Kimileri özenle tüm filmleri inceleyip kendisi için en doğru olan filmi bulmaya çalışır, kimileri sinema salonunun gişesinde anlık kararlar verir, kimisi de vizyondaki hemen hemen tüm filmleri izlemeye çalışır… Hangi gruba dahil olursanız olun, yolunuz sinemadan geçecekse, eninde sonunda cevabını öğreneceğiniz sorudur: “Bu hafta vizyonda ne var?”

Mart ayı, vizyon açısından çok ilginç bir ay: Hem önceki yılın iddialı/Oscar için yarışan yapımları ile bu yazın gişe filmleri arasındaki geçişin yaşandığı; hem de İstanbul’un iki önemli film festivalinin, !f Bağımsız Filmler Festivali ile İstanbul Film Festivali’nin tam arasında sıkışmış bir ay çünkü. Dolayısıyla bir yandan geçtiğimiz yıldan kalan 3 Oscarlı “Les Misérables“ı oldukça geç bir şekilde izleyecek olmanın, bir yandan da Pazartesi günü açıklanacak İstanbul Film Festivali programının heyecanını yaşıyorum.

Haftanın Filmi: Les Misérables (Sefiller)

Victor Hugo’nun “Sefiller”i bugüne dek mutlaka bir şekilde girmiştir hayatınıza… Ya lisede romanını okumuş, ya 1998 yapımı Liam Neeson ve Geoffrey Rush’lı filmini izlemiş, ya da Broadway veya West End’de inanılmaz bir müzikal deneyim yaşamışsınızdır. Ekmek çaldığı için hapse giren Jean Valjean’ın uzun yıllara yayılan hikayesi, 1985 yılında Londra’da sahnelenen müzikali ile bambaşka bir boyuta ve üne ulaşmış, müzikal tarihine “I Dreamed a Dream”, “On My Own” ve “Do You Hear the People Sing?” gibi harika şarkılar kazandırmıştır. İşte bu müzikal, Hugh Jackman, Russell Crowe, Anne Hathaway, Amanda Seyfried, Samantha Barks, Eddie Redmayne, Helena Bonham Carter ve Sacha Baron Cohen gibi birbirinden ünlü oyuncuların yer aldığı bir film uyarlaması ile karşımızda şimdi.

“Les Misérables”, geçtiğimiz hafta En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Anne Hathaway), En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı ve En İyi Ses Miksajı dallarında Oscar ödülünün sahibi oldu. Ayrıca En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu (Hugh Jackman), En İyi Kostüm Tasarımı, En İyi Prodüksiyon Tasarımı ve En İyi Orijinal Şarkı dallarında da adaydı.

Haftanın Ünlüler Geçidi: Gangster Squad (Suç Çetesi)

2009′da ilk filmi Zombieland ile yılın en iyi komedilerinden birine imza atan Ruben Fleischer, daha sonra “30 Minutes or Less” ile saçmalamıştı. Yönetmen, üçüncü filminde ciddileşiyor ve 2013′ün ilk büyük yapımı ile çıkıyor karşımıza: Josh Brolin, Ryan Gosling, Sean Penn, Nick Nolte ve Emma Stone‘u bir araya getiren yönetmen 1949 yılının Los Angeles’ının en büyük suç çetesinin ve lideri Mickey Cohen’in peşindeki polislerin hikayesini anlatıyor.


Haftanın Fantezisi: Beautiful Creatures (Muhteşem Yaratıklar)

Kami Garcia ve Margaret Stohl’un romanından uyarlanan film, iki Güneyli gencin kasabalarından kurtulmaya bakarken birbirlerini bulmaları ve birlikte kasabaları ve aileleriyle ilgili sırların peşine düşmelerini konu alıyor. Sıradan bir gençlik fantastiği olup olmadığını oldukça merak ettiğim filmde tanımadığımız genç başrol oyuncularının dışında yan rollerde iddialı bir kadro var: Jeremy Irons, Emma Thompson, Viola Davis ve Emmy Rossum. Filmin yönetmeni Richard LaGravenese‘i ise “P.S. I Love You”dan hatırlayabilirsiniz.

Haftanın Aile Saadeti: The Odd Life of Timothy Green (Timothy Green’in Sıradışı Yaşamı)

Haftanın ikinci fantastik filmi ise bir aile filmi… Çocuğu olmayan çift Cindy (Jennifer Garner) ve Jim (Joel Edgerton), bu büyük ve önemli isteklerinin gerçekleşmesi için çocuklarıyla ilgili tüm dileklerini sığdırdıkları bir kutuyu bahçeye gömerler. Tahmin etmesi zor değil, hemen ardından çocukları olur! Ve yine tahmin etmesi zor değil, bu çocuk pek de normal değildir. (Çocuklarının olması için böyle bir yönteme başvuran bir aileden normal bir çocuk çıkmasını bekleyemezdik zaten, değil mi?) Ailece ğlenceli vakit geçirmek isteyenler için ideal bir film. Filmin yönetmeni, “Pieces of April” ve “Dan in Real Life” gibi başarılı bağımsız filmleri bulunan Peter Hedges.

Haftanın Nostaljisi: Monsters, Inc. 3D (Sevimli Canavarlar 3D)

Bana göre Pixar’ın en iyi animasyonu, 2001 yapımı “Monsters, Inc.”… Son birkaç yıldır, özellikle 90′ların sevilen animasyonlarını 3D teknolojisi ile donatarak yeniden vizyona sokma akımı başladı biliyorsunuz. İşte, sırada “Monsters, Inc.” var. Tam da 2013′te vizyona girecek prequel‘i “Monsters University” öncesi hafıza tazelemek ya da henüz Sulley ya da Mike ile tanışmamışsanız daha fazla geç kalmamanız için ideal bir seçim.

Haftanın Yerlisi: Hititya: Madalyonun Sırrı

Bir şeyin “ilk” olmaya oldukça hevesli ülkemizde, “ilk” olmak için her zaman yaratıcı kavramlar bulunur. Bu hafta yaşayacağımız ilkin adı şu: “Türkiye’nin ilk fantastik çocuk filmi”. Arkeolog bir baba ve özel güçlere sahip bir annenin üç çocuğu, paralel bir evrene geçerek Hititya’ya varıyor ve annelerini kurtarmak için kötülükler dünyasının efendisiyle mücadele ediyor.

Haftanın Azerisi: Xoca (Hoca)

Ülkemizde daha önce hiçbir Azerbaycan yapımı vizyona girmiş miydi bilmiyorum. Gerçekleşmesinden 20 yıl sonra siyasi yansımalarını gördüğümüz ve meydanlarda tartışmalı protestolara konu olan Xocalı’daki çatışmaları konu alan bir film “Xoca”. Filmin merkezinde Bakü’ye dönüp evlenmek ve Xocalı’da kalıp arkadaşlarının yanında savaşmak arasında kalan asker Alekper yer alıyor.

Haftanın Etkinliği: Haneke Hakkında Her Şey @ İstanbul Modern

Bu hafta İstanbul’un iki önemli müzesinde iki yeni film gösterim programı başlıyor: İstanbul Modern Sinema’da “Haneke Hakkında Her Şey” ve Pera Film’de “Tadı Damağında: Yemek ve Sinema“. Bunlardan ilki, son filmi “Amour” ile ülkesi Avusturya’ya geçtiğimiz hafta bir Oscar kazandıran Avrupa’nın en ünlü yönetmeni Michael Haneke’nin kariyerine ışık tutuyor. Yönetmenin ilk televizyon filmi denemelerinden, Cannes’da yarışan  başyapıtlara dek çektiği tüm filmleri programda bulmak mümkün. Bu hafta sonu için önerilerim Cumartesi günü 13:00′da gösterilecek 2005 yapımı “Caché” (Saklı) ve Pazar günü 17:00′da gösterilecek 2001 yapımı “La pianiste” (Piyanist) olacaktır. Pera Müzesi’nde ise Fransız organik gıda sektörü üzerine bir belgesel olan “Nos enfants nous accuseront“u (Çocuklarımız Bizi Suçlayacak) Cumartesi saat 15:00′da ve Çarşamba 19:00′da izlemek mümkün.

Tabii geçtiğimiz haftanın filmleri de halen vizyonda. Bunlar arasında Yılmaz Erdoğan’ın “Kelebeğin Rüyası” filmi öne çıkıyor. Geçtiğimiz Pazar gecesi Oscar alan birçok yapımın da vizyona geri döndüğünü unutmayalım.Bunların başında tabii ki En İyi Film Oscar’ını alan “Argo” geliyor.

Hazırlayan: Emre Eminoğlu

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Tavsiyeler müthiş bilgine sağlık!… ve Muhteşem Yaratıklar adından beklenmeyecek ölçüde güzel mesajlar veriyor, replikler şahane.Aslında o kadar insani boyutlara el atıyor ki doğaüstü güçlerle verilmeye çalışılan mesajı bu tarz filmlerde görmek imkansız.Yan kadro dediğin gibi çok iyi ama başroldeki genç çocuk bilhassa çok iyiydi.Söylenecek ço şey var da söyleyemiyorum :) İyi seyirler!

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?