‘’Fiiliyatımızın kaynağı, kendimizi zamanın merkezi, nedeni ve sonucu zannetmeye bilinçsizce meyilli olmamızdadır. Reflekslerimiz ve gururumuz, teşkil ettiğimiz et ve bilinç parçasını bir gezegene dö­nüştürür. Eğer dünyadaki konumumuzu doğru olarak anlayabilseydik; eğer kıyaslamak, yaşamak’tan ayrılmaz olsaydı, mevcudiyetimizin ufaklığının açığa çıkması bizi ezerdi. Ama yaşamak, kendi boyutlarına karşı körleşmektir. ..’’ – Çürümenin Kitabı

Processed with Snapseed.

 

kitap - gulsoyMurat Gülsoy – Sevgilinin Geciken Ölümü

Gazeteci Cem’in eşi Serap, geçirdiği kaza sonucunda bitkisel hayata girer. Cem de her şeyi bırakıp, bir gün uyanacak duygusuyla, genç kadınla tek başına ilgilenir. Ancak her gün birbirine benzemeye başlayınca, Cem gerilmeye, bunalmaya ve bununla birlikte Serap’la, geçmişiyle ve yaşadıklarıyla yüzleşir. Okurun da, Cem gibi, kendini sorguladığı, sık sık ‘Ben olsaydım ne yapardım?’ diye sorduğu bir kitap bu… Gülsoy okumak keyifli, etkileyici de üstelik ancak ‘Nisyan’ ın üzerine henüz hiçbir kitabı çıkmış değil, benim için.

 

kitap - foucaultMichel Foucault – Büyük Yabancı

Foucault okuma ve anlamanın, benim için pek de kolay olmadığını öncelikle söylemem gerekir. Buna rağmen; dil, delilik ve edebiyatı konu alan yazılarını okumak keyif verici olmakla birlikte, bana fazlasıyla yeni bakış açıları kazandırdı. Özellikle kitabın üçüncü bölümünde Sade’ın kurmaca metinlerindeki hakikat iddiasını araştırması, teorik söylevler ile kurmaca sahneler arasındaki ilişkileri ortaya koyması ve bunları felsefi anlamda incelemesi, benim gibi Sade okumaya niyetli olanlar için müthiş bir yol gösterici olacaktır.

 

kitap - kemalOrhan Kemal – Nazım Hikmet’le 3,5 Yıl

Nazım Hikmet’le üç buçuk yıl süren hapis arkadaşlığı süresince yaşadıklarını yazmış Orhan Kemal… Nazım’ın hapse geldiği gün, Kemal’in arkadaşlarıyla girdiği iddia ve akabinde Nazım’ın onu romancılığa yönlendirmesi, yaşadıkları hüzünlü, keyifli zamanlar… Orhan Kemal’in kaleminden onların anılarını okumak çok keyifliydi. Anlatım o kadar samimiydi ve sahneler gözümde o kadar net canlandı ki, kimi zaman ben de kendimi onların yanındaymışım gibi hissettim. Kısa süren, keyifli bir anı kitabı…

 

kitap - lambHarold Lamb – Hayyam

Hayyam, Yasmi’ye olan aşkı yüzünden birçok şeyi göze alır, kavuşurlar. Ancak amansız bir hastalığa tutulan genç kadın henüz yeni evlenmişlerken hayata veda eder. Öncesinde de yıldızlarla ilgilenen Hayyam, kendini Yıldız Evine kapatır ve yıllardır kullanılan takvimin yanlış olduğunu ispatlar. Bu sıralar daha birçok olay yaşanır elbette ve hiç tahmin edilemez bir anda Hasan Sabbah okurun karşısına çıkar. Sonra kaybolur. Derken kitabın sonlarına doğru tekrar kendini gösterir ki, etkileyici bir kısımdır orası… Keyifle okunacak, ilgi çekici bir roman ‘Hayyam’. Özellikle o dönemde yapılan bilimsel ve ilmi çalışmaları okumak ilgi çekiciydi. Fakat, kitabı okumadan önce bana o kadar övdüler ki, artık kafamda ne kadar büyütmüşsem, beklediğim kadar etkileyici bulmadığımı söylemem gerekir. Ama okunası kitaptır, tavsiye ederim.

 

kitap - tufanTarık Tufan – Ve Sen Kuş Olup Gidersin

Kendini, bir öykü kahramanı olmanın rahatlığına bırakan Tufan, hayatı, kimliğini, ilişkilerini sorgulayor, bu kısa kitabında… Dil ve üslubunu sevdim ve keyifle okudum. Fakat, beni tatmin eden derin sorgulamalar, etkileyici karşılaşmalar görmedim kitapta. Hatta biraz yüzeysel bulduğumu söyleyebilirim. Buna rağmen anlatımını ve bazı tespitleri beğendiğimden, yazarın diğer birkaç kitabını daha okumayı düşünüyorum.

 

kitap - mullerHerta Müller – Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım

İsmine vurulacak kitaplardan biri de bu olsa gerek! Müller, Nobel Edebiyat Ödülü almış bir yazar. Kitabında, uzun bir travmay yolculuğunda gözlemlediklerini ve bütün bir yaşamını gözden geçirmesini anlatmakta. Aşk, acı, hayal kırıklıkları, kapı önlerinde dolanan ihbarcılar ve faşizm gölgesinde yaşananlar… Kitabı beğenmeme rağmen, artık nedendir bilemiyorum, yer yer sıkıldığımı belirtmem gerekir. Kurgu ve geri dönüşler açısından bana zaman zaman Isabel Allande’nin ‘Paula’sını da hatırlattı. Diyebileceğim tek şey, güzeldi…

 

kitap - cioranEmil Michel Cioran – Çürümenin Kitabı

Cioran’ı da okumak ve anlamak pek kolay değildi ama buna rağmen kitaptan keyif aldım. Keyif alınacak bir kitap mıydı peki? Konu başlıkları altında kaleme alınan fikir ve düşünceleri göz önüne alırsam, sorgulayıcı, bunaltıcı, insanın içine şüphe salan, genel anlamda depresif bir kitap. Benim keyif almam için her türlü şart sağlanmış gibi görünüyor. Sizi bilemem… Kimi zaman sert, çoğunlukla öfkeli bir üslubu var yazarımızın. Bazı yerlerde kendini tekrar etmiş olmasına rağmen ben kitabı beğendim. Hatta ilerki zamanlarda tekrar tekrar okumayı düşünüyorum. İşaretlediğim, üzerine düşündüğüm çok cümle oldu. Tavsiye ederim.

 

kitap - livaneliZülfü Livaneli – Konstantiniyye Oteli

Son yıllarda Türkiye’de yaşanan olayları, yedi yıldızlı Konstantiniyye Oteli’nin açılış gününde yaşananlar ve davetliler üzerinden birbirine bağlı bir kurguyla anlatan Livaneli, dil ve üslubu sayesinde de, okuyucunun karşısına gayet akıcı ve keyifli bir kitap çıkarmış. Bana farklı bakış açısı kazandırdı mı? Hayır. Ufkumu açtı mı? Hayır. Yeni fikirler edinmeme yahut oluşturmama yaradı mı? Hayır. Fakat biraz kafamı dinlendirmek, bu sırada da güzel bir şeyler okumak bana iyi geldi. Kurgu güzel, dil ve üslup güzel. Keyifle okunur.

 

kitap - herakleitosHerakleitos – Fragmanlar

Çok değerli Cengiz Çakmak Hoca’nın çevirisini yaptığı, karanlık ve anlaşılması zor addedilen ilkçağ filozoflarından Herakleitos’un sözlerinin bulunduğu kitap, hocanın açıklayıcı dipnotları sayesinde ilgiyle okunuyor. Herkes keyif alır mı bilemem ancak felsefeyle ilgilenenler okumalı. Bununla birlikte, felsefeyle ilgilenmeyenler ama son yıllarda çıkan kişisel gelişim ve benzeri kitapları ellerinden bırakamayanlar için söylemem gerekir ki, bu kitabı okumak oralarda yeni söylendiği düşünülen neredeyse her şeyin eskilerden esinlenilmiş, hatta belki çalınmış, olduğunu görmeleri açısından faydalı olacağını düşünüyorum. Belki bakış açınızı değiştirir filozofların üzerine biraz daha düşersiniz.

 

kitap - tanpinarAhmet Hamdi Tanpınar – Abdullah Efendi’nin Rüyaları

Tanpınar’ı çok, pek çok severim ama yazacaklarımın bununla bir alakası yok… Tanpınar’ın ilk hikaye kitabı olan ‘Abdullah Efendi’nin Rüyaları’, 1943 yılında yayımlanmış. Kitaba adını veren öykünün dışında, dört öykü daha yer almakta. Bu öykülerin benzer özellikleri gerçekle hayalin iç içe geçmiş, sürrealist ve sembollerle yüklü olmaları olsa gerek. Ve tabii tüm öykülerde, Tanpınar’ın içli, hüzünlü ve dokunaklı cümlelerini okumak mümkün. O kadar sevdiğim bir yazar ki, tarafsız yazmak için ne kadar çaba sarfettiğimi tahm.n edemezsiniz…

 

kitap - salingerJ.D. Salinger  – Dokuz Öykü 

Salinger’ın okuduğum tüm kitaplarında özellikle ilgimi çeken bir husus var ki, o da yazarın dil ve üslubu. Bu iyi mi, yoksa kötü mü karar veremiyorum. Dokuz öyküden oluşan bu kitabı için de aynı şeyi söylemek mümkün. Her öyküde farklı tatlar vardı belki ama anlatım o kadar benziyordu ki, sanki hep aynı şeyi okuyormuş hissi yaşadım. ‘Çavdar Tarlasında Çocuklar’ benim için çok özel bir kitap, ‘Franny ve Zooey’I de severek okumuştum. Fakat bu kitabı  hakkında net bir şey söyleyemiyorum. Pek bir yere oturtamadım sanırım.

 

İnceden müşkülpesent bir ay daha geçirdiğimi seziyorum, yazımı okuyunca. The Magger’a yazmaya başladığım ilk zamanlarda, art arda çok keyif aldığım kitaplar okuduğumu ve yazdığımı hatırlıyorum. Ne var ki son aylarda bu durumu pek yaşamıyorum ya da yaşayamıyorum. Ya hayat gün geçtikçe daha çok yoruyor ya da okudukça beğenmem zorlaşıyor, ya da başka bir şey var, şu an bilemediğim. Yine de hiçbir ayı boş geçirmeden, öne çıkan kitaplar da olmuyor değil. Bu ayınkiler; Büyük Yabancı, Çürümenin Kitabı, Fragmanlar ve Abdullah Efendi’nin Rüyaları…

Eylül ayını iple çektim ama havanın sıcaklığına ve basıklığına baktığımda hayal kırıklığı yaşamamak için kendimi zor tutuyorum. Neredeyse ayı yarıladık ve biraz rüzgar, biraz da yağmuru hakettik diye düşünüyorum. Ama işte keşke bazı şeyler düşünmekle olsaydı… Haketmekle olmadığını anladık nasıl olsa. Yine her zamanki ‘pozitif enerjimle’ karşınıza çıkmanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyorum. Bu yüzden de yazımı burada tamamlıyorum. Gelecek ay görüşmek üzere… Huzurlu, bol kitaplı günler!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

FAVORİ YAZILAR