‘’Bence ölümün alternatifi hayat değil, hakikat. Ölümün beyazlığı ve ataleti içinde bulunacak şey, kaybedilmiş hayat ürpermesi değil, hakikatin titiz konuşlanmasıdır.’’ Michel Foucault, Güzel Tehlike

 

Eric-Emmanuel Schmitt – Bayan Ming’in Hiç Olmayan On Çocuğu

Artık herkesin bildiği gibi, Çin’de bir taneden fazla çocuk sahibi olmak yasaktır. Fakat anlatıcının Çin’e yaptığı seyahatte, tanıştığı Bayan Ming’in, dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan ve çalışan tam on çocuğu var! Nasıl mı? Burası hikayenin trajik kısmı olsa da kitap genel olarak eğlenceli. O eğlencenin ardında bir hüzün de hissediliyor elbette. Kimi yerlerde düşündürücü diyaloglar da var ama bir felsefe kitabı olarak okumak uygun olmaz bence. Schmitt’in bu kitabı uzun zaman sonra gerek kısalığı, gerek tarzı, gerek hikayesiyle bana çok iyi geldi. Uzun yahut ağır okumalardan sonra rahatlatacak bir kitap.

 

Michel Foucault – Güzel Tehlike

Foucault ve eleştirmen Bonnefoy’un söyleşisinin paylaşıldığı kitapta ünlü felsefecinin edebiyat, yazı ve bunların kendi hayatındaki serüvenini okuyoruz. Söyleşi Foucault’yla olunca elbette bazı cümleleri kavramak için biraz düşünmek gerekiyor fakat genel itibariyle anlaması zor, sıkıcı bir kitap değil. Ben keyifle ve severek okudum. Düşündüren, altını çizdiğim, daha evvel hiç aklıma gelmeyen cümleler okudum. Ama herkes sever mi, ilgisini çeker mi bilemiyorum. Foucault’nun benim için, henüz tam kavrayamadığım bir sebepten ötürü, büyük bir cazibesi var doğrusu…

 

Zülfü Livaneli – Orta Zekalılar Cenneti

Zülfü Livaneli’nin kitaplarına bayılmıyorum. Her kitabını beğendiğimi de söyleyemem. Ama ne yazdığını merak ederim. Bu kitabının da adına tav oldum ve yine bir kurgu okuyacağım diye kitaba başladım. Kurgu olmadığını görünce biraz hayal kırıklığı yaşadım fakat denemelerinin ortalarına yaklaştıkça beklemediğim kadar keyif aldım. Eleştirilerinin birçoğunu çok yerli yerinde buldum, üslubunu sevdim. Çoğu konuda aşağı yukarı aynı fikirde olmamız da şaşırttı beni. Ne kadar kitaplarını okusam da, Livaneli çocukluğumdan beri severek dinlediğim bir şarkıcıydı benim için. Ancak bu kitabından sonra bakış açım biraz değişti açıkçası.

 

Jacques Derrida – Bağışlamak

Bağışlamak nedir? Derrida kitabında bağışlanabilir olanın bağışlama olmayacağını söylerken bağışlanamaz olanın bağışlanmasını affetme olarak gördüğünü ifade etmekte. Peki bağışlanabilir olan ve olmayan nedir? Kitabı okursanız belki anlarsınız. Belki diyorum çünkü kısacık kitabın her cümlesinden sonra dakikalarca düşündüğüm için okumam günlerce sürdü ve bitirdiğimde anladığımdan şüphe ettim. Bir okumayla kavranacak bir kitap olmamakla birlikte bence kendi dilinde okunursa daha rahat kavranabilir. Ama anladığım kadarıyla bile güzeldi yani…

 

Memduh Şevket Esendal – Ayaşlı ile Kiracıları

Cumhuriyet Dönemi Ankara’sında geçen hikayede, dokuz odalı bir dairede birlikte yaşayan insanların birbirinden farklı hayatları, dünya görüşleri, beklentileri ve bir arada yaşarken karşılaştıkları olay ve durumların anlatıldığı klasik bir Türk Romanı… Benim de okuma sebebim buydu zaten. Okul hayatım boyunca, edebiyat dersinde adı çokça geçmesine rağmen, okumamıştım. Yani, çok etkilendiğimi, daha önce okumadığım için çok hayıflandığımı falan söylemeyemiyorum. Dönem kitabı olarak azıcık düşünsem aklıma gelecek, beğendiğim başka kitaplar var ama bunu okumadan bilemezdim elbette.

 

Han Kang – Vejetaryen

Hayatınız bir rüyayla değişti mi? Ya da bir rüya görüp radikal kararlar aldınız mı? Vejetaryen olmak radikal bir karar mıdır peki? Rüyalarıma değer verir, analiz ettirir, duygularımın sağlamasını en çok rüyalarımdan yaparım ama şimdiye dek ne bir tek kitapla ne de bir rüyayla ansızın bir karara varmadım. Yonğhe’nin de hayatı rüyalar görmeye başlayıncaya kadar sıradandır fakat ansızın vejetaryen olmaya karar verir. Genç kadının kararı başta kocasını korkutmaz, geçer diye bekler ancak zaman ilerledikçe Yonğhe’nin durumu daha vahim bir hal almaya başlar. Tek hikayenin dört bakış açısından anlatılmasına rağmen oldukça kısa bir kitap ‘’Vejetaryen’’. Değişik buldum. Kimi zaman akıcı, kimi zaman durağan bir okuma seyri oldu benim için ama farklılığı dolayısıyla beğendiğimi söyleyebilirim.

 

Anthony Giddens – Mahremiyetin Dönüşümü

Moda’da yeni bir kitapçı açıldı, adı ‘’Moby Dick’’. Keşfetmeye gittiğim gün içerde çalan müziğin etkisinden midir yoksa düzenli ve ferah raf yerleşiminden midir, bilmiyorum, Ayrıntı Yayınları’ndan birçok araştırma kitabı satın almıştım. Modern toplumda kişisel hayat, ilişkiler, aşk ve cinselliğin irdelendiği ‘’Mahremiyetin Dönüşümü’’ de bunlardan biri… Kitabın konusu belli olsa da, konunun çevresinde, onu etkileyen olgulara da değinmiş Giddens. Kitabı çok beğendim. Merak ve ilgiyle okudum ama herkes sever mi, bilemem.

 

Aaron James – Ass-holes 

Bu yaz Amerika’ya gittiğimde yaptığım kitap alış verişinde, biraz da eğleneyim diye aldığım kitaplardan biriydi ‘’Ass-holes’’. Azıcık İngilizce bilen biri bile izlediği dizi ve filmlerden kelimenin ne anlama geldiğini bilir. Elbette burada da kelime soyut değil, somut anlamıyla ele alınıyor. Yazarın hayatın her yerinde karşımıza çıkan, çıkacak olan ‘’Ass-holes’’u bir teori olarak ele alıyor ve onların karakteristiklerini, bazı durum ve olaylar karşısında nasıl davrandıklarını ve insanlarla ilişkilerini açıklayarak irdeliyor. Eğlenceliydi ama bayılmadım yani.  Çok yüksek seviye bir espri anlayışım yok belki de o yüzden espri anlayışlarımız uyuşmamış olabilir. Yine de işte bir farklılık oldu, iyi oldu…

 

Thomas More – Utopia

Sanırım daha çok felsefeyle ilgilenenlerin dikkatini çekecek bir kitap olan ‘’Utopia’’, her şeyin herkese ait olduğu, her bireyin ihtiyacının kusursuzca karşılandığı, zengin-fakir ayrımının olmadığı, halkın huzur içinde yaşadığı ve fırsatlardan eşit miktarda pay sahibi olduğu bir ülkeden bahsetmekte. More, dostu Erasmus’a kitabı yazarken yüreğinin kabardığından bahsetmiş. Ayrıca ‘’yok ülke’’ anlamına gelen ‘’ütopya’’ kelimesini de ilk kez More’un  ortaya koyduğunu belirtmek gerekir. Kitaptaki ülkede herkes eşit falan ama bazı yerler var ki orada bir eşitlik görmek mümkün olmuyor. Bunları Mina Urgan, kitabın sonundaki inceleme yazısıyla okuyucuya sunuyor. Bence Urgan’ın yazısını paylaşmak kesinlikle yerinde olmuş. Özellikle Platon’un anlayışına aşina olmayanlar için kitabı daha anlamlı kılıyor.

 

Moliere – Tartuffe

Moliere ve sahtekar karaktereleri! İlk kez 1664’te sahneye konan ‘’Tartuffe’’, en ünlü komedi oyunları arasındadır. Dindar bir adam olan Orgon, kilisede tanıdığı çok dindar ve dürüst sandığı Tartuffe’ü evine alır ve onun her söylediği söze, her yaptığı işe gönülden inanır ve destekler. Öyle ki Orgon, tüm varlığını dahi Tartuffe’ün üzerine yapmıştır. Adamın ailesi, Tartuffe’ün ikiyüzlü bir sahtekar olduğunun farkındadır ancak Orgon’u buna bir türlü ikna edemezler. Derken çareyi bir plan yapmakta bulurlar… Sahnelendiği dönemde kiliseyi rahatsız eden, bir kesimin dine saldırmakla suçladığı Moliere’in bu oyunun halka açık tiyatrolarda oynanması yasaklanmış. Şaşırdık mı? Hayır. Ama bu yasak çok sürmemiş sonrasında halka açık tiyatrolarda da oynamaya devam etmiş. Trajikomik bir oyun doğrusu. Oyun ilk kez 1664’te sahnelenmiş ama -her şeyin zamanla değiştiğini savunsam da- bazı insan tiplerinin hiç değişmediğini gördüm. Belki de değişim dediğimiz, her birimizin bir başkasını yeniden tekrarıdır…

 

2017 benim için hiçbir açıdan öyle parlak bir yıl olmadı ama yine de yeni senenin yaklaşmasıyla, bir hüzün çöküveriyor üzerime… Eskiye olan arsızca bağlılığım, sevgim ve muhabbetim yüzünden yeni olan birçok şey tedirgin ediyor beni. Dilerim 2018 tüm dünya için barış, huzur ve sağlıklı bir yıl olur. Buna inanıyor muyum? Hayır. Şaşırdınız mı? Hayır. Ama hayat sürprizlerle doludur diyorlar, değil mi?

Bu ayın öne çıkan kitapları; Güzel Tehlike, Orta Zekalılar Cenneti, Bağışlamak ve Mahremiyetin Dönüşümü

Artık aralık ayı kitap listemi 2018’in ocak ayında yazıyor olacağım. Yılbaşı gecesi kendinizi kaybetmeyin, kimseye sataşmayın, kendinizden geçip ertesi gün pişman olacağınız şeyler de yapmayın… Yüzyıllardır her sene yeni bir seneye giriyor bu dünya, fazla heyecana gerek yok.

 

Bu Ara Neler Okudum seçkilerindeki yüzlerce kitap önerisine buradan ulaşabilirsiniz.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?