Akşam Yemeği: Semaver Kumpanya'dan Şık ve İyi Bir Davet

Akşam Yemeği, Semaver Kumpanya’nın bu sezonun biz tiyatroseverlere yaptığı bir güzellik. İlk olarak 21. İstanbul Tiyatro Festivali’nde beğenimize sunulmuştu, o gün bugündür iyi bir uyarlamayı ve başarılı oyuncuları alkışlıyoruz. Kitabı okuyanlar bilir, çocukları cinayet işleyen iki kardeşin hesaplaşması, çatışması ve kararları vardır. Bir ailenin başına gelebilecek en kötü durumlardan biri, içinden çıkılamayan ikilem, Serge ve Paul kardeşlerin bir araya geldiği yemek masasında yaşanıyor. İki aile, 15 yaşındaki çocuklarının sebepsiz cinayetinin bir şekilde kurbanı oluyor ve bu çocuklar için de bir karar vermek durumunda kalıyor.

İki aile, şık bir akşam yemeğinde çocuklarının neden olduğu bir felaketle sınanırken iki kardeş de travmalarıyla yüzleşiyor. Yemek tercihlerinden tutun da masadaki oturuşlarına kadar yaptıkları her şey, iki kardeşin ve eşlerinin karakterini ele veriyor. Yemek ilerledikçe ve siparişler geldikçe, hem olaylar hem de travmalar yavaş yavaş su yüzüne çıkıyor. Bir taraftan çocuklukları nedeniyle maruz kaldıkları duruma acıyalım mı, sinir mi olalım bilemiyoruz. Kendi değerleriyle yetiştirdikleri çocuklarla, felaketin gerçek müsebbibi yine kendileri olmalarına rağmen; sosyal konforlarından vazgeçmedikleri için çocukların evsiz kadına yaptığı gibi, biz de onları bir an için öldürmek istiyoruz. İzledikçe anlıyoruz ki, bir ailenin çocuklarını yetiştirme tarzı, o çocukların karakterini ve hatta kaderini belirliyor. Herkes ektiğini kendi hayatında olduğu kadar çocuklarında biçiyor. Vicdan ise bir ailenin çocuklarına bırakacağı en önemli miras halini alıyor. Bir aileyi aile yapan, para, mal, mülk, şöhret değildir, inandıklarıdır. Ailenin dürüstlük, saygı ve anlayış gibi gerçek değerleri varsa, bu değerlere sıkı sıkı sarılarak engelleri aşar, yoksa da en ufak bir rüzgarda yaprak gibi düşer. Oyun iki saat boyunca ilerlerken, o kadar çok şeyi sorguladım ki; sadece emin olduğum bir şey vardı, bu ebeveynlerin yerinde olmak istemezdim, zaten kimse istemezdi. Sonunda ben nasıl karar verirdim, bilemiyorum. Gerçi bu durumda vicdan ve evlat arasında sıkışırken nasıl bir karar verilir, verilen karar ne derece doğru olur, ayrı bir sorgulama konusu.











