“Galeyan” başta olmak üzere daha birçok best-seller kitabın kapak tasarımları ile bizlere “Vay be! Türkiye’de neler yapılıyormuş!” dedirten kimlikleri merak ettim. Dünya standartlarında yarışan kitapların kapak tasarımcıları Kutan Ural ve Onur Sözeri’nin dünyasının kapılarını aralamak ve sizleri de bu dünyaya dahil etmek istedim. Şimdi gelin bu başarılı iki ismin deneyimlerini daha yakından öğrenelim!

MOTTO VISUAL SOLUTIONS  adında bir ajansınız var. Nasıl kurulduğundan, kimlerden oluştuğundan, ne gibi çalışmalara imza attığınızdan kısaca bahsedebilir misiniz?

Ortağım Kutan Ural ile liseden dostuz, devamında aynı üniversitede de beraberdik. Ortak hayalimiz fark yaratacak, özgün ve yeni işlerin atölyesi olacak bir ajans kurmaktı, 2008′de bunu gerçekleştirdik ve devamında bundan bir yıl önce İstanbul’da yeni ofisimizi kurduk. Kapak tasarımından fotoğrafçılığa, kurumsal kimlik çalışmalarından sokak sanatına, her alanda varız.

Fotoğrafçılık serüveniniz nasıl başladı? 

Fotoğrafçılık da tasarım da her ikimizin çocukluk zamanından beri uğraştığı, ilgilendiği, takip ettiği alanlar; bu büyük bir şans, sevdiğimiz inandığımız işi yapıyor ve geliştiriyoruz, sanırım başarımız ve kısa sürede ses getiren projelere imza atabilmemiz de bundan kaynaklı. Olmak istediğimiz yerde, olmak istediğimiz projelerdeyiz.

Fotoğrafçılığın yanı sıra başka bir kulvarda da çok başarılı işlere imza atıyorsunuz.  Kitap kapak tasarımları yapıyorsunuz…

Birlikte yola çıktığımız, aynı geçmişten geldiğimiz insanlarla çalışmayı, üretmeyi, hayal kurmayı seviyoruz. April Yayıncılık da bizim gibi Ankara’dan İstanbul’a gelen genç ve başarılı bir yayınevi, Yayın Yönetmeni Kemal Egemen İpek’le uzun süredir arkadaşız zaten, sonunda bu dostluğu aynı çatı altında birlikte iş ve hayal üretmeye çevirdik. Bundan da Çilek Kızlar, Kan Altın Demir, Galeyan gibi kitapların kapakları doğdu.

Kitap kapak tasarımlarını yaparken yaşadığınız süreç hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

Her şeyden önce yaratıcılık şüphesiz ama ilham konusunda yazarlara ve belki de daha çok editörlere büyük görev düşüyor. Yabancı yazarların kitaplarında kitabı doğru anlamış editörlerden brief almayı önemsiyoruz, anahtar kelimeler, edebiyat dünyasında kitabın durduğu yer, hedef kitle gibi birçok ölçüt var. Bunları doğru anlayabilmek için doğru yönlendirme gerekiyor, bu noktada yayınevleriyle yakından çalışıyoruz. Türkiye’den yazarlar söz konusu olduğunda kendi dilinden kendi hikayesini dinliyor, yapacağımız çalışmalarda bu bilgileri de kullanıyoruz. Yine de her şey bir yana, kimi durumlarda kitabın ilk hissettirdiği, ilk akla getirdiği tüm briefleri bir kenara atıp tamamen içgüdüsel bir biçimde kapak yapmaya yönlendirebiliyor. Belki de en güzel kapaklar da bu ilk ilham ve heves haliyle çıkıyor.

Her sanatçının kendine ait bir tarzı, bir dokunuşu var. Sizinkini soracak olsak bu ne olurdu?

Her defasında ilk kez ve en baştan yapma hali… Heves, ilham, yaratıcılık… Yoğun ve duyguyla çalışma.

Kitapların ruhu olduğunu söylerler, bunu baz alacak olursak tasarımlarınızı yaparken bu sizi nasıl etkiliyor?

Kitapların ruhu var evet, yazarlarının gölgeleri düşmüş ruhlar bunlar. Bu ruh bizi derinden etkiliyor, seçtiğimiz renkler, tipografi, eserin boyutları, hatta seçilen kağıt… Tüm bu unsurların birbiriyle uyumlu olduğu kitap, okurunu daha rahat buluyor ve raflarda daha uzun süre kalıyor. Böylesine çok kitap arasında fark edilmenin en önemli yolu doğru ve ilgi çekici tasarım. Türkiye’de kapak kurbanı olmuş birçok güzel eser ne yazık ki depolarda öylece bekliyor.

Kitap kapaklarının okurun kitap sevgisinde bir rol oynadığını düşünüyor musunuz?

Kitap sevgisi çocukluktan itibaren ailenin, okulun, ortamın yönlendirmesiyle oluşan bir durum, tek başına güzel bir kapak şüphesiz bir uyanma sağlamayacaktır. Yine de kitapçı gezme kültürünün oluşmasında iyi kapakların rolü olduğunu düşünüyorum. Kitap değerli bir şey ve bu duyguyu kapağından kağıdına yaşatmak gerekiyor okura, meraklısına. Devamında alınan güzel kapaklı hoş kitaplar raflarda tozlanmaya da terk edilebilir, sayfaları not almaktan yıpranıp elden ele de dolaşabilir. Her insan gibi, kitabın da bir kaderi var galiba, o kaderde de rol oynamak güzel bir his.

Özellikle kitap kapağını tasarlamak istediğiniz yazarlar  var mı?

Olasılıksız ve Empati’nin yazarı Adam Fawer’ın yeni kitabı şüphesiz, Türkiye’de fenomen olmuş bir yazar, içinde kuantum, hayat, felsefe olan bir kitapla okuma kültürünü değiştirdi Türkiye’de. Böyle bir çalışmaya kapak yapmak isterim. Şu an Türkiye’de için için yürüyen bir edebiyat akımı var; Afili Filintalar, farklı türleri, görüşleri temsil eden ve edebiyat çatısı altında birleşen bir grup değerli isim. Alper Canıgüz, Emrah Serbes, Murat Menteş… Bu isimlerin yenilikçi tarzları kapakları ile ilgili de güzel fikirleri akla getiriyor, ileriki dönemde bu kitapların kapaklarında da Motto’nun imzasını görecek okur umuyoruz.

Son zamanlarda ülkemizde kitap kapakları gittikçe daha başarılı oluyor. Dünya ile karşılaştırma yaptığınızda sizce neredeyiz?

Özgünlük bakımından iyi gidiyoruz bence, tek sorun ‘tutan kapak’ gibi bir algının olması ve aynı örnek üzerinden yüzlerce farklı kitap kapağı tasarlanması. Olasılıksız iyi bir örnek bu noktada, kitapçıya gittiğinizde neredeyse tıpatıp aynı kapakları yan yana görüyorsunuz. Bu noktada tasarımcılar kadar yayınevlerine de büyük görev düşüyor, risk almayı bilmeliler, gerekirse ‘tutmama’yı göze alıp yeni şeyler denemeliler. Yine de her alanda olduğu gibi bu alanda da bir Türk akımı doğduğuna inanıyorum.

Teşekkürler!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x
Newsletter'a üye olmadınız mı?