Klişeden uzak, içinden gelerek yaşayan, dünyayı gezen, marka kurup büyüten bir tasarımcı. Doğaya aşık ama metropolit şehirlerden öğrendiklerini harmanlamış. Bu zıtlıkla ortaya ne çıktı merak ediyor olmalısınız. Verda‘dan bahsediyorum; soyadı pek çok kez gazetede karşılaştığımız Alaton! Ama o kendine yeni bir ad, mütevazi bir hayat, yeni bir marka ve koleksiyon yaratmış. Adını da saf bir TOHUM yapmış…

Evinin kapısından içeri girdiğimde, Tohum markasının adının doğallığından geldiğini anladım. Bu doğallıkla iç içe olman gerektiğini nereden fark ettin?

İnancım bir insanın dışarıya koyduğu, yarattığı ile kendi özü ve yaşam tarzının bir olması. TOHUM’un içinde barındırdığı felsefe benim seçimlerimin, değerlerimin, doğayla dostluğumun bir iz düşümü. Bu yönde de aslında her şey kendi kendine gelişti diyebilirim.

Yaklaşık 15 senedir seyahat ediyorum. TOHUM’un özündeki tüm düşünceler bu seyahatlerimde edindiğim tecrübelerin, değişimlerimin bir bütünü. Bunları TOHUM’a yansıttığım gibi, yıllar içinde kendi günlük hayatımda da sadeliğe, doğallığa ve aza yöneldim. Her şey bir bütüne dönüştü diyebiliriz.

Bu doğanın içinden neden “tohum”u seçtin marka adın olması için? Toprak değil mesela…

TOHUM içinde çeşitlilik, gizem ve bireysellik barındırıyor. Doğadaki her bir tohum bir eşi daha olmayacak bir cana dönüşüyor. Aynı bizler gibi. Her birimiz tekiz ve özeliz. Her bir TOHUM da tamamen el işçiliği ile doğanın yarattığı “unique” materyallerle, sadece bir kişinin taşıması ve unique olması düşüncesi ile tasarlanıyor.

Yarattığın takıların materyallerinin hep naturel taşlar olduğunu söylemiştin. Bunları toplamak için hangi ülkelere gidiyorsun, ne tarz ürünler topluyorsun?

Evet, doğru. Sadece doğal malzemelerle çalışmaktan keyif alıyorum.  Doğal taşlar bu malzemelerden bir tanesi. Nadir ahşaplar, deniz kabukları gibi doğal ve yalın malzemelerle de çalışıyorum. Tasarımlarda kullandığım parçaları seyahatlerimde seçiyorum. Hem bu malzemeleri seçmek için seyahat ediyorum, hem de gittiğim yerlerde karşıma çıkan parçaları değerlendiriyorum. Bunlar zaman zaman kabilelerin kendi beden süslemelerinde kullandıkları parçalar da olabiliyor, doğada atıl kalmış gibi görünen ama dokuları çekici olan parçalar da olabiliyor…

Malzemelerimi seçmek için; gitmekten en çok keyif aldığım yer Afrika. Orada yaşam doğayla o kadar iç içe, bütünleşmiş ve saygılı bir denge içinde ki etkilenmemek mümkün değil. Kıtanın doğusuna, batısına ve daha önce gitmediğim yerlerine gitmek ve yeni keşifler yapmak bana keyif veriyor.

Yaşadığın yere yönelirsek; Türkiye’deki diğer takı tasarımcıları için ne düşünüyorsun?

Türkiye’de de tabii ki çok özgün, kendi karakterini taşıyan tasarımcılarımız var. Çok güzel işler yapıyorlar. Ancak çok sayıda da trendleri yansıtan benzer çalışmalar da görüyoruz.

Çeşitlilik olması hoşuma gidiyor. Her birinin hitap ettiği kişiler farklı. Ancak özgün yaratıcılığın zamanla artmasını ve gelişmesini diliyorum.

En beğendiğin taşın hangisi?

Ayırt etmek kolay değil; gerçekten çünkü her taşın kendine göre çekiciliği ve karakteri var. Her birini ben kendim takacakmışım gibi severek beğenerek seçiyorum. Ancak seçmek gerekirse kristallerle, fosillerle ve nadir ahşaplarla çalışmayı çok seviyorum.

New York gibi metropolitan bir şehirden çıkıp bunun tam zıttı sakin duru bir yaşama geçiş 180 derece dönmek gibi… Taş bile yok!

New York’da yaşamak benim için çok özel bir tecrübe oldu. Bu kadar çok çeşitliliği içinde barındıran bir şehirde yaşamak insanı çok zenginleştiriyor, esnetiyor ve algılarını açıyor.  New York’da ülkemizde olmayan pek çok sanatla tanışma fırsatım oldu. Özellikle etnik sanatlarda gördüklerim, öğrendiklerim de TOHUM’un oluşmasına temel oldular.

Farklı kültürlerin beden süslemeleri, doğayı beden süslemelerinde kullanma şekilleri, yalınlığın içinde çarpıcılığı değerlendirmeleri etkiledi beni. Ancak yaşam ritmi, orada bulunduğum dönem için bana uygundu sadece diyebilirim. Asya ve Afrika’ya yaptığım yolculuklarla benim ruhuma hitap edenin, yalın, sakin, materyalizmden yarışçı hırstan uzak, samimi bir yaşam tarzı olduğunu anladım. Bu yönde de hayatımı değiştirdim.

Tohum Design 2013 yılında neler yapacak?

Aksesuar tasarımının dışında da projeler var gönlümde. Şu anda bunların hazırlıklarını yapıyorum. Keyifli çalışmalar olacağına inanıyorum…

Aklından geçirdiğin ve ölmeden mutlaka yapmam gerek dediğin bir çılgınlık var mı?

Aslında çılgınlık kelimesi bana çok uygun mu bilemiyorum. Dilek veya hayal diyelim! Çocukluğumdan beri hep yeni yerleri görmeyi hayal ettim. Hep bir listem vardı. 15 senede adım adım sabırla listemi tamamlamış olmaktan mutluyum. Ama her zaman yeni yollarla olan merakım devam edecek tabii ki.

İlerisi için en büyük dileğim, çok sene inceleme ve öğrenmeye emek verdiğim Afrika sanatları ile ilgili bir proje yapmak. Ayrıca Afrika için bir yardım veya tanıtım projesinde yer almayı diliyorum.

www.tohumdesign.com

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x

Newsletter'a üye olmadınız mı?