İKSV tarafından bu yıl 10. kez düzenlendi Filmekimi. Üstelik Cannes, Venedik ve Toronto Film Festivalleri’nin hemen ardından, bu festivallerde öne çıkan filmleri İstanbullu sinemaseverlerle buluşturan film haftası, bu yıl İstanbul’un ardından İzmir, Bursa, Konya, Trabzon ve Diyarbakır’a da uğradı! Lars von Trier’den David Cronenberg’e, Dardenne Kardeşler’den Gus van Sant’a sinemanın büyük ustalarının son filmlerini ve aynı zamanda sinema dünyasına yeni giriş yapmış yönetmenlerin ilk filmlerini izleme fırsatı bulduğumuz Filmekimi’nde gösterilen 40 filmden 16’sını izledim. 4 yazı sürecek bu dizide film günlüklerimi bulacaksınız.

LE GAMIN AU VÉLO

(Yön: Jean-Pierre & Luc Dardenne, Belçika)

Cannes Film Festivali’nin müdavimlerinden Belçikalı Dardenne Kardeşler’in bu yıl Grand Prix’i Nuri Bilge Ceylan’ın “Bir Zamanlar Anadolu’da” filmi ile paylaşan son filmi “Le gamin au vélo”, merkezine babası tarafından yetiştirme yurduna terk edilmiş bir çocuğu, Cyril’i alıyor. Çocuklar ve şiddet yönelimini güzelce irdeleyen film, başroldeki Thomas Doret’nin boyundan büyük oyunculuğu ile olduğu kadar ünlü aktris Cécile de France’ın varlığı ile de dikkat çekiyor.

(Vizyon Tarihi: 6 Ocak)

MA PART DU GATEAU

(Yön: Cédric Klapisch, Fransa)

2002 yılında “L’auberge espagnole” filmi ile tanıyıp sevdiğimiz Fransız yönetmen Klapisch yine sımsıcak bir hikaye ile karşımızda. Çalıştığı fabrika kapanınca işsiz kalan 3 çocuklu France, yaşadığı kasabadan ayrılıp Paris’e çalışmaya gider. Burada finans sektöründe boğulmuş, parası bol olsa da yüreği kıt Steve’in evini temizlemeye başlar. Fakat kendini Steve’in oğluna bakarken, ev partilerinde garsonluk yaparken, hatta iş seyahatlerinde ona eşlik ederken bulur. Klapisch, patron-çalışan ilişkileri gittikçe karmaşık bir hal almaya başlayan ikili üzerinden başarılı bir kapitalizm eleştirisi de yapmayı ihmal etmiyor. Mesaj kaygısı mizahının ve doğallığının önüne geçmeyen bir film “Ma part du gateau”.

(Vizyon tarihi: 16 Aralık)

MELANCHOLIA

(Yön: Lars von Trier, Danimarka)

Filmekimi’nin herkes tarafından büyük bir heyecanla beklenen, çoğu seansının biletleri henüz ön-satış döneminde tükenen “Melancholia”, geçtiğimiz aylarda en çok Cannes Film Festivali sırasında yönetmeni Lars von Trier’in faşistliğe varan açıklamaları nedeniyle festivalden kovulması ile dikkat çekmişti. Bunun yanı sıra festivalden Kirsten Dunst’ın aldığı En İyi Kadın Oyuncu ödülü ile dönen film, hem Avrupa Sineması’nın en çok dikkat çeken ve tartışılan yönetmenlerinden birine ait oluşu, hem de dev oyuncu kadrosu ile merak uyandırıyordu.

Kirsten Dunst, Charlotte Gainsbourg, Kiefer Sutherland, Aleander Skarsgard, Charlotte Rampling, John Hurt, Stellan Skarsgard ve Jesper Christensen’in oluşturduğu geniş bir ailenin bir arada olduğu bir düğünle başlıyor her şey. Düğün, bildiklerimize pek benzemiyor. Her şeyin incelikle düşünüldüğü ve masraftan kaçınılmadığı bir organizasyon, başta gelin ve annesi olmak üzere ailenin sinir hastası üyelerinin kaprisleri nedeniyle rezil oluyor çünkü. Hızla Dünya’ya yaklaşmakta olan ve çarpıp çarpmayacağı endişe ile tartışılan mavi gezegen Melancholia ile de filmin en başlarında tanışıyoruz. İkinci bölümde ise ilk bölümün aksine az diyalog, az oyuncu, fakat çokça huzursuzluk var. Lars von Trier film hakkında “Dünyanın sonu hakkında güzel bir film.” demiş.

Yönetmenin bir önceki filmi “Antichrist” gibi görkemli ve dramatik bir sahne ile açılıyor “Melancholia”. Muazzam görüntüler, usta işi bir görüntü yönetmenliği ve fonda çalan Wagner ile… Ve tam olarak şok edici bir son ile veda ediyor, ardında darbe almış bir seyirci bırakarak.

(Vizyon tarihi: 13 Ocak)

TOMBOY

(Yön: Céline Sciamma, Fransa)

İngilizce’de tam olarak Türkçe’deki “Erkek Fatma” deyiminin karşılığı olarak kullanılan “Tomboy”, cinsel kimliğini 10 yaşındayken keşfeden Laure’in hikayesini anlatıyor. Yeni taşındıkları mahallede kendini Michäel adında bir erkek çocuk olarak tanıtan Laure; aslında bir kız olduğunu saklamak için türlü yalanlar söylemek zorunda kalıyor. Bir çocuğun masumiyeti ile cinsel kimliği konusundaki farkındalığını çok iyi harmanlamış olan filmde Zoé Héran da başarılı bir performans sergiliyor.

Devamı…

Emre Eminoğlu

Magger, Kültür ve Sanat Blogger'ı
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x
Newsletter'a üye olmadınız mı?