Yeni sezon, geri sayıma; tiyatrolar yeni oyunlarını sahnelemeye ve biz tiyatroseverler de izlenecek oyunlar listemizi yapmaya başladık. Listelerimizin arasına bir önceki sezondan izleyemediğimiz veya yine yeniden izlenmeyi hak eden oyunları da eklemek gerek. Parçacıklar oyunu da işte bu “mutlakalar” arasında yerini almalı. Neden mi? Çünkü Pürtelaş Tiyatro, sizi dünyanın en eğlenceli fizik dersine davet ediyor!

p1

Pürtelaş Tiyatro, 3 Mart 2015’te Nick Payne’nin oyunu Parçacıklar‘ı tiyatroseverlerin beğenisine sunmaya başladı. O gün bugündür de olasılık konusunu ilişkiler üzerinden bize anlatmaya devam ediyor. Sahnede bal üreticisi Roland ile kuantum fizikçisi Marianne var. Mesleklerine bakarak ne alaka dediğimiz bu iki insan, bir partide karşılaşıyor ve fizik dersimizin zili de çalmış oluyor. Tıpkı bizler gibi evrende dağılmış birer parçacıklardan ibaret olan bu iki insan, kuantum fiziği doğrultusunda birbirlerini çekiyor (ya da itiyor) sonra da ilişkilerini olasılıklar dahilinde şekillendiriyor. Olasılıklar düşündüğümüz gibi üç beş tane değil, her birine bir şık vermeye kalksak alfabenin yirmi dokuz harfini çoktan aşar ve bize uzay kadar sonsuz olduğunu kanıtlar nitelikte. İşte bu olasılıklar içinden hür iradeyle seçim yapılır ve o seçimlere göre bir yol çizilir. Bu yolda bazen engebeli, bazen de hızlıca ilerlenir. Biz buna kader deriz. Tüm bunlara dünyanın en güzel ve en karmaşık duygusu aşk eklenir ve ortaya da iki ayrı cinsiyetin bu dünyada belki de paralel evrendeki ilişki serüveni çıkar. İşte Parçacıklar kısaca bize bunları anlatır.

p4

Hayat olasılıklardan ibarettir, birini seçmek gerekir. O seçimin de mutlaka bir sonucu vardır. Yaşayıp görürsün. Her seçimden sonra başka olasılıklar da karşına çıkacaktır, yine seçim yapman gerekecektir sonra yine o seçimin bedelini yaşaman… Bu döngü hep böyle gider ta ki sen ölene kadar. Kısaca seç ve yaşa bence! Bir an kafa karıştırıcı gibi görünse de Roland ve Marianne’nin diyalogları, farklı olasılıklara göre farklı atışmaları, bu bilimsel konuları komik, kimi zaman da kahkahalı bir bir derse dönüştürür. Ders bittiğinde, bu iki kişinin ilişkilerinin sonunu da, yaşam sınavında karşımıza çıkabilir diye cebimize koyup oradan ayrılırız.

Parçacıklar oyununu bu kadar başarılı yapan, oyunun konusundan ziyade Pürtelaş Tiyatro’nun emeği. Serdar Biliş’in genel sanat yönetmeni olması ve diğer oyunları gibi bu oyunda da farkını gösteriyor. Yerli yerinde bir rejiyle, oyunun yönetmeni Tamer Can Erkan, ilişkilerdeki olasılığı sahnenin her köşesine başarıyla yerleştirmiş. Ortada dekor yok ancak sadece iki oyuncuyla sahnede boş sayılabilecek bir alan da yok. Oyunun en güzel yanı ise Cem Yılmazer’in ışık tasarımı. Olasılıkları ve evrende uçuşan biz parçacıkları temsil eden şeker gibi ışık kümelerinin altında tıpkı olasılıklar gibi sonsuza kadar uzanmak istedim. Benim için oyunu başarılı yapan en önemli unsur doğru çevirisiydi. Oyunu izlemeden önce fizik üzerinden ilişkilerin anlatılacağını biliyordum. Ya çeviri iyi değilse ve oyunu anlayamazsam diye endişelerle gittim. Ancak Ece Dizdar o kadar güzel çevirmiş ki, kulağı tırmalayan ve bizde bunu böyle demeyiz diye kabul edeceğim bir ifade veya diyalog yok gibiydi. Sayesinde fizik gibi zor bir konuyu çok yalın bir şekilde anladık.

p3

Oyuncular Damla Sönmez ve Deniz Karaoğlu, önyargılarımı daha ilk dakikada kırdı ve ayakta alkışlattı. Damla Sönmez’i ilk defa sahnede izleme şansım oldu. Açıkçası pek bir beklenti içinde değildim ancak her olasılıkta ayrı bir ruh hali içine bürünmesi ve tüm duygu ve düşüncesini sadece birkaç saniye içinde değiştirip yenilerini anında iletmesi beni şaşırttı. Sayesinde Marianne ne hissediyorsa biz de onu hissettik. Deniz Karaoğlu için de durum pek farklı değildi. Roland’ı fazlasıyla benimsemiş, değişen duygularını kendisiyle birlikte bize de yansıttı. Geçen sezonun hayal kırıklığı yaşadığım oyunlarından Özel Kadınlar Listesi’nde oyunculuğunu pek alkışlayamamıştım ancak burada başarısını oldukça net görmüş oldum. Diğer taraftan iki oyuncunun birbiriyle uyumu ve sahnedeki paslaşmaları da takdire şayan. Kısaca fizik dersinin iki başarılı öğretmeni olmuşlar. Oyunun hareket yönetimini üstlenen Candan Baş’ı da ayrıca akışlamak lazım.

Genel olarak tek olumsuz eleştirim oyununcuların kostümleriyle ilgili olacak. Roland karakterinin kıyafeti gayet uygun ancak Marianne’nin kıyafetini karakterle bir türlü bağdaştıramadım. Genç bir profesör ancak kıyafetiyle emekli profesör gibi duruyordu, özellikle oyunun başlarında kıyafetle karakter birbirinden oldukça uzak kalmıştı.

???????????????????
Parçacıklar, konusu, oyuncuları ve en çok da dekoruyla size “kim korkar şu fizikten” dedirtecek ve 70 dakikalık bu dersin bitiş zilini hiç duymak istemeyeceksiniz. Pürtelaş Tiyatro, 5 Ekim’de bu oyunla yeni sezona merhaba diyecek, haberiniz olsun.

İyi seyirler!

IMG_20160525_132756

Fotoğraflar: Pürtelaş Tiyatro

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x
Newsletter'a üye olmadınız mı?