Dopdolu bir yılı geride bırakırken 10 kişiye sorduk: Bu yıl okuduğun en güzel kitap hangisiydi?

All the Light We Cannot See, Anthony Doerr | Canan Sayitoğlu

kitap - doerrBenim için 2016’nın güzel bir yıl olarak başlamasına sebep olan kitap Amerikalı yazar Anthony Doerr tarafından kaleme alınan muhteşem roman All the Light We Cannot See oldu. Ben orijinal dilinde okudum ve beni ilk sayfadan itibaren anlattığı hikayenin içine çekmesine karşı koyamadım. 2015 yılının Pulitzer ödüllü romanı eminim çok yakında Türkçe çevirisiyle de raflarda bulunacaktır. Kısaca konusundan bahsedecek olursak, İkinci Dünya Savaşı’nın sarı, yıkık ve bitkin mahallinde Fransa’da yolları kesişen görme engelli bir kız ve Alman bir askerin hüzünlü hayatlarının bir kesitidir bize sunulan. Savaştan biraz önce anlatılmaya başlanan iki çocuğun hikayesi de yer yer zamanda ileri-geri yolculuk ederek kaderin ağlarının nasıl örüldüğünü gösterir bizlere en klişe tabirle. Paris’te Doğal Tarih Müzesi’nin baş kilit sorumlusunun kızı olan Marie-Laure babasının onun için yaptığı model evlerle kaplı bir harita sayesinde göremediği her yeri elleriyle ezberlemeye alışmıştır. Paris’i Nazi işgalinden sonra terk etmek zorunda kalan baba-kız, insanda mutlaka ziyaret etmesi gerektiği hissi uyandıran kıyı kenti Saint Malo’ya, Marie-Laure’un babasının Birinci Dünya Savaşı gazisi amcasının evine sığınırlar. Aynı yıllarda, Almanya’da ufak bir madenci kasabasının yetimhanesinde kız kardeşinden başka kimsesi olmayan Werner’in hayatına tanık olmaya başlarız. Daha küçük yaşta elektronik ve bilimsel yetenekleriyle gelecek vaat edebilecek bu çocuk Nazi Almanya’sında millet için nefes alıp devlet için yaşamak felsefesiyle asker olarak eğitilmeye başlanır. Sonrasında yaşanan karmaşık olay örgüsü ilk sayfadan son sayfaya kadar insana tek nefeste bu öyküyü içine çekme isteği uyandırır. Benim için savaş, yıkım, sanat, bilim ve en önemlisi çocukluk hayalleri üzerine tarifsiz bir deneyim olan All the Light We Cannot See bence hayat boyu geri döneceğiniz bir başyapıt.

 

Bir Şeyler Eksik, Bülent Somay | Berat Chavez

kitap - somayBülent Somay‘ın Bir Şeyler Eksik adlı kitabı bundan on yıl kadar önce yayımlanmış olmasına rağmen güncelliğini koruyan, her sene ele alıp yeniden okunmayı hak eden, okunan değil, “tekrar” okunan kitaplardan biri. Kitap psikolojinin normatif sınırlarını aşmaya imkan veren psikanalitik teorinin ışığında yazılmış denemelerden oluşuyor: Aşk, cinsellik ve hayat hakkında kafa karışıklıklarına cevap bulmak ve sorunlardan kurtuluvermek yerine Freud’un, Lacan’ın ve bugünün önemli psikanalist/yazarlardan biri olan Adam Phillips’in açtığı alanda okuru sorgulanmadan kabullenilmiş kodlar hakkında şüpheye düşmeye teşvik ediyor. Somay’ın oyuncu dili sayesinde okurken çok eğlendiğim, teorik temelde bildiklerimi kitapta verilen film örnekleriyle zenginleştirdiğim ve en önemlisi kendi seçimlerimi derinden gözden geçirdiğim bir kitap olduğu için bu senenin en iyi kitabı bence Bir Şeyler Eksik.

 

Bitik Adam, Giovanni Papini | Naz Kavas

kitap - papiniGiovanni Papini‘nin Bitik Adam romanını yılın son günlerinde okuma fırsatım oldu; ancak en sevdiğim kitaplar listesine hemen giriverdi. Romanda yazarın dünyadaki her şeyle derdi var, var olan düzenin her bir görünümünü eleştiriyor ve değiştirme, dönüştürme gerekliliğini savunurken sonsuz özgürlükten dem vuruyor. Savunduklarını aktarma biçiminde müthiş bir ego ve özsaygı var, bir o kadar da özgüvensizlik. En azından ben böyle yorumladım. Tavsiye ederim!

 

Cuma ya da Pasifik Arafı, Michel Tournier | Betil K.

kitap - tournierBu sene okuduğum yüz küsur kitabın içerisinden bir tane seçmek benim için pek de kolay olmadı. Çok düşündüm. Okuduğum ve beğendiğim diğer kitaplara haksızlık etmek istemedim. O yüzden de seçimimi, ilk kez okuduğum bir yazarın kurgusu, karakterleri, dil ve üslubu, derinliğiyle öne çıkan; çok zor okumama rağmen çok keyif aldığım, beni düşündüren ve ufkumu açan bir kitaptan yana kullanıyorum: Michel Tournier – Cuma ya da Pasifik Arafı. Daniel Defoe’nun ünlü eseri Robinson Crusoe‘yu tekrar ele alan Tournier, öyle durum ve duygulara dikkat çekiyor ki, birçok yerde kendimi gözden geçirip, reddettiğim bir takım olguları kabul etmek durumunda kaldım. Kitap yazılalı seneler olmuş, ne fark eder? Bazı kitaplar var ki bir kere okunur, biter; bazılarıysa defalarca okunur ve okunuşta okuyucusuna yeni şeyler keşfettirir. İşte, ben de tercihimi ikincisinden yana kullanmak istedim…

 

Daring Greatly: How the Courage to Be Vulnerable Transforms the Way We Live, Love, Parent, and Lead / Cesur Yanınızı Kucaklayın, Brené Brown | Hazal Cizrelioğlu

kitap - brownİçedönüklük ve konfor alanı, karpuz ve peynir, Frodo ve Sam, sinema ve IMAX…Konfor alanımın altın kafese döndüğü bir gece, Google’a derdimi anlatırken bu kitapla tanıştım ve her gece birkaç bölüm okuyup sindirmek istediğim nadir kitaplardan biri oldu. Yapmak isteyip de bir türlü adım atamadığınız bir şey varsa, kendinizi hayatınızın bir çok alanında yetersiz hissediyorsanız, mükemmeliyetçi olmak sizi yoruyorsa, “Geçerken günlerim, nerde cesaretim?” modundaysanız mutlaka denemelisiniz. Kendinize de başkalarına gösterdiğiniz anlayışı göstermek, kadınların ve erkeklerin sırtlarına yüklenen görünmez yükleri görüp hayatı sorgulamanızı sağlayacak enfes bir kitap…

 

Finzi-Continiler’in Bahçesi, Giorgio Bassani | Bülent Tunga Yılmaz

kitap - bassaniSavaş sonrası İtalyan Edebiyatı’nın en önemli yazarlarından Bassani ile geç tanışmam, bunu bir hata olarak kabul ediyorum, 2016’da, sanat dünyası için ölümlerle dolu olan bir yılda, bu büyük edebyatıçının yüzüncü doğum yıldönümünde gerçekleşti. Bassani romanında toplumsal, tarihi ve ekonomik  bir bağlam oluştururken insan ilişkilerini, insan hikayelerini bu bağlam içine oturtmayı çok iyi beceriyor. Bassani edebiyata şiir ile başlamasına rağmen kendini ‘bir şair değil bir tarihçi’ olarak tanımlar. Buna rağmen yapıtları kendi içinde akıcı bir şiirselliğe sahip. Büyük kelime sanatlarına başvurmadan, retorik ustalığına dayanmadan mütevazı bir şiirsellik içerir onun yapıtları. Bu da başlı başına bi edebi ustalık, hatta deha.

Hayvanlardan Tanrılara – Sapiens, Yuval Noah Harari | Mert Şenyuva, Başucumuzda Kitap

kitap - harari2016 biterken gözümü kapatıp arkama yaslandığımda açıkçası pek de mutlu görüntüler geçmiyor gözümün önünden. Hemen uyanmak isteyeceğim, bunaltıcı bir rüya gibiydi bu yıl. Neyseki bu yıl da bol bol kitap okuyup gerçeklikten kaçıp sığınabileceğim limanlar bulabildim kendime. Bu yıl okuduğum kitapları durup düşündüğüm zaman da, bir kitap var ki diğerlerinden kesinlikle ayrılıyor: Yuval Noah Harari‘nin Hayvanlardan Tanrılara Sapiens‘i. Yuval Noah Harari, bildiğimiz ve alışageldiğimiz bir tarihçi değil. Olayları tıpkı bir masalcı gibi, birbirinden kopuk ve kendi sınırları içerisine sıkışmış bir şekilde aktarmıyor. Aksine insanlık tarihinin başlangıcından bugüne kadar olan tüm gelişimi birbirine sımsıkı zincirlerle bağlı, çok kuvvetli bir mantık sistematiği ile aktarıyor. Bununla beraber, çok daha önemli bir şey yapıyor ve hepimizin zaten bildiği olayları farklı bir bakış açısıyla aktararak okuyucularına yeni düşünce alanları açıyor ve yeni bir vizyon katıyor. “Tarihin altın kurallarından biri, geriye dönüp bakınca bariz olarak görülen şeyin olay esnasında son derece belirsiz olmasıdır.” diyen Harari’nin Sapiens’ini okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

kitap - adichieBaşucumuzda Kitap‘ın diğer değerli yazlarına bu yıl en beğendikleri kitabı sorduğumda Eda, Carl Sagan‘ın ünlü kitabı Mesaj‘ın 2016’da okuduğu en iyi kitap olduğunu söyledi (Bu linkte detaylı bir analizi var kitabın). Gülşen de bu yıl okuduğu en iyi kitaplar olarak Chimamanda Ngozi Adichie‘den Amerikana‘yı ve Donna Tartt‘tan Saka Kuşu kitaplarını belirlemiş. (Amerikana kitabını bu linkte daha önce anlatmıştı.)

 

İnsanın Anlam Arayışı, Viktor E. Frankl | Irmak Özer

kitap - franklÇok garip bir yıl geçirdik. Dünya acayip, acımasız bir yer oldu, buralar zaten bambaşka bir hikaye… Birçok kişisel hüsran hikayesi de duydum bu yıl. İnternette dolaşan 2016 artık bitsin gitsin şakaları boşuna değil… Kendi kişisel hüsranını yaşayan arkadaşım, bana bu yıl Viktor E. Frankl’in 1946 tarihli İnsanın Anlam Arayışı kitabı ile kafasını topladığını söyledi. Kitap, yazar 1997’de öldüğünde 24 dilde 10 milyon kopya basılmış bile. Psikiyatrist Viktor E. Frankl’in kendi toplama kampı anılarından yola çıkarak hayatın anlamını ve o anlamı bulmanın yollarını anlattığı kitabı, 2016 sonu umutsuzlarına ilaç gibi gelebilir.

 

İlham verici kitaplarla dolu bir 2017 dileğiyle…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?