Artık birçoğumuzun tatili bitti ya da son demlerini yaşıyoruz, bu demek oluyor ki, İstanbul’a yani kürkçü dükkanımıza geri döndük. İstanbul da sanırım dönüşümüzden çok memnun olmadı çünkü Haziran ve Temmuz’da bizi serin serin ağırlarken Ağustos’ta yaptı yapacağını, sıcak havayı üstümüze saldı, biz de vantilatör ve klimalarla dost olmaya başladık. Evde, işte veya kapalı yerlerde sıcakların üstesinden bir şekilde geliyoruz ama dışarıdaysak ne yapacağız? Gezerken veya alışveriş yaparken sıcaktan bunaldığınızda, şöyle bir oturup serinlemek ihtiyacı duyduğunuzda işte imdadınıza yetişecek İstanbul’un serin lezzetleri ve bu lezzetlerin en iyi sahipleri:

1. Dondurma @ Yaşar Usta
Dondurma

Yaz ve sıcaklar gelince hepimizin aklına da şüphesiz ilk olarak dondurma geliyor. Dondurma deyince de tabii ki dondurmanın efsane ismi Yaşar Usta… Bence Dondurma=Yaşar Usta. Nedeniyse çocukluğumun dondurma geleneğini aynı lezzette sürdürüyor olması. Daha hayatımızda Algida ve Magnumlar yokken dondurmacı amcamızın tezgahının önündeki sırada en başta yerimizi alırdık. Süt ve meyvelerle hiçbir katkı maddesi kullanılmadan yapılan dondurmayla en güzel serinliği yaşardık. Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu misali hazır dondurmalar ve dondurma zincirleriyle tanışmaya başlayınca dondurmalarda da eski lezzeti arar olduk. Aynı lezzeti yıllar sonra İstanbul’a geldiğimde Yaşar Usta’da buldum. O gün bugündür de Bostancı’daki tezgahının önündeki en az iki metrelik kuyrukta, 40 yıl düşünsem aklıma bile gelmeyecek meyvelerle ve malzemelerle yaptığı kaç çeşidi olduğunu hiçbir zaman bilemeyeceğim enfes dondurmaları yemek için yerimi almaya başladım. Artık Bağdat Caddesi’ne ve Koşuyolu’na da yeni şubelerini açtı. Karşıda olanlar için de sağolsun Ara Cafe, müşterilerini bu serinlikten mahrum bırakmamak  için Yaşar Usta’nın dondurmasını uzun yıllardır servis ediyor. Ayrıca Levent’te de bir şubesini açmış, birkaç AVM’de de satış noktasını oluşturmuş durumda. Gördüğünüz gibi nerede olursanız olun Yaşar Usta sizi serinletmeye kararlı!

the house cafe limonata2. Limonata @ House Cafe

Limonata ise dondurmadan sonra ikinci en başarılı serinlik uzmanı. Limonatayı eskiden evlerde veya sadece birkaç çay bahçesinde içerken bundan birkaç yıl önce birden bir trend başladı ve limonata en lüks mekandan köşedeki büfeye kadar her yerde yaz aylarının baş tacı içeceği oldu. Bununla da yetinmeyip nanelisinden elmalısına hatta satsumalısından narlısına, zencefillisine kadar birçok farklı malzemeyle bu serinliği çeşitlendirdiler. Bu kadar çok yapan yer varken benim için limonata en naneli, en serin ve en özel sunumuyla ilk başta The House Cafe’de karşıma çıktı. Belki ilk gözağrım olduğu için olacak ama bana göre yine de limonatada özellikle nanelisini sunmada şehrin en iyisi House Cafe. Şekeri ve aromasıyla ev yapımı kıvamında ve lezzetinde. Ayrıca Ortaköy ve Caddebostan’daki şubeler de bu serinliğe eşlik edecek konumda. Biz de bu durumda ne yapıyoruz, denize nazır koltuklarda vapurları veya yelkenlileri seyrediyor, esen rüzgarla birlikte limonatamızı yudumluyor ve serinliği doya doya hissediyoruz.

Frozen - Limonlu Bahçe3. Frozen ve Buzlu kokteyller @ Limonlu Bahçe

Limonatadan sonra yine limonla serinlemeye devam edelim. Limonlu Bahçe’nin zaten ismini duyunca serinlemeye başlıyoruz bile. Limon ağaçlarının gölgesinde uzanmak, hem sıcak hem de karmaşadan uzaklaşmamıza yetiyor. Bir de bunun üstüne kendilerinin özel karışım ürünü olan frozen ve dondurmalı alkolsüz kokteylleri tek çatı altında birleştirdikleri limon mamüller gelince de serinlik ikiye katlanıyor. Limonlu Bahçe’nin bence medar-ı iftiharlarından bu hoş buzlu rüyasını ağzımıza alır almaz serinliği uzatmak için elimizden geleni yapıyoruz. Çilek, kavun ve şeftali gibi çeşitleriyle frozen’lar, frambuaz, çilek, vişne ve dondurmayla yapılan kırmızı ahenk kokteyli ile fesleğen, zencefil, limonata, dondurmanın en güzel birlikteliğinin simgesi limon vitaminden oluşan bu mamüller, İstiklal Caddesi’nde güneşin altında yürüyüp sıcaktan pestilimiz çıktığında hemen yememiz ve yedikten sonra “oh be, dünya varmış” dememiz için bizi bahçesine davet ediyor.

Otlu Ayran @Zamane Kahvesi4. Otlu Ayran @ Zamane Kahvesi

Herkesin beğendiği, müdavimi olduğu, günün herhangi bir saatinde gidebileceği ve özellikle kız kıza bir buluşma ayarlanacağı zaman ismini önerdiği favori bir mekanı mutlaka vardır. Benim için de Zamane Kahvesi, aynen böyle bir yerdir. Sabah kahvaltı için giderim, öğlen yemek için giderim, yemeğin üstüne kahve için giderim, arkadaşlarla beş çayına giderim ya da akşam kız arkadaşlarımla hafif bir şeyler atıştırmak ve üstüne bir dilim kek veya pastayla günü kapatmak için giderim. Burada da son dönemlerdeki en favori içeceğim kesinlikle otlu ayran. Öncelikle ayran başlı başına reklamlardaki slogan gibi “içtikçe serinleyebileceğimiz” en sağlıklı içecek. Zamane Kahvesi’ndeki ev yapımı buz gibi bu ayrana salatalık, nane, fesleğen ve maydanoz da eklenince serinlememek için hiçbir bahanemiz kalmıyor. Yemeğinizin yanında deneyebileceğimiz gibi tek başına da içebileceğimiz harika bir karışım. Bağdat Caddesi veya Nişantaşı’ndaysanız, sıcak bastığında kendinizi atabileceğiniz ve otlu ayranı hemen sipariş edip serinleyeceğiniz bir Zamane Kahvesi mutlaka olacaktır.

Sangria @Mangerie5. Sangria @ Bebek Mangerie

Serinletici lezzetler listesini, akşam içeceğiniz güzel bir içkiyle kapatmak da güzel olacaktır. Bebek sırtlarında yüzünü Boğaz’ın güzel manzarasına dönmüş, denizin esintisini ciğerlerine çeken ve özellikle akşamüstleri, serinliğin kalesi haline gelen en şirin mekandır Mangerie. Bu mekanın zaten müdavimleri bilir, en güzel yemek kahvaltı, en güzel tatlı Bailey’s mud cake ve en güzel içecek daha doğrusu içki ise Sangria’dır. Özellikle de yaz akşamlarının vazgeçilmezi Sangria, kırmızı, beyaz ve roze çeşitleriyle  mekanın terasındaki serinliğin en yakın arkadaşıdır. Buzların meyve parçacıklarıyla dans ettiği Sangria’nın önce rengine ve meyvelerle süslü görüntüsüne sonra da tadına ve verdiği serinliğine aşık olacağınız kesin. Tıpkı diğer yemekler gibi Sangria da tamamıyla ev yapımı ve websitelerinde verdikleri tarifle de sizin de bu serinliği evde gerçekleştirmenize teşvik ediyor. Yalnız Sangria ile ilgili kötü bir haberimiz var: bu içkiyi içmek için maalesef isteseniz de bencil olamayacaksınız çünkü sürahide geliyor (gerçi çok ısrar ederseniz kadehte de veriyorlar ama ısrar etmeyin bence). Tek başınıza koca sürahiyi bitirebilir misiniz bilemiyorum ama serinliğe ortak arayacağınız kuvvetle muhtemel. Hatta arkadaşlarınızla gitmenizi şiddetle tavsiye ederim çünkü terasında Sangria eşliğinde hep birlikte günü bitirmek kesinlikle daha keyifli ve tabi ki daha serinletici. Kısaca şöyle de diyebilirim: “Sangria, paylaşınca daha serin!”

Ağustosun sonlarına gelmemize ve sonbaharı karşılayacak olmamıza rağmen güneş daha uzun süre en tepede kendini göstereceğe benziyor. Dolayısıyla bu sıcaklarda kızgın kumlardan serin sulara atlamış gibi hissetmeniz için bu lezzetlerden birini seçmeniz, hatta mümükünse hepsini sırayla denemeniz tavsiye olunur ne de olsa serinleyeceğiniz garanti!

Serinlik önerilerinin devamı için theMagger 10 listelerimizden İstanbul’da Tatmanız Gereken 10 Dondurma ve İstanbul’da Tatmanız Gereken 10 Limonata yazılarına göz atabilirsiniz.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x
Newsletter'a üye olmadınız mı?