Sinema ile aranız nasıl? Siz de çok beğendiğiniz filmleri çok araştırıyor musunuz? Nerelerde çekilmiş, neler yaşanmış… Hazır kış mevsimi açılmışken biraz sinema lokasyonlarının nabzını tutalım istedim. İz bırakan filmler nerede çekilmişler, merakımızı biraz aşıp çekilen yere bir uçak bileti alıp, havamızı bile değiştirebiliriz, neden olmasın?

Into The Wild (Özgürlük Yolu)

Bana göre Türkçesi, “Yabana Doğru“. 24 yaşında üniversiteyi bitirir, sahip olduğu lüks yaşamı bırakır, bankasındaki binlerce doları bağışlayıp ailesini de geride bırakarak tek hayali Alaska’ ya doğru yol alır. Gerçek bir hikaye olan “Into The Wild”, kitaptan esinlenerek uyarlandı. Christopher McCandless yani kendi taktığı adı ile Alexander Supertramp (Süperberduş), elindeki bitki kitabında okuduğu bir bitkinin öldürücü olduğunu fark etmeden yemesi sonucu ölüyor. Filmde Alaska manzaralarına da çok geniş yer veriliyor. Bu filmi izleyenlerin kendini Alaska yollarına vurmuş olabileceğinden hiç şüphem yok. Mutlaka bir gün gitmeli…

Le fabuleux destin d’Amélie Poulain (Amélie)

Günümüz Polyannası’na benzettiğim bu Fransız yapımı film, alaycı yorumuyla insanı yer yer güldüren ve düşündüren bir yapıt. Amélie’nin çalıştığı cafe, krem brülesi, St. Martins kanalında taş sektirmesi ve Paris sokaklarındaki yürüyüşler filmde en çok göze çarpan kareler… Bu filmi izleyenler, Paris’e bir uçak bileti alarak Paris sokaklarında krem brüle yemeye gidecektir. Hayatta siz de bir kere de olsa polyannacılık yapın ve kendinizi mutlu edin.

The Green Mile (Yeşil Yol)

Sanıyorum bu filmi izleyip de gözyaşlarını tutabilen yoktur. “Işığı kapama patron, karanlıktan korkuyorum” diyen adamın gözyaşlarıyla bezenmiş o sahnenin, birçok izleyende iz bıraktığına eminim. Bu film, ABD’nin hiç kullanılmayan Tennessee Eyalet Hapishanesi’nde çekildi. İnfazların yapıldığı elektrikli sandalyenin simülasyonunun ise New York Sing Sing hapishanesindeki gerçeğinden yola çıkılarak yapıldığı biliniyor. Yolunuz Amerika’ya düşerse, mutlaka hapishaneleri ziyaret edin ve filmi hayalinizde tekrar canlandırın…

Enemy at the Gates (Kapıdaki Düşman)

Bu film, Volga Nehri sahneleriyle iz bırakıyor. 2. Dünya Savaşı’nın en yoğun yaşandığı dönemi anlatan bu film, Ruslar ve Almanlar arasındaki savaşı konu alıyor. Paris Metrosu olarak adlandırılan Stalingrad, filmde çarpıcı sahnelere konu oluyor. Rusya’ya yolu düşenlere, Volga nehri kıyısında yürüyüşü ve Stalingrad’da bol fotoğraf çekmesini öneriyorum.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x
Newsletter'a üye olmadınız mı?