Doğu Ekspresi ile Kars’a gitmek herhalde iki senedir birçoğumuzun ya gerçekleştirdiği ya da yakın gelecek planlarına eklediği bir deneyim. Nasıl olduysa birden sosyal medyada çığ gibi yayılmasıyla birlikte bizim de dikkatimizi çekmiş, tren yolculuğunun nostaljisi, Anadolu’yu uzaktan da olsa görme tanıma isteği, Kars’ın mimarisi ve barındırdığı katmanlı tarihin de etkisiyle Aralık ayında bu yolculuğa çıkmıştık. Ne varki bu yazıda Kars’ı anlatmayacağım. Kars’tan döndükten ve bu güzel şehir aklımdaki yerini günlük hayatın velvelelerine bıraktıktan çok sonra karşıma çıkan, Kars’ın biraz dışındaki Ani antik kentinde çekilmiş bir sanat yapıtından bahsedeceğim.

Bir yolculuğa çıkmadan önce çok fazla fotoğrafına bakmanın kişinin öznel deneyimini kısırlaştırdığını düşünürüm, ancak bu video Ani’de çekilmiş bir çok klasik görüntünün aksine bu kente dair farklı anlamlar üretmeyi teşvik ediyor.

Belçika doğumlu, Mexico City’de yaşayan ama dünyanın birçok bölgesinde çalışan bir sanatçı Francis Alÿs’in bu yapıtı The Silence of Ani/Ani’nin Sessizliği adını taşıyan yaklaşık 13 dakikalık bir video.

Künye: Francis Alÿs, The silence of Ani/Ani’nin Sessizliği, 2015. Antonio Fernández Ros, Julien Devaux, Félix Blume ve Karslı gençlerin işbirliğiyle.

Bu video dahil sanatçının websitesindeki tüm videolar ücretsiz izlenebilir ve indirilebilir. Bu rahat tavrıyla gönlümü fethetti desem yalan olmaz. Zaten uzun, ince görüntüsü ve her daim ayağındaki Converse ayakkabılarıyla oldukça gamsız bir görüntü çizen sanatçının videolarında en beğendiğim özellik, olayları basit simgesel jestlerle yorumlaması. Çünkü onun basit yorumları izleyenin kendi yorumlarını türetmesi için çok elverişli bir çıkış noktası yaratıyor.

Videoda Türkiye’nin Ermenistan sınırında bulunan Ani’nin rüzgarlı ve yabani otların bürüdüğü arazisi içinde saklambaç oyunundaymış gibi saklanarak düdük ve benzeri basit müzik aletleri çalan çocukları izliyoruz. Engin bir yalnızlığı betimleyen bu atmosferi düdüklerden çıkan ve ilk etapta bana baharın gelişini çağrıştıran sesler bölüyor. Çok dağınık olan bu ses ve görüntüler videonun geneline hakim olan tekinsiz havaya katılarak bir bütün oluşturuyor. Videonun sonunda şehrin tarihi ile ilgili kısa bir bilgiye de yer veriliyor.

Ani’nin Sessizliği, 2015 yılında Carolyn Christov Bakargiev’in küratörlüğündeki 14. İstanbul Bienali’nde sergilenmiş. Ana sponsoru Ermenistan’ın kalkınma girişimleri (IDeA) fonuna bağlı Dilijan Art Initiative olan projenin çıkış noktasını da o yıl 100. yılını dolduran Ermeni Soykırımı oluşturuyormuş. Alÿs, dört ay boyunca konuyu hem Türk hem Ermeni perspektifinden araştırmış. Daha sonra gönüllü olarak oynamayı kabul eden Karslı çocuklarla vakit geçirerek hem performansı planlamış hem de onlarla bu konu hakkında konuşmuş.

Videoyu ilk izlediğimde, sesler ve görselliği anlamlandırmaya çalışırken Ermeni soykırımını neredeyse hiç düşünmemiştim bile. Aslında Ani’nin tarihine de kısaca bakarsak şehrin boşalmasının doğrudan Ermeni Soykırımı ile ilgili olmadığını söylemek mümkün. Ancak elbette, Ani ve Türkiye’nin doğusunda büyük tarihi kökleri olan Ermeni nüfusunun artık olmaması gerçeği ile kurulabilecek birçok bağlantıdan söz edilebilir. Gerçekten de, artık sadece bir ören yeri olan Ani ve Kars merkezdeki çok farklı mimari tarzlardaki taş kiliselerin artık bir cemaatleri olmadığını, dahası tarihin akışı içinde kanlı olaylara da alet edilmiş olduklarını öğrenmek çok üzücü.

Alÿs’in bu videoda işbirliği yaptığı Félix Blume’nin websitesinde videodaki sesler ‘geçmişe bir ağıt ve gelecek için bir şarkı’ olarak tanımlanıyor. Bu bilgiler ışığında videoyu şehrin tarihi, azınlıkların bugünün politikasına etkisi ve elbette gelecekteki politik ve kültürel yansımaları açısından düşünmemek çok zor. Alÿs herhalde böyle ağır bir konu karşısında biraz daha sert bir tavır takınmış olmak istediğinden bahsediyor, yani ortaya çıkan işin şiirselliğinden pek memnun değil. Yine de yapıt sergilendiği andan itibaren sanatçı anlamın kontrolünü büyük ölçüde kaybeder. Bir anlığına tüm bu bilgi yığınından sıyrılıp, yapıtın şiirsel boyutunun keyfini sürebilir, kendimize has kişisel -ve hatta belki romantik- anlamlar yaratabiliriz.

Terkedilmiş bir kent, mekânın taşıdığı tarihsel yükten bihaber olan bir çocuğun hafızasında nasıl yer eder? Geçmiş nasıl bilinir, nasıl öğretilir? Benim aklıma gelen ilk sorulardı.

Bugün Ani ve Kars’ta ülkesini tanımaya çalışan insanların heyecan dolu konuşmaları ve fotoğraf makinelerinin klikleri uzun süren bu sessizliği bozmaya başlıyor. Ancak tüm gürültü patırtı bittikten sonra yitirilmiş bir kültürel zenginliğin yarattığı o hüzünlü sessizlik hâlâ sürüyor.

Not:

_Ani hakkında çok fazla bilgi ve belge içeren virtualani.org sitesini mutlaka incelemelisiniz.

_theMagger’ın derlediği Kars Seyahatine Çıkacaklara Öneriler Vol. 2’de benim de kısa yorumlarımı bulabilirsiniz.

 

Görseller: artsy.net

Bu yazı www.theartsyblog.com’da da yayınlandı.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?