Geçtiğimiz yılın en başarılı sinema etkinliklerinden biri olan Başka Sinema ile UNIQ Açıkhava Sinema Geceleri bu yıl da kaldığı yerden devam ediyor.

13415679_641850159300988_3983781320835571431_o

Vizyonda gişesi pek olmayan, Türk izleyicinin geneline hitap etmeyen değerli filmleri sinemaseverlerle buluşturan Başka Sinema geçtiğimiz sene başlattığı Açıkhava Sinema Geceleri’ne bu yıl da yine aynı adreste, UNIQ İstanbul’da farklı bir sinema deneyimi yaşatmaya hazırlanıyor. 12 Haziran akşamı, Cannes’dan ödüllerle ayrılan, Avrupa’da oldukça beğenilen Mustang filmiyle açılışı yapan UNIQ Açıkhava Sinema Geceleri Haziran ayında toplam sekiz filmle meraklılarının ağzına bir parmak bal çalacak, ilerleyen aylarda ritmini arttırarak programa devam edecek.

Geçen yıl Ağustos – Eylül ayları arasında yoğun bir programla ormanın ortasında, yeşillikler arasında, minderler üzerinde rahat ve ormanın sessizliğiyle film izlemeye müsait bir atmosferde oldukça keyifli geceler yaşattı bana ve diğer izleyicilere. Sinemaya saygı gösteren kitlesiyle de sorunsuz geçmişti gösterimler (en azından benim katıldıklarım öyleydi). Bu yıl da aynı özenin gösterileceğinden eminim. Ayrıca geçtiğimiz yıldan memnun kalınmış ki gösterimden iki gün önce yayınlanan programa rağmen kalabalıktı alan.

13412862_641900965962574_780022189435869044_n

13 Haziran’da Kelebeğin Rüyası ile devam eden gösterimler 16 Haziran tarihinde gösterilecek Woody Allen imzalı Irrational Man ile hız kazanacak, Annemin Yarası, Rüzgarın Hatıraları ve Bana Masal Anlatmanın yanı sıra Belgica ve Who Am I – Kein System Ist Sicher ile salonda yaşanamayacak bir deneyim sunacak. Haziran ayı programının öne çıkan iki filmi kuşkusuz ki Belgica ve Who Am I. 

belgica-3

Babalarının yaptığı hataların gölgesinde büyüyen ve kafalarındaki aile resmini de küçüklüklerinde yaşadıklarına göre çizen abi-kardeşin Belgica adlı bar/pub/kulübünü (ya da her ne derseniz) çevresinde bir çatışmayı anlatıyor Belgica filmi. Başta her şey yolunda gidiyor, büyük bir aile işletmesi durumundaki bar konserlerle, partilerle ve sonu olmayan gecelerle Belçika gece hayatının vazgeçilmezi oluveriyor. Fakat sorunların başlaması, abi Frank’in banliyöde yaşayan eşi ve çocuklarıyla arasının açılması, Jo’nun sakin bir hayat kurup çocuklarıyla yaşama hayalleri sebebiyle ikili arasında gerginlikler yaşanmaya başlıyor, haliyle bu gerginlik de Belgicanın düzenine yansıyarak konuklarını rahatsız etmeye başlıyor. Hikayesiyle birçok kişiye kendi hayatlarında adeta kesitler sunan filmin öne çıkan bir diğer tarafı ise Belgica konserlerindeki hareketli müzikler. O müzikleri sinema salonlarında değil de açık havada, konserlere de ev sahipliği yapan bir yerde dinlemek hatta belki kalkıp o parçalar eşliğinde dans edebilmek için çok iyi bir fırsat. Şahsen tekrar gitmeyi ve müziği iliklerimde hissetmeyi düşündüğümü itiraf etmem gerekli.

Who-Am-I-2

Programın bir diğer iddialı filmi Who Am I da yine Belgica gibi müzikleriyle izleyiciyi etkisi altına alma konusunda oldukça etkili. Ancak Who Am I konusu ve hikayesi itibariyle daha izlenebilir olmayı, fark yaratmayı başarıyor. Gerek sürprizli sonu, gerek bir an bile düşmeyen temposuyla geçen senenin en iyilerinden biri olarak anılıyordu. Bir grup Alman hacker’ın, hacker dünyasında kendilerine yer edinme çabasını anlatan film aksiyonuyla olduğu kadar iyi kurgulanmış senaryosuyla da takdiri hak ediyordu.

13403321_1021630421266740_2712799363856826617_o

Sezonu erken açan ve biraz sakin bir başlangıç yapmayı tercih eden Başka Sinema UNIQ Açıkhava Sinema Geceleri ikinci yılı olmasına rağmen şimdiden gelenekselleşeceğini garantiledi diyebiliriz. En azından belediyeler ve müteahhitler etrafındaki ormana dokunmadığı ve bu atmosferi bozmadığı sürece öyle olacaktır. Aman dilimi ısırayım da nazar değmesin…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN