“Sonra aniden hatırladım ve bir insanın her şeyi bilebileceğini sanan kıt akıllı adamların, geçmişlerini başkalarının geleceğinden geri almaya çalışan kırkını aşmış çocukların ve hemen her fırsatta yaralı güvercin rolü oynayan kadınların yanı sıra ben uzun ömürlü neşelerle uykulardan da korkuyorum” – Hasan Ali Toptaş, Uykuların Doğusu

FullSizeRender-20

 

kitap - toptasHasan Ali Toptaş – Uykuların Doğusu

Toptaş’ın zaman zaman kendini de içine katarak kaleme aldığı, hayal ile gerçekliğin iç içe geçtiği postmodern bir roman ‘Uykuların Doğusu’. Yazarın hemen her kitabı hakkında yazdığımda benzer cümleler kuruyorum ancak Toptaş’ın artık son dönem Türk Edebiyatı’nda oturan ve okurlar tarafından benimsenmiş tarzı bu bence. Toptaş okurları da onun bu kurgularını ve anlatım tarzını sevdiği ve okumaktan keyif aldığı için, bunu bilerek onun kitaplarını tercih ediyorlar. Bir solukta okunacak kitaplar değil hiçbiri. Romanlarını elimden bırakamama rağmen, anlamak  ve kavramak için eni konu düşündüğüm birkaç yazardan biri. Kitabı herkes sever mi bilmiyorum ama her zaman söylediğim gibi, Toptaş okumaktan ben çok keyif alıyorum.

  

kitap - freudSigmund Freud – Narsizm Üzerine ve Schreber Vakası

Kitapta Freud’un, ‘Narsizim Üzerine Giriş’ ve bu konuya emsal teşkil eden ‘Schereber Vakası’ adlı iki makalesi bulunuyor. Psikanalitik kuram çerçevesinde, sonuç/durum/olayı hazırlayan genetik ve çevresel etkenlere değinen Freud, ‘ego ideali’ kavramını da irdeliyor. Çağımızda, narsizmin değişik biçimlerde karşımıza çıktığını, basında ve reklamlarda bizlere sürekli dünyanın merkeziymişiz gibi telkinler yapıldığını düşünürsek, bu kitabı okumak daha da anlamlı olacaktır sanıyorum. Ancak, yazarın tespitlerini kavramak bu sefer pek de kolay değil. Bu konularla ilgilenenler için daha kolay olabilir. Öte yandan, Freud bu makaleleri yazdığında, bu konuyla ilgili kuramını henüz tamamlamamış olduğunu da unutmamak gerekir.

kitap - cizmeciogluSare Çizmecioğlu – Ayın Parlak Zamanı

‘Ayın Parlak Zamanı’, yazarın çocukluğuna dair anılarını anlattığı, eski İstanbul’u, eski insanları, eski oyunları, eski hüzünleri ve eski sevinçleri hatırlatan nostaljik bir kitap. Anılar, belli başlıklar altında toplanmış ve sunulmuş. Özellikle Dücane Cündioğlu’nun ‘Arasokakların Tarihi’ adlı kitabını okuduktan sonra, anı  ve günlük okumak benim için daha önemli ve kıymetli bir hal aldı. Tarihi ezberlemek istemiyorum artık.

kitap - borgesJorge Luis Borges- Ficciones

Aylardır Borges okumaya hangi kitabından başlayayım diye araştırıyordum. Sonra bir ara, biraz daha erteleyeyim diye düşündüm. Hemen ardından vazgeçtim. O kadar sık karşıma çıkan bir isim oldu ki son zamanlarda, en sonunda ‘Ficciones’I aldım elime, başladım okumaya… Yazarın, çeşitli kısa öykülerinden oluyor kitap. Borges nasıl anlatılır, bilemiyorum. Hele ki henüz tek kitabını okumuşken! Bence olmaz. O yüzden onu anlatmaya çalışmayacağım. Sadece şunu söyleyeyim, okuduklarımdan çok etkilendim, daha önce benzer bir şeyler okuduğumu hatırlamıyorum ve kitabı bitirdikten sonra Borges’in tüm külliyatını okumaya karar verdim. Artık siz düşünün…

 

kitap - mericCemil Meriç – Işık Doğudan Gelir

Cemil Meriç, birçok konuda kitap yazdı. Tüm hayatını ilim ve irfan yolunda yaşayan ve son nefesine dek bu sorumluluğu üzerinde hisseden bir adamın kitaplarını okumak ve anlayabilmek benim için adeta bir onur. Dilerim ki, onun tükenmek bilmeyen okuma tutkusu bende de olsun… Tabii, anlayabilmekten bahsettim ama anlayamadığım, kavrayamadığım yazıları da var tabii. Bu kitap, Meriç’in oğlu tarafından derlenmiş ve yazarın ansiklopediler üzerine yazdığı yazılardan oluşuyor. Önce Batı’nın ansiklopedilerini inceliyor Meriç; her dönemde yazılanları tek tek irdeliyor. Ardından  Doğu’nun, İslam Coğrafyası’nın ansiklopedilerini inceliyor. Ansiklopedi tarihi ve gelişimi hakkında zerre bilgim yoktur. O yüzden kitabı okurken, bir evrenden başka bir evrene düşmüş gibi hissettim. Çok önemli bilgiler, öğrendiğim, beni şaşırtan çok şey oldu ama hiç ilgimi çekmemiş bir konu olduğundan zor okudum. Fakat, konuyla ilgili insanların kesinlikle çok keyif alacağını düşünüyorum ve kitaba bir göz atmalarını tavsiye ediyorum.

 

kitap - atayOğuz Atay – Oyunlarla Yaşayanlar

Oğuz Atay’ın yazdığı ilk ve tek tiyatro oyunudur… ‘Tutunamayanlar’ın gölgesinde kalmıştır ne yazık ki ama beni neredeyse onun kadar etkileyen kitaptır. Tabir-I caizse ‘oynayan’, arada kalmış Türk aydınını anlatır bu oyun. Batılı olmaya çalışan ancak Doğu’nun mirasını da yok sayamayan insanların denge bulmaya çalışmasının trajikomik hikayesidir. Ben ikinci kere okudum. İlkinden daha çok hüzünlendim.

 

kitap - hegelG.W.F. Hegel – Din Felsefesi Dersleri

Benim neyime Hegel okumak? Bu nasıl bir özgüven? Bu nasıl bir fütursuzluk? Adeta bir cahil cesareti! Derslerde Hegel’den o kadar etkilendim ki, derhal kitaplarını okumak istedim. Ancak kitabı elime aldığımda, henüz kapağını dahi açmadan evvel ‘Ben ne yaptım!?’ diye düşündüm, yalan yok. Sonra dedim ki, ‘Bir iki cümle dahi anlasam  kardır.’ Bir- iki cümleden fazlasını anladım Allah’tan ama kavrayamadığım birçok paragraf oldu. Bu sefer kendime sinir olmadım, aklımdan da şüphe etmedim çok şükür. Şöyle bir yol izledim; anlayamadığım paragrafları işaretledim, kenarına yazarın neden bahsettiğini özetledim. Ardından da kendime, ya düşünmem için, ya sormam için, ya da falanca kitaptan araştırmam için not yazdım. Böylece benim için işkence olacak bir okumayı daha keyifli hale getirdim. Zira, bu kadar ağır metinleri ilk okuyuşta kavrayabilmek benim için mümkün değil. Üstelik, özellikle felsefi metinleri analamak için, biraz hayat tecrübesine de gerek olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden arada bir kitabı karıştırıp, işaretlediğim paragrafları tekrar okumak suretiyle, okuduklarımı anlayabileceğimi umuyorum. Hegel okumaya devam…

 

kitap - dervisSuat Derviş – Ankara Mahpusu

Yazarın Fransa’da yayımlanan ilk Türk Romanı olma özelliğini taşıyan kitabı, aşkı uğruna özgürlüğünden vazgeçen genç bir adamın yaşadığı olayları, duygu durumlarını, o zamanın İstanbul’unun şartlarını ve insanlarının hikayelerini anlatıyor. Roman kahramanı Vasfi’nin uzun yıllar hapiste kaldıktan sonra, özgürlüğüne kavuşmasııyla birlikte hayata karışmaya çalışması ve yaşadığı duygu durumları, benim özellikle dikkatimi çekti ve etkileyici buldum. Kitabın orijinal, ilk basımını bulduğumda, henüz Suat Derviş’in adını duymamıştım açıkçası. Sonra sahafım kitaptan bahsedince, okumaya karar verdim. Kitabı Fransızca’sından okuduğum için Türkçe’si hakkında yorum yapamayacağım. Ancak oldukça sade, anlaşılır ve akıcı bir dil ve üslup kullanıldığını söyleyebilrim. Kaldı ki, kitabın ön sözünde Derviş’in  bu özelliğine de dikkat çekilmiş. Kitabı bitirdiğimde, alttan alta Reşat Nuri Güntekin’in ‘Damga’ adlı kitabını hatırlamadan edemedim. Bilmem hiç duydunuz mu?

 

kitap - melvilleHerman Melville – Katip Bartleby

Hayatımda okuduğum, gördüğüm hatta duyduğum en pasif, en nazik, en hüzünlü direniş öyküsüdür bu… ‘Hayır’ yerine ‘Yapmamayı tercih ederim.’ Cümlesini okurun beynine kazıyan ve o basit cümledeki anlamı kavramaya çalışmaya zorlayan, Melville’in, benim hayran olduğum, dil ve üslubuyla birleşince tadından yenmeyen kısacık bir Wallstreet Öyküsü… Bu kitapla ilgili ne yazarsam yazayım sonu hep üç noktayla bitecek… Defalarca okusam sıkılmayacağım bir kült; ‘Vah Bartleby, vah insanlık!’

 

Yaklaşık on gündür ‘Sefiller’i okuyorum, ikinci kez… İlk kez okuduğumda ortaokuldaydım ve sadeleştirilmişini okumuştum. Şimdiki kitabım 1934 basım ve 2000 küsur sayfa… Hayatımda ilk kez bu kadar uzun bir kitap okuyorum ve kitapların sadeleştirilmesinin ne kadar yanlış olduğunu görüyorum. Çevirilerde bile birçok şey kaybedilirken, sadeleştirmede neler olur siz düşünün. Bir kez daha görüyorum ki Hugo, sadece kurgusuyla değil, asıl  dil ve düşüncesiyle okuyucusunu etkiliyor. Ruhi tasvirler muazzam! Bu kitap gelecek ayın konusu ancak on gündür hemhal olunca bahsetmeden geçemedim.

Bu ayın öne çıkan kitapları; Ficciones, Oyunlarla Yaşayanlar ve Katip Bartleby…

Aralık ayıyla birlikte bir yeni yıl çılgınlığı daha yaşıyoruz. Heyecanlı, umutlu ve neseli insanlar görmek güzel. Ancak bu tip insanlar her ama her yerde olup durum uzun sürünce, itiraf etmek gerekirse, benim için sinir bozucu bir hale geliyor. Özel gün ve arefeleri beni oldum olası tedirgin eder zaten. Ne zaman ertesi güne uyanırım, o zaman huzur içinde olurum zira hemen her şey doğal haline dönmüştür artık. Zaten bir yapaylığın içinde yaşarken, üstüne bonus yapaylıkları bünyem kaldırmıyor. O yüzden yeni seneden kendim için bir dileğim yok. Öte yandan hepimiz için, huzurlu, sağlıklı ve barışçıl bir yıl diliyorum, dilemek istiyorum ve olsun istiyorum… 

Gelecek aya kadar herkese bol kitaplı ve huzurlu günler…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

FAVORİ YAZILAR