İnsanlar, neden bu kadar çok okuduğumu sorduğunda, vereceğim net bir cevabım olmadı hiçbir zaman. Kitapları insanlardan daha çok sevmem, her şeyi merak etmem ve küçük yaşlardan beri okumanın bende bir alışkanlık halini alması anlaşılır sebeplerden olsa da, okumanın bendeki yerini, hiçbiri yeterince karşılamıyor. Kitapları böylesine sevmemin sebebini, içime tam olarak sinen şekilde ifade edecek kelimeleri bulamıyorum. Kitaplarımdan mahrum tutulduğum yahut kitap alamadığım bir dönem olsaydı, belki o zaman duygularımı daha iyi tanır, kendimi daha iyi ifade ederdim. Ama ne mutlu ki, ben hayatımın hiçbir döneminde kitapsız kalmadım.

photo 1-2

Gördüğünüz üzere, kendimden bahsederken oldukça başarısız bir tablo çiziyorum. O yüzden daha fazla edebiyat parçalamadan, haziran ayında okuduğum kitaplara göz atmaya başlayalım:

kitap - fedailerin kalesi alamutVladimir Bartol – Fedailerin Kalesi Alamut

Birçoğunuzun okuduğu yahut mutlaka duyduğu bir kitap olması ve uzunluğundan dolayı konuya girmeyi tercih etmiyorum. Bunca zamandır yazdıklarımı okuyorsanız ve az-çok fikirlerime güveniyorsanız, kitabı okumamış olanlara, okumalarını kesinlikle öneriyorum. Kurgusu özgün ve oldukça dikkat çekici ve etkileyici. Yazarın dili yalın, üslubunu ise oldukça akıcı buldum. Başlarda, konuya hakim olmak, tam anlamıyla kavrayabilmek için, dikkatli okumak adına biraz tutuktum ancak, kişileri, mekanları ve kurguyu kavrayınca, kitap su gibi akıp gitti. Kitabın sonundaki sonsöz ise, okuyucunun aklında kalan en ufak soru işareti bile bırakmayacak şekilde yazılmış. Bence çok da iyi olmuş.

kitap - her seyin sonundayimTezer Özlü – Ferit Edgü Mektuplaşmaları – Her Şeyin Sonundayım

İkisi de hem insan, hem de yazar olarak sevdiğim kişiler olunca, mektuplaşmalarını okumak, keyifle karışık hüzün verdi bana. İkisinin de kitaplarını çok seviyorum ve ilgiyle okuyorum. Belki de bu yüzden mektuplarını okumayı da çok sevdim. Hayata, insanlara, kendi kişisel hayatlarına dair, çoğu zaman hüzünlü satırları okurken hissettiğim o melankolik hali de bir ayrı sevdim. Bu tarz kitaplardan hoşlananlara tavsiye ediyorum.

kitap - yeni dunyaSabahattin Ali – Yeni Dünya

Sabahattin Ali’yi ne kadar sevdiğimden bahsederim hep. Okuduğum kitaplarından, o kitaplardaki karakterlerden ve satırlardan ne kadar etkilendiğimi anlatırım. Kısa öykülerden oluşmuş ‘Yeni Dünya’ kitabı, sıradan insanların hikayelerini anlatmakta. Sabahattin Ali’nin, hiçbir süslemeye gerek duymadığı, olduğu gibi, yalın, gerçek, net ve işte bu yüzden etkileyici olan anlatımı, her hikayede okuyucunun gözüne çarpıyor. Öykü severlerin keyifle okuyacağını düşünüyorum.

kitap - aclikKnut Hamsun – Açlık

Geçen seneden beri merak ettiğim kitabı, çok şükür okuyabildim! Yazar olmak için çabalayan ancak çok fakir olmasına rağmen asla prensiplerinden ödün vermeyen bir adamın öyküsü anlatılmakta. Otobiyografik yönü olduğu söylenen hikayede, olaylar değil durumlar, adamın psikolojisi üzerine dikkat çekilmiş. Ben kitabı beğeniyle okudum. Kitapla ilgili ayrıntılı yazımı kafkaokur.com’da bulabilirsiniz.

kitap - dokuz yuz katli insanDr. Mustafa Merter- Dokuz Yüz Katlı İnsan

Yüksek beklentilerle başladığım kitaptan arta kalan, kocaman bir kafa karışıklığı. Kafamın neden karıştığını ise, sırası geldiğinde web sitemde uzun uzadıya yazacağım. Ancak, kısaca söylemem gerekirse sayın Merter’in, ruhun, insanın ömrü boyunca yükselme istediğine ve bu yüzden çabaladığı fikrine katıldığımı; ancak Freud’u (bana göre) haksız yere yerdiğini düşündüğümü, verdiği bazı örneklerin kafama yatmadığını, bazı ifadelerini ise hiç anlayamadığımı belirtmek isterim. Benim bir okuyucu olarak hissettiğim, yazarın kafasının karışık olduğuydu, böylece benim de okurken kafam karıştı.

kitap - korkuStefan Zweig- Korku

Sevdiğim yazarlardan biri de hiç tartışmasız Zweig’dır. İnsan ruhunu irdeleyişini ve özellikle, bir erkek olarak, kadın ruhunu bu denli güzel kavrayışı ve ifade edişini takdire şayan buluyorum. Bu uzun öyküsünde de, kocasını aldatan bir kadının içinde bulunduğu psikolojik durumu enfes bir şekilde anlatmış. Beklenmedik bir finalle de okuyucuyu ters köşeye yatırıyor. Zweig sevenler de onu bu yüzden okuyor zaten.

kitap - korkuyu beklerkenOğuz Atay- Korkuyu Beklerken

Oğuz Atay okuyup da etkilenmeyen kaç kişi var bazen merak etmiyor değilim. Hayata, insanlara, kendine bakışı ve ifade edişine hayran kalıyorum. Bu kitabındaki öyküleri okurken, kurgularındaki yaratıcılığa bir kez daha hayran kaldım. Her öyküyü keyifle okudum, her öyküde altını çizeceğim satırlar buldum. Evet, ‘Tutunamayanlar’ın yeri bende de çok ayrı, evet okuduğumdan beri huzurum yok evet, ama… ‘Korkuyu Beklerken’i de es geçmeyin, okuyun, okutun…

kitap - intiharEdouard Leve- İntihar

Anlatıcının, intihar eden arkadaşına yazdığı bir mektup niteliğinde olan bu kısa kitap, takdir edersiniz ki biraz depresif. Ancak, okuyucuyu etkileyen, hüzünlendiren ve bazen öfkelendiren güzel cümleler var. Kitabın sonundaki uzunca şiiri ise çok sevdim. Okumasaydım çok şey kaybeder miydim bilmiyorum, ama en nihayetinde beğendim.

kitap - kasabanin lanetiMustafa Şahin- Kasabanın Laneti

Sanırım, haziran ayında okuduğum en ilginç kitaptı bu. Nesi ilginç bilmiyorum. Halktan insanların, kasabada geçen sıradan ve oldukça sıra dışı hikayesini konu alan, merak ve ilgiyle okuduğum bir kitaptı. Kitabı okuduğum süreçte, içinde bulunduğum ruh haliyle, ‘Gölgesizler’i okuduğumdaki ruh halim hemen hemen aynıydı. Yazarın kurgusunu, dili kullanışını ve üslubunu da çok sevdim. Çok akıcı bir şekilde okuyamamama rağmen, tavsiye ediyorum.

kitap - ailem ve oteki hayvanlarGerald Durrell- Ailem ve Öteki Hayvanlar

Okuduğum dönemde herkes meraklı bakışlarla kitabın kapağına bakıyordu. Kapağında bir şey olduğundan değil, kitabın adı dikkat çekiyordu muhtemelen. Annesi ve kardeşleriyle Korfu Adası’nda yaşamaya karar veren genç anlatıcının, ailesine bakışı, adada yaşadıkları ve insanlarla olan ilişkileri, uçsuz bucaksız bir doğa ve hayvan tasvirleri eşliğinde okuyucuya ulaşıyor. Çok beğendiğimi söyleyemem ama çok matrak bir kitap. Hiç beklemediğim yerlerde öyle ince, öyle güzel esprilerle karşılaştım ki, bazılarını okurken gülmekten gözlerimden yaş geldi.

kitap - bazukaMurat Uyurkulak – Bazuka

Şimdi farkına varıyorum da, haziran ayında ne kadar çok öykü kitabı okumuşum! Öykü okumaktan büyük keyif alıyorum. Eskiden pek böyle değildi. Öykü sevmemdeki kilometre taşı da Ayfer Tunç’un ‘Taş Kağıt Makas’ kitabıdır. ‘Bazuka’ya gelince… Kitabın içindeki öykülerin çoğunu beğendim. Murat Uyurkulak’ı ilk defa okuyacağım için oldukça heyecanlıydım ve hayal kırıklığına uğramadım. Öykülerdeki kurguları beğenmemin yanı sıra, yazarın dilini ve üslubunu da çok sevdim. Diğer kitaplarını da okuduğumda, daha net bir fikir oluştururum sanıyorum.

kitap - hz insanDücane Cündioğlu – Hz. İnsan

Cündioğlu’nu sevdiğimi, kitaplarını severek okuduğumu beni takip edenler bilir. İstiyorum ki kendisi, güncel konulara yahut siyasete pek karışmasın, kitaplarındaki gibi sadece felsefe yapsın… İnsana, insanın hayattaki yerine, fıtratına ve varlığına dair yazılan denemelerden oluşan, keyifli bir kitaptı ‘Hz. İnsan’. Beni düşünmeye zorlayan kitapları seviyorum. Yazarın dili ağırdır, Osmanlıca kelime çok kullanır. Ancak, belki de okuduğum üçüncü kitabı olduğu için, bu seferkinde hiç zorluk çekmedim. İlgilenenlere, kesinlikle tavsiye ediyorum.

Bu ay bir favori kitabım yok… Olmaması, beğenmediğimden değil. Bilakis, haziran ayında beğendiğim birçok kitap oldu ama, açık ara öne çıkan biri olmadı. Üstelik, beğendiğim kitaplar, gerek tarz gerek üslup açısından birbirinden oldukça farklıydı.

 

 

Yazın gelmesiyle birlikte, okuma hızımda ve hevesimde, itiraf etmeliyim ki, biraz düşüş oldu. Kimseye haksızlık etmek istememekle birlikte, içten içe, sonbaharın gelmesini iple çekiyorum. İnsanların birbirini yargılamadığı nice Ramazan’lar, deniz kıyısındakilere keyifli tatiller, işinin başındakilere kolaylıklar dilerim.

 

Gelecek ay görüşmek üzere, herkese bol kitaplı günler!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?