7-17 Nisan tarihleri arasında gerçekleşen 35. İstanbul Film Festivali’nin birçok bölümü arasında birden fazla yarışma bölümü de bulunuyordu: Altın Lale Uluslararası ve Ulusal Yarışmaları, Sinemada İnsan Hakları Yarışması, Ulusal Belgesel ve Kısa Film yarışmaları… Festivalin son günlerinde sahiplerini bulan ödüllerin ardından, bu yarışmalarda öne çıkan ve birçoğunu ilerleyen aylarda vizyonda izleme fırsatı bulacağımız filmleri bir araya getirdik.

15 Nisan Cuma gecesi Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen 35. İstanbul Film Festivali Ödül Töreni’nde en çok ödül kazanan yapım Ahu Öztürk imzalı Toz Bezi olurken, uluslararası yarışmada büyük ödül Meksikalı yönetmen Rodrigo Plá’nın Un monstruo de mil cabezas (A Monster with a Thousand Heads / Bin Başlı Canavar) filminin oldu.

Nisan 2017’de, 36. İstanbul Film Festivali’nde görüşmek üzere!

***

İstanbul Film Festivali 2016 Filmleri

Toz Bezi | Ahu Öztürk

Gecenin en fazla sayıda ödülünü kazanan iki filmden biri olan ve Ulusal Yarışma’nın büyük ödülünün sahibi olan yapım, Ahu Öztürk imzalı Toz Bezi oldu. Film, hayattaki yolları farklı olsa da, kurdukları hayaller ve yaşam mücadeleleri birbirlerine benzeyen iki gündelikçi kadının yoldaşlığını konu alıyor. En İyi Kadın Oyuncu seçilen Asiye Dinçsoy’un yanı sıra filmde Nazan Kesal, Mehmet Özgür ve Serra Yılmaz gibi ünlü oyuncular da rol alıyor.

Un monstruo de mil cabezas (A Monster with a Thousand Heads) | Rodrigo Plá

Festivalde 15 filmin yarıştığı Uluslararası Yarışma’nın galibi, Meksikalı yönetmen Rodrigo Plá’nın sistem eleştirisi oldu. İlk filmi La zona / Yasak Bölge ile dünya çapında ilgi gören Plá, bu yeni filminde hasta eşinin tedavi masraflarını karşılamayı reddeden sigorta şirketine karşı kendini çaresiz hissederek bir savaşa giren Sonia’nın hikayesini anlatıyor. Film, başrolündeki Jana Raluy’un performansıyla dikkat çekiyor.

Mediterranea | Jonas Carpignano

Festivalde, günümüzün en acil çözüm bulması gereken insan hakları sorunu olan göçmen krizini anlatan birçok film yer alıyordu ve bunlardan biri de Mediterranea idi. Burkina Fasolu Ayiva ve Abas’ın Libya’daki bir limandan bir bota binerek İtalya’ya ulaşmaları ve burada hayata bir göçmen olarak tutunma mücadelesini anlatan film, ödül sezonu boyunca birçok bağımsız film ödülüne aday gösterilmişti.

Rauf | Soner Caner & Barış Kaya

Adını 9 yaşındaki kahramanından alan film, görünmeyen bir savaşın gölgesi altında yaşayan Rauf’un sevdiği kız için pembe rengi bulmak için çıktığı yolculuğu konu alıyor. Sımsıcak bir yol hikayesi olan film, Onat Kutlar anısına verilen Jüri Özel Ödülü’nün sahibi oldu.

The Childhood of a Leader | Brady Corbet

Oyuncu olarak tanıdığımız Brady Corbet, Venedik Film Festivali’nde En İyi İlk Film Ödülü kazanan bu ilk yönetmenlik denemesinde faşist bir liderin çocukluğunda geleceğin izlerini arıyor. I. Dünya Savaşı’nı sona erdirecek Versailles Anlaşması için ABD’den Fransa’ya giden bir diplomatın eşi ve oğlunu izleyen film, karanlık ve gergin atmosferi ve oyuncu performanslarıyla dikkat çekiyor. Filmde genç oyuncu Tom Sweet’in yanı sıra Bérénice Bejo, Liam Cunningham, Robert Pattinson, Stacy Martin ve Yolande Moreau gibi ünlü isimler de rol alıyor.

El abrazo de la serpiente (The Embrace of the Serpent) | Ciro Guerra

Geçtiğimiz yıl Kolombiya’ya ilk Oscar adaylığını getiren El abrazo de la serpiente, Amazonlu bir şaman ve ait olduğu topluluğun hayatta kalan son üyesi olan Karamakate’yi merkeze alarak sömürgeciliğin ve insanlığın tarihini mercek altına alıyor.

Çırak | Emre Konuk

Festivalin Yeni Türkiye Sineması bölümünde gösterilen Çırak, Seyfi Teoman anısına verilen İlk Film Ödülü’nün sahibi oldu.Terzi çıraklığı yapan ve birçok takıntısının yanı sıra ölüm korkusuyla yaşamaya çalışan Alim’in hikayesini anlatan Çırak, Alim’in rutin hayatının dışına çıkarak yeni bir eve taşınmaya karar vermesiyle renkleniyor. Antalya Film Festivali’nden de iki ödülle ayrılan film, yeni bir yönetmenin müjdesini veriyor.

Kalandar Soğuğu | Mustafa Kara

Dört mevsimi kapsayan zorlu bir yapım sürecinin ürünü olan Kalandar Soğuğu, Karadeniz’in bir dağ köyünde ailesiyle birlikte yaşayan Mehmet’in hikayesini anlatıyor. Beslediği hayvanlarla geçimini sağlarken bir yandan da maden arayan Mehmet, duyduğu bir haber sonucu Artvin’deki boğa güreşlerine katılmaya karar verince doğa, insan ve hayvan ilişkisini konu alan bir portreye dönüşen film, gecede en fazla ödül kazanan iki filmden biri oldu.

La montagne magique (The Magic Mountain) | Anca Damian

Dünyada ilk kez 35. İstanbul Film Festivali’nde sahibini bulan ve Eurimages tarafından bir kadın yönetmene verilen Audentia Ödülü, sinemada cinsiyet eşitliğini geliştirmek amacını taşıyor. Ödülün sahibi, farklı animasyon tekniklerini birleştirerek bir kahramanlık hikayesi anlatan La montagne magique filminin yönetmeni Anca Damian’ın oldu. 80’li yıllarda Afgan mücahitlerle Sovyetler Birliği’ne karşı savaşmış olan Adam Jacek Winkler’ın hikayesini anlatan film, yönetmenin kahramanlık temalı üçlemesinin ikinci halkası olma özelliği taşıyor. Üçlemenin ilk filmi Crulic, dört yılın önce festivalin Sinemada İnsan Hakları Yarışması’nda Jüri Özel Ödülü kazanmıştı.

Hazırlayan: Emre Eminoğlu

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN