Kimileri özenle tüm filmleri inceleyip kendisi için en doğru olan filmi bulmaya çalışır, kimileri sinema salonunun gişesinde anlık kararlar verir, kimisi de vizyondaki hemen hemen tüm filmleri izlemeye çalışır… Hangi gruba dahil olursanız olun, yolunuz sinemadan geçecekse, eninde sonunda cevabını öğreneceğiniz sorudur: “Bu hafta vizyonda ne var?”

Çok ilginç bir hafta ile karşı karşıyayız: Oz Büyücüsü 74 yıl sonra geri dönüyor, Woody Allen’ın üzerine 2 yeni filmini izlediğimiz 3 yıl önceki filmi vizyona giriyor, Terrence Malick önceki filminin ardından 2 yıl bile geçmeden yeni bir film çekiyor ve Küçük Emrah yönetmenliğe soyunuyor.

Haftanın Filmi: Oz the Great and the Powerful (Muhteşem ve Kudretli Oz)

Haftanın Filmi olarak Terrence Malick’in “To the Wonder”ını seçeceğimi düşünenler, yönetmenle aramdaki mesafeden haberdar değiller belli ki. Zaten olağanüstü, heyecan verici bir durumla karşı karşıyayız: Çocukluğum boyunca VHS kasetlerden defalarca izlediğim, AKM sahnesinde defalarca oyununa gittiğim (ve istisnasız her defasında yan balkondan çıkan cadıdan ölesiye korktuğum) Oz Büyücüsü, 1939′daki Judy Garland’lı sinema uyarlaması “The Wizard of Oz“un üzerinden onyıllar geçtikten sonra tekardan sinemalarda… Hemen belirteyim, 1939 yapımı filmle herhangi bir benzerlik taşıması söz konusu değil “Oz the Great and the Powerful“un. Zira filmimiz öncülünün doğrudan bir uyarlaması değil, yalnızca Frank Baum’un kitaplarından yola çıkılarak yaratılmış. Filmin hakları halen Warner Bros.’a ait olduğundan, Disney filmle özdeşleşmiş birçok öğeyi bile kullanamamış.

Filmin müthiş bir oyuncu kadrosu var: James Franco, Michelle Williams, Mila Kunis, Rachel Weisz, hatta Zach Braff. Yönetmen koltuğunda ise 2000′lerin Spider-Man üçlemesinden hatırlayabileceğiniz Sam Raimi oturuyor. Filmin hikayesi Kansas’taki sıkıcı hayatından uzaklaşmak isterken kendini Oz Ülkesi’nde bulan büyücü Oscar’ın ve üç cadının etrafında dönüyor.

Haftanın Ruhanisi: To the Wonder (Aşkın İzleri)

40 yılda çektiği 5 (yazıyla “beş”) filmi arasında sırasıyla 5, 20, 7 ve 6 yıl bulunan yönetmen Terrence Malick, hayranlarını şaşırttı. “Tree of Life”ın üzerinden henüz 2 yıl bile geçmemişken “To the Wonder” geldi. Ben Affleck, Olga Kurylenko, Javier Bardem ve Rachel McAdams‘ı buluşturuyor film. Dünyanın en ilginç yerlerinden biri olduğunu düşündüğüm ve bir gün mutlaka ziyaret etmek istediğim Mont Saint-Michel de arzıendam ediyor üstelik. Fransa’da tanışan çiftimiz, erkeğin evine, Oklahoma’ya döndüğünde işlerin eskisi gibi yürümediğinin farkına varıyorlar. Kadın bir rahiple tanışıyor, erkek çocuklu arkadaşıyla karşılaşıyor. Duyguların doğası, aşkın ömrü ve anlamı, dini duygular gibi konularla yine ruhani bir yolculuk vaat ediyor Malick. Benimse tek ilgilendiğim Mont Saint-Michel ve favori görüntü yönetmenim Emmanuel Lubezki‘nin olağandışı yeteneğinin birleşiminden çıkacak, muhtemelen büyüleyici görüntüler.

Haftanın Festivalden Kalanı: Elles (Kadınlar)

Adı sadece “Kadınlar” diye tamamı öğrenci fahişeliği ile ilgili gerçekleri konu alan bir filmi vizyona sokmak için 8 Mart’ı beklemiş olamazlar değil mi? Öyle olmadığını umuyorum. Polonyalı yönetmen Malgoska Szumowska‘nın yönettiği filmde Juliette Binoche‘un canlandırdığı araştırmacı gazeteci Anne, ELLE dergisi için öğrenci fahişeliği üzerine bir yazı yazmaktadır ve bu amaçla iki üniversiteli genç kızla tanışır. Bu proje Anne’in aile, para ve cinsellik kavramlarını sorgulamasına neden olur. 31. İstanbul Film Festivali’nde gösterilen film, neredeyse 1 yıl gecikmeli olarak vizyona da uğruyor. Fakat söz konusu gecikme olduğunda, kimse aşağıdaki filmimizin eline su dökemez

Haftanın Çok Geç Kalanı: You Will Meet a Tall Dark Stranger (Uzun Boylu Esmer Adam)

Hayranlarının yakından takip ettiği üzere, Woody Allen neredeyse her yıl bir film yazar ve çeker, her filminde de dönemin en gözde oyuncularını bir araya getirir. Türkiye’de de festivallerde ve/veya vizyonda mutlaka izleriz Woody Allen filmlerini, çünkü izleyeni ve seveni de filmlerinin sayısı kadar boldur. Sıkı bir takipçiyseniz, Woody Allen’ın 2010′da çektiği filmin vizyona da festivallere de uğramadığını, 2009 Filmekimi’nde izlediğimiz “Whatever Works”ten sonra hemen 4 dalda Oscar adayı “Midnight in Paris”e atladığımızı fark etmişsinizdir. İşte Türkiye izleyicisi için kayıp olan o film, yani “You Will Meet a Tall Dark Stranger“, bu hafta vizyonda! Filmde 2-3 yıl öncesinin filmlerini düşünecek olursanız gündemde olmaları mantıklı gelecek yıldız isimler rol alıyor: Antonio Banderas, Josh Brolin, Anthony Hopkins, Gemma Jones, Freida Pinto, Lucy Punch ve Naomi Watts. 2 evli çifti merkezine alan film, Woody Allen tarzı düğüm olan karmakarışık ilişkilerle gelişiyor. Filmin, 1 film dışında 2005′ten beri Avrupa turunda olan Woody Allen’ın Londra‘da çektiği dördüncü film olduğunu hatırlatmakta da fayda var.

Haftanın Yerlisi: Eve Dönüş: Sarıkamış 1915

1915 yılında I. Dünya Savaşı sırasında onbinlerce askerin öldüğü Sarıkamış, bölge sakinlerinin de hayatta kalma mücadelesine sahne olmuş. İşte böyle bir dönemde, kana bulanmış karla kaplı bir coğrafyada geçen “Eve Dönüş: Sarıkamış 1915“, Bakü’de görevli bir devlet memuru ve ailesinin Erzurum’a yolculuğunu konu alıyor. Issız bir köy, vahşi doğa ve 8 insanın yaşama savaşı. Alphan Eşeli’nin yönettiği filmde Uğur Polat, Nergis Öztürk ve Serdar Orçin gibi günümüz Türkiye sinemasının kaburüstü oyuncuları rol alıyor.

Haftanın Diğer Yerlisi: Gelmeyen Bahar

Kadına şiddet, töre baskısı, töre cinayetleri… Yönetmen koltuğunda Emrah Erdoğan, namıdiğer Küçük Emrah. Mahsun Kırmızıgül egemenliğindeki Türkiye mesaj kaygısı sineması bir rakiple karşı karşıya gibi geldi bana.

Haftanın Etkinliği: Tadı Damağında @ Pera Müzesi

Pera Film‘in geçtiğimiz hafta başlayan gösterim programı “Tadı Damağında: Yemek ve Sinema” hem kurmaca hem de belgesel filmlerle bu hafta da devam ediyor. Kişisel seçimim 09 Mart Cumartesi saat 19:00′da ve 10 Mart Pazar saat 14:00′da gösterimi yapılacak olan “Les saveurs du Palais” (Sarayın Tadları). Film, Fransız cumhurbaşkanı François Mitterand ve özel aşçısnın hikayesinden esinlenerek çekilmiş ve Perigord’lu bir şefin cumhurbaşkanının özel aşçısı olarak Elysée Sarayına getirilmesinin ardından yaşananları anlatıyor.

Haftanın diğer önemli etkinliklerinden ikisi ise İstanbul Modern‘de: İlk 3 filmi Şubat ayında gösterilen “Fon Şehirler” programının mart ayağında 09 Mart Cumartesi “Vavien” (13:00), “Tatil Kitabı” (15:00) ve “Yeraltı” (19:00) gösterilecek. 10 Mart Pazar günü ise “Haneke Hakkında Her Şey” programı kaldığı yerden devam edecek. Kişisel seçimim 17:00′daki “Das Weisse Band” (Beyaz Bant). Son olarak, SSM bu Pazar’dan itibaren ay boyunca Zeki Demirkubuz filmlerinin gösterimine başlıyor. Bu haftanın filmi 10 Mart Pazar, saat 14:00′da gösterilecek 1999 yapımı “Üçüncü Sayfa“.

Tabii geçtiğimiz haftanın filmleri de halen vizyonda. Hele ki “Les Misérables“ı izlemediyseniz bu haftanın filmlerini sessizce bir kenara bırakın ve en yakın sinema salonuna koşun. İyi seyirler!

Hazırlayan: Emre Eminoğlu

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Bu haftanın benim için filmleri Oz the Great and the Powerful ve To The Wonder’dır ! Les Miserables’ı izleyemedim daha, bir de o var. Bu hafta bol sinemalı geçecek :)

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?