Filmekimi’nin ‘Sürpriz Film’i, birçokları gibi beni de şaşırttı. İlk gösterimi Eylül ayında Venedik Film Festivali’nde yapılan Steven Knight imzalı “Locke”, tek oyuncu ile tek mekanda geçen bir filme göre sürükleyici, nefes nefese izlenen, heyecan verici bir film. İşte tam olarak bu nedenle, sonuna dek hak ediyor ‘sürpriz’ kelimesini…

locke - venice film festival gala

“Dirty Pretty Things” ve “Eastern Promises” gibe başarılı suç filmlerinin senaryosunun ardındaki isim olarak tanıdığımız Steven Knight, bu yıl iki film birden yazıp yöneterek yönetmenliğe de adım attı: İlki Londra’nın suç dünyasını konu alan Jason Statham’lı “Hummingbird” (Redemption), diğeri ise bu yazının konusu olan “Locke”. 85 dakika boyunca bir arabanın içinde geçen, Tom Hardy’nin canlandırdığı Ivan Locke’ın bir hedefe doğru yol alırken yaptığı hayatını değiştirecek telefon konuşmalarından oluşan filmin ilk gösterimi geçtiğimiz ay Venedik Film Festivali’nde, yarışma dışı olarak gerçekleşmişti. Film, Filmekimi seyircisi için olduğu kadar Venedik Film Festivali direktörü Alberto Barbera için de ‘sürpriz’ olmuş ki, festivalin ardından yaptığı bir açıklamada şöyle demiş*: “Tek bir pişmanlığım var, “Locke”ı yarışma filmleri arasına sokmalıydım. Festivalin gerçek sürprizi, o film.”

locke - venice film festival

Ivan Locke, iki çocuk sahibi bir inşaat şefi. Çalıştığı inşaat ertesi sabah tonlarca çimentonun dökülmesi sonucu Avrupa’nın en büyük ikinci temel atma töreni ile haberlere konu olacak. O akşam evine gidip oğulları ve eşiyle merakla beklediği bir maçı izleyecek ve erkenden inşaat sahasına gidip her şeyin tıkır tıkır işlemesi için son kontrollerini yapacak. Zaten Locke işine aşık, attığı ve atacağı her adımı ezbere bilen, kontrol delisi, planının işleyeceğinden son derece emin olsa da B, C hatta D planları bulunan, “betona aşık” bir adam. Fakat o gece hiçbir şey planlandığı gibi gitmemiş. Locke arabasında, fakat evine doğru gitmiyor. Sabah olduğunda da işinin başında olamayacak. Sürekli telefonu çalıyor, sürekli birilerini arıyor. 85 dakika süren yol boyunca Locke’un neden evine değil de Londra’ya doğru gitmekte olduğunun nedenlerini ve muhtemel sonuçlarını öğreniyoruz. Bu kontrol delisi adamın, tek bir kontrol-dışı durumla nasıl kontrolden çıktığına tanık oluyoruz Tom Hardy’nin kusursuz performansıyla.

(Filmin bütünü tek bir mekanda tek bir oyuncuyla, Tom Hardy ile geçse de, telefon konuşmaları sayesinde seslerini duyduğumuz tüm oyuncular da sanki karşımızda duruyorlar. Bu nedenle gözümüzün önünde yalnızca Tom Hardy olsa da, Ruth Wilson, Andrew Scott, Olivia Colman, Danny Webb, Tom Holland ve Ben Daniels gibi oyuncuların filme katkısı büyük.)

 

‘Sürpriz’ film “Locke”ın Shyamalanvari bir ‘sürpriz’ finali olmasa da, filmin hemen başında anlayamadığımız bazı açıklamaları öğrenmek sizin için ‘spoiler’ niteliği taşıyorsa, lütfen yazının buradan sonrasını okumayın.

locke

Ivan Locke, son zamanlarda karşımıza çıkan en başarılı anti-kahramanlardan biri. Kısa zaman önce hiçbir şey hissetmediği ve tanımdığı bir kadınla eşini aldatmış, bunu yaparken tedbirsizce davranarak ‘öteki kadını’ hamile bırakmış, gerçeği öğrendiğinde yapması gereken itirafı mümkün olduğunca ertelemiş ve hatasının ürünü olan bebeğin doğumu için yıllardır emek vererek kurduğu yuvasını, ilişkisini, çocuklarının kendisine olan sevgisini, ailesini, işini, kariyerini ve itibarını -yalnızca kendisinin değil iş arkadaşlarının ve patronunun da- tehlikeye atabilen bir adam var karşımızda. Bu adamın yaptıkları yanlış, yanlış ve yanlış… Tüm bunlara rağmen bir umutla izliyoruz Ivan Locke’ın kendi manevi sonuna doğru giden olaylar, daha doğrusu telefonlar örgüsünü. İçimize onu seven, onunla empati kurabilen bir tohum ekiyor yönetmen/senarist. Ve her telefonla bunca yanlış arasından en azından birinin düzelebileceğini, Locke’ın bunca yanlış arasından en azından birini düzeltebileceğini umut ediyoruz. Kendine – ve bize- söz veriyor filmin henüz başlarında Locke: Bu gecenin sonunda uğrunda her şeyi göze aldığı bebeği sağlıklı bir şekilde doğacak, karısı sakinleşerek olanları kabullenecek ve o çok sevdiği binanın temeli sorunsuz bir şekilde atılacak. 85 dakika boyunca, her ne kadar Locke yanlışlarla dolu bir adam olsa, her ne kadar gerçek hayatta karşımıza çıksa onu asla affetmeyecek olsak da, biz de onunla birlikte umut ediyoruz bunların tam da bu şekilde gerçekleşmesini.

 

Bir anti-kahramana karşı kurulan empatinin, içimizdeki saf umudun filmi “Locke”.

Hiçbir şey bilmiyoruz salondan çıktığımızda, yalnızca umut ediyoruz.

Filmekimi’nden başka film izlenimleri için Emre Eminoğlu’nun “Filmekimi’nin En İyileri #1: Le passé (The Past)” ve “Filmekimi’nin En İyileri #2: Gloria” yazılarını okuyabilirsiniz.

 

*”Keep watching the skies for shooting stars and fireballs”, Neil Young, 24/9/13,Tribune Magazine: http://www.tribunemagazine.org/2013/09/keep-watching-the-skies-for-shooting-stars-and-fireballs/

Emre Eminoğlu

Magger, Kültür ve Sanat Blogger'ı
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x
Newsletter'a üye olmadınız mı?