Kimileri özenle tüm filmleri inceleyip kendisi için en doğru olan filmi bulmaya çalışır, kimileri sinema salonunun gişesinde anlık kararlar verir, kimisi de vizyondaki hemen hemen tüm filmleri izlemeye çalışır… Hangi gruba dahil olursanız olun, yolunuz sinemadan geçecekse, eninde sonunda cevabını öğreneceğiniz sorudur: “Bu hafta vizyonda ne var?”

Bu hafta vizyona girenler arasında Şubat ve Nisan’daki festivallerden yadigar 3 film ve şahsen ilk haberim olduğundan beri merakla beklediğim 2 gişe filmi de dahil olmak üzere toplam 9 film var. Ayrıca ödül sezonu konuşmayı sevenler için o kutsal etkinliğin başlangıcı da tam olarak bu haftaya denk geliyor: Cannes Film Festivali, 15 Mayıs Çarşamba gübnü Baz Luhrmann’ın “Great Gatsby”si ile açılıyor!

Haftanın Filmi: Spring Breakers (Bahar Tatili)

Spring Break‘ (bahar tatili) kültürü olan bir eğitim sistemimiz olmasa da özellikle özel üniversitelerin bu Amerikan geleneğini yaşatırcasına baharda bir haftalık ara vermesiyle bir kısım gençliğimiz ‘spring breaker‘ olma hevesiyle güneydeki tatil beldelerinde türlü etkinlikler düzenliyorlar. Yine de Amerikan gençlik filmlerinde ya da dizilerinde gördüğümüz ‘Spring Break‘ çılgınlığının uzağından yakınından geçen etkinlikler olduğunu sanmıyorum. Bu filmi izlediğinizde siz de sanmayacak ve buna sevineceksiniz. !f Bağımsız Filmler Festivali’nin Galalar bölümünde izlediğimiz “Spring Breakers“, Vanessa Hudgens ve Selena Gomez gibi Amerikan gençlik idollerini barındıran genç kız kadrosunun yanında inanamayacağınız görünümlü ve muhteşem oyunculuklu bir James Franco‘ya da sahip.

İzlediğim en iyi Y-jenerasyonu eleştirisi olan “Spring Breakers“, muhtemelen beklediğiniz çılgın eğlence filminden çok, günümüz toplumunun tüketim çılgınlığı, ünlü olma saplantısı ve şiddet eğilimi sonucunda ne yöne sürüklendiğini anlatan bir tokat. James Franco’nun altın dişleri ve örülü saçlarının yarattığı korkunç görünümlü haliyle beyaz bir piyanoda 3 genç kıza çaldığı Britney Spears şarkısı “Everytime” sahnesi için bile izlemeye değer bir film.

Haftanın Festivalden Kalanları: Bernie (Bernie’nin Suçu Ne?) ve Los amantes pasajeros (Aklımı Oynatacağım)

Haftanın diğer iki festival filmi ise şöyle: Yine !f’te izlediğimiz “Bernie“, Jack Black‘in muhteşem performansı ile gerçek bir hikayeyi ekrana yansıtıyor. Shirley MacLaine ve Matthew McConaughey‘nin de bulunduğu bir kadroyla, mockumentary türünde, çok farklı bir şekilde kurgulanan bir cinayet hikayesi izliyoruz. Şarkılarıyla, esprileriyle, mimikleriyle, giyimiyle dünyanın en iyi kalpli katili Bernie Tiede’yi siz de çok seveceksiniz. Diğer yandan 32. İstanbul Film Festivali’nin herkeste hayalkırıklığı yaratan açılış filmi Pedro Almodóvar‘dan “Los amantes pasajeros“u sadece eğlenceli olduğu için tercih edebilirsiniz. Almodóvar filmografisinin ilk dönemlerine benzediği söylenen filmde düşmek üzere olan bir uçağın uçuş ekibi ve yolcularının arasında geçen diyaloglara ve entrikalara tanık olacaksınız.

Haftanın Aksiyonu: Olympus Has Fallen (Kod Adı: Olympus)

Olympus Has Fallen“, fragmanını izlediğim andan itibaren bende bir aksiyon hevesi ve tarif edilmesi zor bir heyecan uyandırdı. İçimdeki festival böceğinin bir Hollywood fanboy’una dönüştüğümü hissettim. Oldukça Amerikan milliyetçisi ve klişe gözüken bir aksiyon hikayesi aslında karşımızdaki: Eski bir Beyaz Saray koruması, görevinden ayrılmak üzereyken Beyaz Saray’a bir saldırı düzenlenir ve Amerikan Başkanı kaçırılır. Fakat başrollerinde Gerard Butler, Aaron Eckhart ve Morgan Freeman‘ın bulunduğu bilgisi, konuya olan bakışınız değişecektir muhtemelen. Yönetmen koltuğunda ise “Training Day” ile tanıdığımız Antoine Fuqua oturuyor. Filmin, yine bu yıl vizyona girecek bir ünlüler geçidi olan (fakat son yıllarda felaket/aksiyon filmi yerine görsel-efekt-pornolarıyla tanıdığımız Roland Emmerich imzalı olan) “White House Down” ile ne kadar benzer olduğunu da yılın ilerleyen aylarında göreceğiz.

Haftanın Komedisi: Identity Thief (Kimlik Hırsızı)

Onu belki “Gilmore Girls”, “Samantha Who?” ya da kendisine bir adet Emmy kazandıran “Mike & Molly” ile televizyondan, belki de bir komedi performansıyla Oscar’a aday olan ender kadınlardan olmasını sağlayan “Bridesmaids” ile sinemadan tanıyorsunuz. Melissa McCarthy, benim de son yıllardaki favori komedi oyuncularımdan… McCarthy, “Identity Thief”te bir bankanın müşteri temsilcisi olan Sandy Patterson’ın kimliği yoluyla parasını çalan ve bu parayla gününü gün eden bir hırsızı canlandırıyor. Jason Bateman‘ın canlandırdığı Sandy, polisten ümidi kesip hırsızın peşine düşmeye karar verir – ve bizi muhtemelen kahkahalara boğar. Filmin yönetmeni, en son “Horrible Bosses”ını izlediğimiz Seth Gordon.

Haftanın Diğerleri: The Last Exorcism 2 (Son Ayin Bölüm 2), Gitme Baba, Eksik Sayfalar ve Barfi

Bu hafta ayrıca biri yerli (Eksik Sayfalar) diğeri yabancı (The Last Exorcism 2) iki gerilim filmi; vizyonda fazla görmeye alışık olmadığımız Bollywood’dan bir komedi (Barfi) ve 1995 yılında öldürülen Kuşadası Belediye Başkanı Mustafa Lütfi Suyolcu’nun hayatını konu alan ve baba-kız ilişkilerine odaklanan “Gitme Baba” var.

Haftanın Etkinliği: Bir Sapığın İdeoloji Rehberi @İstanbul Modern

İstanbul Modern Sinema, 32. İstanbul Film Festivali’nde kaçırdığı filmlere üzülenler için muhteşem bir kıyak yapıyor ve festivalde gösterimi yapılan 9 filmi 11-23 Mayıs tarihleri arasında gösteriyor. Adını Sofie Fiennes’ın belgeseli “The Pervert’s Guide to Ideology“den alan etkinliğin programına buradan göz atabilirsiniz…

66. Cannes Film Festivali‘nin de bu hafta içinde başlayacağını ve Çarşamba gününden itibaren gösterimi yapılan filmlerle ilgili yorumları birçok blogdan takip edebileceğinizi hatırlatayım. Muhtemelen festivalin açılış ve kapanış törenleri de Türk televizyon kanallarından da yayınlanacaktır.

Tabii geçtiğimiz haftanın filmleri de halen vizyonda. Tercihinizi dramatik bir Fransız filmi “De rouille et d’os” ya da iyi bir Hollywood aksiyonu “Iron Man 3“ten yana kullanabilirsiniz.

Hazırlayan: Emre Eminoğlu

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?