“Azıcık derinlemesine düşündüğümde, olayların doğası ve onlardan çıkardığım deneyimler, tek sözcükle bana bu dünyadaki bütün iyi şeylerin ihtiyaçlarımız dışında bir işe yaramadığını ve başkalarına vermek için ne kadar istiflersek istifleyelim, yalnızca kullanabildiğimiz kadarının keyfini sürebildiğimizi gösteriyordu, daha fazlasının değil.” – Daniel Defoe, Robison Crusoe

 

Thomas Mann – Efendi İle Köpeği

Av köpeği kırması Bauschan ile sahibi arasındaki ilişkiyi konu alan kitapta, zamanın Munich’inde bir gezintiye çıkmış hissi yaşıyorsunuz. Sahibin, köpeğiyle benzer ama aynı zamanda farklı yönlerini görmesi, bir köpeğin hayatının içinde bu kadar yer etmesi gibi konuları irdeleyen yazar, aynı zamanda kent ve kırsal yaşam arasında kalmış bireyi de irdeliyor. Otobiyografik öğeler taşıyan Mann’ın bu kitabı, ne yazık ki, beni pek içine çekmedi. Mann’ı severim, köpekleri severim, insan-hayvan ilişiklerini severim ama ne yazık ki kitabı severek okuduğumu söyleyemeyeceğim. 

Tahsin Yücel – Gökdelen 

Sene 2073… Ünlü müteahhit Temel Diker, İstanbul’u New York’a çevirmek için kolları sıvamış sıra sıra gökdelenler inşa etmeye başlamıştır. Fakat arsalarından birinin içindeki küçük evde, yaşlı bir amca yaşamaktadır. Bu amca evini satmaya yanaşmayınca Diker, hayalini gerçekleştiremeyeceğini düşünerek kaygılanır ve evi satın almanın yollarını aramaya başlar. Ünlü avukat Can Tezcan’ın bu konu için bulduğu çözümse dikkat çekicidir; yargının özelleştirilmesi… Uzun zamandır Tahsin Yücel okumak istiyordum ancak hangi kitaptan başlayacağımı bir türlü bulamıyordum. ‘’Gökdelen’’ karşıma çıkınca alıp okumak istedim. Bence kurgu ilginçti, anlatım akıcıydı ama sanki bazı konuların üzerine daha çok düşülmeliydi. Örneğin, ‘’yılkı insanları’’ daha derin anlatılabilirdi zira bana göre fazla yüzeysel geçilmişti. Çok beğenmemekle birlikte elimden bırakamadan okudum çünkü finali çok merak ediyordum. Çoğunlukla yaptığı çevirilerden tanıdığım ve okuduğum Yücel’in daha birçok kitabını okumayı düşünüyorum ama hangisi?

 Oğuz Atay – Tehlikeli Oyunlar

Yazacağım pek bir şey yok. İkinci okuyuşum,… Biraz bunaldığım bir zamandı, hem konuşmaya ihtiyacım var gibiydi hem de yalnız kalmak istiyordum… Böyle zamanlarda Atay okumak iyi gelir bana. Bu kadar.

Anton Cehov – Altıncı Koğuş 

Doktor Andrey Yefimıç, Rusya’nın fakir bir kasabasındaki akıl hastanesine yeni atanmıştır. Burada tedavi gören İvan Dmitriç ile aralarında geçen diyaloglar, bu novellanın da konusunu oluşturuyor. Dönemin Rusya’sındaki toplumsal ve ekonomik durumların değerlendirilmesi yapılırken, sistem ve sınıflandırma anlayışı da eleştiriliyor. 72 sayfalık bir kitap olmasına rağmen derin, etkileyici ve sürükleyici olduğunu söylemek isterim. Sadece bir kez değil, birçok kez okunur; okundukça zenginleşir. Seneler evvel biri bana, Çehov’un gelmiş geçmiş en iyi öykü yazarı olduğunu söylemişti… Hakkı yok değil…

Benjamin Flao – Kililana Şarkısı

Uzun zamandır çizgi roman okumuyordum. Fiyatları pahalı olduğu için dikkatli seçmeye çalışıyor çok fazla almıyorum. Yeni yılla birlikte, aralarda, tekrar okumaya başlayacağım. Bu senenin ilk çizgi romanı olarak Naimîn hikayesini seçtim… Naim, Kenya’da teyzesiyle yaşayan yetim bir çocuktur. Medreseye gitmek istemediği için sık sık kaçarak ağabeyini öfkelendirir. Takım adaların birinde, çalılıklarda yaşayan Ali adındaki meczup adamla yolları  keşisince olaylar başlar. Halkın yaşadıkları bitmezmiş gibi bir de başlarına, kıyılara tatil beldesi yapmak isteyen Fransızlar çıkar… Hikaye çok etkileyici olmasa da çizimler harikaydı. Değişik bir tarz okumak da iyi geldi uzun zaman sonra.

Prof. Dr. İ. Süreyya Sırma – Müslümanların Tarihi V 

Geçen sene okumaya başladığım ‘’Müslümanların Tarihi’’ni bu sene başı itibariyle bitirmiş bulunmaktayım. Kitabın son cildinde Osmanlı İmparatorluğu’ndan bahsediliyor. Osman Gazi’den başlayarak Sultan Vahdettin’e kadar uzayan dönemdeki siyasi gelişmelerden bahsedilirken, yazarın diğer ciltlerdeki tarz ve üslubu da aynı şekilde devam ediyor. Bana göre güzel bir seriydi. Merak edenler okumalı.

Cemil Meriç – Saint Simon, İlk Sosyolog, İlk Sosyalist

Her akımın olduğu gibi sosyalizmin de taraftarları var tabii. Ve elbette her zaman olduğu gibi, savunduğu şeyi okuyup, düşünüp, araştıran ve bu şekilde bir fikre varanların yanında kulaktan dolma birkaç şeyle bildiğini sanıp konuşurken saçmalayanlar da var… İkinci grup Saint Simon’un adını dahi duymadığı için bu kitap ilk gruba ya da ilk grubun yolunda olanlara hitap ediyor. Sosyolojinin kurucusu olarak değerlendirilen Saint Simon’un hayatını ve öğretisini Cemil Meriç’ten okumak, onun değerlendirmelerini, kimi zaman serzenişlerini görmek keyifliydi benim için. Cemil Meriç, bahsettiği konular ne kadar derin, ağır yahut zor olursa olsun, okurken her daim haz aldığım bir düşünür, bir yazardır. Bu kitabını da çok severek okudum. 

Daniel Defoe – Robinson Crusoe 

Hatırlarsanız iki sene evvel Michel Tournier’nin ‘’Cuma ya da Pasifik Arafı’’nı okumuş, hatta o senenin en iyi kitabı olduğunu yazmıştım. Hala aynı kanıdayım ancak onu okumadan evvel Defoe’nun ‘’Robinson Crusoe’’sunu okumak şartmış… Robinson Crusoe’yu herkes biliyor artık; Robinson evi terk eder ve dünyayı gezmek için yolculuğa çıkar. Derken yirmi sekiz sene tek başına yaşamak zorunda kalacağı ıssız bir adaya düşer. Kitap da burada yaşadığı olay ve durumları konu alır. Kitabı çok severek okudum. Defoe’nun üslup ve tarzını da çok çok seviyorum. Kitabı bu kadar merakla okumamın en önemli sebebi buydu… Öte yandan, Robinson’ın evden ayrılmadan evvel babasıyla yaptığı konuşmadaki bazı yerler çok çok hoşuma gitti.

Ocak ayında Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde sergilenen ‘’Yoldan Çıkan Oyun’’u izledim. Oyuncuların performansını beğendim,  eğlendim de aslında ama nedense oyunu vasat buldum. Bunun dışında yeni bir diziye başlamak için araştırma yaptım ama karara ancak bir ay sonra vardım. Çünkü çok popüler olanları izlemek istemedim. Böyle garip huylarım var maalesef…

Bu ayın öne çıkan kitaplarına gelirsek; Altıncı Koğuş, Saint Simon ve Robinson Crusoe

Ben burada, huzur içinde kitaplarımı okuyor, tiyatroma gidiyor, hayatıma devam ediyorken Afrin’de şehit düşen askerlerimize Allah’tan rahmet, acılı ailelerine ve sevdiklerine baş sağlığı ve sabırlar, yaralı askerlerimize de acil şifalar diliyorum… Dilerim şubat ayı huzurla gelir…

“Bu Ara Neler Okudum” seçkilerindeki yüzlerce kitap önerisine buradan ulaşabilirsiniz.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?