Avrupa’da yılın ilk önemli film festivali, Berlinale, bu seneki ödüllerini geçtiğimiz gece dağıttı! Büyük ödül, Akdeniz’i aşarak İtalya’ya girmeye çalışan göçmenlere odaklanan belgesel Fuocoammare’nin oldu.

11-21 Şubat tarihleri arasında gerçekleşen 66. Berlin Film Festivali’nden ödülle dönen birçok filmi, muhtemelen Nisan ayında İstanbul Film Festivali programında göreceğiz ve izleme fırsatı bulacağız. İşte festivalden ödülle dönen filmler…

***

Berlin Film Festivali 2016 Filmleri

Fuocoammare (Fire at Sea) | Gianfranco Rosi 

Berlinale’de bu yıl büyük ödülün sahibi bir belgesel oldu: Fuocoammare, Afrika’dan Avrupa’ya yaşamlarını tehlikeye atarak ulaşmaya çalışan göçmenlerin umutla hedefledikleri İtalyan adası Lampedusa’da günlük yaşama dair gözlemlerini aktarıyor.

Smrt u Sarajevo (Death in Sarajevo) | Danis Tanovic

Festivalin iki numaralı ödülünün sahibi ise tanıdık bir isim… Oscar ödüllü Bosna-Hersek filmi No Man’s Land ve geçtiğimiz yıllarda Berlinale’de büyük ses getiren ve birçok ödül kazanan An Episode in the Life of an Iron Picker’ın yönetmeni olarak tanıdığımız Danis Tanović. Yönetmen yeni filminde mekan olarak I. Dünya Savaşı’nı başlatan kıvılcım olduğu kabul edilen suikastin gerçekleştiği Hotel Europa’yı, zaman olaraksa 28 Haziran 2014’ü seçmiş. “Saraybosna’da Ölüm”, otelin grev için hazırlık yapan çamaşırhane işçilerinden otel süitinde konaklayan konuklarına uzanarak farklı insan portreleri çiziyor.

Hele Sa Hiwagang Hapis (A Lullaby to the Sorrowful Mystery)

Bir İspanyol sömürgesi olan Filipinler’in bağımsızlık mücadelesindeki liderleri Andrés Bonifacio y de Castro’nun yaşadığı döneme odaklanan film, mitoloji ve gizemi tarihsel gerçeklikler ve bireysel öykülerle harmanlıyor.

L’avenir (Things to Come) | Mia Hansen-Løve

Beklenmedik olaylar sonucunda tüm hayatını gözden geçirmek, mutluluk, boşluk ve yaşam tarzları gibi konuları derinlikli bir şekilde düşünmek ve felsefeyi farklı ölçülerde gündelik yaşama uygulamak zorunda kalan ellili yaşlardaki felsefe öğretmeni Nathalie’ye odaklanan film, Mia Hansen-Løve’nin beşinci filmi. L’avenir’in başrolünde usta Fransız oyuncu Isabelle Huppert var.

Inhebbek Hedi (Hedi)| Mohamed Ben Attia

Tunuslu yönetmen Mohamed Ben Attia’nın ilk filmi Hedi, görücü usulü evlendirilen bir adamın, kendi düğününden bir hafta önce çıktığı iş gezisinde aşık olması sonucu yaşadığı iç çatışmayı konu alıyor. Filme adını veren Hedi’yi canlandıran Majd Mastour da bu yıl Berlinale’de ödüllendirilenler arasında.

Kollektivet (The Commune) | Thomas Vinterberg

Dogma 95 akımının kurucularından Danimarkalı usta yönetmen Thomas Vinterberg, yeni filmi Kollektivet ile kendisi bir ödüle uzanamasa da başrol oyuncularından Trine Dyrholm’un sevinmesini sağlamış gözüküyor. Film, yönetmenin çocukluk deneyimlerinden ilham alarak, 1970’lerda Kopenhag’ın kuzeyindeki Hellerup’ta bir kır evinde yaşayanların toplumsal deneyini anlatıyor.

United States of Love | Tomasz Wasilewski

Sovyetler’in yıkılışının ardından 90’lı yıllarda değişmeye ve gelişmeye başlayan Polonya toplumunun bu değişime karşı nasıl tepki verdiklerini inceleyen film, dört ayrı kadına odaklanarak anlatıyor hikayesini…

Chang Jiang Tu (Crosscurrent) | Yang Chao 

Yakın zamanda babasını kaybetmiş, bir yandan da aşkın peşinde olan genç bir kaptanın Yangtze Nehri’ndeki yolculuğunu konu alan film, her limanda aynı kadının daha genç bir versiyonu ile karşılaşan Gao Chun’un destansı, şiirsel yolculuğunu güncel politik ve sosyal konuları fona yerleştirerek anlatıyor. Filmin festivalden ödülle ayrılan görüntü yönetmeni, In the Mood for Love, Norwegian Wood ve The Assassin gibi filmlerden tanıdığımız Ping Bin Lee.

Kater (Tomcat) | Händl Klaus 

Festivalin LGBTİ temalı filmlerine ayrılmış ödülü Teddy’nin sahibi, Avusturya’dan Kater oldu. Filmde, Viyana’nın dışındaki üzüm bağlarında birlikte mutlu ve tutkulu bir yaşam süren Andreas ile Stefan (ve kedileri Moses), beklenmedik ve kabul edilemez bir şiddet olayının ardından her şeyi sorgulamaya başlıyor.

Junction 48 | Udi Aloni

Festivalin Panorama bölümünün seyirci tarafından belirlenen ödülünün sahibi olan Junction 48, Filistinli iki genç hip-hop’çının hem İsrail’in baskılarına hem de kendi toplumlarının şiddet ve muhafazakarlıkla yoğrulmuş değerlerine müziklerini kullanarak karşı çıkışlarını anlatıyor. Film, müzik ve aşk ile yaşayan yeni neslin bir portresi…

Hazırlayan: Emre Eminoğlu

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN