dot, KREK, oyun atölyesi ve AYSA Prodüksiyon Tiyatrosu oyunları, geçtiğimiz yıl en çok beğendiğim oyunlar oldu. Fakat 2011’de tiyatroya gösterdiğim ilgiden o kadar memnuniyetsizdim ki, bunu telafi etmek adına yılın ikinci gününden kendimi tiyatroya attım ve KREK’te “Bayrak”ı izledim. Bu sezon ve bu yıl, “Bayrak” gibi geçtiğimiz sezonun çok beğenilen oyunları özel tiyatrolarda sahnelenmeye devam ediyor. Kaçıranlar ve tekrar izlemek isteyenler için…

dot

dot, bugüne kadar sahneye koyduğu onlarca oyunu ile hep şaşırttı, hep gerdi, hep tokat gibi çarptı replikleri ve kavgaları seyricinin yüzüne. Geçtiğimiz sezon Hakan Günday uyarlaması “Malafa” ve dotkoleksiyonda projesi ile harika bir dekor ve sahneye konuş ile Thomas Vinterberg uyarlaması “Festen”I izledik onlardan. Bu sezon ise Orphans / Öksüzler ve 6 Ocak’ta prömiyerini yapan ve Gmall’daki ikinci salonlarının ilk oyunu olan “Beautiful Burnout / Süpernova” ile karşımızda dot.

dot’un sevilen oyuncularından Tuğrul Tülek’in yönettiği, 20 Ekim 2011’de prömiyer yapan Dennis Kelly oyunu “Öksüzler”, tüm çarpıcılığı ile bir metropol hikayesi. Evlerine bir kutlama yemeği yemekte olan genç çiftin salonuna kadının erkek kardeşinin kanlar içinde gelmesiyle başlayan oyun, kısa sürede karşılıklı çatışmaların etik tartışmalara dönüştüğü, geçmişin ortaya döküldüğü ve hayatta kalmak için yanlış olanı yapmanın doğru olup olmadığını sorgulattığı bir karmaşaya dönüşüyor. Gizem Erden, İbrahim Selim ve Yusuf Akgün’ün canlandırdığı karakterlerin her biri gerçek yüzlerini gösterdikçe, seyircinin de metropol insanlarının karanlık yüzleri hakkındaki fikirleri korkutucu bir hal almaya başlıyor. (Öksüzler, Gmall, 2,3,4,5,9,10,11,12,16,17,19,23,24,26 Şubat)

Tiyatro sahnesini bir boks ringine çeviren “Süpernova”yı da en kısa zamanda izlemeyi diliyorum. (Süpernova, Gmall, 1,2,3,4,8,9,10,11,15,16,17,18,22,23,24,25,29 Şubat)

KREK

Geçtiğimiz yıl “Güzel Şeyler Bizim Tarafta”, bu yıl ise “Bayrak” oyunlarını izlediğim, Berkun Oya’nın girişimi olarak hayata geçen KREK farklı tarzı ve çok iyi yazılmış oyunları ile seyirciyi mıknatıs gibi çekiyor, kendine bağımlı hale getiriyor. (Henüz KREK ile tanışmamış olanlar için detayına girmeyeceğim) KREK’in “olayı”, seyirciyi oynanan oyuna yabancılaştırmak, hatta kendi tepkilerine yabancılaştırmak sanki. Ve KREK’te oyun izlemeyi etkili kılan da tam olarak bu.

2011’in en iyi oyunu olduğunu düşündüğüm ve bu düşüncemde yalnız olmadığımı blidiğim Güzel Şeyler Bizim Tarafta”, birbirinden tamamen farklı dünyalara ait iki çiftin yanlış bir zaman ve yanlış bir mekanda karşılaşmasını konu alıyor. Güzel bir evde yaşayan, mutlu bir beraberlikleri olan çift evlerine döndüğünde kapının kırılmış olduğunu ve evlerine hırsız girmiş olduğunu fark eder. Kısa süre içerisinde, bambaşka bir kültür segmentinden, bambaşka düşünce yapıları, bambaşka sorunları olan bir diğer çift çıkar ortaya. Kavga ve şiddet kulağınızın içinde yankılanırken, kimin suçlu, kimin masum olduğunu iyice sorgulamaya başlıyorsunuz oyunda. Bartu Küçükçağlayan, Ozan Çelik, Tülin Özen, fakat en çok da Öykü Karayel’in insanüstü performansları ve Berkun Oya’nın ustaca yazılmış metni ile bir tiyatro harikası. (Güzel Şeyler Bizim Tarafta, santralistanbul, 15,16,17,18,24,25 Şubat)

Bayrak tanıtım metninde dendiği gibi, “manevi terörü sorguluyor”. Köyde yaşayan, yaşlı anne ve baba; şehirde yaşayan iki oğulları ve eşleri… İki perdeli ve “iki perdeli” oyun, bir karşılamanın nasıl sürprizlerle dolu bir polisiyeye dönüştüğünü gösteriyor. Berkun Oya’nın yazıp yönettiği oyunda Ayten Uncuoğlu,Canan Ergüder, Köksal Engür, Okan Yalabık, Ozan Çelik ve Ulaş Tuna Astepe rol alıyor. Oyunun metni ise KREK Yayın bünyesinden çıkan ilk kitap olarak fuayeden satın alınabiliyor. (Bayrak, santralistanbul, 13, 20, 27 Şubat)

oyun atölyesi

Geçtiğimiz sezon “7 Şekspir Müzikali” ve “Testosteron” oyunlarını izlediğim oyun atölyesi, bu yıl iki yeni oyun ile karşımıza çıkıyor. “Don Juan’ın Gecesi” bu sezonun ilk oyunu olarak halen sahnelenirken, henüz prömiyer yapmamış olan, Haluk Bilginer ve Zerrin Tekindor’un başrollerini paylaştığı “Antonius ve Kleopatra”, 26-27 Mayıs tarihlerinde İngiltere Uluslarası Shakespeare Festivali’nde sahnelenecek. (Don Juan’ın Gecesi, oyun atölyesi, 2,3,4,5,16,17,18 Şubat)

2008 yılından beri sahnelenen, Andrzej Saramonowicz’in yazıp Kemal Aydoğan’ın yönettiği “Testosteron”, adından da anlaşılabileceği gibi bir erkeklik hikayesi. Metin Coşkun, Onur Ünsal, Emre Karayel, Mert Fırat, Timur Açar, Tuna Kırlı ve İnan Ulaş Torun’un rol aldığı oyunda hiçbir kadın görmesek de kadınlar hikayenin her yerinde gizli aslında. Erkek muhabbetinin kaynağında. “Reservoir Dogs” ile başlayan, ona ve erkekliğin kitabını yazmış birçok kaynağa göndermeler içeren oyunda, farklı mesleklerden 7 erkeğin “Evet” değil “Hayır” ile sonlanmış bir nikah töreninin ardından hesaplaşması konu alınıyor.

(Testosteron, oyun atölyesi, 9,10,11,12,23,24,25,26 Şubat)

AYSA Prodüksiyon Tiyatrosu

Geçmiş yıllarda “Basit Bir Ev Kazası” ve “Nathalie” gibi oyunlar ile adını duyduğumuz AYSA Prodüksiyon Tiyatrosu geçtiğimiz sezon ve bu sezon iki oyunu ile etkiledi beni: “Cam” ve “Düğün”.

Cam”, bir camın açılıp rüzgarın kağıtları uçurmasının insanların hayatını ne denli değiştirebileceğini göstererek “Sliding Doors” filmini çağrıştırıyor biraz. Boşanmak üzere olan bir çiftin entrikalı ve karmakarışık ilişkilerini, oyunun iki perdesinde baştan yazılan farklı kaderlerine tanık olarak anlıyoruz. Levent Kazak’ın yazdığı ve Laçin Ceylan’ın yönettiği oyunda Dolunay Soysert, Mete Horozoğlu, Deniz Çakır, Bülent Alkış ve Selen Uçer gibi tiyatro, sinema ve televizyon dünyasının tanınmış oyuncuları rol alıyor. Özellikle Selen Uçer’in yarattığı sert mizaçlı ve mizahi karakter ile yüzümü gülümseten oyun, sadakat, aşk ve kadın-erkek ilişkileri üzerine zekice kurgulanmış bir hikaye anlatıyor. (Cam, çeşitli sahneler, 3,10,15,18,19,23,24,25 Şubat)

Farklı yaşlardaki, farklı geçmişlere sahip 8 kadının hikayesini anlatan, Ayşe Bayramoğlu’nun yazdığı ve Tilbe Saran’ın yönettiği “Düğün”, erkeklerin hiç görünmediği fakat etkilerinin her şekilde hissedildiği bir düğün gününü anlatıyor. Kadınların toplum tarafından algılanış şekline bir gönderme olarak baştan sona bir köşkün mutfağında geçen oyun, düğün gününde çalışmak zorunda olduğu için gelinin kendi düğününe geç kalmasıyla başlıyor. Annesi, anneannesi, köşkün emektarı, en yakın arkadaşı, kayınvalidesi, baldızı ve hizmetçilerinin geçmişlerini ve sahnede hiç görmediğimiz erkeklerle olan ilişkilerini öğreniyoruz oyun boyunca. Terk edip gitmiş baba/koca, eski eş, aşiret reisi ya da damat olmak üzere bambaşka erkeklerin kadınlar üzerindeki etkilerini hissediyoruz. Aynı zamanda anne-kız ilişkileri üzerinden kimi zaman duygusal, kimi zaman öfkelendirici, kimi zaman komik anlara tanık oluyoruz. Farklı kültürlerden gelen gelin ve damat sayesinde ailelerin ve kültürlerin çatışmasını izliyoruz. Kısacası, çok farklı duygular hissettiren, çok farklı konulara bir arada ve hiç dağılmadan değinebilen bir oyun “Düğün”. Başta Tilbe Saran olmak üzere, Güler Ökten, Zerrin Sümer, Şebnem Sönmez, Eda Çatalçam, Evren Ercan, Serpil Göral ve Maria Akgüllü’nün başarılı performanslara imza attığı bu “Düğün”ü kaçırmamak gerek.  (Düğün, çeşitli sahneler, 4,19,22 Şubat)

Bunlar dışında Kumbaracı50, İkinci Kat, Kenter Tiyatrosu, Ortaoyuncular gibi özel tiyatrolar ve tabii ki İstanbul Devlet Tiyatrosu ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiaytroları birbirinden lezzetli oyunlar sunuyor İstanbul’un tiyatro seyircisine. İyi seyirler!

Emre Eminoğlu

Magger, Kültür ve Sanat Blogger'ı
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x
Newsletter'a üye olmadınız mı?