Tiyatro oyunlarının hepsi bir yolculuk gibidir. Sizi alır, bir dünyanın içine çeker, o dünyada gezdirir, bazen savurur, bazen eğlendirir, mesajını verir ve oyun bitince de sizi aldığı yere geri bırakır. Kimi zaman bir, kimi zaman on oyuncuyla çıktığınız bu yolculuk iyi geçmişse, sizden keyiflisi yoktur. Seyyar Sahne’nin yeni oyunu Trom da aynı bu şekilde, Hakan Emre Ünal’la bitmesini hiç istemediğim bir yolculuk oldu.

Seyyar Sahne yapımı, Hakan Emre Ünal’ın yazdığı ve oynadığı Trom, sezonun en iyilerinden. Tek kişilik klasik bir oyun yolculuğuna çıkacağımı sanarken kendimi kalabalık bir yolcu topluluğuyla, bambaşka şeritte ve biraz da virajlı yollarda buldum. Trom, beni aldı, Hakan Emre Ünal’la tanıştırdı ve oyunculuk serüvenine ortak etti. Sonra, bu serüveninin başlangıcı başka bir oyuna götürdü. O oyunu, yönetmeni, tercümanı ve oyuncusu olarak nasıl yorumladığını gösterdi. Kimi zaman kendi dünyasına kimi zaman da Dragomir’in dünyasına daldım. Kalabalık köy fertleri arasında çok eğlendim, biraz da hüzünlendim. Bir de, trom duygusuyla tanıştım. Bu duygunun kimliği de, tarifi de oyunda saklı. Oyun bittiğinde ve son durağa geldiğimde iyi bir yolculuk geçirdiğime sevinerek salondan ayrıldım.

tr2

Trom nasıl bir oyun derseniz, içinde biraz biyografik, biraz anlatı tiyatrosu biraz da interaktif öğeler barındırıyor, yani ortaya karışık. Hakan Emre Ünal, sahneye önce Hakan Emre olarak çıkıyor, oyuncu Hakan Emre olarak devam ediyor ve tiyatroyla ilişkisini betimliyor. Ronald Topor‘un Masanın Altında öyküsünü bir oyuna çeviriyor ve sahneliyor. Taşradan büyük şehir Paris’e göç eden ve burada masanın altındaki alanı kiralayarak yaşamaya başlayan Dragomir’i bize anlatıyor. Sadece Dragomir’i değil, ev sahibini, onu çok seven köy halkını ve kendisinin tam zıttı arkadaşını da canlandırıyor. Arada sadece Hakan ve sadece Emre oluyor. Trom böylece en kalabalık tek kişilik oyuna dönüşüyor. Tüm karakterleri sahneye yerleştirmeye kalksanız sığmayacağından emin olabilirsiniz. Ancak, Hakan Emre Ünal’ın kendi hikayesi ve Dragomir, bu kadar güzelken ve hızla akarken, iki perdelik oyun tek perde olsa ve biz de hiç kesintiye uğramadan bu güzelliklere devam etseydik diye geçirdim.

tr4

Benim için Trom, sadece hikayelerden ibaret değil. Göç, başka bir ülkede hayata tutunma çabası, ev, aile, arkadaşlık ve özlemle karışık temalar içinde, bir oyuncunun tiyatroya ve mesleğine verdiği değer, hem gerçek hayatta hem de sahnede kendi olma çabası da oyunun içinde yer alıyor. Bu çaba, oyuncunun çocuğu gibi. Nasıl besleyip büyüttüğünü görüyorsunuz. Oyunda şahit yazıldığımız bir diğer durum ise tiyatronun hayal etme sanatı olduğu. Bana göre de, oyunu beğenmemin en büyük nedeni. Oyunda dekor yoktu. Dragomir’in bavulu, bavulunun içinde makaralardan atkıya kadar köye ait hatıraları ve kıyafetleri vardı. Biz de bunlardan yola çıkarak Dragomir’i, ev sahibini, arkadaşlarını, kaldığı evi ve hatta altında yaşadığı masayı bile hayal ettik. Bazen hayallerimiz baltalansa (!) da hepsini çok sevip bağrımıza bastık.

tr9

Bu kadar kalabalık oyunu, iki perde boyunca tek başına sırtlayıp bizi iyi bir oyun izleme keyfinden mahrum bırakmayan Hakan Emre Ünal’ın oyunculuğuyla ilgili her şey oldukça açık. İnandırıcı, eğlendirici ve başarılı. Kısaca, Hakan’ı izleyin, Emre’yi görün, Dragomir’i seyredin ve sonunda trom duygusuyla dolu olarak Hakan Emre Ünal’ı ayakta alkışlayın. Kendisiyle birlikte, oyunu yöneten Senem Donatan‘ı da unutmadan tabi.

tr6

Trom, alışılmış kalıpların dışında çok farklı bir oyun deneyimi vaad ediyor. Hakan Emre Ünal’ın birkaç kostüm ve aksesuarla, bomboş bir sahnede harikalar yarattığını görmek, bir göç hikayesini dinlemek, bir insanın var olma çabasına ortak olmak için bu oyun da ‘mutlaka izlenmeli’ listenize üst sıralardan girmeli. En yakın zamanda da izleyici koltuğunda yerinizi alıp, macera dolu bu yolculuğa çıkılmalı. Şimdiden iyi yolculuklar!

2016-03-16 10.55.14

Fotoğraflar: Seyyar Sahne

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x
Newsletter'a üye olmadınız mı?