Bir Hollywood geleneğidir; cool, karizmatik ve derin aksanlı İngiliz oyuncular kötü adamları canlandırır. Alan Rickman da Hollywood’a bir kötü adam olarak giriş yapan mükemmel ses tonuna sahip İngiliz aktörlerden biridir. Bu rolü ile de sadece başarılı ve uzun bir sinema kariyerine adım atmakla kalmamış aynı zamanda sinema tarihinin en karizmatik, unutulmaz ve efsanevi kötü adamlarından birini yaratmıştır. John McTiernen’in 1988 tarihli Die Hard filmi ilginçtir Rickman’ın rol aldığı ilk sinema filmidir. İngiliz olması, ses tonu ve Die Hard’ta canlandırdığı Hans Gruber karakterindeki başarısı onun aslında kötü adam rolleriyle tanınan bir aktör olmasına neden olduysa da zaman içinde çok farklı romantik, komik, dramatik rollerde gösterdiği muhteşem performanslar ile günümüz sinemasının en aranılan ve başarılı aktörlerinden biri haline geldi. Harry Potter Serisi’ndeki Severus Snape rolü ile sadece mükemmel oyunculuğunu ve sesini taktir eden hayranları tarafından değil genç kuşaklar tarafından yakından tanınan bir yıldız mertebesine erişti. Oyunculuğu yanında olumlu eleştiriler alan başarılı ve muhtemelen erken ölmese sayısının artacağına inandığım iki yönetmenlik denemesi de vardır: The Winter Guest (1997) ve A Little Chaos (2014)
Alan Rickman’ın yaşamı da kendi gibi pek çok İngiliz aktörününkine benzer bir şekilde ‘işçi sınıfı’ bir ailede başlar. Bu anlamda Rickman da bir tür ‘working class hero’ olarak kabul edilebilir. Fabrikada çalışan bir işçinin oğlu olarak Batı Londra’da işçi sınıfına ucuz ev sağlayan bir sistem olan ‘Council’ evlerinden birinde doğar. 8 yaşındayken babasını kaybeder. Dört çocuğunu babasız olarak büyütmek zorunda kalan annesi ve kardeşleri ile birlikte ait olduğu sınıfın çoğu üyesinin aksine azimle yaşama tutunur ve mükemmel bir eğitim hayatı sürer. Eğitimi boyunca aldığı burslarla Chelsea College of Art ve Royale College of Art’dan mezun olur ve yetenekli genç bir grafiker olarak iş yaşamına atılır ve arkadaşları ile birlikte ‘Graphiti’ isminde bir grafik tasarım ofisi kurar. Son derece başarılı olmasına rağmen büyük bir risk alarak Graphiti’yi kurduktan üç yıl sonra tiyatro eğitimi için bırakır. Royal Academy of Dramatic Art başvurusunu kabul eder ve orada Shakespeare çalışır. Mezun olduktan sonra çeşitli deneysel tiyatrolarda ve İngiliz tiyatrosunun klasik oyunlarında oynar. Rickman’ın bir aktör olarak ilk önemli çıkışı Laclos’un ünlü romanı ‘Les Liaisons Dangereuses’dan (Tehlikeli İlişkiler) uyarlanan oyundaki Vicomte de Valmont rolüyle olur. Oyunun Broadway’de sergilenmesinden sonra bu rolü ile Tony adaylığı kazanır.
Rickman sinemaya giriş yaptığı 1988’e kadar sahnelerde ve BBC Dramaları’nda başarılı oyunculuğuyla kendini kanıtlamış bir aktör olarak tanınıyordu. Normal şartlarda bir Shakespeare, Bronte, Austin veya Hardy uyarlaması ile sinemaya adım atması beklenen aktörün ilk filminin Bruce Willis’in başrolünü oynadığı bir aksiyon filmi olması sinema tarihinin en ilgi çekici ayrıntılardan biridir. Sonrasında The January Man (1989) ve Quigley Down Under (1990) gibi görece önemsiz yapıtlarda rol aldıktan sonra bugün bile en iyi performanslarından biri olarak görülen ve zamanla değer kazanan Truly Madly Deeply (1990) gelir. 1991’de Rickman ona BAFTA Ödülü getiren ve sinema tarihinin ‘en iyi kötü adamlarını canlandıran büyük aktörlerinden biri’ konumunu güçlendiren kült rolü, Kevin Costnerlı Robin Hood’da Notthingham Şerifi’ni canlandırır. Ve sonrası bilinen hikaye, irili ufaklı bir sürü filmde adaylıklar ve ödüllerle süslenen başarılı bir sinema ve tiyatro kariyeri…