Ayvalık Uluslararası Film Festivali: Özel Bir Yolculuğa Değer

Ayvalık Uluslararası Film Festivali, beş yıldır vazgeçilmezlerimden biri. Ayvalık’ın kendisiyle ve ruhuyla doğal bir şekilde bütünleşen, sektör ve izleyicinin rekabetsiz ve rahat bir ortamda kaynaşmasını sağlayan, seçkisiyle heyecanlandıran bir destinasyon festivali. Eylül ayının ortasında Ayvalık ve Cunda sahillerinden sezon kapanmadan denize son bir kez girebileceğiniz, film aralarında zeytinyağlı yemeklerin keyfini çıkarabileceğiniz ve tabii seçkisindeki filmlerle sinemaya doyabileceğiniz bir festival. İlk yıllarının ardından bağımsızlığını ilan eden ve dört yıldır Seyir Derneği tarafından düzenlenen Ayvalık Uluslararası Film Festivali, bu yıl 16-21 Eylül tarihleri arasında beni yine her şeyden uzaklaştırdı.

Geleneksel olarak Ayvalık’taki amfitiyatroda festival direktörü Azize Tan’ın seyirciyi ve konukları selamlamasıyla başlayan festival, son yıllarda Decision to Leave, May December ve Megalopolis gibi merakla beklenen filmlerle açılmıştı – bu yıl da Sentimental Value‘yu yıldızlar altında izleyerek bir başlangıç yaptık. Festivalin farkının ne olduğunu açıklamak, biraz da o açılış töreninde saklı aslında. Açılışta verilen “Yeni Bir…” ödülünün festivalin tek ödülü olması, sonraki 5 günü rekabetten arındırıyor. Film ekipleri yarışmak için değil, paylaşmak için orada oluyor. Yeni insanlarla tanışmak, yeni bağlar kurmak, birlikte planlar yapmak, spontane sofralarda buluşmak, sokaklarda karşılaşa karşılaşa kalabalıklaşmak bu festivalin normali. Festivaldeki ilk yılımda, Ayvalık Antikacılar Çarşısı’ndaki bir kafede çekilmiş çok mutlu bir fotoğrafımın fonunda, duvarda asılı tabelanın dediği gibi belki: “Sevgiyi hissedin, Ayvalık’tasınız.“












