Bu sezon, birkaç istisna hariç yeni oyunlar tiyatroseverlerin yüzünü güldürüyor. Metinden hikayesine, oyunculuktan dekoruna kadar farklı açılardan ‘görülmeli’ dedirtiyor. Ancak bir oyun var ki, etkileyicilikte zirveyi oyunuyor. Son Zenne, yeni sezonun en çarpıcı oyunu ünvanını sonuna kadar hak ediyor.

sz1

BO Sahne, yeni oyunu Son Zenne ile bizi, bildiğimiz ama es geçtiğimiz isimsiz kahramanların dünyasına çekiyor. Nilüfer Bıyıklı’nın hikayesi, Serdar Saatman’ın önce kaleminde sonra da yönetmenliğinde buluşmuş, Yarkın Ünsal, Cansu Fırıncı ve Sevtap Özaltun’un oyunculuğu, o dünyanın dekoruyla birlikte sarsıcı bir oyuna dönüşmüş. Hayatın acımasız kartını çeken bir zenne ile yine en acı piyangonun vurduğu Nesime’nin yolları kesişiyor ve zarları hep yek gelen Şahin’in bencilliğiyle aslında tahmin ettiğimiz ama gerçekleşince içimizin acımasına engel olamadığımız bir sona ulaşıyor. Etkisi ise Richter ölçeğiyle 7.1 şiddetinde uzun süre devam ediyor.

sz1

Oyun önce zennenin muhteşem dansıyla başlıyor. İlgiyle izliyor ve sonra da nefes bile almanın zor olduğu izbe bodrum katında yaşadığı yere konuk oluyoruz. Zennenin renkli hayal dünyasına çevidiği ve bir köşesine masumiyeti serpiştirdiği bu dünyayı yok etmeye kararlı Şahin’le tanışıyor ama maalesef tanıştığımıza hiç memnun olmuyoruz. Onlar kavgalarını ve muhabbetlerini sürdüredursun, bizler hikayelerini yavaş yavaş öğrenmeye başlıyoruz. Beraberinde zennenin umutlarını, bu iğrenç bataklıkta çıkış bulma çabasını, her şeye rağmen yaşama sarılmak için büyüttüğü dans etme tutkusunu… Şahin’in ise boğazına kadar battığı pisliklerini, paranın kör ettiği gözlerini, birden çok hayatı hiçe sayan vicdansızlığını… Bir süre sonra bu dünyaya bir ortak geliyor, ailesinden kaçan Nesime. Kısa bir tanışma faslından sonra bu saf ve kadersiz kız başına gelenleri anlatıyor. Yaşadıklarını, planlarını ve hiç yaşayamadığı çocukluğunu… Bir bakıyoruz ki, bunların hikayeleri birleşmiş, onlar da umutlarını birleştirme kararı alıyor. Birbirlerinin kolu kanadı olup uçmaya çalışıyor ta ki Şahin yeniden karşılarına çıkana kadar… Oyun, başladığı gibi etkileyici bitiyor ve biz sarsılmış bir şekilde, zennenin yaşadıklarını içimizde hissederek ayrılıyoruz.

sz5

Eşcinsel ilişkiler, ensest, aile, sevgi, saygı, gelecek, umut, çaresizlik, kader gibi kavramlar oyuna dengeli bir biçimde yerleştirilmiş. Hikayeler, bir bakıma gazetelerin üçüncü sayfasında çıkanlar gibi tanıdık ve bir bakıma da manşet olabilecek kadar önemli ve bir şeyler yapılması için de mutlaka bilinmeli. Detaylarını onların ağzından duymak gerekiyor ama sarsılacağınızı, bazı bölümlerde ise karakterlerin yaşadığı travmaların altında kalacağınızı belirtebilirim. Oyunu izlerken, bu yorumları yazarken (ve sizler de okurken) kimbilir kaç çocuk cinsel kimliklerine karşı önyargıların, ensest ilişkilerin, tacizin, tecavüzün kurbanı oluyor ve maalesef olmaya devam edecek. Oyun, bana en çok bunu düşündürdü. Bu nedenle uzun süre etkisinden kurtulamadım ve Nesime’yle zenneyi düşünmekten kendimi alamadım.

sz4

Serdar Saatman, ancak filmlerde ve haberlerde gördüğümüz bu öteki dünyayı anlatırken önce kalemini konuşturmuş, sonra da başarılı yönetmenliğiyle sahneye taşımış. Oyun, yoğun akıcı devam ediyor, bazı yerlerde tırmanışa geçiyor, bazı yerlerde düzlüğe çıkıyor. Sonunda ise dorukta bırakıyor. Tam dibe vurduğumuz anda zennenin muhteşem performansını yerleştirerek bizi boğulmaktan kurtarıyor. Sonu ise çarpıcı, sadece son müzik biraz daha hafif olabilirdi çünkü yeterince darbe almıştık. Tek olumsuz yorumum Nesime’nin yaptığı konuşmayla ilgili. Hikayesini anlattıktan sonra birbirlerine verdiği söz, güzel ancak o sözü ederken kurduğu cümleler saflığına göre biraz ağır kalmış. Cümleleri sanki eğitimli birisi özel olarak seçmiş ve söylemiş gibiydi. Sadece birbirlerine basitçe bir söz verselerdi, biz seyirciler  bu cümlelerle o sözün altını kendimiz doldururduk. Bir de herkesin eleştirdiği küfür ve argo konusu var. Evet, yazdıkları gibi “manyak küfürlü bir oyundu.” Hayatımda hiç duymayacağım küfürleri duydum, yanaklarım kızardı, kulaklarımı kapamak istedim. Ancak şöyle de bir gerçek var. Oyun, bizim uzaktan bildiğimiz bir dünyayı ve o dünyanın insanlarını anlatıyor. Bu durumda diyaloglar da aslına uygun olmalı. Tahmin ettiğiniz ve düşündüğünüz üzere, bu insanlar canımlı-cicimli, hanımlı-beyli veya sizli-bizli konuşmazlar. Rahatsız etse de, oyunun gerçeğinde bu var ve inandırıcılık açısından beklentimizi de karşılıyor.

sz7

Oyunu hikayeden ziyade oyunculuğuyla tek geçerim çünkü doğru bir rejiyle başarılı oyunculuk güçlerini birleştirmiş. Öncelikle Şahin’i canlandıran Cansu Fırıncı rolünün hakkını fazlasıyla veriyor. Öteki dünyayı, hareketleri, beden dili ve şiddet içeren tavırlarıyla tasvir ediyor. Bizi böyle insanların varlığına ve neler yapacağına inandırıyor. Nesime rolündeki Seytap Özaltun ise fiziği ve narin duruşuyla saf Nesime’yle örtüşüyor. Karakteri olması gerektiği gibi canlandırıyor, tökezlemeden, düşmeden… En büyük alkışım ise zenne rolündeki Yarkın Ünsal’a! Nefis bir oyunculuk sergiledi ve biz de izlemeye doyamadık. Danslarını büyük beğeniyle seyrettik, diyaloglarında ise hem ağladık hem güldük. Oyun sonrası hatıra fotoğrafı çektirme telaşında nasıl hazırlandığını anlattı. Yaz mevsiminin başından beri yoğun bir tempoya girmiş ve dans için özel dersler almış. Tabii hazırlık süresince kilo vermiş ve iki beden küçülmüş ama emeklerine fazlasıyla değmiş. Hayranlık verici performansıyla bu yıl tiyatro ödüllerinde aday olmasını ve kazanmasını diliyorum.

sz2

Son Zenne’de oyunculuktan sonra kıyafetler beni benden aldı. Şahin’in gömlekleri, zennenin dans kostümleri, renkli taytları ve taçları karakterleri pekiştiriyor. Dekorda ise yatak odası, süslü tuvalet masası, hayallerle dolu bavullar ve Hümeyra’nın Gidemediklerimiz şarkısı, hikayelerin şiddetiyle doğru orantılı. Son olarak da zenne dansının koreografisi de yine oyunun en beğenilesi unsurlarından. Oğuz Şahin ve Uğur Can Arıkan’ın emeklerine sağlık.

Hikayenin oyunculukla çarpıldığı, renkli dekor, kostüm, dans ve şarkıların eklenerek başarılı bir oyuna dönüştüğü Son Zenne, mutlaka görülmeye ve hatta ikinci kez izlenmeye değiyor. Bu durumda size de yapılacak tek bir şey kalıyor: BO Sahne’nin yolunu tutmak. Şimdiden iyi seyirler!

sz0

Fotoğraf ve Videolar: BO Sahne

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x
Newsletter'a üye olmadınız mı?