6-17 Nisan tarihleri arasında, 37. İstanbul Film Festivali sayesinde bir film maratonu bizi bekliyor. Sizin için hem festival programından birkaç filmlik bir liste hem de film maratonunuzu sağlıklı atıştırmalıklarla tamamlamanız için bu filmlere uygun öneriler hazırladık!

Hjertestart (Handle with Care) | Arild Andresen

Korparna (Ravens) | Jens Assur

Hjertestart

37. İstanbul Film Festivali, Nordik sinemaya geniş bir yer ayırmış. Bunda İsveçli ünlü yönetmen Ingmar Bergman’ın doğumunun 100. yılı nedeniyle oluşturulmuş özel bir bölümün de etkisi olduğunu söylemek mümkün. Bizim önerilerimizse festivalin güncel filmlerin yer aldığı diğer bölümlerinden olacak. Korparna (Ravens), Wasa’nın da temellerinin atıldığı İsveç’ten… 70’li yıllarda İsveç kırsalındaki bir çiftlikte geçen ve hayat mücadelesini konu alan ve görüntüleriyle göz kamaştıran filmin yönetmeni İsveçli ünlü bir fotoğrafçı olan Jens Assur. İkinci önerimiz Hjartastet (Handle with Care) ise bir Norveç filmi olmasına rağmen, sizi Kuzey Avrupa’dan alıp Güney Amerika’ya götürecek. Film, bir deniz platformunda petrol işçisi olarak çalışan, karısının ölümünün ardından evlat edindiği oğluyla ilişki kurmakta zorlanan Kjetil’e odaklanıyor. Baba ve oğlun ilişkisi, çocuğun biyolojik annesini aramak için Kolombiya’ya doğru yola çıkmalarıyla farklı bir boyut kazanıyor.

Nordik sinemayla birkaç saat geçirdikten sonra Nordik mutfağını yansıtan bir atıştırmalık tabağı festival deneyiminizi tamamlayabilir. İskandinavya mutfağı dendiğinde akla tabii ki ilk gelen gıda ürünü bölgenin lezzetli somon balıkları… Wasa üzerine krem peynir, füme somon ve biraz dereotu ile harika bir Nordik atıştırmalık hazırlayabilir, dilerseniz – tıpkı önerimiz olan filmlerden birinin yollarının Latin Amerika’yla kesiştiği gibi – bu birlikteliğe avokado da ekleyerek farklı mutfakları buluşturabilirsiniz.

 

Ammore e malavita (Love and Bullets) | Manetti Bros.

Cuori puri (Pure Hearts) | Roberto De Paolis

Cuori puri

İtalyan insanının ve İtalyan kültürünün tüm renklerinin eğlenceli bir aksiyon komedisinde, şiddetle yoğrulmuş bir aşk filminde, Napoli’de geçen bir mafya müzikalinde toplandığını düşünün; işte o film bu yıl festivalde: Bir katil ve bir hizmetçinin kesişen yolları, rengârenk şarkılarla Ammore e malavita (Love and Bullets) filminde buluşuyor. Yok eğer romantizmi eğlenceye tercih ediyorsanız, sizin İtalyan filminiz de hazır: Cuori puri (Pure Hearts), farklı dünyalara ait iki genç insanın birbirine aşık olma hikâyesine günümüz Avrupa’sının gündemini ve günümüz gençlerinin dertlerini dahil ediyor. Roma sokaklarında geçen, gerçekçi ve çarpıcı bir aşka tanık olmak için bu filmi listenize eklemelisiniz.

İtalyan bayrağının renkleri, üç malzeme sayesinde İtalyan mutfağında türlü şekillerde lezzete dönüşür: Kırmızı için domates, beyaz için mozzarella peyniri, yeşil içinse fesleğen… İşte siz de İtalyan güneşini, İtalyan ateşini ve İtalyan coşkusunu barındıran bu filmlerden birini bu üç renk ve bu üç malzemeyle bir lezzet şölenine dönüştürebilirsiniz. Wasa üzerine ekleyeceğiniz ricotta, domates dilimleri ve fesleğen yaprakları, üzerinde hafif zeytinyağı da gezdirdikten sonra muhteşem bir atıştırmalığa dönüşecek.

 

Ga’agua (Longing) | Savi Gabizon

The Reports on Sarah and Saleem | Muayad Alayan

The Reports on Sarah and Saleem

Farklı kültür, dil ve dinlerin bir arada yaşadığı ve zaman zaman çatıştığı Orta Doğu coğrafyası, aslında bir o kadar da aynı gelenekleri sürdüren insanların uyum içinde yaşadığı bir yer. Orta Doğu’nun farklı ülkelerinden izlediğimzi filmlerde benzer duygulara rastlamamızın nedeni de biraz bu. Önerilerimizden biri olan Ga’agua (Longing), aile kavramını, sıcak sürprizleri ve melankoliyi işliyor. İsrail’in kuzeyindeki liman kenti Akka’da geçen film, yıllar sonra üniversitedeki kız arkadaşıyla karşılaşan ve 20 yıl önceki beraberliklerinden bir oğlu olduğunu öğrenen Ariel’in yaşadıklarını anlatıyor. The Reports on Sarah and Saleem ise Kudüs’ün dar sokaklarını ve bu kadim kentin gece hallerini önümüze seriyor, Filistinli evli bir adamla İsrailli evli bir kadının yasak ilişkisine odaklanıyor. Biri komedi diğeri drama türündeki iki filmin, tıpkı Orta Doğu’nun insanları gibi tüm farklılıklarına rağmen birçok ortak noktaya sahip olduğunu göreceksiniz.

Orta Doğu’nun tanıdık hallerine, sokaklarına ve insanlarına yer veren bu iki filmle birlikte bu coğrafyanın lezzetleri iyi gidecektir. Wasa üzerine süreceğiniz humusu kırmızı biber, maydonoz ile renklendirebilir, yanına tatlı olarak da üzüm, incir, hurma ve kayısı ile bir kuru meyve karışımı hazırlayabilirsiniz.

 

Contes de juillet (July Tales) | Guillaume Brac

Mektoub, My Love: Canto Uno | Abdellatif Kechiche

Contes de Juillet

Son durağımız Fransa… Filmlerimizden ilkinde, sıcak bir yaz günü, beş genç kız, beş genç erkek ve eğlenceli iki hikâye var. İki bölümden oluşan Contes de juillet (July Tales)‘te kız kıza bir gün geçirmek isteyen arkadaşların arasına giren erkekler de var ama bol bol güneş, bol bol tatil hissi ve bol bol kahkaha da var. Mektoub, My Love: Canto Uno ise ünlü yönetmen Abdellatif Kechiche‘nin imzasını taşımasının yanında Akdeniz sahilleri, barlar ve plajlar arasında geçen günler, yani yine tatil havasıyla aklınızı çelecek. Film, genç bir senaristin yaz tatili sırasında, tam âşık da olmuşken, ilk filmini hayata geçirmesini sağlayacak yapımcıyla tanışmasını ve aşkla iş arasında kalmasını konu alıyor.

Yaz güneşine ve kumsallarına kavuşmak için gün sayıyorsanız, bu iki Fransız filmi özleminizi biraz daha arttırmış olmalı! Filmin öncesinde ya da sonrasında Wasa, bir parça brie, ufak bir salkım kara üzüm ve birkaç adet ceviz, gözlerinizle gördüğünüz o Fransız sahillerini koku ve tatlarla da deneyimlemenizi sağlayacak.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?