Çok sevdiğim Galata’da, hem semtin geri kalanındaki samimiliğe sahip hem de özellikle son yıllarda iyice sofistike bir havaya bürünen Serdar-ı Ekrem sokağının yeri ayrıdır. Farklı lezzetlerine bayıldığım kafeler, içinde hayali evimi döşediğim tasarım dükkanları, klasik mimaride binalar ve arnavut kaldırımlı yolu ile hoş bir soluktur.

Geçtiğimiz gün, sanatçı Leyla Emadi ile işlerinin yer aldığı Special Politic sergisini gezmeye gittiğimizde burada bir de galeri olduğunu öğrenmiş oldum. Sokaktaki diğer binalar gibi tarihi bir yapısı olan üç katlı bir binada yer alan GaleriBu, 2012’den beri sanat-tasarım-moda üçlüsü içinde projeler üretiyormuş. Kendisi de sanatçı olan Umut Yalım’ın kurduğu galerinin en üst katında ise genç tasarımcı Hasan Koca’nın showroom’u var. Galeri 10 Haziran’a kadar toplumların kolektif yapısı ve ürettikleri korkular üzerine giden bir karma sergiye, Special Politic’e ev sahipliği yapıyor.

Sergi kolektif ve ilkel zihin kavramları üzerinden yol alıyor. Kolektif zihnin hakim olduğu toplumları, heterojen bir yapıda olan ama bazı değerler etrafında birleşen toplumlar olarak tanımlayabiliriz, aynı Türkiye gibi. Bu toplumlarda grupların yanında bireylerin önemi azalıyor. Bireyleri çevresinde toplayan değerler fazlaca yüceltilebiliyor ve zaman içinde sorgulanması kabul edilemez konulara dönüşüyor.

Bu durumun bir sebebi olarak ilkel zihinden, yani bir şeye aidiyet duyma ihtiyacından bahsedebiliriz. Tanrısallaştırılan, konuşmaya ve tartışmaya kapalı kavramlar ise bir korku unsuru haline gelerek toplumlar üzerinde çeşitli şekillerde yaratılan otoriteye bir dayanak oluşturuyor. Bunun için de gruplar artık ortak korkular etrafında birleşirken, bireyler de korku kültürü içinde var olmaya çalışıyor…

Bu şekilde özetleyebileceğim sergi çerçevesi içinde, yüceltilen ve hatta fanatikleşen kavramlara Türkiye toplumu olarak hiç yabancı değiliz. Sanırım sadece Facebook’taki çeşitli haber yorumlarını okuyarak bile buna şahit olabilirsiniz. Bu yüzden sergi metninde bu duruma örnek olarak verilen din kavramına, sağ-sol ayrımı yapmadan tüm ideolojik fikirleri ve çeşitli toplumsal rolleri de eklemek mümkün sanırım.

Bugünkü Türkiye toplumunda da konu ne olursa olsun, tartışamamanın ve kapalı kalanın devamlı ürettiği bir korku söz konusu. Ve bunun etkisini sadece akşam haberlerini izlerken değil evden işe giderken bile hissedebiliyoruz. Sergide de bu gibi, politik olanın özel hayata sızdığı durumları izliyoruz.

special politic 1

Hülya Sözer, Ceket, 2016

Hülya Sözer’in, bana nedense Sevgi Soysal’ın Tante Rosa karakterini anımsatan heykeli Ceket, ‘kadın’ etrafında şekillenen toplumsal beklentilere değiniyor. Toplumun talep ettiği farklı farklı kadın beklentilerine karşı tepkisini sert suratıyla ve kendine büyük gelen kalıplı kırmızı ceketiyle ifade ediyor.

Candaş Şişman’ın, ses enstalasyonu Odaksız (Afocal), korku kültüründe kilit bir rolü olan medyayı ele alıyor. Medyada yayınlanmış röportaj ve konuşmaları aynı medya organlarının yaptığı gibi manipüle ederek bir araya getiriyor.

special politic 2

Leyla Emadi, Ethnimix

Leyla Emadi’nin haritaları ise bugünün Türkiye’sinde tehlikeli kavramlar haline gelen etnik kimlikler konusunun üzerine gidiyor. Ethnimix, Türkiye ve sanatçının aile köklerinin dayandığı İran’da bulunan etnik grupların harita üzerinde görselleştirildiği bir iş. Farklı grupları temsil eden renklerin birbirine benzer tonları ile bu ayrımların neden bu kadar keskinleştiğini sorguluyor.

Tuba Ergin’in manken üzerinde sergilenen kıyafet tasarımı ve Selda Başkaya’nın moda çekimlerini andıran fotoğrafları, sergiyi farklı bir disiplinin penceresinden bakarak zenginleştiriyor. Ayrıca galerinin moda ve tasarımı da kapsayan vizyonuyla örtüşüyor.

special politic 3

Öykü Ersoy, Gidiyor muyuz?, 2016

special politic 4

Tutku Bulutbeyaz, Extraterrestrial | Fotoğraf: campaignjr.com

Öykü Ersoy’un bugünün gündem konusu olan göçlerle beraber düşünebileceğimiz, aidiyet hissi üzerine şekillenen tuvalleri, Tutku Bulutbeyaz’ın din kavramıyla el ele giden korkuyu mimari yapılarla ilişkilendirdiği kolajları ve Manolya Çelikler’in toplumun kadın konusunda aştığı sınırları konu aldığı işleri aklımda kalanlar oldu.

special politic 5

Fotoğraf: galeribu.tumblr.com

İçinde yaşadığımız toplumu bol bol eleştirdiğimiz bir dönemde bu eleştirilerin yaratıcı bir güce çevrildiğini izlemek, açıkcası çok keyifliydi. Serginin, ses yerleştirmesinden, tasarıma, kağıt işlerden heykellere uzanan eser çeşitliliği oldukça zengin bir dil yaratmış. Ayrıca mekana çok yakışan bir kurguyla yerleştirilen işler, açıklama metinleriyle de izleyiciyi tatmin ediyor.

Küratörlüğünü Esra Özkan, Gencer Uçar ve Merve Balcıoğlu’nun yaptığı sergi 10 Haziran’a kadar açık.

Keyifli gezmeler!

Bu yazı daha önce ranakelleci.wordpress.com’da (The Artsy Blog) yayınlanmıştır.

Fotoğraflar: Rana Kelleci, campaignjr.com, galeribu.tumblr.com

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x
Newsletter'a üye olmadınız mı?