“Sahafta çalışırken -sahafta çalışmıyorsanız bu mekanı kafanızda çekici yaşlı beyefendilerin uçsuz bucaksız deri ciltli kitap sayfalarının arasında gezindiği bir tür cennet olarak canlandırmanız ne kadar da kolay- beni en çok etkileyen şey gerçek kitapseverlerin az bulunurluğu olmuştu. Dükkanımızın olağanüstü ilginç bir kitap stoku vardı, ancak müşterilerimizin yüzde onunun bile iyi kitabı kötü kitaptan ayırt edebildiğinden şüpheliyim. İlk baskı züppeleri, edebiyat sevdalılarından daha fazlaydı ama ucuz ders kitapları için pazarlık yapan doğulu öğrenciler onlardan da çoktu; yine de en çok yeğenleri için doğum günü hediyesi arayan kafası karışık kadınlar geliyordu.” – George Orwell, Kitaplar ve Sigaralar

FullSizeRender-13

kitap - salingerJ.D. Salinger – Çavdar Tarlasında Çocuklar

Siz sormadan tekrar üstünden geçeyim; Evet, bu kitabı daha önce de okumuştum. Hatta bir kez değil, birkaç kez okumuştum. Evet çok seviyorum, o yüzden her sene okuyorum. Yazarın dil ve üslubunu seviyorum, Holden Caulfield’ın kendisini, hüznünü, mutluluğunu, kavgasını, yalnızlığın seviyorum. Her okuduğumda keyif alıyorum, ezberlememe rağmen her defa aynı yerlerde gülüyor aynı yerlerde hüzünleniyorum. Ve kitabı tükettiğim güne kadar okumaya devam edeceğim.

 

kitap - de jesusCarolina Maria De Jesus – Çöplük

Carolina, Brezilya’nın gecekondu semtinde yaşayan üç çocuklu bir kadındır. Kağıt toplayıcılığıyla geçinmeye çalışırken bir yandan da günlük tutmaktadır. Semtteki parkın açılışına gelen bir gazeteciyle tesadüfen tanışması, genç kadının kitabının basılmasına ve hayatının değişmesine sebep olur. Carolina’nın yazılarında, yaşadığı günlük olayların yanı sıra hayalleri, umutları, pişmanlıkları ve öfkesiyle de karşı karşıya geliyoruz. Bir annenin çocuklarına yemek bulabilmek, hasta olduklarında iyileştirebilmek için verdiği mücadeleleri okumak içimi ezerken, bir kadının sadece bir- iki sene okul eğitimi almasına rağmen hayata bakışı ve olayları yorumlayışındaki incelik beni çok etkiledi. Etkileyici bir kitap yazmak için anlaşılmaz tasvirlerle uzun cümleler kurmaya gerek olmadığını gösteren dokunaklı ve samimi bir kitap ‘Çöplük’.

 

kitap - caniguzAlper Canıgüz – Kan ve Gül

Malum haziran ayı gelince biraz kafa dağıtmak için de okumak istediğim zamanlar oluyor. Alper Canıgüz’ün yeni kitabının çıktığını duyunca hemen almamış, bu yüzden yazın gelmesini beklemiştim. Yine absürd bir polisiye hikayeyle karşımıza çıkan yazar, değişik bir kurgu, enteresan karakterler yaratmasına rağmen, yüzümü güldürmedi Zar zor okuduğumu da söyleyemem ama diğer kitaplarından aldığım keyfi alamadım. Yine de biraz değişiklik oldu…

 

kitap - orwellGeorge Orwell – Kitaplar ve Sigaralar

Özellikle son yıllarda ‘Bin Dokuzyüz Seksen Dört’ kitabını sık sık yad ettiğim, hem kurguları hem dil ve üslubuyla okumaktan çok keyif aldığım yazar Orwell, bu kitabında eleştirmenlik, sahaflık, kitaplar ve sigaralarla ilgili gözlem ve deneyimlerini kaleme aldığı denemeleriyle karşımıza çıkıyor. Denemelerin hepsi birbirinden güzel ve keyifli. Hayatım boyunca ya bir sahafta çalışmak ya da sahafımın olmasını hayal etmiştim ancak Orwell’ın denemesini okuduğumda bu konuyu tekrar gözden geçirmem gerekti. Aynı şeyi kitap eleştirmenliğiyle ilgili de söyleyebilirim. Denemelerin hepsinde farklı değerlendirmeler, değişik bakış açıları var. Doğrusu, yazarın birkaç cümlesi bazı şeyleri en baştan, tekrar düşünmeye sevk etti beni. Ama beni en çok etkileyen son bölümlerde, çocukluğunu anlattığı yerlerdi.

 

kitap - fosterCharles Foster – Hayvan Olmak

Bu kitabı aldığım dönem; ‘Allah’ım hayvan olsaydım, insan olmak çok zor.’ dediğim, ardından hayvan olmanın da zor olduğuna kanaat getirip; ‘Allah’ım keşke bir ot olsaydım, ot!’ diye düşündüğüm ve hatta kendi kendime konuştuğum öfkeli ve kırgın zamanlarıma denk geliyor. Kitap beni çok etkilemedi, tatmin de etmedi elbette zira bir insan olarak hayvanlar anlanmaz, anlatılmaz. Fakat hayvanlarla ortak ve farklı yönlerimizi okumak ilginçti. Foster bir doğa bilimci olarak, porsuk, su samuru, tilki,alageyik  ve ebabil olmayı denemeyimlemeye çalışarak, yaşadığı olay ve durumları kaleme almış. Bence güzel ve değişik bir şey yapmış. Bu anlamda okumaktan keyif aldım ama isyankar ve kırgın ruhuma herhangi bir etkisi olmadı tabii… Kırgınlıklar da uzun sürmüyor zira kitap bittiğinde ben zaten içine düştüğüm duruma alışmıştım. Bu insan ne biçim şeyse, her şeye alışıyor zaten.

 

kitap - blanchotMaurice Blanchot – Bekleyiş Unutuş

Ben bu kitabı, bu zamana kadar nasıl okumamışım, nasıl!?!? Neyse ki ne okumaktan hoşlandığımı, neleri sevdiğimi bilen arkadaşlarım var ki atladığım kitapları bana hediye ediyorlar. Kitap, adından da anlaşılacağı gibi, bekleyiş ve unutuş üzerine müthiş diyaloglardan oluşuyor. Nesi mi müthiş? Göze sokulmayan aforizmaları mı yazsam, yoksa beyin cimnastiği yaptıran cümleleri mi? Yoksa kadın- erkek ilişkisine farklı, derin ve geniş bakışı mı? Blanchot’nun insanın aklını allak bullak eden kelime oyunlarını da unutmamak lazım… Aynı otel odasını paylaşan bir kadın, bir erkek ve dış ses… Ama bunların pek bir önemi yok aslında, okursanız ne demek istediğimi anlarsınız. Bu kitabı bir de Fransızca’dan okumak vardı ya…

 

Bu ayın öne çıkan kitapları; Çavdar Tarlasında Çocuklar, Çöplük, Kitaplar ve Sigaralar ve Bekleyiş Unutuş… Bunların içerisinden de bir kitap seçmem istense bu, Bekleyiş Unutuş olurdu…

Dücane Cündioğlu’nun sevdiğim bir sözü vardır; ‘’Yaşamı seçmedik, ona maruz kaldık. Şaşkınız.’’ İster insan ol, ister hayvan ya da bitki, bu hayatta herkesin türüne göre, kendine göre birtakım mücadeleleri var. İnsan olmak güzel mi? Henüz çözemedim zira sorumluluğu keyfinden fazla geliyor gözüme. Her şeyi fazla ciddiye aldığımdan, o şaşkınlığı da atamıyorum üzerimden. Öte yandan birçok şeye artık şaşırmıyorum. Büyüdükçe kirleniyor ya insan… Neyse, bu güzel yaz günlerinde daha fazla kafa karıştırmadan yazıma burada son veriyor, herkese bol kitaplı ve huzurlu günler diliyorum efendim. Esen kalın…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN