Yazın son ayına girmiş, hafif bir buruklukla tatillerden dönmüşseniz şehrin güzelliklerini keşfederek bu durumun sizin için çok daha kolay bir hale gelmesini sağlayabilirsiniz. Çoktandır uğramadığım Çengelköy, epey değişmiş, keşfedilesi…

IMG_2729

Çengelköy deyince aklıma ilk olarak o enfes börek geliyor, böreklerden bir miktar alıp Çengelköy Kahvesi‘nde deniz kenarında bir masa bulup da yerleşebildik mi, değmeyin keyfimize. Bu bir klasik anlaşıldı; peki Çengelköy’de yeni şeyler de olmuyor mu, oluyor elbet. Ara sokaklarına dalıp sağa sola baka baka yürüdüm o gün. Öncelikle dikkatimi çeken sapsarı, resimlerle dolu dış kapısı ve içerideki ortamıyla Nilda Cafe oldu. Daha önce de bahsetmiş olduğum Maia Chocolate‘ın hemen karşı köşesinde bulunan bir mekan. Öncelikle mekanın atmosferi epey hoş ve gizli de bir bahçesi var, belirtmeliyim. Bir o kadar da huzurlu. Özellikle kahvaltıları iddialı; ancak börek, pancake, kaygana gibi atıştırmalıkları, çeşit çeşit içecekleri ve tatlıları bulabilmeniz mümkün.

IMG_2724

Müzelik Cafe ise bi arka sokağında, Çaycı İzzet Efendi’nin hemen yanında. Bu sokak ilginç bir şekilde kalabalık, birçok mekan açılmış, günün erken saatlerinde bile çokça insanı ağırlıyor. Müzelik Cafe, adından da anlaşılacağı üzere müze gibi, farklı dekoratif eşyalarıyla, buraya girdiğiniz andan itibaren sizi sarıp sarmalıyor, hangi yana bakacağınızı şaşırmış halde buluyorsunuz kendinizi. Antika koltuklardan birine oturup, kitap okumak çok keyifli. Menü de oldukça geniş. Pancake müzelik kahvaltı, normal müzelik kahvaltı gibi kahvaltı çeşitleri var; yemek olarak da tavuklar, köfteler, makarna ve salatalar mevcut. Tatlı ve kahve çeşitlerine de mutlaka şans verin. Benim orada bulunduğum süre boyunca fırından çok güzel kokular geliyordu. Lezzetleri de en az kokusu kadar güzelse, Müzelik’e tekrar tekrar gelinir diyebilirim.

IMG_2732

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?