Selim Çiprut’la muhtemelen twitter’ın bir yerlerinde karşılaşmışsınızdır. As Maça’nın raflarda görünmesinden önce de espirili tweetleriyle twitter’da çok aktifti, ancak As Maça yayına girdi ve olay orada koptu! As Maça’yı hala okumadıysanız bu röportajı okumanızı, twitter’da #asmaca hashtag’ini takip etmenizi sonra da bir kitapevine gidip bu kitabı satın almanızı tavsiye ediyoruz! Ve karşınızda Selim Çiprut…

Selim, seni daha yakından tanıyabilir miyiz? Kimsin, nerdesin, neler yaparsın?

Benim adım Selim Çiprut. Ben de sizin gibi bu dünyalıyım işte. Başka bir yerden geldiğimi düşünenler olsa da doğma büyüme buralıyım. 1972 yılında İstanbul’da doğdum ve o günlerden bugüne inatla ve ısrarla geldim. Birkaç sene öncesine kadar senaryolar yazıyordum ama şu aralar kendimi kitap yazmaya adadım.

As Maça, çok başarılı bir roman. Dostluk kavramını bize bir kez daha hatırlatıyor. Okumayanlar (ve okuyanlar) için As Maça’yı ve 4 arkadaş arasındaki dostluğu bir de senden dinleyebilir miyiz?

Dostluk kavramı aslında son zamanlarda yitirdiğimiz ve anlamını unuttuğumuz en önemli kavramların başında geliyor aslında. Ben bu romanda kaybettiğimiz bu değeri tekrar kazanmak uğruna bir şeyler yazmak ve üretmek istedim. Sanırım bu konuda başarılı oldum. AS MAÇA’daki dostluk; farklı dinlere, düşünceler ve yaşam tarzlarına sahip 4 erkek arkadaşın 30 seneye yayılan ve herkese örnek olması gereken bir dostluk hikayesi. Derler ya ders niyetine okutulmalı, aynen böyle bir dostluk işte bu.

As Maça kavramının gücünden bahsedebilir misin bize?

AS MAÇA’nın aslında tüm kartlar arasında bambaşka bir kozmik gücü vardır. Benim romanımda da bu böyle. Kumarla alakası yok romanın öncelikle bunu belirtmek isterim. Ama diğer kartlara oranla daha güçlü ve kozmik gücü olması bu kartı bir adım daha öne çıkartabiliyor. Roman’da ‘AS MAÇA’ kavramını çok iyi anlattığıma inanıyorum. Okuyanların bana bu konuda hak vereceğine eminim. Mesela kitapta 1-2 yerde kahramanlardan biri Casino’da Texas Hold’em oynuyor. Kazanma umudu açılacak son kağıda bağlı ve beklediği kağıt ‘As Maça’ . Devamında ne mi oluyor? Okumak lazım onu da :)

Twitter yorumlarına bakılırsa, kitabın sonunda kitabı okuyan neredeyse herkes ağladı. Kitapta insanları ağlatmak zordur; görüntü yoktur, acıklı müzik yoktur. Bu başarını neye bağlıyorsun?

Dediğin gibi insanları okurken ağlatmak gerçekten zordur. Bunu yazarken ve çizerken en ince hatlarına kadar yazman ve hissetmen gerekir. Benim altyapım senaryo olduğundan dolayı bunları daha içten ve derinden hissetmem kadar da normal bir şey olamaz. Sizler okurken ağladınız, ben ise yazarken. Çünkü As Maça inanılmaz bir duygusallık seli. Bazı okuyucularım bu romanım için 21.YY’ın ‘Çocuk Kalbi’ bile dediler. İnsanların kalbine dokunmak zordur, ben ilk romanımda zoru başardım. Benden mutlusu yok.

Kitabı yazarken en severek yazdığın sahneyi bizimle paylaşır mısın? 

Kitapta en severek yazdığım sayfaların başında Saint-Joseph Lisesi ile Galatasaray Lisesi’nin İstanbul Şampiyonluğu için karşı karşıya geldiği futbol maçı geliyor. Bu olayı bire bir gerçekten yaşadığım için tekrardan kelimelere dökmek beni inanılmaz heyecanlandırdı. Sanki o kupayı tekrar kaldırmış gibi oldum. Şu an bile tüylerim diken diken oldu desem bunları yazarken…

Gerçek hayatta “mucize”lere inanır mısın?

Gerçek hayatta ‘Mucize’lere inanırım. Ben 40 yıllık ömrümde bile birçok mucizeyi bire bir yaşadım. Umarım ilerleyen yıllarımda da buna benzer duyguları yaşarım. Zaten inanmayan bir insan varsa hayattan umudunu kessin ve oturup kaderini beklesin derim.

As Maça’nın filmi çekilecek mi? Nedir yeni planlar?

Şu an için böyle bir proje yok ama dolaylı yerden gelen teklifler var. Bu konuda ince eleyip sık dokumayacağım. Zamanında ağzım çok yandı. Bu sefer aynı hataları yapmayacağım. Ama şunu garanti edebilirim ki eğer ‘AS MAÇA’ sinema filmi olursa, sinemadan çoğu kişi bildiğin komada falan çıkacak ve yıllarca kimse bu filmi unutamayacak. Bunun altına imzamı atmaya hazırım.

Yeni bir kitap daha geliyor, değil mi? Bize biraz ipuçları verebilir misin?

Şu anda bitirmek üzere olduğum ikinci romanımın adı ‘Civa’. Kısmetse Ocak başı gibi tüm kitabevlerinde olacak. As Maça’yı okuyanlara inanılmaz derecede bir ters köşe yapmaya hazırlanıyorum bu romanda. ‘Civa’yı okuduktan sonar okuyucularım aynen şöyle düşünecek:  ”Yok, yok. As Maça’yı yazan biri böyle gerilim dolu bir romanı yazamaz…” Muhtemelen ‘Civa’yla beraber Türkiye’de bir ilke daha imza atmış olacağım. O da belirli bir tarzı olmayan yazar kategorisi yaratacağım. Tarz’dan kastım tür. Yani Dram, Gerilim ya da Bilim-Kurgu.

Twitter’da 20.000’in üzerinde takipçin var. Her an yeni bir olayla ilgili espirili bir tweet atabiliyorsun. Nasıl buluyorsun bu kadar yorum yapacak şey :)

Aslında oturup da bir şey yazacağım diye dakikalarca düşünmüyorum. Mizah zeka işidir ve spontane gelişir. O anda aklıma gelen şeyi anında kelimelere dökerek tweetliyorum. Ama dikkat ettiğim en önemli noktaların başında espri de olsa bu tweetin başka kurumları ve kişileri yaralamaması.

Senin hakkında bilmediğimiz 3 şey sayabilir misin?

-Palyaçolardan çok korkarım…

-Her gün mantı ve yaprak sarma yersem bıkmam.

-Küçükken hep itfaiyeci olmak istemiştim.

Aşağıdaki boşlukları doldurabilir misin?

* İzledikten sonra hayatını etkileyen film… Schindler’s List, Steven Spielberg

* Dinlemekten asla sıkılmayacağın albüm… Violator, Depeche Mode

* Türk yapımlar… Yıllardır aynı yerde sayıklıyorlar.

* İstanbul… Gözümü açtığım ve muhtemelen kapayacağım şehir.

* Dostluk… Metin, Oktay, Gülhan. (As Maça’cılar anlar)

* 40 yaşında olmak… Daha 25′im, çok var 40′a :)

theMagger okuyucularıyla, hayat felsefeni paylaşabilir misin?

‘’Hayal’et ‘ten değil Hayal’etmemekten kork’ Bu sözümü çok severim :)

Teşekkürler!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x
Newsletter'a üye olmadınız mı?