkımın daimiliğini ortaya koyuyor.

KW Adres: Auguststraße 69 D-10117 Berlin

Fotoğraflar: kw-berlin.de, domusweb.it, monopol-magazin.de, pinchukartcentre.org

Emre Eminoğlu

Magger, Kültür ve Sanat Blogger'ı
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?