Müzeyyen Meyhane: Antakya’da Enfes Bir Lezzet Durağı

Biraz aile ziyareti, biraz da gezip görmek adına hafta sonu Antakya kaçamağı yaptık. Cumartesi akşamı için uzun süredir sosyal medyada görüp incelediğim Müzeyyen Meyhane için yer ayırtmıştık, fazlasıyla doğru bir tercihmiş, bayıldık. Hadi gelin, ayrıntılara geçelim!

Müzeyyen Meyhane, Antakya
Müzeyyen Meyhane, Antakya | Fotoğraf: Instagram / @sumeyraozakar

Müzeyyen, Antakya’nın en yoğun yerinde, birçok yeme-içme mekanının bulunduğu eski şehir kısmındaki dar sokaklardan birinde bulunuyor. Büyük, tarihi bir binanın içerisinde bulunan meyhane, özellikle tarihi dokusuyla ilk anda bizi büyülüyor. Geniş avlu kısmından geçip merdivenleri çıktığımızdaysa apayrı bir atmosfer bizleri bekliyor. Bu sırada kulağımıza Müzeyyen Senar’ın ve diğer sanatçıların şarkıları ilişiyor. O kadar keyifli bir ortam ki, hem Antakya’da olmak hem de böylesi bir mekanda, sevdiklerimizle bir gece geçirmek epey mutluluk verici…

Bunları düşünürken masaya birer birer siparişlerimiz geliyor. Ailemizde Antakyalı olan ve burada yaşayan kişilerin olması harika! Buraya özgü olan ve sevebileceğimiz tüm yemekleri bir bir söylemiş oluyoruz sayelerinde. 🙂 Buranın vazgeçilmezlerinden; tereyağlı humus, fettah, abugannuş ve muhammara inanılmaz lezzetli… Humus, İstanbul’da yediklerimizden çok farklı; tanesi yok ve çok hafif. Diğer mezeler de öyle. Bu arada yalnızca buraya özel meze ve yiyecekler değil, şakşuka gibi her yerde bulabildiğimiz mezeler de var ama yine ve yine söylüyorum; her bir meze çok leziz!

Et çeşitleri ve kebaplar da denenebilir ama gün boyu Antakya’nın meşhur yiyeceklerini yiyince daha fazla yemek için yeriniz kalmayabilir, aman dikkat! Bahsetmeden geçmeyeyim; Antakya’ya özgü kiremitte peyniri de gitmişken denemelisiniz; tadı enfes. Sarımsak ve tereyağı ile pişirilen peynirlere doyamadık. Yemeğin sonunda da mutlaka ama mutlaka peynirli irmik helvasını denemenizi öneririm. Böylesini hiç tatmamıştım! Son bir öneri olarak; mutlaka gitmeden birkaç gün önce rezervasyon yaptırmalısınız çünkü Müzeyyen çok dolu oluyor. Şimdiden afiyet olsun.

Kapak fotoğrafı: Instagram / @elas_wonderland

İlginizi çekebilir: Nurdan Gündoğdu’dan Antakya’da Ne Yapılır

Süvari: Bir Hataylıdan Çay Bardağında Kahve Üzerine Notlar

“Kendimi mi öldürsem, yoksa bir fincan kahve mi içsem?” demiş ya Albert Camus. Hatay’a gelmiş olsaydı da şu sözünü “Kendimi mi öldürsem, yoksa bir süvari mi söylesem?” diye mıhlasaydı dünya yazın tarihine diye az geçirmedim içimden…

Süvari
Süvari | Fotoğraf: kahvekafe.net/

Evet konumuz süvari, yani çay bardağında kahve. Biz Hataylılar sabah kahvaltısında öğlen ne yiyeceğini konuşan; salçanın acısını, nar ekşisinin ne kadar kaynatıldığını ya da zeytinyağının zamanını uzun uzun tartışan, en güzel yayla çorbasının tuzlu yoğurttan yapıldığına inanan, çökelek salatasının dibine ekmekle banan, oruğu asla ara sıcaktan saymayan, tek bir öğünü yanına ayran ile orukla, nam-ı diğer içli köfte ile coşkuyla geçirebilen, canımız sıkıldıkça patlıcan oyan ve dolduran, incecik sarmalar saran, hafta sonları ne yesek diye düşünürken köşedeki humusçudan bir tabak humus yaptıran ve maaile ortaya konulan tek bir tabağa pideyle dalan, zahter mevsimini dört gözle bekleyen, ansızın misafir mi gelecek, hemen biberli ekmek içi yapıp aşağıdaki fırına “biberli ekmek attırdım, 10 dakikaya al gel” diyen, her daim sürk kokusunun mis gibi olduğunu savunan, kabağı kirece yatırıp çıtır çıtır kabak tatlıları yapan, evde bakır tepside künefe basmadıkça, o künefeyi kısık ateşte döndüre döndüre pişirmedikçe künefe yemekten zevk almayan, yedikçe mutlu olan, mutlu oldukça yiyen, midesine düşkün tatlı, komik, hoşgörülü insanlarız işte… E tabii bir de bu yemek sürecini dengeleyen, dedikodulara eşlik eden, mesai saatlerinde konsantrasyonu geri veren, hafta sonu sabah kahvelerinin baş mimarı süvariyi de unutmamamız lazım. Zaten konumuz süvariydi değil mi?

Süvari Nedir?

Süvari, çifte kavrulmuş acı kahvenin köpüğü yok olana dek kaynatıldığı ve çay bardağına konularak servis edildiği bir Hatay kahvesi diyebilirim. Buraya geldiğinizde, yerel bir esnaf lokantasına girdiğinizde eğer belirtmezseniz kahve olarak süvari ile karşılaşma oranınız çok yüksek. Peki neden süvari diye sorarsanız; aslında adı “tarz-ı hususi” yani kişiye özelden geliyor, zamanla “tarsusi” olarak evriliyor, Hatay’da adı Süvari.

Süvari
Süvari | Fotoğraf: kahvekafe.net/

Hatay’da sunulan süvarinin özelliği köpüğü gidene dek kaynatılması olsa da aslında bir püf noktası daha var: kahve ile suyun hemen birleştirilmemesi, yani önce cezveye suyu koyarız, su ısındıktan sonra kahveyi ekleriz. Neden diye soranlara bilimsel bir açıklama yapamamakla birlikte kahvenin daha çabuk çözündüğünü ve su ile bütünleştiğini söyleyebilirim, aslında köpüksüz yapılma nedeni de bu. Tadı filtre kahve gibi oluyor ama daha sert, ilk defa deneyen arkadaşlarımın ortak yorumu bu oldu hep. Yakın zamanda da; geçen gün denetim için gelen baş denetçimiz süvari kahveyi içtikten sonra “kendimi İran’da gibi hissediyorum” diyince, normal kahve tüketenler için fazla sert kaçtığını anladık ve ertesi gün misafirimiz için özel olarak açık kahve getirttik.

Bir başka anlatılan hikaye de şu: Efeler nargile içerken yanında mutlaka kahve de isterlermiş. Kahveleri tüm nargile boyunca kendilerine eşlik etsin diye çay bardağında getirirlermiş. Kahvenin çay bardağında sunulması bu vesile ile günümüze kadar gelmiş.

İlginizi çekebilir: GastroMagger’dan Kahve Çeşitleri

Affan Kahvesi, Hatay [[konum_1]]

Antakya’da yıllardır eskisi gibi kalan, yüksek tavanlı, kışın soba yakılan, haytalısı meşhur, tarihten güzel bir doku olan Affan Kahvesi’ne yolunuz düşerse; tavla atan amcaların arasında, süvari kahvenizi yudumlarken anı durdurmak isteyebilirsiniz. Hatta Affan Kahvesi’nin websitesinde şöyle bir hikayeden de bahsedilir: “1970 yıllarında Başbakanı Bülent Ecevit Türkiye’de kahve satışını yasakladıktan sonra güvenlik birimleri kıraathanelere kahve baskınına gelirlerdi. Babamız Züheyr Sahilli kahveyi ufak poşetlere koyup  önlüğünde saklardı… Fincanın yasak olmasından dolayı kahvenin cam bardağa koyulması ve bir baskın anında kahveyi içen müşteriler bu kahveyi evimden getirdim demesi yasal olduğundan polislerin bir şey yapamaması nedeniyle müşteriler artık cam bardaktan daha fazla zevk almaya başladı. Böylece kahve hem içim olarak hem de tutumu olarak cam bardakta sunulmaya devam etmiş oldu…

Bugüne kadar da müşterilerimiz kahveyi süvari olarak bizden istemektedir.
Not. Cam bardakta kahveye süvari denmesi Mustafa Kemal Atatürk’ten gelmektedir.”

Süvari
Süvari | Fotoğraf: Böğürtlenlim Es

Şimdi biraz klasik olacak ama ben size bu satırları gerçekten de süvari kahvemi yudumlarken yazıyorum ve anlık fotoğrafımı çekip yukarı ekliyorum. Bir blogger değilim, masamı fotoğraf çekimi için düzenlemedim, bir kusur varsa affola…

Hikayeler her zaman birden fazladır, efsaneler de öyle. Değişmeyen tek hikaye, süvarinin efsane lezzetidir şüphesiz. Ve bir Hataylı’nın gününü onsuz geçirememesi!

İlginizi çekebilir: Eliçe Kılıç’tan Hatay’da Ne Yenir

Hatay Lezzet Durakları: Fakat İyi Yedik!

Düzenli olarak seyahat etmeye başladığımda, yerel lezzetler seyahat motivasyonlarımdan sadece biriydi. Yıllar geçti, artık yılda birkaç defa sadece yeme içme odaklı seyahatler planlıyorum, özellikle yurt içinde! Hatay seyahatim de bunlardan biriydi, zaten çok sevdiğim Hatay mutfağı yemeklerini anavatanında tatmak için mayıs sonunda bir hafta sonu yollara düştüm. İşte Hatay’da denediğim lezzetler ve şehirden tavsiyeler…

Yağmur Restoran Hammuş’un Yeri’nde Kahvaltı [[konum_1]]

kahvaltı
Yağmur Restoran Hammuş’un Yeri’nde Kahvaltı

İddia ediyorum, böyle doyurucu, lezzetli ve taze bir kahvaltıyı bu fiyata İstanbul’da asla bulamazsınız! Hammuş’un Yeri, Antakya’dan Samandağı’na giderken yol üstünde kalıyor. Tavsiyem, Antakya’da geçireceğiniz günün sabahında buraya gelmemeniz. Zira kahvaltı o kadar doyurucu ki, sizi tüm gün götürecektir; humuslara dönerlere yer kalmaz sonra… Biberli ekmek, kekik salatası, zahter gibi yöresel lezzetler zengin serpme kahvaltıya dahil, üstelik her şey sınırsız. Rezervasyon için aramayı ihmal etmeyin.

Nedim Usta’da Humus

humus
Nedim Usta’da Humus

Hatay’da humusun sunum şekli, bizim bildiğimizden farklı; bolca domates, soğan, turşu ve yeşillik ekleniyor üstüne. Böylece humusun kendi tadını almak zorlaşsa da, bu halinin de çok lezzetli olduğu gerçeği değişmiyor. Nedim Usta şehrin köklü mezecilerinden; bakla, ezme ve yoğurduyla da meşhur. Aynı sokakta bulunan Humusçu İbrahim’i de tercih edebilirsiniz.

Dönerci Tacettin’de Soslu Döner

döner
Dönerci Tacettin’de Soslu Döner

Domates sosu içine girdiği her yemeğe lezzet katıyor katmasına da, hiç dönerle birlikte düşünmemiştim. Tacettin Usta’nın döneri bol salçalı, isterseniz de soğanlı ve acılı geliyor önünüze. İster pilavla, ister dürüm, ister porsiyon olarak sipariş edebiliyorsunuz. Tacettin Usta’nın döneri, Hatay’dan en unutamayacağım lezzet oldu. Gitmeden önce aramak şart, geç saatlere kalmayın, zira döner bitince dükkan kapanıyor.

Tarihi Bizim Künefeci Ragıp Usta’da Künefe

künefe
Tarihi Bizim Künefeci Ragıp Usta’da Künefe

Napoli’de kötü pizza yemenin imkansız olması gibi, Hatay’da da kötü künefe yemek imkansız bana kalırsa. Adım başı künefeci kaynayan Antakya’da popüler künefe adreslerinin aksine iki masalı küçük dükkan Ragıp Usta’da yedik künefemizi. Peyniri bol, kadayıfı dengeli pişmiş künefe dondurma ve fıstıkla sıcak sıcak servis edilince hem gözlerimiz hem de midemiz bayram etti!

Bade Şarap Evinde Antioche Kırmızı Şarap

şarap
Bade Şarap Evinde Antioche Kırmızı Şarap

Antioche, bugünkü Antakya’nın eski adı. Şarapları şehrin her yerinde satılıyor, herhangi bir restoranda servis ediliyor. Kırmızı, beyaz, roze ve blush… Her çeşidi var. Şehrin “eski Antakya evleri” bölgesi geceleri oldukça hareketli, Bade de oradaki güzel mekanlardan biri. Antioche kırmızı denedik, bir şişe de İstanbul’a götürmek için aldık. Bade Şarap Evi’nin güzel çalma listeleri eşliğinde lezzetleri Antioche şarapları içmek Hatay’da yapacaklarınız listesinde olsun.

Son olarak tepsi kebabını denemek ve Konak Restoran’da bir akşam yemeği yemek isterdim ancak bir günde bu kadarını yapabildik, bir daha gelmek için de bir bahanemiz oldu. Antakya’da yeme içme dışında ne yaptınız derseniz, günün büyük bir kısmını Antakya Arkeoloji Müzesi’nde geçirdik, gezdiğim en güzel müzelerdendi. Muhteşem korunmuş bir koleksiyon ve bakmaya doyamayacağınız mozaikler… Ayrıca St Pierre Kilisesi’ne uğrayın, merkezdeki kapalı çarşılara girip baharat kokuları arasında kaybolun, eve götürmelik zahter ve humus unu alın, şehre karışın!

Hatay’a hafta sonu geliyorsanız seyahatinizin bir gününü civar ilçelere ve köylere ayırmakta fayda var. Vakıflı Köyü’ne uğrayıp meyve likörleri alabilirsiniz. Mesela ben çok lezzetli bir limon likörü aldım, düşük bütçeli limonçello diyebiliriz! 🙂 Titus Tünelleri ve Karamağara da rotanızda olması gereken yerlerden. Türkiye’nin gurme seyahat rotalarından biri olan Hatay’dan oldukça mutlu ayrıldım, bir sonraki gastronomik seyahatimi iple çekiyorum!

İlginizi çekebilir: Nurdan Gündoğdu’dan “Lezzetli Bir Antakya Rehberi

Hatay: Bakır Tepside Sunulan Şehir

Bugün size parmaklarınızı yiyeceğiniz bir şehirden bahsedeceğim. Büyülü atmosferi, farklı kültürleri, yaşayan mitolojik efsaneleriyle Hatay’dasınız. “Açken alışveriş yapmayın.” bir süpermarket tavsiyesidir ama siz siz olun beslenmenize dikkat ettiğiniz bir dönemdeyseniz de asla Hatay mutfağına yaklaşmayın. Listenizde yasaklar varsa Hatay’da gözlerinizi kapatmanız dahi bir işe yaramayacaktır. Çünkü adımlarınız kentin sınırlarına doğru yol aldığında, bakır tabakta servis edilen şehir, muazzam kokusuyla daha önce yaşamadığınız bir deneyim yaşatabilir. Gözlerinizi açtığınızda ise Hatay’ın, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmakla kalmadığını aynı zamanda her birinin yanağından birer parça lezzet kopardığını fark edebilirsiniz. Bir şehir, nasıl bu kadar lezzetli olabilir, artık biliyoruz. Bakır servisi açmaya hazır mıyız?

Hatay Mutfağı

Hatay’da dolaşırken aniden duyduğunuz kokuya aşık olduysanız bu, katıklı ekmeğin ta kendisidir. Çekinmeyin, burnunuzun götürdüğü o yere gidin, bir tandırla karşılaşacaksınız. Biberli ekmek diye de bilinen bu yiyecek; çökelek, biber salçası, çörek otu, susam, zahter (kekik) ve diğer baharatların mucizevi bir şekilde birleşmesiyle süper kahramanınız olur. Katıklı ekmek, hazır çorba gibidir; her zaman imdadınıza yetişir; çat-kapı misafirinizde, gece acıkmalarınızda, yorgun akşamlarınızda unuttuğunuz yerden çıkar ve tabağınıza gelir. Tandırda, mahalle fırınında ve evde yapılabilir. Yapılması bu kadar kolay bu kadar lezzetli başka bir şey de yoktur. Unutmayın; acı olup olmadığını sorun.

Affan Kahvesi, Antakya

(ÖZEL) YAZ AYLARININ SERİNLETİCİ TATLISI: “HAYTALI” HATAY’DA ‘HAYTALI’ OLARAK BİLİNEN TATLI GEREK ANTAKYALILAR GEREKSE KENTE GELEN TURİSTLER TARAFINDAN YOĞUN İLGİ GÖRÜYOR
Affan Kahvesi, Antakya

Fotoğraf: Gökhan Aklan

Katıklı ekmeğinizi yiyebileceğiniz en lezzetli yerde yediyseniz, artık Antakya’da kaybolabiliriz. “Antakya mı, o ayrı bir yer mi?” dediğinizi duyar gibiyim. Evet, Hatay’ın merkez ilçesi, ayrı bir yer. Antakya’ya gelen herkesin ilk durak yeri Affan Kahvesi’dir. Kurtuluş Caddesi üzerinde, Fransız mimarlar ve Halepli taş ustalarının eseri olan 1911 yılında yaptırılan ve asıl adı İnci Kıraathanesi olan bu tarihi yerde Haytalı yemelisiniz. Haytalı, muhallebi, dondurma ve gül şurubundan oluşuyor, el yapımı alüminyum döküm kaşıklarla servis ediliyor. “Bu bildiğin Adana Bici Bici’si” deyişlerinden sıkılmış olmalılar ki büyülü gizli bahçeye girmeden hemen sağda “Haytalı asla Bici Bici değildir.” diye iki tatlının farkını anlatan bir açıklama asmışlar. Bitmedi, çıkmadan yapılacak bir şey daha var, Affan kahvesi içmek. Süvari denilen ve çay bardağında gelen bu kahvenin hikayesi, kahve satışlarının yasaklandığı döneme dayanıyor.

Çınaraltı Künefe Yusuf Usta

Kurtuluş Caddesi’nden Eski Antakya Sokakları’na, Uzun Çarşı’ya doğru yol aldığınızda Çınaraltı Künefe Yusuf Usta’nın Yeri’nde durun ve daha önce yediğiniz tüm künefeleri unutun, çünkü en lezzetli künefe burada. (Not: Bir süredir tadilatta, yakında açılacak.) Yusuf Usta künefeyi, köz ateşinde, bakır tepside ve güzel tereyağı kullanarak pişiriyor. İşin sırrı bakır tepside ve usta ellerde. Bundandır; tüm evlerde bulunması en muhtemel mutfak gereci bakır tepsidir ve şehir bu yüzden bakır tabakta servis edilir.

Kağıt Kebabı ve Tepsi (Sini) Kebabı

Uzun Çarşı’dayken tadabileceğiniz bir diğer harika lezzet olan Kağıt Kebabı ve Tepsi(Sini) Kebabı mekanlarından birine, Pöç Kasabı ve Kebap Salonu‘na veya Harbiye Yolu üzerinde Mirioğlu Kasabı ve Fırını‘na gidebilirsiniz. Diğer kasap ve kebap salonlarında asla kötü kebap yiyeceğinizi düşünmeyin, hepsi çok lezzetli yapıyor. Tepsi kebabında et çekilip baharatlar ile karıştırıldıktan sonra tepsiye basılıyor. Üzerinde domates sosu gezdirilip sebzelerle fırına veriliyor. Kağıt Kebabı’nda ise yine aynı sini kebabında olduğu gibi harmanlanmış et, yağlı kağıdın üzerinde yuvarlak parçalar halinde serilip pişirilip, altında fırın ekmeğiyle üstünde közlenmiş domates ve biberiyle önümüze geliyor. Kağıt ve sini kebaplarının hazırlanış aşamasını izlemek de oldukça tatmin edici.

Hatay’da Döner

Bilirsiniz, Hatay’ın döneri de çok meşhurdur. Döner deyince akla Antakya’da Dönerci Tacettin gelir. Öğle saatlerinde randevusuz döner yemeyi beklemeyin, oldukça kuyruk oluyor. Döner bitince de dükkan kapanıyor. Abdo Döner, et dürümü yiyebileceğiniz iyi mekanlar arasında. Burada fast-food kültürü döner üzerine şekillenmiş, her 3 adımda bir dönerci görebilirsiniz. Hatay’ın tavuk dönerinin sırrı da lavaş ekmeğinden daha ince olan sac ekmeğinde, özel domates sosu (domates salçası, pul biber, sıvı yağ) ve Defne yaprağında gizli. Antakya’da köprübaşında köfte ve ciğer yiyebileceğiniz yerler görebilir, geç saatlere kadar yine sac ekmeğinde bol soslu köftelerle unutamayacağınız tatlar deneyebilirsiniz.

Hatay Restoranlar

Restoranlara geldiğinizde ise bir sürü seçenek çıkacak karşınıza. Seçim yapmada zorlanıyorsanız ne yemek istediğinize tam olarak karar verin, ardından yola koyulun. İlk olarak hemen göbekte Sultan Sofrası yer alıyor. Burası turistlerin ilk uğrak yeri. Bütün yöresel lezzetleri her zaman bulabilmeniz mümkün. Kireçte pişmiş, dışı kıtır içi yumuşak kabak tatlısının üzerine tahin dökülerek servis ediliyor. Kabak tatlısını yiyebileceğiniz en iyi adreslerden biri burası. Öğle yemeği tercihlerinizde beklentinizi karşılayacak. Oruk, Ekşi Aşı, Keşkek (aşşur,dövme), Semirsek, Kaytaz Böreği, Kabak Borani, Şişberek Çorbası, Tavuklu Kepse Pilavı, Firikli Aş gibi birbirinden lezzetli adını duymadığınız yöresel yiyeceği Konak Restoran, Anadolu Restoran, Antik Han Restoran, Harbiye Boğaziçi Restoran-Kule Restoran, Avlu Restoran, Beyzade Konağı‘nda da deneyebilirsiniz.

Sveyka Restoran, Antakya

Sveyka
Sveyka Restoran, Antakya

Sveyka Restoran ise Halep ve Hatay mutfağının tarihin kokusunu içinize çekerek şarap eşliğinde yemek yiyebileceğiniz harika mekanlardan bir tanesi, Vişne Kebabı, Vedat Milor’un da kalbini fethetmiştir. Bir diğer akşam yemeği alternatifleri Harbiye ve Kuzeytepe olur. Harbiye Şelaleleri ve mitolojik atmosferiyle ruhunuz  iç huzuruna kavuşurken bedeniniz orgazmik anlar yaşabilir. Tuzda Tavuk için ise Reyhanlı Yenişehir Gölü çevresine gidebilirsiniz.

Maho Restoran, Kuzeytepe

Maho’nun Yeri Hatay
Maho Restoran, Kuzeytepe

Atmosferi, iç huzuru boşver de sen şöyle harika mezelerimi, etlerimi yiyip, dönebileceğim neresi var bana ondan haber ver derseniz eğer; benim size önerim Kuzeytepe… Denize karşı ya da eşsiz manzaralı bir yer beklemeyin, herhangi bir büyüleyici atmosfere veya dekorasyona da sahip olmayan sıradan kebap restoranları buralar. Burada da Maho Restoran en’lerden ilki. Masaya gelen mezelerle karnınızı doyurmanız çok olası. Ayrıca Hatay’da her yerde mezelerin yanında masaya ve tabağınıza mutlaka ateşte ısıtılan salçalı kekikli sac ekmeği geliyor. Benim yediklerim arasında en güzeli Maho’da. Mezelerden de bahsedersek yazıyı bitirmeden Hatay’a uçak bileti bakacağız; iyisi mi biz, bu konuda biraz meraklı kalalım!

Eski Antakya sokaklarında, 2013 yılından itibaren Cephe İyileştirme ve Sokak Sağlıklaştırma Projeleri kapsamında tarihi büyüsünü kaybetmeden restore edilip cafe-barlara, restoranlara dönüştürülen eski evler görebilirsiniz. Medeniyetlerin beşiği bu kentte, şehrin gürültüsünden uzak taş duvarlar ve daracık sokakların arasında zamanda nostaljik bir yolculuk yaparken gördüğünüz bu yerlere, hem gündüz saatlerinde biraz gevşemek için hem de akşamdan sonra canlı müziğin tadını çıkarmak için geçebilir ve yahut hafif ve sakin şarkı listesine sahip yerlerde ev yapımı şarapların tadına bakabilirsiniz. Aslında her biri iki katlı ev olduğu için, odalardan, bahçeden ve terastan oluşabiliyor. Arkadaşlarınızla gürültüden uzak oturabilir, kitabınızı sakince okuyabilir, projelerinize çalışabilirsiniz. Bade Şarap Evi, Trista Pena Ebru Sanat Evi, La Mistik Cafe & Restoran bunlardan yalnızca birkaçı. Çoğunun fiyat-performans oranı ortalama; fakat atmosferi için mutlaka uğramalı, soluklanıp bir şeyler içmelisiniz. Bu sokaklarda sabaha kadar açık mekan bulmanız biraz zor, çünkü gece yarısını birkaç saat geçtikten sonra şehir kabuğuna çekiliyor.

Hatay’da sadece Antakya’da satılan, kimyon ve tuza banıp yenen simidinden yemeden asla kahvaltı için yola koyulmayın. Eğer yazımı iştahla okuduysanız Hatay’da kahvaltı dediğimde aklınıza Katıklı Ekmek’in gelmesi gerekiyor. Zahter Salatası mı geldi, oley yine de Hatay Mutfağı’ndan yüksek notlar aldınız. Zahter (kekik) salatası, yeni toplanan zahterin soğanla, sarımsakla, nar ekşisiyle enfes uyumu. İki  gün kahvaltıda bunu yerseniz kendinizi Pokestop noktasında bulabilirsiniz. Bir de zahterin susamla birlikte karışmış halde toz hali satılıyor Hatay’da. Yanında zeytinyağı ile bir başka kahvaltılık oluyor. Domates ve patlıcan közlemesi, tuzlu yoğurt, küflü çökelek (sürk), zeytin salatası, kaytaz böreği, külçe yerken ne yiyeceğinizi şaşırırsınız ama neli yiyeceğinizi bilirsiniz: Her tabakta birkaç damla zeytinyağı göreceksiniz, Hatay’da zeytinyağının yakışmadığı hiçbir kahvaltılık gerçekten yok. Kahvaltının mutlulukla ilgisi de Batıayaz Yaylası, Karaksı ya da Vakıflı-Hıdırbey Köylerinde keşfedilmiş. Vakıflı’ya uğramışken Ermeni Kilise’sinin önünden kahvaltı sonrası Nar şarabı almayı unutmayın.

İlginizi çekebilir: “Efsanevi Lezzet: Kekik Zahter Turşusu”

Hatay’da Züngül ve Kömbe

Hatay’dan dönmeden yiyeceğiniz bir başka şey ise Züngül; iş çıkış saatlerinde, tatlıcıların önünde şerbetini akıta akıta züngül yiyen takım elbiseli adamlar görürseniz şaşırmayın, memurların en sevdiği yol üstü atıştırmalıklarından biridir. Dıbık dıbık (yapış yapış) ellerini peçete silemez ve mutlaka dükkan sahibi onlara geçin,  içeride yıkayın, der. Kömbeeeee! Kısaca bayram kurabiyesi. Fakat o kurabiyeyse diğer kurabiyeler ne, tadalım öyle karar verelim. Özel muskatlı baharatı ve tahtadan kömbe kalıpları var. Kokusu tüm sokağı sarar, herkes kömbelensin diye toplaşarak yılda bir-iki kez yapılıp tüm yıl yenir. Antakya’da içine genelde ezilmiş hurma konur, fakat ceviz de koyabilirsiniz. Kömbe için de adres, yılların Petek Pastanesi.

Petek
Petek Pastanesi

Hala beslenmenize dikkat ediyor musunuz? Artık edemezsiniz, Hatay beslenme şekli üzerinde ciddi negatif etkileri olan bir şehir. Tarih boyunca dokunulan milletleri mutfakta birleştirmişler, yıllar geçse de yöresel yiyeceklerin pek azı unutulmuştur. Hatay’a hemen gitmek istiyor ama gidemiyorsanız Ankara ve İstanbul’da birkaç Hatay muftağı size kendinizi  orada hissettirebilir. Ankara’da Hattena Hatay Sofrası, Dafne Restoran; İstanbul’da ise Antiochia Concept, Hatay Restoran bunlardan birkaçı. Hayatınızın geri kalanında tüm kahvaltılarınız katıklı ekmekli, zahter salatalı olsun, size kocaman afiyetler olsun.

İlginizi çekebilir: Begüm Güneri’den “Yola Çıktım Mardin’e…”

Ortadoğu’nun En Lezzetli Yemekleri: Antakya Yeme-İçme Rehberi

Medeniyetler şehri Antakya’da gerçekten yok yok. Lezzet, doğal güzellikler, tam bir kültür curcunası, deniz ve dağ manzaraları, şelaleler, Milattan öncesinde başlayıp bugüne kadar uzanan tarih… Anlatacak şey çok ancak ben bu yazımda, Antakya’nın yerlisi Fevzi abimizin bize rehberlik ederek en iyilerini bulmamızı sağladığı lezzetlerden bahsedeceğim.

Künefe: Çınaraltı  [[konum_1]]

cinaralti kunefe
Çınaraltı

Biliyorum Çınaraltı artık çok bilinen ve klasikleşmiş bir künefeci. Ancak yediğimiz 3 farklı noktayla karşılaştırarak buranın benim damak tadıma en uygun yer olduğunu söylemek istiyorum. Künefeyi yumuşak  ve bol fıstıklı sevenler için Çınaraltı en ideal mekan. Eğer çıtır çıtır olsun, dışı kavruk olsun, tereyağlı ve bol şerbetli olsun derseniz önerim Duyar Künefe. 

Hatay Usulü Dürüm Döner: Abdo Döner [[konum_2]]

IMG_1160
Abdo Döner

Bizim Ankara’da Hatay usulü diye yediklerimizle bunun hiç alakası yok. Et dönerden yapılan dürümün içinde özel bir sos, dilerseniz soğan ve maydanoz var. Eti öyle lezzetli ki. Bir dürüm kesmedi, bitmeden ikinciyi sipariş ettik.

Humus ve Bakla Ezmesi: Humusçu Nedim Usta [[konum_3]]

humuscu nedim usta
Humusçu Nedim

Ortadoğu mutfağının falafelle birlikte en spesiyal ürünü humus bence. Ana malzemeler hep aynıyken katılan tek bir baharatla lezzet coğrafyasına göre çok değişiyor. Antakya ziyaretimizde Fevzi abi bizi kahvaltı için kankası Nedim ustaya götürdü. Humus, bakla ezmesi ve acılı cevizle kahvaltı yaptık. Antakya’nın meşhur tuzlu yoğurdu her şeyin içine katılabiliyor. Burada da bakla ezmesine katılmıştı. Çok güzeldi. Dilerseniz bu ürünlerden istediğiniz kadar satın alabiliyorsunuz. Ayrıca Nedim Usta’nın o tatlı ve naif muhabbetine de nail oluyorsunuz.

Tepsi Kebabı: Canbulat Kasabı [[konum_4]]

tepsi kebabi
Canbulat Kasabı

Gitmeden yaptığım okumalarda hep Pöç kasabı öneriliyordu, ancak Fevzi abi bizi tartışmasız en iyisi diyerek Canbulat’a götürdü. Başka yerleri denemediğim için kıyaslama yapamam, ama yediğim tepsi kebabının tadı hala damağımda.

Meze ve Rakı: Kule Restoran [[konum_5]]

Kule
Kule Restoran

Eğer “buralara kadar gelmişim, mezelerin tadına rakısız mı bakıcam, olmaz!” diyorsanız Antakya’nın Harbiye bölgesine gitmenizi tavsiye ederim. Bu bölgede oldukça şık restoranlarda, gündüzse manzaraya karşı en lezzetli mezelerle içkinizi yudumlayabiliyorsunuz. Bizim deneyimlediğimiz Kule restorandı ve orada yediğim ortasına kavrulmuş kıyma konularak yenen çiğ köfteyi (etli) unutamıyorum. Çok başka bir şey. Bir de tereyağlı humusu enfes.

Antakya Ev Yemekleri: Sultan Sofrası [[konum_6]]

sultan sofrasi
Sultan Sofrası

İşte geldik, beni “bir daha bunu yemeden nasıl yaşarım?” diye sorgulatan yemeğin mekanına. Damağımı patlatan bu lezzetin adı AŞÜR. Aşür aslında keşkek’in farklı bir yorumu, bence beş on kat daha lezzetlisi. Et ve buğdayla sakız kıvamına getirilmiş, ortasına acılı tereyağı ve ceviz konulmuş. Hayatımda yediğim en güzel şeydi. Sultan sofrasında içli köfte ve ekşili yoğurt çorbası, kaytaz böreği de yedik. Özellikle kaytaz böreği farklı ve çok lezizdi.

BONUS: Gece Gidilebilecek Mekanlar

Antakya barlar sokağı güzelliği ve renkliliğiyle bizi şaşırttı. Antakya’nın barlar sokağını Antalya Kale içine benzettim diyebilirim. Bade Şarap Evi şarap seçeneklerinin çokluğu, sofistike ortamı ve ortadaki kocaman odun sobası ile mutlu ediyor. Sıcak şarabını özellikle tavsiye ederim. Vivi La Vita ise bira eşliğinde alternatif müzik dinleyerek sohbet edilebilecek çok hoş bir mekan. Eski iki katlı bir Antakya konağı pub’a dönüştürülmüş, çok da hoş olmuş.

Antakya için sadece lezzetlerinden bahsetmek gerçekten haksızlık olur. Nereye kazma vurulsa altından bir tarihin fışkırdığı, ve bir tarihin altında başka bir tarihin var olduğu bu Medeniyetler Şehri’ni keşfetmenizi tavsiye ederim.

Nurdan Gündoğdu’nun theMagger’daki Antakya Rocks: Lezzetli Bir Antakya Rehberi yazısını da okuyabilirsiniz.

Yiyerek Gezebileceğiniz Yer: Antakya

IMG_0616

Antakya’ya geldiğimiz sabah kahvaltıyı Sultan Sofrası Kahvaltı Evi‘nde yapıyoruz amacımız Hatay’a ait yöresel kahvaltıyı görmek. Çok memnun kalıyoruz çünkü kahvaltı tam bizim istediğimiz gibi.

biberli ekmek  ve külçe

Biberli Ekmek ve Külçe

Antakya’nın peynirleri çok lezzetli ve çok çeşitli, örneğin Sürk peyniri. Bu peynir bazı baharatların (kekik, kimyon, karabiber ve pul biber) karışımı ile elde edilen bir peynir.Uzun Çarşı’dan satın alabilirsiniz. Her yerde mevcut. Kahvaltının olmazsa olmazı ise tabii ki zahter, zeytinyağına banıp yeniyor. Antakya’da kekiğe de zahter deniliyor fakat zeytinyağı ile yenen zahter birçok baharattan elde ediliyor. Yöresel olarak zeytin salatası, kekik salatası ve süzme yoğurdu da deniyoruz. Kahvaltının yanında bir de biberli ekmek ve külçeden oluşan bir tabak geliyor. Kahvaltıdan sonra ise süvari içiyoruz, burada kahve bu şekilde içiliyor. Tadı normal kahvelere göre daha sert.

Yiyerek Gezebileceğiniz Yer: Antakya

Süvari

Kahvaltının ardından Uzun Çarşı‘yı gezmeye çıkıyoruz. Uzun Çarşı içerisinde baharatçılar, sabuncular ve künefeciler var. Kağıt ve tepsi kebabını denemek için Pöç Kasabı‘na uğruyoruz. Biraz ilginç gelebilir, burada kasapların içinde aynı zamanda yemek yiyebiliyorsunuz.

IMG_20161104_152139

Antakya’ya gelip az yemek mümkün değil. Sebebi ise her yerden yöresel bir yiyecek satan satıcıların çıkması. Benim gibi denemeyi seviyorsanız mideniz biraz karışabilir. En güzel yanı ise gezerek yemek sanırım.

 

salçalı ekmek

Salçalı Ekmek, Küçük Pide, Külçe

kömbe

Kömbe

Sürekli bir şeyler deneyebilirsiniz. Gezerken karşınıza sürekli bir şeyler çıkıyor yemek için. Biz gezerek yemeyi tercih ettiğimiz için sürekli elimizde bir şeyler vardı. Kömbelerin yanında kabak tatlısı ve taş kadayıfı da satılıyor.

Çınaraltı Künefe

 

IMG_2655

Antakya dendiğinde akla ilk gelen yiyecek olan künefeyi Çınaraltı Yusuf Usta‘dan yiyoruz. Pek sevmememe rağmen yediğim en güzel künefeydi. Künefeler közde pişiyor ve tercihen dondurma ile yeniyor.

IMG_2864

IMG_2695

Humus

Antakya dönerini de çok merak ediyoruz. Denemek için Mısırlı Döner‘e geçiyoruz. Mutlaka dönerin tadına bakmalısınız, sosundan dolayı daha lezzetli dönerleri. Son olarak humus yemeden dönmeyin derim. Humusu her yerde bulabilirsiniz, yanına da mutlaka turşu konuluyor.

20161105_103829_HDR

IMG_2815

Antakya’da Ne Yapılır? Nerelerde Yenir?: Lezzetli Bir Rehber

“Öyle güzel yemekler, böyle şahane sokaklar başka yerde yok” gibi çeşitli cümleleri işiterek Hatay’a adımımı attığımda, biraz abartıyorlar galiba diye içimden geçirmeye başlıyordum ki, “adam haklı beyler!” diyerek cümlelerimi yuttum. Şu bahsettikleri yemekleri de yutmaya başladığım an iki günlük Hatay turunun açılışını da resmen gerçekleştirmiş oldum. Ah! Günlerin hızlı geçiyor diye, orada bir kez daha yakındım. Antakya’da ne yapılır, nerelerde yenir: lezzetli Antakya rehberime mutlaka göz atın!

Fotor112705012

Uçaktan iner inmez “Antakya’da en iyi künefe nerede yenir?” diye sormaya başlayınca, benim iki günlük mini gezinin ana teması belli oldu. Kültür turunu es geçip yemek turu üzerine bir paket program hazırlamaya başladım. Lakin tadılması gereken 600 çeşit yemek olduğunu bu programı yapmadan önce bilmiyordum. Eyvah!

Antakya’da Ne Yenir?

Antakya’da Kahvaltı  Antakya’da Nerede Yenir 

Fotor112704421

Nerede, en iyi ne yesem gibi amaçsız cümlelerim, benimle birlikte gezinin başını çeken Hataylı arkadaşım sayesinde amacına kavuşmaya başladı ve kahvaltıda “simit” yiyerek yöresel lezzetlere adım attık. Buradaki simit, İstanbul’da karşımıza çıkanlardan değil. Daha büyük, çok az susamlı ve simidi alırken yanında verdikleri tuz-kimyon karışımına batırılarak yenen şahane bir şey.

Fotor112711938

Buna ilave olarak bir de üzerine acı salça sürülmüş açma tarzında hamur işi görülmekte her yerde. Oldukça leziz. Biz bu simit-açma işini, güneşli havaya dahil olmak için Büyük Antakya Parkı‘nda yaptık. Yoksa pek çok mekanda çeşit çeşit kahvaltı halleri mevcut. Parklı bir plan yapmak isterseniz, çarşıdan meşhur ezme peynir de almayı unutmayınız. Bu arada parkın içinde bulunan kafelerde Türk Kahvesi içmenizi şiddetle tavsiye ederim. Kahve, çay bardağında servis edilecek, şaşırmayınız!

Alternatif kahvaltı planı olarak, bakla ve humus ikilisinin yapıldığı küçük dükkanlara mutlaka gidiniz. Kahvaltıda bu ikili olur mu diye düşünürseniz, onu yapmayın işte. Acayip güzel olmakta, tadından yenmemekte.

Antakya’da Öğle Yemeği

Antakya’da mekanlar birbirine o kadar yakın ki, yürüyerek her yere varmanın tadı damağımızda kaldı. Tadı damakta kalan diğer şeyler ise şöyle; sac oruğu, ıspanaklı börek, firik pilavı ve diğerleri. Tüm bu şahane yemekler için adresimiz Sultan Sofrası oldu. Size de tavsiye edilir.

hataysultansofrasi.com.tr/

Bu  yemek işini programlı yapmakta fayda var. Çeşit bitmiyor ama aynı şey mide için geçerli değil. Azar azar ilerlemek en mantıklısı. Listeye yemek konusunda eklenmesi gerekenlerden bir diğeri de dürüm. Köprü başı civarındaki ara sokaklarda karşınıza çıkan dürümcüleri es geçmeyin sakın! Tepsi ve kağıt kebabını da listeye ekleyiniz. Ah, daha neler var neler!

Antakya’da Tatlı Faslı! Antakya Lezzetleri

Fasılların en güzeli ve en merakla bekleneniyle kavuşma anları pek heyecan verici geçti. Künefe için okkalı pek çok yer var ama özellikle Kapalıçarşı’daki küçük dükkanlarda mutlaka deneyin derim. Yapılışını da görmüş olursunuz.

Antakya denildiğinde akla hemen künefe gelse de bu yörenin başka bir dünya meşhur tatlısı varmış. Mesela onlardan biri haytalı. Dondurma ve gül şurubu var içerisinde. Nefis! İşte bu haytalıyı yemek için tek adres olarak Affan Kahvesi‘ni önereceğim. Yüksek tavanlara ve şahane bir bahçeye sahip bu kahveyi kuruluşundan yana Sahilli ailesi dört kuşakta işletmeye devam etmekteymiş.

Instagram: @affankahvesi

Antakya’da Ne Yapılır?

Hatay Arkeoloji Müzesi  Antakya’da Ne Yapılır 

Fotor112704722

Dünyanın ikinci büyük mozaik eserleri koleksiyonuna sahip Hatay Arkeoloji Müzesi‘ne uğradık. Maalesef gittiğimiz sırada bir taşınma durumu söz konusu olduğu için müzenin sadece yüzde yirmisini görebildik. Olduğu kadarı bile çok etkileyici, 2-3 tur attıktan sonra Eros’a selam verip, sıradaki yemeklere kavuşmak için yollara düştük.

muze.gov.tr/hatayarkeolojimuzesi

Harbiye Şelaleleri

Fotor112703813

Adeta bir görev gibi yemek işini çok ciddiye alıp Vedat Milor’un kulaklarını yüksek dozda çınlattık ama gözümüzün ve midemizin doyduğu anlar da oldu tabi. İşte o zamanlarda da minibüse atlayıp 15-20 dakikada Harbiye’ye geldik. Antakya’da ne yapılır deyince herkesin ilk söylediklerinden biri olan, övgülerle bahsedilen şu meşhur şelaleleri oldukça merak ediyordum. Gördüm ve huzura erdim. Bunu da görülecekler listenize ekleyebilirsiniz!

Samandağ’a da gitseydim onu da size tavsiye ederdim mutlaka ama anlatılanlara göre gitmiş kadar oldum. Güzelmiş, öyle diyorlar.

Antakya Rocks

Antakya’da günler karnımız tok, sırtımız pek bir şekilde geçti. Sabah beni uyandıran kilise çanı sesini, peşinden gelen ezanı, o topraklardaki tüm dillerin, dinlerin ahengini, hiç ummadığım anda karşıma çıkan vurucu duvar yazılarını, sokaklardaki huzuru ve daha pek çok şeyi zip dosyası haline getirip yanıma alabilseydim çok iyi olacaktı! Duvar yazısının dediği gibi “Antakya Rocks!”

İlginizi çekebilir: Duygu Sevimli’nin “Antakya Yeme-İçme Rehberi”

Adana Yemekleri: Yolunuzu Adana’ya Düşürecek Lezzetler

Beyaz yakalı bir çift düşünün. İşten erken çıkmalarına rağmen cuma akşamı trafiğine takılmış ve havalimanına yetişemediği için uçağını kaçırmış, ama yılmamış. En yakın saate otobüs bileti alıp hemen yola çıkmış ve 12 saat yol gitmiş. Niçin? Adana’da yemek yemek için. 🙂 Hafta sonu için planladığımız Adana gezimize rötarlı başlasak da 32 saatte enfes bir lezzet turu yaptık. Portakal, turunç ve limon ağaçlarıyla çevrili bu güzel şehirde Adana lezzet duraklarını keşfettik. Adana yemekleri yazımızı okurken karnınızın tok olmasına dikkat edin zira kendinizi bir kebapçı ararken bulabilirsiniz!

Adana Yemekleri
Adana Yemekleri | Fotoğraf: Erhan-Ecem Özden

Adana Yemekleri

Büyüksaat Kebapçısı Lider 2  [[konum_1]]

Adana’ya ayak basar basmaz ilk durağımız Büyüksaat Kebapçısı oldu. Meşhur saat civarında, bakırcıların arkasında yer alan restoranın birden fazla şubesi varmış. Biz Lider 2 şubseine gittik.

Adana Kebap
Adana Kebap | Fotoğraf: Erhan-Ecem Özden

Burası özellikle hafta sonu sabah 5 itibariyla çok kalabalık oluyormuş. Bunun sebebi eskiden kalma bir geleneğin devam etmesiymiş; Adana’da uzun yıllardır kurulan kuş pazarları için tüccarlar erkenden yola düşermiş. Uzun yoldan geldikleri için güne Büyüksaat civarında ciğer ve kebapla başlarlarmış. Bu gelenek zaman içinde Adana Kebap Festival’ine de yansımış. Hala, festival dönemi de dahil olmak üzere sabah saatlerinde buralara yemek yemeye gelenler oluyormuş.

Adana Kebap
Adana Kebap | Fotoğraf: Erhan-Ecem Özden

Biz, Adanalıların kıyma dediği; İstanbulluların Adana kebap dediği etten ve ciğerden sipariş ettik. Kebabı son derece lezzetliydi. Ciğerini de beğendik ama biraz kokuyordu. Ciğeri kokuyor diye yemeyenler için Büyüksaat Kebap’ın doğru bir adres olmadığını söyleyebiliriz ama masaya gelen salataları, özellikle tabla salatası, soğan, domates, maydanozla yapılıyor, ve Adana kebabı için buraya gelmenizi tavsiye ederiz.

Instagram

Kazım Büfe [[konum_2]]

Adana Yemekleri
Adana Yemekleri | Fotoğraf: Erhan-Ecem Özden

Adana’ya gidenlerden önerilerini alırken Kazım Büfe’nin methini çok duymuştuk. Neredeyse herkes “Muzlu süt içmeden dönmeyin.” dedi. Adana yemek önerileri cümlesinde kebap ve muzlu sütün yan yana geçmesi kulağa biraz garip gelebilir ama denedikten sonra hayatımızda daha önce muzlu süt içmemişiz dedik. Kazım Büfe Adana’nın Toros caddesinde yer alan tek şubesiyle hizmet veriyor. Mekanda gün boyu mikserler çalışıyor desek yanlış olmaz. Adana’da muzlu süt efsanesi gerçekmiş, ilk yudumda anladık. 🙂 İki bardak, biri büyük biri küçük, muzlu sütü 10₺ karşılığında alabiliyorsunuz. Eğer 2 bardak çok gelirse iki kişi bir muzlu süt siparişi de verebilirsiniz. Biz gitmişken doya doya içmek istedik, 2 kişi 4 bardak içtik, affetmedik. 🙂 Tostları da tavsiye ediliyor ama biz hakkımızı ara öğün olarak muzlu sütten yana kullandık.

7/C Ocakbaşı  [[konum_3]]

Adana Ocakbaşı
Adana Ocakbaşı | Fotoğraf: Erhan-Ecem Özden

Akşam yemeği için Adanalıların bildiği, bizim gibi dışarıdan gelenlerinse pek bilmediği bir yere gittik. İstanbul’un 500T otobüsleri gibi Adana’nın da 7/C otobüsü varmış. Mekanın yeri neredeyse bütün Adana’yı dolaşan otobüsün geçtiği caddelerden birinde olduğu için restorana da otobüsün adını vermişler. Bir Adana klasiği olarak soğanla yapılan tüm salata çeşitleri masayı donattıktan sonra yemek siparişlerimizi verdik; Küşleme ve Adana kebap yedik. Yemeklerin ikisi de çok başarılıydı. Sonrasında Adana’ya özel, yağlı kara ve kaz başı etlerini denedik. Yağlı kara, kuzu sırtından yapılan pamuk gibi bir etken; kaz başı ise kuşbaşı etin biraz daha büyük versiyonu gibi bir et. Yediğimiz her şey çok lezzetliydi, servis hızlı ve garsonların hepsi güler yüzlüydü. Cumartesi günleri 7C Ocakbaşı‘nda fasıl da oluyormuş. Fiyatlar, İstanbul ile kıyaslanamayacak kadar iç açıcı. Adana’da etin en iyisini uygun fiyatlara yiyebilirsiniz.

Instagram

Ciğerci Mahmut  [[konum_4]]

Adana Yemekleri
Adana Yemekleri | Fotoğraf: Erhan-Ecem Özden

Daha ikinci günden gerçek bir Adanalı gibi kahvaltıda ciğer yemeye gittik. Reşatbey’deki Ciğerci Mahmut, Adana’nın ciğer merkeziymiş. Üzmeyen bir fiyat politikası olduğundan yerel halk da burayı tercih ediyormuş. Ciğer etini kokulu bulduğu için yiyemeyenlere müjde; ciğeri gelin bir de burada deneyin! Tek kelimeyle bayıldık. Masaya gelen şiş ciğerler, pişmiş soğan salatası ve ayranla farklı bir pazar kahvaltısı yaptık. Ama eğer Adana’daysanız bunu normal karşılamalısınız. 🙂

Instagram

Kebapçı Mesut  [[konum_5]]

Adana Kebap
Adana Kebap| Fotoğraf: Erhan-Ecem Özden

Son durağımız, Adana’nın en meşhur yerlerinden biriydi. Adana’da kebap deyince herkes Kebapçı Mesut’un ismini veriyordu. Kebapçı Mesut, 1921’den beri Kocavezir’de aynı yerde hizmet veriyormuş. Adana’daki diğer kebapçılarla kıyasladığınızda Kebapçı Mesut’un fiyatları bir tık yüksek olabilir. Çoğu Adana kebapçısı gibi burası da oldukça salaş ama duvarlarında bugüne kadar gelen ünlülerin fotoğraflarını gördüğünüzde ününü tahmin edebiliyorsunuz.

Biz gittiğimizde Uğur Yücel de ekibiyle Kebapçı Mesut’ta yemek yiyordu. Arkadaşımızın babası restoran sahibini tanıdığı için çalışanlara bizim geleceğimiz önceden haber verilmiş; bu yüzden bize özel davranıldı, sipariş alınmadı. Esnaf restoranlarının o meşhur “O iş bende, bana bırak” tavrı buradaki çalışanlarda da vardı. 🙂 Biz de kendimizi onlara bıraktık. Sofraya Adanalıların ikinci milli yiyeceği olan, soğan ile yapılan tüm salata çeşitleri geldi. Ardından nefis bir cacık ve sarımsaklı ekmekler… Ve Adana kıyma gözüktü ufukta. Bugüne kadar gördüğümüz en kalın ve en uzun Adana kebaptı. Fotoğrafını çekerken kadraja bile sığmadı ama o kadar lezzetliydi ki kelimelerin yetersiz kaldığı bir andı. Tüm yemeği konuşmadan yedik diyebiliriz. Yerken de zorlandık çünkü porsiyon çok büyük geldi. Bizimle ilgilenen garsonlardan birine porsiyon konusunu sorduk. “Yeğenim siz 2.5 porsiyon kebap yediniz.” dedi. Biz şaşırınca da “E ne sandınız?” diyip güldü. Masada derin bir sessizlik oluştu. Adam başı 2.5 porsiyon kebap yediğimiz gerçeği midemize daha çok oturdu. Bazen kararı mekana bırakmamak gerektiğini böylece öğrenmiş olduk. Kebapçı Mesut, bize bir süre et görmeme kararı aldırsa da, Adana’ya gelen herkesin burada kebap yemesini öneririz. Ama lütfen bilinçli tüketiniz. 🙂

Instagram

Adana’nın Diğer Lezzetleri

Kısa ama yoğun geçen Adana gurme turunda kebap ve ciğer dışında denenecek başka lezzetler de var. Biraz da onlardan bahsedelim.

Şalgamları çok güzel ve çok hafif olan Ali Göde Şalgam… Kurtuluş caddesinde küçük bir yerleri var ama biz Lider 2’deyken bu lezzetli şalgamlardan içmiştik.   

Adana Yemekleri
Adana Yemekleri | Fotoğraf: Erhan-Ecem Özden

Eski bir tatlıcı olan Tarihi Yeni Uğur Helvacısı‘na da çeşitli tatlılar yemek için uğrayabilirsiniz. İçeride lokumlar, helvalar, cezeryeler satılıyor. Hem Adanalıların hem de turistlerin gözdesi diyebiliriz.

Adana’da birkaç yerde şubesi olan Ballıbaba Dondurma da Adana’nın güzel restoranlarından biri. Biz Turgut Özal Bulvarı’ndaki yerlerine gittik. Dondurmaları %100 doğal ve katkısız yapıyorlar. Damla sakızlı ve kahveli favorimiz oldu.

Turgut Özal Bulvarı’nda bulunan tatlıcı Kadayıfçı Olcay‘a gece yarısı gittiğimizde bile kalabalıktı. Kadayıflarını çok beğendik. İkram olarak getirilen süt ve meyvelerle de kalbimizi kazandı.

Adana Tatlıları
Adana Tatlıları | Fotoğraf: Erhan-Ecem Özden

Çakmak Caddesi’nde yer alan tatlıcı Tatlıcı Gönül Kardeşler‘in kuyruğu hiç bitmiyor. Çeşit çeşit şerbetli tatlı satılıyor burada. Fiyatları da uygun olunca Adana’nın en popüler sokak lezzetlerinden biri olmuş. Buradaki gelenek elinize kağıt parçası alıp, tatlı tepsilerinden istediğiniz tatlıyı alıp ayaküstü yemek. Bu, Adanalılar için bir ritüel olmuş. Şerbetli tatlı severler kaçırmamalı.

Adana da Antep ve Hatay gibi midenize bayram ettirecek lezzetlerle dolu. Bir hafta sonu planı olarak hem şehri gezmenizi hem de nefis yemekleriyle kendinizi ödüllendirmenizi tavsiye ederiz. Şimdiden iyi seyahatler!

Kapak fotoğrafı: Erhan-Ecem Özden

İlginizi çekebilir: Duygu Sevimli’den Antakya Yeme-İçme Rehberi

Lezzetin İzinde: Mutfakta Kültür Buluşması

Günümüzde yemek artık yalnızca bir karın doyurma eylemi değil. En önemli buluşmalara ortam hazırlayan, uğruna seyahatlere çıkılan, sanatın yenilebilir bir boyutu ve kimyasıyla bilime uzanan başlı başına bir alan. Dini bayramların temeli, savaşların nedeni… Toplumların tarihini yediklerine bakarak anlayabilirsiniz mesela. O toplumda yaygın olan mesleği, gün içinde en aktif oldukları saati, genelin saat kaçta uyandığını, ekonomik durumlarını, coğrafi konumlarını, yerleşik mi yoksa göçebe mi olduğunu, hatta toplumun fiziksel özelliklerini…

Çiya Sofrası
Çiya Sofrası

Günden güne yemek konusunda kiminin sınırları zorladığına, altın tozuna bulanmış etleri yediğine kimininse minimalizmi benimsediğine ve doğal olana dönerek yalnızca “beslenmek” adına yemek yediğine şahit oluyoruz. Modern hayatın bu ikili dünyasının ötesinde, beni düşündüren ve cezbeden bambaşka bir şey var bu topraklarda. Birbirine karışmış, iç içe geçmiş bir yemek kültürü. Türklerin göçebe yaşamları boyunca atlarının eyerlerinin altına yerleştirdikleri etleri ve ısıyla pastırmaya dönüştüğünü hepimiz biliyoruz. Bu yüzden, Türklerin tarih boyunca Anadolu yolculuğunda karşılaştığı toplumlardan etkilenmemiş olması imkansız. Yunanistan’la aramızdaki tartışmalar şöyle dursun, keşfedilmesinin sonu olmayan bir Anadolu var sahip olduğumuz için çok şanslı olduğumuz. Her gidişimde farklı ve hiç bilmediğim bir yemeği denemenin verdiği hazla ayrıldığım Çiya Sofrası gibi restoranlar ve özellikle doğuda yaygınlaşan gastronomi festivalleri sayesinde yalnızca turistler değil, bizlerde kendi topraklarımızı keşfetme imkanına sahibiz. Yalnız bunu tatma değil bir de tarihini düşünmeyle birleştirsek hiç de fena olmaz.

Göçebe Yaşamdan Saray Sofralarına

Eski Türkler için et yemekleri mutfağın önemli bir kısmını kapsamakta. Göçebe olan toplumun temel mesleği hayvancılık olunca, ekonominin ve coğrafyanın beslenme kültürüne bu denli yansıması kaçınılmaz oluyor. Böylelikle, hayvanların tüm bölgelerinin yemeklerde kullanıldığına şahit oluyoruz. Orta Asya’da “tapık süngü” denilen bugünse paça adıyla yenilen yemekse yine eski Türklerden bugüne kadar devam eden kültürün bir parçası. Erişteyle yapılan ve yine Orta Asya’dan Osmanlı mutfağına kadar devam eden bir Anadolu yemeği olan “tutmaç”… Belli ekonomik imkanlarla şekillenen mutfağın bir imparatorluğa dönüşümündeki değişimi gözlemlemek Osmanlı Mutfağı’nın incelenmesiyle mümkün. Sucuk, pastırma, et yemekleri derken hayvancılıkla geçinen Türklerin sıklıkla tükettiği et ve et temelli yiyeceklerin devamıyla birlikte çeşitli kuruyemiş ve meyvelerle bu yemeklerin zenginleştirilmesine şahit oluyoruz. Örneğin; Fatih Sultan Mehmet’in Edirne Saray’ından bizzat Topkapı’ya getirttirdiği lezzetlerden “Mutancana”,  kayısı, üzüm, bal ve bademin etle enfes bir buluşması. Edirne Mutfağı’ndan saraya taşınan “Mahmudiye”, badem, rezaki üzümü, kayısı, bal, tarçın, limon suyu ile zenginleştirilen köy pilicinin güveçte pişirilmesi ile hazırlanıyor. Topkapı Sarayı’nın en sevilen kış yemeklerinden bu lezzet adını II. Mahmut’tan alıyor. İçinde kullanılan fıstıkla ünlenen “Dörüzziyafe Köftesi” veya  çeşitli baharat ve yemişlerle yapılan “Kavun Dolması”  zamanın ekonomik durumun yemek kültürüne yansımasının en güzel örnekleri.

 Fotoğraf: lezzet.com.tr
Fotoğraf: lezzet.com.tr

Kapalıçarşı içerisindeki “Havuzlu Restaurant” ve Çırağan Sarayı’ndaki “Tuğra Restaurant” benim Osmanlı yemeklerini tatmanız için önerebileceğim yerlerin başında geliyor. Etiler’deki “Hünkar”da ayvalı yahni ve hünkar beğendiyi deneyebilirsiniz. Yine Beyoğlu “Hacı Abdullah” 1888’den beri aynı yerinde ve belki de denemeyenin kalmadığı türk yemekleri sunan İstanbul’un önemli tarihi mekanlarından biri.

Mutfakta Kültür Buluşması

Yukarıda bahsettiğim Çiya Sofrası, öyle tek bir satırda geçilebilecek bir yer asla değil. Azeri, Gürcü, Türk, Arap, Ermeni, Osmanlı, Süryani, Selçuklu, Yahudi kültürlerine ait yemeklerin yörenin gelenek, görenek ve inançlarına uygun olarak hazırlanıp sunulduğu Çiya’da sırf adı farklı olduğu için denediğim, Gaziantep yemeği olan Şiveydiz çok lezzetliydi. Bazı yörelerde Ramazan sofralarında yer alan “Kerebiç” aslında bir Süryani kurabiyesi. Hatay’ın meşhur tatlısı kireçte kabak yine Arap kültüründen geçen ve Süryani mutfaklarında da sıkça yapılan bir kabak tatlısı versiyonu, bildiğimiz içli köftenin yassı versiyonu “kitel raha”… Yine Süryanilerin “rahip köftesi” Urfa’da sıklıkla yapılan yumurtalı çiğ köfte. Bu çeşitliliği ve mutfaklardaki iç içe geçmiş etkiyi dünyanın başka bir yerinde görebilme imkanınız oldukça düşük. Süryani yemeklerini İstanbul’da tadabileceğimiz mekan Mardin’dekilerin aksine, oldukça sınırlı. Öte yandan şarapçılıkta oldukça başarılı olan Süryanilerin şaraplarını tadabileceğiniz birçok şarap evi mevcut.

 Fotoğraf: gzt.com
Fotoğraf: gzt.com

Anneannemin yaptığı yöresel yemeği bir Ermeni restoranının menüsünde görebildiğim, sözcük olarak musevilerde büyük kefaret günü anlamına gelen, şiilerin matemi, ermenilerde anuş-abur, orijinal adı “Aşura” olan tatlının yapıldığı, müslümanların cenazelerde dağıttığı “helva” gibi Rumların da helvaya çok benzeyen tatlı “koliva”yı cenazelerde dağıttığı bir ülke burası. Helva kıvamında aşure tadında olan “koliva” aynı zamanda hem Karadeniz’de hem de Yunanistan’da haşlanmış mısır anlamına gelir. İşte böylesine sentezlenmiş kültürlerin ve farklı tatların olduğu topraklarda yemek işine en uzak olanın bile damak tadının tavan yapmış olması beklenebilir.

Yıllar evvel Romanyalı bir arkadaşıma bayıla bayıla anlattığım dolmayı annesinin zaten yaptığını söylemesi beni hem çok şaşırtmış hem de gülümsetmişti. Sizi bilmem ama ben bu iç içe geçmiş kültürden ve bu toprakların kültür sentezi halinden çok etkileniyorum.

Bir mezesever olarak sanırım bıkmadan usanmadan gidebileceğim yerlerin başında geliyor Cihangir Jash. Ermenice “aş” anlamına gelen Jash’ın geniş bir menüsü var. Bana kalırsa benim en sevdiğim yemekler arasında olan midye dolmayı burada kesinlikle denemelisiniz. Bugüne kadar aklınıza gelebilecek en iyi balıkçıda dahi yediğiniz midye dolmayı unutun. Ermeni usulü yapılan, fıstıklı, üzümlü, baharatı bol midye dolmasının lezzeti bambaşka. Yayamın mücveri ve zeytinyağlı dolması da alışılmış tatların en lezzetli versiyonları. Uskumru dolması, vişne likörü… Saymakla bitmeyecek lezzetlerle dolusu burası. En önemlisiyse her gidişimde yanımıza gelip sohbet eden, hatta adımı dahi unutmayıp ismimle selamlayacak nezakete sahip olan, söylediği şarkılarla, Hayko Bey’in akordeonuna eşlik eden danslarıyla gününüzü güzelleştiren Maria Hanım gibi bir mekan sahibiyle muhattap olmanız.

 Fotoğraf: jashistanbul.com
Fotoğraf: jashistanbul.com

Eminim,  evlerde yapılan ya da başka noktalarda bulunabilecek olan çok daha lezzetli topikler vardır ama Jash topik tadabilmeniz için güzel bir rota. Yine din ve yemeğin buluştuğu adetlerden biri olan Ermenilerin 50 günlük süt, et ve benzeri hayvansal gıdaları tüketmedikleri dönemde sıklıkla başvurdukları bir yemek olan topikin ana malzemesi nohut. Tahin, tarçın, dolmalık fıstık ve üzümle tatlının tuzluyla buluştuğu meze şahsen benim en sevdiklerimden. Ben deneyemedim ama yolunuz düşerse Pangaltı’nda Topikçi Mustafa Usta’ya da bu lezzeti denemek için uğrayabilirsiniz. Öte yandan Jash’ın menüsünde “keşkek”e rastlamanız da mümkün. Tarihi ve hikayesiyle ilgili birçok rivayet var ama hangisi doğru olursa olsun tarihi en az Osmanlı’nın ilk dönemlerine kadar uzanan ve Anadolu’da büyük ihtimalle tıpkı aşurede olduğu gibi ellerinde kalan son malzemelerle hazırlamış olduklarını tahmin edebileceğimiz bir yemek. UNESCO’nun “Somut Olmayan Kültürel Miras” listesine giren keşkeki bugün hala aramızda bilmeyenler olduğuna eminim. Yarma buğday ve bazı yerlerde kırmızı et bazı yerler de ise tavuk etiyle pişirilen bu yemeğin Türkiye sınırları içerisinde yapılmadığı tek bir yer yok. Hem acı hem mutlu günlerin törensel nitelikteki yemeği keşkek hem müslüman hem Ermeni hem de Azeri Şiaların mutfaklarında pişer. Yemeğin en kolay ve en güzel birleştirici güç olduğunun kanıtı işte bu.

Farklı Lezzet Dokunuşları

Meze denilince kulağımda buzuki çalmaya başlıyor. Ellerinde ne var bilmiyorum ama aynı tarifle hazırlanan mezeye yapılan rum dokunuşu bile farklı oluyor, bunu bizzat denedim. Hayatı tesadüflerle dolu ve bizim de tesadüf sarmalıyla bulduğumuz Stathis Ntapiapis’in yıllar evvel açtığı ve bugün maalesef kapalı olan Kuruçeşme’deki mekanı, ardından Pera Kör Agop’tan sonra şimdi Gelibolu Kala Balık’da özel dokunuşlarıyla yemeklerindeki lezzeti katlamaya devam ediyor. Gazetedeki röportajı sayesinde Kuruçeşme’deki mekanına gittiğimiz, hayatlarındaki güzel tesadüfler sonucu yolu İstanbul’a düşen Stathis’in mekanına girer girmez babamla birbirlerine sarılmaları, yıllar evvel Yunanistan’da tanıştığı ve her gidişinde ziyaret ettiği arkadaşı çıkması aslında hayatın tesadüfleri değil sınırları kaldırmayı, düşman-dost sıfatlarını boşa çıkarmayı sevdiğinin ve insanları birleştirmenin yollarını aradığının göstergesi. Yemeğin özündeki gibi… Ben menüden hangisini saysam bilmiyorum ama şunu söyleyebilirim ki biraz önce bahsettiğim o dokunuşu en sıradan salatadaki lezzette bile ayırt etmeniz mümkün. Taze istiridye dolma, damla sakızlı tatlı su kereviti, safranlı levrek buğulama Şef Stathis’in elinden denemenizi tavsiye ettiğim lezzetlerden yalnızca birkaçı. Rum mutfağının örnekleri ne mutlu ki ülkemizde fazlasıyla mevcut. En keyifli, en neşeli sofralar ve damakları en mutlu eden lezzetlere sahip bu mutfak benim vazgeçilmezim.

Farklı Lezzet Dokunuşları
Farklı Lezzet Dokunuşları

Onca güzel mekan arasından öneride bulunmak oldukça zor ama Rum yemeklerini ailesinden orijinal tariflerle önünüze getiren, önce Küçükyalı’da sonra Akatlar’da açılan Maria’nın Bahçesi’ni listenize eklemelisiniz diyebilirim. Akatlar şubesinin sıcak ortamında ilk önerim Selanik usulü midye salmayı denemeniz. Anneannemden sonra kabak çiçeği dolmasını güzel yapabilen yerlerden biri Maria’nın Bahçesi. Midye sahanaki, Selanik usulü karides, ahtapot ızgara, kurkuty kabak, Rum böreği tatmanızı önerebileceğim diğer lezzetler. Şarkılara ilham olan Madam Despina da Kurtuluş’a yolu düşenler için önerebileceğim başka bir mekan. Sezen Aksu’nun seslendirdiği sözleri Meral Okay’a ait “Yine mi güzeliz yine mi çiçek” dizelerindeki gibi mezelerle dolu sofranızda, dostlarınızla, kulağınızda Müzeyyen, güzelleşebileceğiniz İstanbul’un özel mekanlarından biri. Türkiye’nin ilk kadın işletmecisi olan Despina’nın mekanında hala meyhane kültürü ve adabı gelenekleriyle devam etmekte.

Ladino dilindeki farklı kültürlerin yansımalarını görebildiğimiz gibi bu topraklardan etkilenen aynı zamanda da etkileyen, II Bayezid, Kral Ferdinand “Siz bu hükümdara nasıl akıllı diyorsunuz ki, kendi ülkesini fakirleştiriyor ve benimkini zenginleştiriyor.” dediği gibi, bu toprakları ve ortak kültürümüzü zenginleştirmeye büyük katkılardan birini yapan Musevilerin yemeklerini tadabileceğimiz mekan sayısının maalesef sınırlı olduğunu düşünüyorum. Hatta yok denebilecek kadar az. Hem Orta Doğu mutfağının hem de İspanyol yemeklerinin bir karması niteliğinde, yine dini bayramların ve tarihi olayların yansımalarını görebileceğimiz yemek çeşitleriyle kaybolmaması adına uğraş verilmesi gereken bir mutfak. Avrupa Yakası’nda bu mutfağı deneyebileceğiniz belki de tek yer olan Ortaköy’deki “Carne” de maalesef kapandı. Ama ne mutlu ki Bostancı’da en samimi en misafirperver anne-oğul tarafında işletilen “Selmika’nın Mutfağı” Musevi kültürüne ait yemekleri tatmak isteyenleri bekliyor. Burada “filika” tadabilirsiniz. Menüde göremeyince şaşırdığım pırasa köftesi ve şambrak gibi yemekleri en kısa sürede bulup tatmanızı öneririm. Bayıldığımız meze “tarama”nın ve İzmir’İn meşhur “boyoz”ununda Yahudiler sayesinde sofralarımızı süslediğini unutmayalım. Yahudi yemeklerinde de dini geleneklerin yemeklere yansımasını gözlemlemek mümkün. Yahudilerin Mısır’da Firavun’dan kaçarken yanlarında götürecekleri ekmeklerin hamurunu mayalanmaya bile fırsat bulamadan ülkeyi hızla terk etmek zorunda kalmaları sonucu ortaya çıkan Hamursuz Bayramı’nda özel bir unla yapılan ekmek ve kek gibi yiyecekler bunun en güzel örneklerinden.

 Fotoğraf: fıccın.com
Fotoğraf: fıccın.com

Çoğu zaman Türkiye’ye gelen yabancı arkadaşlarımı götürdüğüm ve benim de severek gittiğim adreslerden biri olan Beyoğlu’ndaki “Fıccın” Çerkes mutfağının güzel örneklerinden biri. Kafkas coğrafyasının sert, soğuk ve zorlu yapısı bu mutfağın gelişiminde önemli rol oynuyor. Zorlu şartlarla mücadele etmek ve hayatta kalmak üzerine gelişen Çerkes mutfağında bu sebeple ağırlıklı olarak un, hayvansal ürünler ve dayanıklılığı sağlamak için soğan ve sarımsak kullanımı yaygınlaşıyor.
Fıccın’dan sizin önerilerime gelirsek, içi kıymalı, pizza dilimi şeklinde sunulan, börek benzeri bir yemek olan “fıccın”ı ve gözleme benzeri Çerkes yemeği “velibah”ı tadabileceğiniz mekanda aynı zamanda Çerkes Mantısı’nı da kesinlikle denemelisiniz. Mekan Çerkes mutfağının enteresan örneklerine daha fazla yer verebilirdi ancak mezeleri de oldukça lezzetli.

Bu yemeklerin çoğu Türk lezzetleri adı altında neredeyse çoğu evde pişmekte aslında. Öylesine bir, öylesine iç içe geçmiş haldeyiz ki tüm bu kültürler olarak hangi yemeğin nereden geldiği, kimin mutfağından geçtiği üzerine çok da düşünmüyoruz belki de. Bazen bunları düşünmek, birbirimizden ne kadar kopamayacağımız ve bir arada ne kadar güzel olup bu toprakları nasıl da özel hale getirdiğimizin kanıtı. Eminim ki benim unuttuğum birçok farklı kültür, lezzet ve deneyemediğim mekan vardır. Sizlerin önerilerini duymayı ve denemeyi heyecanla bekliyorum. 🙂

İlginizi çekebilir: Duygu Sevimli’den Antakya Yeme-İçme Rehberi

İstanbul’da Yeni Açılan Mekanlar Merceğimiz Altında!

İstanbul gerçekten çok hızlı bir şehir. Bomonti’den Moda‘ya, Yeniköy‘den Nişantaşı‘na açılan restoranların hızına gerçekten yetişemiyoruz. Bu yazıda İstanbul’da açılan yeni mekan keşiflerimizi toplamak istedik. Yeni mekanlar açıldıkça, bu yazıyı güncelliyor, sizi de bu konuda bilgilendirmeyi unutmuyoruz. Karşınızda İstanbul’da açılan yeni mekanlar listemiz:

İlginizi çekebilir: GastroMagger’dan İstanbul’un En İyi Mekanları

Loco De Pera | Fotoğraf: Instagram / Loco De Pera
Loco De Pera | Fotoğraf: Instagram / Loco De Pera

İstanbul’un En Yeni Mekanları

Osteria Salvatore, Çengelköy

Şehrin en yeni restoranlarından biri olan Osteria Salvatore, Çengelköy’de, Boğaz’ın kıyılarında, Şef Tongar Fırat önderliğinde oluşturulan İtalyan mutfağı menüsüyle yeni yıldan birkaç gün önce açıldı. Manzarasıyla gözümüzü, yemekleriyle karnımızı doyuran Osteria Salvatore’nin odun fırınında pişen pizzaları ve el yapımı taze makarnalarını denediğinizde bağımlısı olacağınızı söyleyebiliriz!

Instagram

Mill Bakery, Kadıköy [[konum_30]]

Çikolata dolgulu kruvasan, pancake, sıcak çikolata… Tatlı ve kahvaltıya dair sevdiğimiz hemen her şeyin bir arada olduğu, Kadıköy’ün en yeni, en tatlı mekanlarından biri: Mill Bakery! Pancake’lere ekledikleri mascarponeli krema ile olduğundan daha iyi hale gelen lezzetleri sayesinde müdavimi olduğumuz Mill Bakery’nin hem Yeldeğirmeni’ndeki sevimli ortamını hem de kahvaltılarını deneyimlemenizi öneririz!

Instagram

Pinoli, Etiler [[konum_29]]

Etileri’in lezzetli mekanlarına biri daha eklendi: Pinoli! Şehrin en yenilerinden, All Sports’un yaratıcıları tarafından açılan Etiler’deki Pinoli, şık ve küçük bir İtalyan restoranı. Enfes İtalyan lezzetlerinin bir arada olduğu Pinoli’nin diyet bozduracak kadar lezzetli ev yapımı makarnalarını ve kalamarlarını denemenizi tavsiye ederiz!

Instagram

Kozmonot Pub, Bomonti [[konum_28]]

Marka birçoğumuza Topağacı’ndaki durağından tanıdık gelecek olsa da, mekanın yeni olduğunu belirtmekte fayda var; Bomonti’nin en yeni üyelerinden Kozmonot Pub, organik pazarın hemen arkasındaki The House Residence’ın giriş bölümünde kapılarını açtığı günden bu yana, uzay temalı dekorasyonundan zengin menüsüne bir hayli ilgi çekiyor. Mekanın kendi mutfağında hazırlayarak metal tabaklarda, özgün sunumlar ile servis ettiği lezzetler arasında mutlaka denemeniz gerekenler; Acı Biberli Emmantel Kroket, Izgara Midye Satay ve Nachos. Mekanın hem önünde, hem arkasındaki ferah bahçesinde ve Apollo 11 seyahatinde kullanılan uzay aracından esinlenilerek yaratılmış bar bölümünde güzel bir kokteyl keyfi yapmayı da unutmayın.

Instagram

Lil Bake Moda, Moda [[konum_27]]

Moda, Şerif Akdik Sokak’ta yer alan ve kapıdan içeri adımınızı attığınızda önce pembe ve beyazın hakim olduğu ferah ortamı, özellikle de arka bahçesi ile, sonra ise girişte sergilenen enfes tatlı ve tuzlu seçenekleri ile öne çıkan Lil Bake Moda, şimdiden semtin gözdelerinden biri olmaya aday. Güne Lil Bake Moda’da başlamak isteyenler için birçok kahvaltı seçeneğine sahip olan mekanın, Füme Etli ve Mantarlı Tartin’i, Yer Fıstıklı Kurabiye’si ve lezzeti gibi porsiyonu da bir hayli büyük olan vişneli Brownie’si denenmeli.

Instagram

Jack’s Dog Cafe, Suadiye [[konum_26]]

Müjde, İstanbul’un hayvan dostu mekanlarına bir yenisi daha eklendi: Kadıköy, Suadiye Mahallesi’nde açılan Jack’s Dog Cafe, köpeğiniz ile birlikte keyifli zaman geçirebileceğiniz, tatlı mı tatlı bir mekan. Mekanın sahibesi Çavlan Hanım’ın, minik dostu Jack ile dilediği gibi gezememesinden dolayı açmaya karar verdiği Jack’s Dog Cafe’de, köpekler de birbiriyle rahatça sosyalleşebiliyor, onlar için özel olarak yapılmış cupcake gibi atıştırmalıklar yiyebiliyorlar. Cafe’nin içerisinde aynı zamanda sevimli dostunuz için çeşitli kıyafetler, çantalar, oyuncaklar ve daha başka aksesuarlar bulabileceğiniz bir butik de bulunuyor. Son olarak, mekanın kruvasanlarının çok başarılı olduğunu ekleyelim, giderseniz mutlaka deneyin!

Instagram

Sade, Nişantaşı [[konum_25]]

“Anadolu gerçek sadeliktir” mottosuyla başlayan ve bizleri de Karadeniz, Hazar Denizi, Basra Körfezi, Kızıl Denizi, Akdeniz’in çevrelediği Beş Denizler Coğrafyası’nın lezzetlerine doğru çıktıkları yolculuğun bir parçası olmaya davet eden Sade, yeni şarküteri markası Del’i Sade’nin de yer aldığı mekanı ile artık Nişantaşı’nda. Mahallenin yenisi; günlük çıkan yemeklerinin yanında, Türkiye’nin dört bir yanından gelen ürünler ile hazırlanan klasik lezzetleri ile de ilgi çekiyor. Ege’nin özel sakız enginarı ile yapılan enginar salatası, ciğer ve şekerparesi özellikle denenmeli. Hafta sonları ise Sade’de; Kastamonu Çemensiz Pastırma’dan Van Çiçek Balı’na, Kars Boğa Tepe Kaşar Peyniri’nden Giresun Fındık Helvası’na, saat 09:00 – 17:00 arası, leziz bir Anadolu kahvaltısı deneyimi yaşayabileceğinizi söyleyelim.

Instagram

Piccola Pizzeria, Arnavutköy [[konum_24]]

Minik sokakların belli köşelerine dağılmış, sevimli Arnavutköy mekanlarına bir yenisi daha eklendi, üstelik kendisi tam bir İtalyan: Piccola Pizzeria. Napoli usulü pizzaları ile bölgede adeta İtalyan rüzgarları estiren mekanın bol mantarlı Funghi ve Bresaola pizzalarını mutlaka deneyin, lezzet şöleninizi Piccola’nın en çok konuşulan ve sevilen lezzetlerinden tiramisu ile taçlandırmayı da unutmayın.

Instagram

TRC American Dinner, Beşiktaş [[konum_23]]

Amerikan lezzetlerine yaptıkları yerel dokunuşlar ile fark yaratan ünlü şefler Ali Dövenci ve Buse Dövenci’nin yarattığı TRC American Dinner, Beşiktaş Sinanpaşa İş Merkezi’nin ikinci katında yer alıyor. Adeta Amerikan filmlerinden fırlamış gibi görünen leziz tabakların önünüze geleceği mekanda, ekşi krema, lahana turşusu ve çemen mayonez ile sunulan Blooming Onion’ı denemeyi unutmayın. Porsiyonlarının da bir hayli doyurucu olduğunuzu söyleyebileceğimiz TRC American Dinner’ın imza yemeklerinden American Relish Burger de mutlaka siparişinizde olsun. Mekanın pişme derecesi sizin tercihinize bırakılan leziz burger köftelerini çok beğeneceğinize eminiz. Peki ya içecek derseniz, önerimiz kesinlikle Acı Limonata!

Instagram

Loco de Pera, Beyoğlu [[konum_22]]

Beyoğlu ve Pera’nın canlı ve keyifli günlerini geri getirmeye aday, yepyeni bir mekan olan Loco De Pera, semtin en sevilen Fransız binalarından “Passage de Petit Champs”da bulunuyor. Aralarından özellikle Siddhartha ve Gold Rush’ı mutlaka denemelisiniz diyeceğimiz mekanın imza kokteylleri kelimenin tam anlamıyla enfes. Kokteyllerinizin yanında ise size menüde “Alt Tarafı Ekmek” başlığının altında bulabileceğiniz Keçi Peynirli ve Soğan Marmelatlı Bruschetta, Jelepano ve Çedarlı Sosis ve Mantarlı Pizzetta eşlik edebilir! Loco De Pera’nın hafta sonu geceleri kulübe döndüğünü de ekleyelim.

Instagram

Rawsters, Akmerkez [[konum_21]]

Akmerkez’de yeni açtığı şubesiyle ilgileri üstüne toplayan Rawsters, küçük ama sevimli mekanı ile şimdiden birçokların arkadaş buluşmaları için tercih ettiği uğrak noktalardan biri haline geldi. Hem dışarıda, hem içeride oturma alanı olan mekanın her biri ayrı lezzetteki kahveleri bir yana, özellikle Nitro Brew’unu ve Yulaf Sütlü Latte’sini mutlaka tatmalı, yanında ise fazlasıyla doyurucu ve sağlıklı bir atıştırmalık alternatifi olarak kakaolu hurma toplarını denemelisiniz. Rawsters’ın limonlu keki ise ayrıca çok lezzetli, söylemeden geçmeyelim.

Instagram

Mabou Pera, Beyoğlu [[konum_20]]

Fransızca ‘mabella’ kelimesinden türemiş olan ve Kuzey Afrika’da ‘güzel kadın’ anlamına gelen Mabou Pera, Asmalımescit’in yeni mekanlarından biri. Geleneksel Akdeniz mufağını yenilikçi dokunuşlar ile yorumlayarak modern sunumlarla bir araya getiren mekana gittiğinizde, masanıza ilk olarak dinkel mayasından yapılmış Alman ekşi mayalı ekmek geliyor. Yanında ise aperatif olarak turunçgil kokulu karabiber, Kemah tuzu ve tereyağı oluyor. Mabou Pera’da ne sipariş etmeliyim diye düşünenler içinse önerimiz ricottalı kabak, füme mozzarellalı risotto ve tatlılardan oldukça yaratıcı bir lezzet olduğunu düşündüğümüz armutlu sütlaç!

Instagram

Townhouse, Suadiye [[konum_18]]

Suadiye’de aydınlık ve geniş yaz bahçesi, elegan dekorasyon detayları ve mutfağından çıkan enfes lezzetleriyle açılış yaptığı günden beri Anadolu yakasının en özel mekanlarından Townhouse. İster iş çıkışı keyifli bir buluşma, ister kokteyllerini deneyimi veya küçük bir kahve molası için olsun, burayı çok beğeneceğinize eminiz. Menülerinde kokteyl veya içeceğinizi tamamlayacak bar yiyeceklerinin yanında füme etli ve burrata’lı Pizzeta’lar ve biribirinden lezzetli Taco’larla paylaşımlık lezzetler sunuluyor. Salata, burger ve ana yemek üzerinde yoğunlaşan mutfağında, size ilk önerimiz burgerleri. Mushroom ve Townhouse Legendary Burger’leri denemeye değer.

Instagram

Tiraje Teras, Nişantaşı [[konum_1]]

Sahip olduğu etkileyici manzarasıyla gün batımı keyifleri için birebir bir mekan olan Nişantaşı’ndaki Tiraje Teras, küçük tabloların yan yana dizilmesiyle oluşturulmuş tatlı duvar dekorasyonuyla da ilgi çekiyor. Güzel müzikler eşliğinde tadabileceğiniz leziz mezeler de cabası! Top şeklinde servis edilen Girit ezmesinden favaya, humustan atoma; her biri klasiklerden gibi görünse de tatları sıra dışı güzellikte bu mezeleri mutlaka denemelisiniz. Ayrıca bazı günler, mekanda belli bir saatten sonra DJ eşliğinde kaliteli 90’lar müzikleri de çalıyor. Bir yandan en sevdiği nostaljik şarkıları söyleyip bir yandan da iyi yemeklerin tadına varmak isteyenler bizce en kısa zamanda yolunu Teraje Teras’a düşürmeli!

Instagram

Salon Galata [[konum_2]]

Galata’nın Bankalar Caddesi yakınlarındaysanız, yeşil minderli şık oturma kısmı ve insanın içini ısıtan müzikleriyle çok seveceğiniz Salon Galata’ya uğramadan dönmeyin! Mekanın içerisinde en çok hoşumuza giden detaylardan biri, duvarlarda asılı duran Ara Güler’in fotoğrafları. Menüye gelirsek; levrek, beğendili köfte, etli pazı sarma, kuru domates soslu pestolu tagliatella ve çok daha fazla seçenek bulabilirsiniz. Tatlılarına ise ayrıca değinmek istiyoruz; tahin sufle ve fırın sütlaç muhteşem! Hem güzel ortam, hem lezzetli seçenekler; burası Galata’nın ruhuna çok yakışan bir mekan olmuş.

Instagram

Muutto, Moda [[konum_19]]

Moda’nın en sevilen sokaklarından Cemal Süreya sokakta, kalabalıktan ve koşuşturmacadan uzak yeni nesil sokak lezzetleri mekanı Muutto, sadeliğin ve beyazın ön planda olduğu ambiyansı, lezzetli ve farklı ürünleri misafirleriyle buluşturduğu menüsüyle keyifli bir göç mutfağı deneyimi sunuyor. 6 adet dürümden oluşan sokak yemekleri menüsünde kokoreç söğüş, kaburga ve vejeteryan seçenekler de bulunuyor. Restoranın içerisindeki yer alan meze barındaysa tazecik hazırlanmış mezeler yer alıyor, taze mezeleri ve salataları istediğiniz zaman paket olarak alıp evinize götürebilirsiniz. Muutto’nun en merak edilen lezzetiyse tasarım tabaklarda sunduğu dürümleri, denemeden önünden geçmeyin.

Instagram

Gangon Mutfak, Yel Değirmeni [[konum_16]]

Geçtiğimiz günlerde Kadıköy’ün yeni cafeleri arasına giriş yapan Gangon Mutfak’ı aslında çoğumuz biliyoruz. Ancak onu yeni olarak adlandırıyoruz çünkü bugüne kadar seyyar bir mutfak olarak bizlerleydi. Şimdi ise Yel Değirmeni Mahallesi’nde yerini aldı! Canınız leziz bir bun, el yapımı bir limonata veya en basit haliyle içten, samimi bir ortamda bulunmayı çekerse hiç düşünmeden atın kendinizi Gangon Mutfak’a. ‘Sunumu basit, içeriği zengin ve lezzetli yiyecekler’ sloganıyla yola çıkan Gangon’un Vegi Yenge adlı bun çeşidini mutlaka denemelisiniz!

Instagram

Pandeli, Eminönü

Asırlık mirasıyla güzeller güzeli Pandeli yenilendiyse, bize de bir an önce gitmek düşer! Tarihinde Mustafa Kemal Atatürk, Kraliçe II Elizabeth, Audrey Hepburn gibi değerli isimleri ağırlamış olmasıyla bilinen, mavi beyaz çinilerine bayıldığımız restoran, yepyeni bir menüye sahip artık. Özellikle altını çizmeliyiz, Kağıtta Levrek’i muhteşem! Giderseniz mutlaka deneyin. Bir yandan Mısır Çarşısı’ndan gelen taze baharat kokularını içinize çekerken, bir yandan da eşsiz bir manzara izlemek istiyorsanız Pandeli’ye mutlaka gidin!

Instagram

Padoca Bakery & Cafe, Reşitpaşa

Reşitpaşa mekanları arasında yerini alan Padoca Bakery & Cafe’ye ilk gittiğimizde, lezzetlerinden önce mekanın dıştan pembiş görüntüsü ve tatlılığı etkiledi beni. İçeri girdiğimizde ise nefis bir menü ve şık bir ambiyansla bizi karşılayan Padoca, öğrendiğimiz kadarıyla ekşi mayalı ekmekler konusunda fazlasıyla iddialı. Giderseniz Banana Bread’i ve La Vina Cheesecake’i mutlaka deneyin. Limonlu haşhaşlı kekin de muazzam olduğunu duyduk, onu da söylemeden geçmeyelim. Padoca Reşitpaşa‘nın şimdiden gözdelerinden biri oldu, buraya bayılacaksınız!

Instagram

Lokanta Kru, Teşvikiye

Lokanta Kru, Teşvikiye
Lokanta Kru, Teşvikiye

Güzel aydınlatmaları, muhteşem Ege mutfağı lezzetleri ve hızlı, özenli servisiyle Lokanta Kru, Teşvikiye’nin sımsıcak mahalle lokantası. Bize kendimi evimde gibi hissettiren, seçeneklerinin çeşitliliği ve lezzeti karşısında hayrete düştüğümüz bir mekan. Menüsü günlük olarak değişiyor ve mekanın büyük tahtasına her gün yazılıyor. Yani hem taze, hem lezzetli, hem de hafif bir öğün isteyenler için çok doğru bir adres. Hamsili Pilav’ını mutlaka denemelisiniz!

Instagram

Batard İstanbul, Bomonti

Batard İstanbul, Bomonti
Batard İstanbul, Bomonti

Sizin için Bomonti’de harika bir mekan önerimiz var: Batard İstanbul! Kapısından içeriye girdiğiniz andan itibaren iç dekorasyonundaki altın dokunuşlar, sıcak atmosferi ve az ama öz menüsüyle Avrupa’yı aratmıyor burası. Harbiye Zula ekibinin yönetiminde olan Batard’da başlangıçlardan pancar ve keçi peyniri, ana yemeklerdense kuzu omuz ve dana kaburgayı şiddetle tavsiye ediyoruz! Son dokunuşu ise Fransız usulü Le Baklava ile yapabilirsiniz.

Instagram

Steeve İstanbul, Kanyon

İsmet Saz’in yeni projesi, Kanyon’da yer alan The Steeve; özgün lezzetler arayanlar için çok doğru bir adres. Burası atıştırmalıklar, dürümler, tacolar, ana yemekler ve tatlılardan oluşan zengin menüsünün yanında kullanılan malzemelerin kalitesi ve pişirme teknikleriyle de fark yaratıyor. Servis ekibi menüye o kadar hakim ki, bunun verdiği güven yemek deneyiminizi özel kılıyor. Farklı kültürlerden ilham alarak yaratılan lezzetler arasında Chili Con Carne ve Hamsili Lavaş mutlaka denenmeli!

Instagram

Glens, Nişantaşı

Abdi İpekçi Caddesi’ndeki Nish Palas Oteli’nin giriş bölümündeyiz şimdi de: Glens’teyiz! Burası İtalyan mutfağı üzerine brasserie-bar olarak açılan bir mekan. Menüde pizza, makarna ve et tabakları baş rolde; imza lezzetler arasında ise Ispanaklı Raviolli ve Deniz Mahsullü Risotto yer alıyor. Gün boyu tercih edebilecek olan Glens, bence şehrin koşturmacasına kısa bir mola vermek için çok doğru bir mekan. Glens’in şık ve kaliteli ortamında iyi yemeğin tadına varabilirsiniz.

Instagram

Sam Kitchen & Bar, Nişantaşı [[konum_9]]

Sam Kitchen & Bar, menüsünden önce sıcak ve huzurlu ortamıyla, beyaz rengin baskın olduğu dekorasyonuyla fark yaratan bir mekan. Kapın en yakın arkadaşlarınızı ve atın kendinizi buraya, hem sohbetin hem de damağınızı şenlendirecek yemeklerin tadını çıkarın. Dünya mutfağını Türk senteziyle uyarlamış bir menüye sahip Sam Kitchen & Bar. Özellikle SAM Burger enfes: ev yapımı ballı brioche ekmeği, yine ev yapımı patates tava ve narlı coleslaw salatası ile servis ediliyor. Bizce kaçmaz, sizce?

Instagram

Minval, Akatlar

Minval, Akatlar
Minval, Akatlar

Minval, Akatlar Yaren Sokak’ta içinizi açacak bir pastane/fırın. Doğaya ve gıdaya saygılı üretim yapıyor oluşuyla diğer mekanlardan ayrıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Zengin menüsünde mevsimsel ve yerel ürünlerin kullanılmasına özen gösteriliyor. Bu ürünlerin ise küçük miktarlarda ve doğaya saygılı üreticiler tarafından satın alınmasına özellikle dikkat ediliyor. Minval’de kahve keyfinizin yanında Celebrity sipariş etmeyi unutmayın, bu glutensiz, bademli meyve soslu minik kurabiyelere bayılacaksınız!

Instagram

İlginizi çekebilir: Özlem Karagöz’den “Minval: Akatlar Yaren Sokak’ın Yeni Sakini”

Brekkie Breakfast Club, Moda

Brekkie Breakfast Club, Moda
Brekkie Breakfast Club, Moda

Tamamen Fransız tekniği kullanılarak yapılmış, size servis edilmeden ise üç gün bekletilmiş lezzetli mi lezzetli bir kruvasana ne dersiniz? Moda’da yer alan Brekkie Breakfast Club bu keyif için biçilmiş kaftan! Ev yapımı reçel ve marmelatlar, Tire’den özel olarak getirtilen tereyağ… Sizin de ağzınız sulanmaya başladı değil mi? O zaman rotanızı Yoğurtçu Parkı’na doğru çevirin, parkın hemen karşısında göreceğiniz Brekkie’den içeri girin ve Kruvasan Red sipariş edip, lezzet şöleninizi Lotus Kruvasan ile sonlandırın! Lezzet şöleninizden sonra yeni açılan Bağdat Caddesi mekanlarını keşfe çıkmayı da unutmayın deriz 🙂

Instagram

İlginizi çekebilir: İrem Bali’den Brekkie Breakfast Club

Melina Kantina, Arnavutköy

Melina Kantina, Arnavutköy
Melina Kantina, Arnavutköy

Amerikalı bir anne ve Antakyalı bir babanın kızı Melina Abdo’nun açtığı Arnavutköy’deki bu tatlı mekan, özellikle hafta sonu kahvaltı keyifleri için ideal. Scrambled Eggs with Pink Sauce ve Toni’s Tost favorilerden! Buraya öğle yemeği için gitmeyi tercih ederseniz de Dream Burger’i mutlaka denemelisiniz. Turuncu renginin güzelliğini insana yeniden hatırlatan dekorasyonu, şirin ışıklandırmaları ve Melina’nın özel olarak Antakya köylerinde yaptırdığı doğal meyve sularıyla burası bir harika; hem atmosferi, hem de lezzetiyle!

Instagram

İlginizi çekebilir: İstanbul Flaneur’den “İstanbul’un En İyi Kahvaltı Mekanları”

Zula, Kanyon

Zula, Kanyon
Zula, Kanyon

Varlığıyla hepimizin Harbiye’ye gitme sıklığını bir hayli arttırmış olan Zula, artık Kanyon’da. Taco, sosisli ve burger lezzetlerini aynı mekanda buluşturan mekanın kendi yapımı olan trüflü mayonez sosu denemezseniz çok şey kaçırırsınız, bizden söylemesi. Zula’ya girin ve chedar, turşu relish, bacon, karamelize soğan ve trüf mayo ile yapılan Edizione Burger’i sipariş edin. Sonra ise tek yapmanız gereken kendinizi bu akıl almaz lezzetin kollarına bırakmak, afiyet olsun!

Instagram

İlginizi çekebilir: Lisya Kalma’dan “Dinamik Matara SuCo’nun Yaratıcıları: Zeynep ve Alihan Aker”

Akali, Etiler

Akali, Etiler
Akali, Etiler

Maçka ve Etiler’de iki şubesi olan Akali, burgerseverler için tam anlamıyla bir cennet! Buranın yalnızca kokusuyla bile kendinizden geçmenizi sağlayan hamburgerleri dillere destan. 80, 60, 240 veya tercihinize göre daha fazla; burgerinizin kaç gram olacağını seçiyor ve yan lezzetlere karar veriyorsunuz. Avokado kreması, göz yumurta, karamelize soğan, bacon, jalepeno mash bunlardan sadece birkaçı. İnsan böylesine fazla seçeneğin içinde kayboluyor resmen. Kendinizi ödüllendirin ve yolunuzu Akali’ye düşürün, özel Trüf Salsa soslarını da denemeyi unutmayın.

Instagram

İlginizi çekebilir: “Çok Seviyoruz: Sokak Lezzetlerini Bu Mekanlarda Tadın!”

Alaf, Kuruçeşme

Alaf, Kuruçeşme
Alaf, Kuruçeşme

Alancha’nın eski şefi Murat Deniz Temel tarafından kapılarını açan Alaf Kuruçeşme, Hatay mutfağında kullanılan malzemelerle harikalar yaratıyor. İstanbul’daki yeni nesil meyhaneler listenize bir yenisi ekleniyor gibi de düşünebilirsiniz burayla ilgili, üstelik göçebe mutfağına özgün dokunuşlarıyla diğerlerinden çok farklı! Zengin meze seçeneklerine göz atın; ama sulu çiğ köftesini ve kendi yaptıkları ketçapla servis ettikleri, minik gözlemelerine aşık olacağınız leziz tavuk pilavını mutlaka tadın! Alaf’ın altında bir de sokak lezzetleri bölümü var, bir dahaki gelişinizde de oraya yani Alaf Sokak‘a uğramalısınız.

Instagram

İlginizi çekebilir: Larissa Pabuçoğlu‘ndan Hafta Sonu Mekan Önerileri