Kimileri özenle tüm filmleri inceleyip kendisi için en doğru olan filmi bulmaya çalışır, kimileri sinema salonunun gişesinde anlık kararlar verir, kimisi de vizyondaki hemen hemen tüm filmleri izlemeye çalışır… Hangi gruba dahil olursanız olun, yolunuz sinemadan geçecekse, eninde sonunda cevabını öğreneceğiniz sorudur: “Bu hafta vizyonda ne var?”

Bu hafta, “Haftanın Filmi” seçemeyeceğim kadar önemli bir hafta: Bağımsız filmler dendiğinde aklımıza ilk gelen festival, yani !f, dün 12. kez başladı! Ben, 10 gün içinde 28 film izlemeyi planlıyorum ve festivalin ardından yorumlarımı theMagger’da (da) paylaşacağım. Eğer İstanbul dışından okuyanlardansanız, festivale alternatif olarak vizyonda da yılın en iyi animasyonundan Türk işi romantik komedisine kadar birçok yeni seçenek var. (Ankara ve İzmir’deyseniz siz de gecikmeli olarak (28 Şubat – 03 Mart tarihleri arasında) !f heyecanını yaşayabileceksiniz.) İşte bu haftanın gündemi:

Haftanın Etkinliği: 12. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali

!f, bu yıl yine her biri bambaşka dünyaları yansıtan onlarca filmi getiriyor salonlara. Yılın en iyi filmlerinden olduğu her fırsatta söylenen “Holy Motors“tan, Reha Erdem’in yeni filmi “Jîn“e; bu yıl Sundance’te Jüri Özel Ödülü’nün sahibi olan “Nobody Walks“tan Xavier Dolan’ın merakla beklenen üçüncü filmi Laurence Anywayse birçok seçenek mevcut festivalin başta Galalar olmak üzere 11 bölümünde. Önerilerime daha önce uzun uzun yer vermiştim, programını çoktan yapıp biletlerini çoktan almış olan çalışkan !f seyircisindenseniz, hepinize iyi seyirler! (Henüz programsız ve biletsiz olanlardansanız, istediğiniz filmlere bilet bulabilmek için iyi şanslar!)

Tabii ki haftanın tek etkinliği !f değil: İstanbul Modern Sinema, “Modernlik?” sergisinin sanatçılarından, kısa zaman önce kaybettiğimiz yönetmen ve sanatçı Chris Marker‘ın filmlerinden oluşan “Heykeller de Ölür” programına; Pera Film ise Arap sinemasının farklı onyıllardan örneklerine yer veren “Binbir Gece Masalları” gösterim programlarına devam ediyor. Eğer !f programınızla çakışmıyorsa kaçırmamanız gereken film Akbank Sanat‘ın “Yakın Dönem Katalan Sinemasına Bir Bakış” programından: “Pa negre“. Agustí Villaronga‘nın yönettiği 2010 yapımı film, bugüne dek en çok ödül almış olan Katalan filmlerinden ve İspanya’nın geçtiğimiz yıl Oscar yarışı için seçtiği film olma özelliklerini taşıyor.

Haftanın Animasyonu: Wreck-It Ralph (Oyunbozan Ralph)

2012, Pixar’ın En İyi Animasyon Oscar’ına garanti gözüyle bakılamayan o nadir yıllardan… “Brave”in karşısında “Frankenweenie” ve “ParaNorman” gibi yapımların yanında bir de Walt Disney‘in Annie Ödüllü “Wreck-It Ralph“i var. Bir video oyununda kötü adam olan Ralph’in kahraman olma çabalarını konu alan animasyon benim de bu yıl çok merak ettiğim yapımlardan. Video oyunlarını merkezine alması nedeniyle 80′li 90′lı yıllarda çocukluğunu-gençliğini geçirmiş nesiller için de ayrı bir çekiciliği olacaktır filmin. Ayrıca gittikçe yaygınlaşan animasyon filmlerden önce kısa animasyon gösterme geleneği “Wreck-It Ralph” ile de sürüyor. Filmden önce En İyi Kısa Animasyon dalında bu yılın muhtemel kazananı “Paperman“i de izleyebilirsiniz.

Haftanın Aksiyonu: A Good Day to Die Hard (Zor Ölüm: Ölmek için Güzel Bir Gün)

İlki 1988′de vizyona giren Bruce Willis’li “Die Hard” serisinin dördüncü filmi “Live Free or Die Hard”ı 2007′de izlemiştik. Serinin 5 yıl sonra gelen 5. filminde ise kahramanımız John McClane’in oğlu Jack’in de bir CIA ajanı olduğunu öğrenmesini ve birlikte Rusya’daki nükleer saldırıyı engelleme çabalarını izleyeceğiz. Bruce Willis‘in oğlu rolünde Jai Courtney, filmin kötü adamı olaraksa Alman oyuncu Sebastian Koch var. Filmin yönetmeni ise en son “Max Payne”ini izlemiş olabileceğiniz John Moore.

Haftanın Festivalden Kalanı: Pieta (Acı)

Uzakdoğu sineması ile barışık olanların en sevdiği/hayranlık duyduğu yönetmenlerden olan Kim Ki-duk, son filmi “Pieta” ile Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan’ı kazanmış ve Güney Kore’nin bu yıl Oscar yarışı için seçtiği film olmuştu. Film anne-oğul ilişkisi, intikam ve merhamet gibi konuları ele alıyor. Filmekimi gösteriminden sonra vizyona girdiği bu hafta, (ne yazık ki ve tabii ki) sadece Beyoğlu Sineması’nda gösteriliyor.

theMagger’dan “Pieta” izlenimleri…

Haftanın Yerlisi: Taş Mektep

Yönetmeni Altan Dönmez‘in ilk filmi olan “Taş Mektep”in senaristleri arasında daha önce iki eseri (Salkım Hanım’ın Taneleri ve Güz Sancısı) sinemaya uyarlanan Yılmaz Karakoyunlu da var. Film, 1921 yılında son sınıf öğrencilerinin tamamı Sakarya Savaşı’nda şehit olduğu için mezun veremeyen Kayseri Lisesi öğrencilerinin hikayesini anlatıyor. Filmin oyuncu kadrosunda Orhan Kılıç, Ayça Varlıer, Bora Akkaş ve Feride Çetin gibi isimler bulunuyor. Benim dikkatimi çeken isimse birkaç yıl önce Reha Erdem’in “Hayat Var” filminde harikalar yaratan Elit İşcan.

Haftanın Diğer Yerlisi: Romantik Komedi 2: Bekarlığa Veda

2010 yılında vizyona giren “Romantik Komedi”nin bir devam filmine sahip olduğuna inanmak zor olsa da, aylardır gerek Ajda Pekkan’lı fragmanlarıyla gerekse her yerinden tasarım hatası fışkıran afişleri sayesinde yeterli inanca sahip olmuştur sanırım herkes. Meraklısı için film vizyonda. Hatta en meraklısı olan genç çiftler için film günün anlam ve önemi nedeniyle bir gün önce, 14 Şubat’ta girdi vizyona. “Romantik Komedi 3″ için şimdiden gün saymaya başlayabiliriz.

Tabii geçtiğimiz haftanın filmleri de halen vizyonda. Geçtiğimiz hafta vizyona giren, yılın en iyi filmlerinden ve bol dalda Oscar adayı olan iki filmi “Zero Dark Thirty” (Kathryn Bigelow) ve “Lincoln“ü (Steven Spielberg) izlemediyseniz, kaçırmayın!

Hazırlayan: Emre Eminoğlu

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. !F dışında da bol seçenekli bir haftasonu. Emre’ye tebrikler, sırf okurken bile kafam karıştı hangisine gitsem diye!

    “Pieta” sadece Beyoğlu sinemasında olduğu için kaçırmamanızı öneririm. Bazen bir tokat yemek insana tahmin ettiğinden daha iyi gelir.

    Festival filmlerinde karşılaşmak dileğiyle, herkese şimdiden mutlu haftasonları.

  2. Merhaba Lisya,

    Ben galiba Holy Motors’u çok fazla sevdim. Ardından hemen ünlü filmi Les amants du Pont-Neuf/The Lovers on the Bridge (1991) isimli filmini de izledim. Tabii çok farklılar ama yönetmen/yazar olarak Leos Carax’a hayran kaldığımı söylemeliyim.

    İkinci röportaj üzerinde çalışıyorum, tamamlayabilirsem Holy Motors yazmayı deneyeceğim.

    Görüşmek dileğiyle,

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x

Newsletter'a üye olmadınız mı?