‘’Akıl ve sağduyu
Az bir beceriyle de gösterir kendini.
Ciddiyseniz bir şey söyleme isteğinizde,
Gerekir mi koşmak kelimelerin peşinde?’’ – J.W. Goethe, Faust

 

Orhan Kemal – Murtaza 

Ailesiyle birlikte Yunanistan’dan Türkiye’ye göç eden Murtaza, bekçilik yaparak hayatını kazanıyordu. Genç adamın işine verdiği ciddiyet mahalleliyi bıktırınca, işinden kovduruldu ve bir fabrikada gece bekçisi olarak çalışmaya başladı. Bu sıralarda evlendi, çocukları oldu ve büyüdüler… Murtaza, çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmek için elinden geleni yapıyordu ancak her şey plandığı gitmiyordu elbette… Murtaza, doğru ve dürüst bir insan olmak için çabalayan, ilkelerinden ödün vermemek için kendinin de diğerlerinin de insan olduğunu unutan temiz kalpli bir adamdır aslında… Orhan Kemal’in üslubunu artık biliyor ve seviyorum. Hüzünlü hatta acıklı bir hikayeydi bana göre. Severek okudum.

 

J.D.Salinger – Yükseltin Tavan Kirişini, Ustalar ve Seymour: Bir Giriş

Salinger’ın dil ve üslubunu ne kadar çok sevdiğimi, yazdıklarını okurken hem ağız dolusu gülüp, hem hüzünlenip gözlerimin dolduğunu yüzlerce kez söylemişimdir. Her kitabını çok severek, merakla ve ilgiyle okudum. Kendisiyle tanışmayı çok çok isterdim… Yazarın bu kitabı, 1963 yılında Amerika’da en çok satan üçücü kitap olmuş. Kitaptaki ilk öyküde Buddy, ağabeyi Seymour’un nikahına gitmek için ordudan izin alıp yola çıkar ancak nikah iptal olur ve ardından birçok olay yaşanır. Bu olaylar ise Buddy’nin ağzından kah hüzünlü, kah eğlenceli, kah ironik bir şekilde anlatılır. İkinci öyküde ise, bilinç akışı tekniği kullanılarak, yine Buddy’nin ağzından ağabeyi Seymour anlatılmakta. Çok severek okudum, beğendim de…

 

Murat Gülsoy – Gölgeler ve Hayaller Şehrinde

Fuat, Meşrutiyet döneminde Fransa’dan İstanbul’a gönderilmiş bir gazetecidir. Görevini yerine getirirken kendi geçmişine olan merakı da yeniden depreşir ve araştırmaya başlar. Kitap, Fuat’ın arkadaşı Alex’e yazdığı mektuplardan oluşmakta. Eski İstanbul’u okumak, bir insanın köklerini bulmak için verdiği emeği görmek, şaşkınlığına, hüznüne, pişmalığına, öfkesine şahit olmak güzel bir deneyimdi. Murat Gülsoy’un en sevdiğim romanı ‘’Nisyan’’dı, ikinicisi de bu oldu…

 

Prof. Dr. Ali Yardım – Peygamberimizin Şemaili

Kitabın adından da anlaşılacağı gibi Hz. Peygamber’in giyiminden oturmasına, yemek yiyişinden kullandığı eşyalara, kişisel bakımından konuşma tarzına kadar birçok konudaki davranış ve alışkanlıkları, güvenilir hadisler referans alınarak okura sunulmuş. Her ne kadar ansiklopedi görüntüsünde olup göz korkutsa da gayet rahat okunuyor. Ortalıkta dolanan bilgi kirliliği ve herkesin kendi meşrep ve çıkarına göre yaptığı yorumları göz önüne alarak, kitabı senelerdir bildiğim ve güvendiğim, bu işin içinde olan birinden öğrendiğimi belirtmek isterim. Kitabın yazarı da fazla yorum katmadan kaynak göstererek okuyucuyu bilgilendirmeye çalışmış. Güzel bir çalışma olmuş.

 

Manu Larcenet – Sıradan Zaferler 

Panik atak hastası Marco, ailesinden ayrı yaşayan bir fotoğrafçıdır. Sorumluluk almaktan hoşlanmayan, insanlardan kaçan Marco bir gün aşık olur ve hayatı değişmeye başlar. Hasta babasını ne kadar az tanıdığını farkeder, işinde farklı şeyler denemeye karar verir ve bir aile kurar. Kitaptaki diyalogları çok çok beğendim, keza hikayeyi de öyle… Çizimler de çok güzel. Arada sırada okurum diye düşünerek başladığım kitabı elimden bırakamadım. Çok beğendim.

 

Sigmund Freud – Sanat ve Edebiyat

Evet… Freud’un anlamakta en çok zorlandığım kitabı bu olabilir… Sanat ve edebiyat eserlerinden yola çıkarak yaptığı ruh çözümlemeleri çok etkileyici ama bayağı kafayı çalıştırmak gerekiyor. Çalıştırmak da yetmiyor, biraz bilgi sahibi olmak ve zeka da gerekiyor bence… Kitapta Wilhelm Jensen, Leonardo Da Vinci, Goethe, Dostoyevski gibi sanatçıların eserlerine ve dolayısıyla bu eserlerin ortaya çıkışındaki yaratıcı süreçlere değiniliyor. Pardon, değinilmiyor irdeleniyor. Çok güzel bir kitap ama anlaması biraz zor, emek istiyor. Özellikle Da Vinci çözümlemesi çok etkileyiciydi. Meraklıları sevecektir.

 

Zainab Bahrani – Babil’in Kadınları

Kitap, Antik Mezapotamya’daki kadınlık mevhumu inceleyen tarihsel bir çalışma. Yazar, Antik Mezapotamya’da cinselliğin ve cinsel rollerin nasıl tanımlandığını M.Ö. 6500- M.S. 1891 yıllarına ait görsellerle zenginleştirmiş. O dönemlere ait edebi eserler de araştırmada mevcut. İlk bölümlerde daha çok terim açıklamaları var. Bana biraz sıkıcı geldi fakat kitap ilerleyip konuya girilince ilgimi çekmeye başladı. Sağlam bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Okumak için de konsantrasyon lazım, biraz da kafayı çalıştırmak. Freud’u okurken o kadar yorulmuşum ki, Bahrani’nin kitabına hakim olabilmek için kendimi çok kez dürtmem gerekti. Anlayacağınız okurken biraz zorlandım, ileriki zamanlarda tekrar okumak gerekecek…

 

Johann W. Goethe – Faust 

Ortaokul ya da lisede okutulan kitaplar arasında başı çekenlerden biri de ‘’Faust’’ olsa gerek… Kitabı ilk kez 12-13 yaşlarımda sadeleştirilmişinden okumuştum. Elimden bırakamış, bir günde falan bitirmiştim de öğretmenlerim şaşırmıştı. Seneler sonra aynı kitabı kütüphanemde bulunca tekrar okuyayım dedim ve ne çevirisini beğendim ne de sadeleştirilmiş halini… ‘’Faust’’un konusuna değinmeyeceğim zira herkes az çok biliyor, bilmeyenler içinse yüzlerce özet ve araştırma var zaten. Konusu, kurgusu, karakterleri bir yana beni bu okuyuşumda en çok etkileyen şey dil ve üslubu, şiirsel anlatımı oldu. Her şeyiyle mükemmel, eser dediğin budur herhalde…

 

Bu ayın öne çıkan kitapları; Gölgeler ve Hayaller Şehrinde, Sıradan Zaferler ve Faust

Gelecek aya kadar sağlık ve huzurla, bol kitaplı günler… 

 

“Bu Ara Neler Okudum” seçkilerindeki yüzlerce kitap önerisine buradan ulaşabilirsiniz.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN