İş temposu, trafik, hızlı yaşam derken bazen kendimizi unutabiliyoruz. Sizin için önceden ziyaret ettiğim ve hepimize iyi gelecek ferah atmosferli mekanları derledim. Güzel restoranlardan hamamlara, antika sokaklarından butik otellere seçmece bir liste bu. Keyifli okumalar ve ferah bir hafta dilerim!

1. Kadıköy Antikacılar Sokağı

Kadıköy Antikacılar Sokağı

Antikaseverler için paha biçilemez bir sokak olan Kadıköy Antikacılar Sokağı’nda en iyi müzayedelerde görebileceğiniz parçaları bulabiliyorsunuz. Ben Çukurcuma’yı ve bit pazarlarını çok severim, ancak burada çok daha kaliteli parçalarla karşılaşabiliyorsunuz. Başta Fransa ve Viyana olmak üzere, koltuktan sürahiye, masadan yatak başına Avrupa’dan gelen yüzlerce ürün antikacılarda sergileniyor.

Benim en çok ilgimi çekenler ise rengarenk kahve fincanları oldu. Antikaya meraklıysanız, fiyatlardan korkmadan Antikacılar Sokağı’nı gezmenizi öneririm. Bu sokağın size keyifli ve ferah bir gün geçirteceğinden emin olabilirsiniz!

2. ANY Arnavutköy

Any Arnavutkoy

Yıllardır “Keşke Arnavutköy’ü güzel bir café açılsa…” diye söylenirken, geçtiğimiz aylarda bir gün karşıma çıktı ANY. O günden beri dekoru, yemekleri, hizmeti, müzikleri ile Arnavutköy’e “Karaköy”lük kattı diyebilirim.

ANY’e girdiğiniz anda kendinizi yurtdışında bir köşe barında hissediyorsunuz. İçerisi o kadar güzel dekore edilmiş ki, hava güzel olsa bile içerinin ferah atmosferini deneyimlemek istiyorsunuz.

ANY’e günün her saati gidebilirsiniz; pazar günü bir kahvaltıya, cumartesi günü brunch’a, hafta içi iş çıkışı drink almaya, haftanın belirli günleri DJ eşliğinde güzel müzik dinlemeye… Bunların hepsinde keyifli vakit geçireceğiniz garanti!

3. Lavanda Boutique Hotel

Lavanda Butik Otel

Şimdi size İstanbul’daki en ferah yerden bahsedeceğim… Casa Lavanda, Feryal ve Ahmet Şen çiftinin 20 sene önce keşfedip aldıkları yazlıklarını sonradan butik otele dönüştürme fikri ile ortaya çıkmış. 4 sene önce açılan Lavanda, misafirlerine sadece yemyeşil bir ortam değil, restoranındaki güzel yemekler, arkadan çalan klasik müzik, odalarının şirinliği ve gerçekten hiçbir yerde bulamayacağınız servisi ile unutulmayacak bir deneyim yaşatıyor.

Otelin yemeklerine gelince… Biz gittiğimiz akşam, muhteşem bir yemek yedik diyebilirim. Buranın yemeklerinin bu kadar lezzetli olmasının büyük bir nedeni ise, Feryal-Ahmet Şen çiftinin oğulları Emre Şen’in ünlü bir şef olması. Feryal Hanım’ın söylediğine göre Emre, otelin mutfağının şefliğini üstlenmiş durumda.

Casa Lavanda’nın sabah kahvaltısı da dillere destan! Ev yapımı reçeller, Ulupelit köyünde taze yapılan köy ekmeği, Sivas’tan gelen petek bal, yine Ulupelit’ten sucuk, taze portakal suyu, mini omlet ile birçok çeşidi barındırıyor otelin kahvaltısı.

4. Roundabout

roundabout

Firuzağa’da bulunan roundabout aslında bir grafik tasarım studyosu. Daha çok basılı işler (kurumsal kimlik, kitap tasarımı, dergi, tipografi, paketleme gibi) üzerine yoğunlaşıyorlar. Projenin ölçeğine bakmaksızın butik bir yaklaşımla, tüm enerjimizi koyarak kaliteli işler çıkarmak en önemli amaçları. Bunun yanı sıra roundabout, tasarım ürünleri bulabileceğiniz minik bir dükkan. Buradaki ürünler roundabout’u yansıtıyor, grafik tasarım konseptinden çok fazla dışarı çıkmadan seçilen ürünler arasında serigrafi baskı posterler, çanta, letterpress baskı not defterleri, kartlar, takvim ve bazı tekstil ürünleri bulunuyor.

rounabout’u keyifli ve ferah bir ortam yapan hem güzel dekoru hem de orta masalarının herkese açık olması. “Kafede tek başınıza çalışacağınıza gelin beraber çalışalım, fikir üretelim, ortak proje yapalım” diyorlar. Böyle ferah bir ortamda, konuşulan, bazen hayal gibi gelen, ne zaman nasıl olacak ki denilen projeleri hayata geçirebilirsiniz!

5. Kılıç Ali Paşa Hamamı

Kılıç Ali Paşa Hamamı

Kılıç Ali Paşa Hamamı’nı ve yerini hepiniz biliyorsunuzdur; Tophane’de Alpet benzin istasyonuyla nargilecilerin ortasında bir otopark vardır, otoparkın arkasında ise kubeli bir taş bina… İşte orası 1580′de Mimar Sinan tarafından yapılan Kılıç Ali Paşa hamamı! Buranın lokasyonu her anlamda çok güzel çünkü hamamdan çıktıktan sonra Karaköy’e yürüyüp, Karaköy’de onlarca cafeden birinde kahvaltı edebiliyor, kahve/çay içip hamam keyfinizi arkadaşlarınızla konuşabiliyorsunuz.

Hamamın iç kısmı inanılmaz ferah ve şık. İçeriye girdiğinizden itibaren tertemiz mermerin üzerinde rahatlama ve keselenme&yıkanma süreci toplamda 1 saat sürüyor. Bence bu süre gayet yeterli. Sonunda ise havlularınızı giyip, tertemiz bir şekilde “after-hamam” mekanına girip, dinleniyorsunuz. Dinlenme yerinde isterseniz çay ikramı yapıyorlar.

İşte bunlardan birinde size özel, farklı bir saat geçirmek istiyorsanız Kılıç Ali Paşa hamamını tüm kadın ve erkeklere öneriyorum. Buradan dışarıya tertemiz olarak çıktığınız zaman kendinizi çok ferah hissedeceksiniz!

6. GiyÇek Nostaljik Fotoğraf Stüdyosu

giycek

Serdar-ı Ekrem Sokak’ta, ünlü Doğan Apartmanı’nın girişinde bulunan stüdyoda onlarca nostaljik kostüm var; siz bu kostümleri giyip profesyonel, ama bir o kadar da eğlenceli bir çekim yaptırıyorsunuz. Buranın aslında amacı şu; gününüzü keyifli hale getirmek, sevdiklerinizle nostaljik bir gün yaşatmak ve sonrasında elinizde birbirinden güzel fotoğraflarla sizi evinize uğurlamak…

Yüksek tavanlı, ferah ortamından pek keyif alacağınız GiyÇek stüdyosuna girdiğiniz zaman; Osmanlı döneminde hangi role sahip olacağınızı siz seçebiliyorsunuz. Padişah veya sultan olabilir, harem kadınların biri veya 1800′lerin sonlarında yaşayan Fransız tarzını benimsemiş bir hanımefendiye bürünebilirsiniz.

Stüdyoda, Osmanlı’ya ait iki dönemin kostümleri bulunuyor. Bunlardan ilki Muhteşem Yüzyıl dizisinden aşina olduğumuz kaftan ve şaşalı elbiselerden oluşan 1500′lü yılların kostümleri… İkinci dönem ise 1850′lerden sonra gördüğümüz fes takan paşa kıyafetleri ve gayrimüslim kadınların şık elbiselerinden oluşuyor. Biz hangi dönemi tercih etsek diye kararsızlığa düşünce, dayanamayıp ikisinden de fotoğraf çektirdik.

Nostalji dolu bir gün geçirmek, arkadaşınıza veya sevgilinize orijinal bir hediye yapmak, İstanbul’a gelen turistlerinize bir Osmanlı deneyimi yaşatmak için Giyçek’e mutlaka uğrayın. %100 eğlence garantisi benden!

7. Patisserie de Pera

patisserie de pera

İngiliz Mimar Anouska Hempel’in tasarladığı Patisserie de Pera; makaron severler için tek kelimeyle bir cennet. Sakızlı makarondan fıstıklısına birçok çeşit yiyebiliyorsunuz ve her biri kusursuz tazelikte. Doğruyu söylemek gerekirse, burada aldığım makaron lezzetini uzun zamandır İstanbul’da hiçbir yerde bulamıyordum.

Patisserie de Pera’da kruvasan gibi Fransız kahvaltısı kaçamakları yapmanız da mümkün; yanında çeşitli reçelle sunulan kruvasan da benim gibi hamur işi sevenler ve İstanbul’da lezzetli bir Fransız kahvaltısı arayanlar için ideal.

Peki burada başka ne bulabilirsiniz? Çeşit çeşit pastalar, çilekli tartlar, cupcake’ler, el yapımı çikolatalar burada kesinlikle denenmesi gerekenlerden. Tabii, tatlınızı seçmişken yanında nostaljik fincanlarda servis edilen çaylar veya gurme kahvelerden şipariş etmeyi unutmayın. İçerideki detaylar o kadar şık ki, mekanın zevkine yediklerinizden ayrı servis tabaklarını ve fincanlarını deneyimlediğiniz zaman daha çok varıyorsunuz.

Patisserie de Pera’ya girdiğiniz zaman bir saatliğine de olsa, İstanbul’dan bir hayli uzaklaşıp Paris sokaklarında buluyorsunuz kendinizi.

8. Bahçede Sinek, Büyükada

Bahçede Sinek

Bahçede Sinek, iki kız kardeşin seneler önce Büyükada’da kurduğu tasarım harikası bir café. Burası merkeze uzak; o yüzden yapmanız gereken faytona binip; faytoncuya adres olarak “Maden Sonu – Bahçede Sinek Café” demeniz.

Bahçede Sinek’te, harika bir kahvaltı tabağını ortaya alabilirsiniz; sahanda yumurtayı, çıtır sucuğu sipariş edebilirsiniz. Bahçede Sinek’in limonatası çok ünlü aklınızda bulunsun; bir de nane çayı seviyorsanız yemekten sonra nane çayı istemeyi unutmayın. Klasik müzik eşliğinde, güler yüzlü insanlarla, bu tasarım harikası café’de kendinizi dünyanın başka bir yerlerinden hissedeceksiniz. Ferahlığın diğer adı burası galiba!

9. Balat Sahil Restaurant

Balat Sahil Restaurant

Severek takip ettiğim Vedat Milor’ün tavsiyesiyle gittiğimiz Balat Sahil Restoran mezeleri, ortamı ve ana yemek olarak kalkan balığıyla bizden tam puan aldı. Bir aile işletmesi olan mekanda, yediğiniz tüm yemeklerin lezzetinde özenerek pişirildiğini hissediyorsunuz.

Mezeleri açık büfeden seçtiğimiz restoranda, biz soğan dolması, fava, mantar turşusu ve enginar dolmasına bayıldık. Masaya gelen ekmekler defne yaprağı üzerinde pişiliyor, bu da ekmeğe eşsiz lezzet ve koku katıyor. Ara sıcak olarak ahtapot ızgara ve börek yedik. Sinop ve İnebolu’dan gelen kalkan ve fener kavurmayı da ana yemeklerimiz olarak seçtik, özellikle kalkan muhteşemdi.

Bu aralar farklı mekanlar ve semtler gezmek istiyorsanız, rotanıza ferah sahilinde gezebileceğiniz Balat’ı ve Sahil Restoranı alın.

10. Nikol Galata

Nikol Galata

Nikol Galata, Galata Kulesi’nden Doğan Apartmanı’na doğru giderken solda yüksek tavanı, muhteşem dekoru ile ilginizi çekiyor. İçeri girdiğiniz anda şık oturma grubu, büyük masası ile ferah bir ev hissini size hemen yaşatıyor.

Burası aslında bir café’den çok daha fazlası; Nikol Galata kendi çikolatalarını yapıyor, şık paketlerde misafirlere sunuyor. Fıstıklı çikolatası, çikolata kaplı lokumu, çikolatalı pastaları tatlıseverleri Nikol’de bekliyor. Ayrıca, o civardaysanız çiçek bölümünden ofisinize, evinize ve misafirliğe giderken güzel buketler yaptırabilirsiniz. Café’nin içerisinde birbirinden güzel takılar bulmanız da mümkün.

İstanbul’un en güzel sokağı olan Serdar-ı Ekrem’in taşlı yollarında yürürken, daha da ferah bir ortam için Nikol Galata’yı ziyaret etmenizi öneririm.

First

 

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x
Newsletter'a üye olmadınız mı?