2026: Gerçekten Analoğa Dönüşün Yılı mı?

Bir süredir TikTok’ta #analogue etiketli videolar milyonlarca kez izleniyor ve kullanıcılar “offline” yaşama dair yeni ritüelleri paylaşmaya başladı. Dijital tükenmişliğe karşı kolektif bir tepki olarak karşımıza çıkan bu trendin basit bir nostalji dalgasından çok daha fazlasını işaret ettiği konuşuluyor. Peki 2026 gerçekten analoğun yılı olabilir mi?
Trendin getirdiği en ilginç paradokslardan biri, bu “offline” yaşam tarzını tanıtmak ve yaymak için hâlâ sosyal medyayı kullanıyor olmamız. Yani insanlar ekranlardan uzaklaşmak istiyor, ama bunun yollarını yine dijital platformlarda buluyor. Öte yandan eleştirmenler, analogue akımının bir tüketim biçimine dönüşme riskine dikkat çekiyor; çünkü trendin gerektirdiği eşyalar bazen satın almayı da içeriyor. Buna karşılık savunucular, ikinci el alışveriş, takas ve el yapımı üretim gibi sürdürülebilir pratiklerle trendi daha kapsayıcı hale getirmenin yollarını öneriyor. Bir diğer eleştiriyse bu tercihlerin orta sınıfa ya da ayrıcalıklı kesimlere ait olduğu yönünde. Analog yaşama geçiş, geçmişteki sağlıklı beslenme hareketlerine benziyor; sağlıklı yaşamak çoğu zaman daha fazla bütçe gerektiriyor. “Smartphone Nation: Why We’re All Addicted to Screens and What You Can Do About It” kitabının yazarı Dr Kaitlyn Regehr konuyu şöyle özetliyor: “Bir zamanlar dijital dünyada zenginlik ve eşitliği, kimin teknolojiye erişimi olduğu üzerinden tartışıyorduk. Bugün artık mesele bu değil. Asıl konuştuğumuz şey, kimin bu teknoloji olmadan var olabildiği, kimin olamadığı.”








