”Kelimeden önce de Yalnızlık vardı. Ve Kelimeden sonra da var olmaya devam etti yalnızlık… Kelimenin bittiği yerde başladı; Kelime söylenemeden önce başladı. Kelimeler, yalnızlığı unutturdu ve yalnızlık, kelimeyle birlikte yaşadı insanın içinde. Kelimeler, yalnızlığı anlattı ve yalnızlığın içinde eriyip kayboldu. Yalnız kelimeler acıyı dindirdi ve kelimeler insanın aklına geldikçe, yalnızlık büyüdü, dayanılmaz oldu.” – Tutunamayanlar, Oğuz Atay

FullSizeRender

kitap - morgan

Marlo Morgan – Bir Çift Yürek 

Evet, evet, evet… Çok satanlardan bir kitap okudum. Eskilerin çok satanlarından olsa da… Neyin gazına geldiğimi biliyorum. Bütün suç, Göğü Delen Adam’ın! Kabile hayatını ve o insanların, modern insana –hala ne demek olduğunu çözebilmiş değilim- bakış açısına olan merakımdı bu kitabı seçmemdeki sebep. Kitap, güzel… O kadar. Etkilendim mi? Hayır. Çok daha etkileyici kitaplar okudum. Tamam yazarın hakkını yemek istemem, özellikle son sayfalarda kaleme aldığı bazı cümleler hoşuma gitti, sadece o. Okumasaydım bir şey kaybeder miydim? Hayır.

 

kitap - uzunerBuket Uzuner – Uzun Beyaz Bulut Gelibolu

Ve yine bir çok satanlar kitabıyla daha karşınızdayım! Ama bu seferki bir hayalkırıklığı olmadı neyseki… Herkesin bildiği gibi, Çanakkale Savaşlar’ında ölen büyük dedesinin mezarını aramak için Gelibolu’ya gelen Zelandalı genç bir kadınla, Çanakkale’de yaşayan Beyaz Hala’nın yollarının, kaderin bir cilvesiyle kesişmesini konu alan hikaye, etkileyiciydi bana göre. Ancak beklentilerimin biraz altında bulduğumu da belirtmem gerekir. Daha ne olabilirdi? Bilemiyorum. Belki biraz daha duygu, biraz daha samimiyet… Yine de okunası bir kitaptır. Buket Uzuner’i severim, iyi ki vardır.

 

kitap - falladaHans Fallada – Herkes Tek Başına Ölür

Everest Yayınları’nın ilk defa Türkçe’ye çevirip Dünya Klasikleri kapsamında yayımladığı kitap, 1940’ların Berlin’inde yaşayan bir çiftin oğullarının cephedeki ölüm haberiyle sarsılarak, iki kişi dahi olsalar, faşizme direnişlerini konu alıyor. Fallada’nın gerçeklerden esinlenerek kaleme aldığı hikaye oldukça ilgi çekici. Yazarın akıcı bir üslubu olduğunu da söylemem gerekir. Ancak okuduğum diğer Nazi konulu kitaplar benim için bundan daha etkileyiciydi. II. Dünya Savaşı ve Hitler sürecini hep merak eder, özellikle okumaya çalışırım. Şimdiye kadar birçok kitap okudum bu konuda. Ama aklımda en çok yer edeni Primo Levi’nin kaleminden Bunlar Da Mı İnsan’dır. Özellikle işkence gören Yahudilerin yaşadığı ruhsal iniş çıkışları müthiş etkileyici bir şekilde yansıtır. Kalp daralması sebebidir.

 

kitap - tutunamayanlarOğuz Atay – Tutunamayanlar

Bu ayın ikinci kez okunacak kitabıydı Tutunamayanlar… Beni takip edenler bu kitabın hayatımda bir milat olduğunu bilirler. Çok değil ilk okuyuşum; 2 sene evvel, eylül 2013… Gerçek düşüncelerimle, nereye ait olduğumla/olmak istediğimle, neyi kabul edip neyi reddettiğimle, niçin kabul edip niçin reddettiğimle, neyi sevip neyi sevmediğimle yüzleşmeme, kendim hakkında düşünmeme, daha çok düşünmeme, kendimi ve dünyayı karşıma alıp düşünmeme sebep olan kitaptır. İkinci okuyuşumla gördüm ki, ilk seferkinden çok ama çok daha fazla keyif aldım. İlk kezki kadar sarsılmadım zira beni nelerin beklediğini biliyordum. Sarsılmadım belki ama tekrar düşündüm. Bu sefer daha çok duygulandım. O kadar ki, daha kitabın kapağını açarken, henüz ilk satırları okurken duygulanmaya başladım. Yine elimden bırakamadım, yine bir sürü satır çizdim, yine öfkelendim, yine hüzünlendim, yine ve yine ve yine… Diyeceğim bu kadar.

 

Aka Gündüz – Sansaros

Sahafların tozlu raflarından kopup gelen, yeni basımı –en azından bildiğim kadarıyla- olmayan, yazarının adını da ilk kez duymama sebep olan bir kitap Sansaros.  Karadenizli Sansar Osman lakaplı Sansaros ile Emine arasındaki aşk hikayesini konu alan kitap, bu hikaye etrafında dönen birçok olayla, belki biraz kurgusu, belki de biraz üslubu sebebiyle bana Panait Istrati kitaplarını hatırlattı. Hüzünlü bir hikaye, akıcı bir üslup… Eski basımdan okumak da bir o kadar keyifliydi…

 

kitap - trevanianTrevanian – Kasaba

Yazarın Şibumi ve Katya’nın Yazı kitapları beni o kadar etkilemişti ki, her kitabında aynı tadı almayı bekliyorum. Bu da beni hep bir hayalkırıklığına sürüklüyor. Bu kitabın konusunu dahi neredeyse hatırlamıyorum desem inanır mısınız? Hayır, hafızamı biraz zorlasam hatırlarım hatırlamasına ama, çok mu önemli? Okumazsanız çok mu şey kaçırırsınız? Hayır… O zaman boşuna vakit kaybetmeyelim. Siz bahsettiğim diğer iki kitabını okuyun şimdilik…

 

kitap - oktay rifatOktay Rıfat – Yaşayıp Ölmek, Aşk ve Avarelik Üzerine Şiirler

Yine sahaflardan aldığım ilk basım kitaplardan biri, bu sefer bir şiir kitabı… Ne kadar da uygun bir zamandı okumak için; Yağmur yağıyordu, kış yüzünü göstermişti, hava erken kararıyordu ve ben hunharca gitar çalmaya çalışıyordum… Henüz acemi olduğum için gitarımı bir kenara koydum ve daha yetkin olduğum okuma işine kendimi verdim. Oktay Rıfat’ı ilk kez okudum ama çok sevdim… Yalın, net, samimi ve basit kelimeler; duygu, duygu ve sadece duygu var bu şiirlerde. Okuyunuz efendim. Bir şiir okumamış kadar kötü olmayınız.

 

kitap - gandhiGandhi – Bir Özyaşam Öyküsü

Uzun zamandır otobiyografi/biyografi okumadığım için, konu Gandhi de olunca, kitaba büyük bir sabırsızlıkla sarıldım. Beklediğimi de buldum! Birilerinin kafama ’şunu yap, bunu yap’ demesinden çok daha etkili ve ilham vericiydi Gandhi’nin kendi tecrübe ve deneyimlerini okumak. Okumaktan ziyade, dil ve üslubuna bakılırsa, daha çok sohbet dinler gibi bir halim vardı benim. Çocukluktan yetişkinliğe değin yaşadığı olaylar, bedenini ve ruhunu terbiye ediş şekli, durumları algılayışı ve eleştirilerini ilk ağızdan okumak, kesinlikle kaçırılmaması gereken bir fırsat diye düşünüyorum. Ancak…  Cem Yayınevi’nin yazım hataları ve yanlış kullanılan noktalama işaretleri beni benden aldı. Madem böylesi değerli ve önemli bir kitap basıyorsunuz, neden bu kadar dikkatsiz ve özensiz davranıyorsunuz, anlamakta güçlük çekiyorum. Umarım aynı hatalar kitabın yeni basımlarında olmaz.

Yazımı en baştan tekrar bir okuduğumda, bu ay pek bir huysuz yine pek bir müşkülpesent gördüm kendimi. Bu aralar biraz daha zor beğenir, zor keyif alır boldum. Bu yüzden okumalarım, itiraf etmem gerekir ki, biraz sıkıcı. Yine de yeni okuma listem için umutluyum. Gelecek aya daha keyifli kitaplar bekliyor beni.

Bu ayın öne çıkan kitabı tabii ki ‘Tutunamayanlar’… Bütün o kendini tutunamayan zanneden insanlara, kitabın derinliğini kavramış gibi yapıp boy boy alıntı paylaşanlara, hayatı sorguluyor gibi yapanlara, bu yolla daha karizmatik görüneceğini düşünenlere rağmen, popüler kültürün tüketmeye çalıştığı ama –ne mutlu ki!- bir türlü başaramadığı, değerinden, özgünlüğünden ve etkileyiciliğinden hiçbir şey kaybetmeyen nadir kitaplardan olan gözbebeğim, acı çektirse de vazgeçemediğim birkaç kitaptan biri… Anlatılmaz, yaşanır… Nasıl bir yaşamaktır o… Onu da okuyan bilir.

Gelecek aya kadar herkese bol kitaplı günler!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?