‘’Geçmiş tuhaf şey. Hep yanınızda taşıyorsunuz. Bana öyle geliyor ki on, yirmi yıl önce olmuş şeyleri düşünmeden geçirdiğiniz bir saat bile yoktur; ama yine de çoğu zaman geçmişin, bir tarih kitabındaki bir sürü bilgi gibi, öğrendiğiniz bir olgular kümesinden ibaret kalması dışında bir gerçekliği olmuyor. Derken rastgele bir görüntü, ses veya koku ama özellikle de koku sizi bir anda alıp götürüyor ve o zaman da geçmişi hatırlamakla kalmıyor, içine giriyorsunuz.’’ George Orwell, Boğulmamak İçin

 

 

Bu Ara Neler Okudum seçkilerindeki yüzlerce kitap önerisine buradan ulaşabilirsiniz.

IMG_2106

kitap - livaneliZülfü Livaneli – Huzursuzluk

Çocukluk arkadaşının ölümü üzerine İstanbul’dan Mardin’e giden İbrahim, burada duyduklarından sonra, arkadaşının hikayesini merak ederek araştırmaya başlar. Böylece esrarengiz Ezidi Kızı Meleknaz’ın peşine düşer, gizem onda çözülecektir… İbrahim, Meleknaz’ı bulur mu? Bulunca ne olur? Okuduktan sonra göreceksiniz. Zülfü Livaneli’nin bence en iyi romanı değil ama keyifle okudum. Konunun içinde geçen Anadolu Efsaneleri ve birtakım bilgiler çok hızlı geçilmiş, havada kalmış gibi hissettirdi bana. Kurguyu da çok ilgi çekici bulmadım açıkçası. Buna rağmen kitabı niye keyifle okuduğumu bilemiyorum. Zülfü Livaneli kitaplarının ben de tam da böyle bir yeri var; çok beğenmesem de okumaktan keyif alıyorum, okumadığım kitaplarını illa ki okumak istiyorum.  Başka yazar olsa ‘Kardeşimin Hikayesi’nden sonra okumayı bırakırdım ama olmadı işte…

 

kitap - orwellGeorge Orwell – Boğulmamak İçin 

Orwell okumayı çok seviyorum ve nedense eğer tanısaydım kendisini de çok seveceğimi düşünüyorum. Kurgularından, değindiği konulardan önce, kitaplarında en çok sevdiğim şey dil ve üslubu. Bu kitabı hakkında da aynı şeyleri düşünüyorum. II. Dünya Savaşı öncesi orta yaşlı Gerorge Bowling’in gün içinde yaşadıklarını ve daha önemlisi kafasından geçenleri ve gözlemlerini anlatan ‘Boğulmamak İçin’ , okuyucunun gözüne sokulmasa da, boğulmamak için uğraşan bir adamın içinde bulunduğu durumun hikayesini anlatıyor. Kitapta bahsedilenler ne kadar hüzünlü ve incitici olsa da Orwell’in ironik ve matrak anlatımıyla, komik değil ama trajikomik bir hal alıyor. Çok bahsi geçmez bu kitabın ama fazlasıyla düşündürücüdür.

 

kitap - sayraAbbas Sayar – Yılkı Atı

Yazarın ilk ve en ünlü romanı olan kitap, Türk Klasikleri arasındaymış. Ne var ki, ben okul hayatım boyunca Sayar’ın adını bir kez dahi duymadım. Hasan Ali Toptaş sağ olsun, ‘Harfler ve Notalar’ı okuduktan sonra ‘Yılkı Atı’nı not almıştım defterime… Kitabı okurken Ömer Seyfettin’in ‘Kaşağı’sını okuduğum zamanlara döndüğümü hissettim. Konunun atlar olmasından mı yoksa inceden verilen mesajlar ya da karakterlerden mi, bilemiyorum. Kitap hüzünlüydü hüzünlü olmasına da beni biraz da eskiye dönmek hüzünlendirdi galiba. Biz insanlar, şeylere ve diğer canlılara işimize yaradığı ölçüde değer vermeyi ve işi bitince gözden çıkarmayı ardından gözden çıkardığımız tekrar işe yarayacaksa şayet sahiplenmeyi iyi beceriyoruz. Kitapta da aslında bundan bahsediliyor ama buradaki köylülerin belki bir ayrıcalığı olabilir; onlar bunu bir nevi cahillik ve çaresizlikle yapıyorlar. Çizgi filmi de olan ‘Yılkı Atı’ her yaşta okunur, unutulmaz da…

 

kitap - russellBertrand Russell – Mutlu Olma Sanatı 

Britanyalı Russell, matematikçi, tarihçi  ve toplum eleştirmeni bir filozof. Kitabın  konusu adından anlaşılıyor, o yüzden buna değinmeyeceğim. Kitabı ister kişiliğinizi geliştirmek ister Russell’dan metinler okumak için okuyabilirsiniz. Benim okuma nedenim Russell’ın bu konudaki fikirlerine olan merakımdı. Gayet basit, kolay anlaşılır, boş vaatler olmayan, biraz kaderci ve gerçekçi bulduğum, beğendiğim bir kitap oldu. Herkesin mutluluktan anladığı şey farklı, birbirinden farklı mutluluk tanımları okumak da mümkün elbette. Kitabı okursanız belki hoşunuza gider.

 

kitap - papiniGiovanni Papini – Bitik Adam

Giovanni Papini, huysuz ve öfkeli haliyle Thomas Bernhard’ı anımsatıyor. Zaten Bernhard’ın da aynı isimde bir kitabı var… Huysuz yazarları severim ben, sempatik bir yan da bulurum. Ama maalesef Papini de bulamadım. Çoğunluğun aksine, zaman zaman içime kasvet bassa da, kitabı sevdim. Bazılarını  aksine, anlatıcının o kibirli, dikkafalı ve öfkeli hali hoşuma gitti. Yani kitapta böyle şeyler okumak, böyle kişileri dinlemek kimi zaman keyif verir bana ama yakınımda böyle biriyle yaşayabilir miyim bilmiyorum. Yaşayamam herhalde, o yüzden de okuyorum.

 

kitap - sirmaProf.Dr. İ.Sureyya  Sırma – Müslümanların Tarihi 4

Serinin sondan önceki bu kitabı, Abbasi Dönemi’nden Moğollar’a kadar olan süreci kapsıyor. Diğer kitaplarda olduğu gibi burada da siyasi ve toplumsal olaylar mümkün olduğunca ayrıntılı bir şekilde, kimi zaman yazarın yorumlarının da eşliğinde, okuyucuya sunulmakta. Tabii, sadece bu seriyi okumakla bütün tarihsel olayları zihinde tutmak mümkün değil. Bana göre tarihi tek bir yazardan da okumamak lazım ama yine de, her şeyi tek tek hatırlamasak da bu kitaplarla birlikte bir bilgi, fikir ve aşağı yukarı bir görüş oluşturabilmek mümkün.

 

 

kitap - schmidWilhelm Schmid – Mutsuz Olmak

Mutlu olmamız adına çılgınca baskı yapan günümüz dünyasında mutsuz olmak hakkında görüşlerini paylaşan Schmid’e hak vermemek mümkün değil. Mutluluk araştırmacısı ve felsefeci olan yazar, kitapta o kadar basit bir dille anlatmış ki her şeyi, bence ortaokul çocukları dahi okuyabilir. Hatta bence önce gençler okumalı bu kitabı. Böylece dünyanın sadece kendi etraflarında dönmediğini, her gününün ‘pozitif’ geçmeyebileceğini, hüzünlü ve içe kapanık olmasının onu hasta kategorisine sokmayacağını falan okumalı ve düşünmeliler. Ben, kitabı bitirdikten sonra melankolimi sarıp sarmalayıp bağrıma basmak istedim. Mümkün olsaydı.

 

kitap - beauvoirSimone De Beauvoir – Sade’ı Yakmalı Mı?

Marquis de Sade, kitaplarında geçen zorba, şiddet yüklü ve çarpık ilişkilerle dikkat çeken, sadizme adını veren bir felsefeci. Fakat Sade’ı okumaya başlamadan evvel onun hayat hikayesini az-çok bilmek gerekir diye düşünüyorum. Çünkü kitaplarında bahsi geçen olayların nereden, niçin ve nasıl anlatıldığını okuyucu anlayamazsa, okudukları sapıklıktan öteye geçemez. Sade okunması gereken bir yazar mıdır? Ben bilmem. Ama şayet okuyacaksanız, Michel Foucault ‘Büyük Yabancı’ ve Beauvoir’ın bu kitabını tavsiye edebilirim. Kitap fazla teknik, belki ağır gelebilir -ki bana geldi- ama en azından birkaç kitap daha Sade okuması yapmayı düşündüğüm, sığ bir bakış açısıyla okumak istemediğim için, tabir-I caizse biraz kastırdım ve beğendim.

 

İlginç gelecek mi bilmiyorum bu ayın öne çıkan bir kitabı yok. Bu ay okuduğum kitaplar hemen hemen birbirlerine yakın nitelikteydi benim için ve genel itibariyle, okuma açısından, güzel bir ay geçirdim. Kitapların yanı sıra, Bienal’in bir kısmını ve Arter’deki Kaf Dağı’nın Ardında sergisini gezdim, Ai Weiwei’nin sergisini gördüm, Yapı Kredi Yayınları’nın Beyoğlu’ndaki yeni dükkanına gittim… Çok sevdiğim eylül ayını keyifle geçirdim diyebilirim.

Öyleyse herkese keyifli, huzurlu ve bol kitaplı günler diliyorum…

Bu Ara Neler Okudum seçkilerindeki yüzlerce kitap önerisine buradan ulaşabilirsiniz.

theMagger ig - (1)

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?