2014 Mart ayı, sanıyorum ki bu dönemi yaşayan herkesin hafızasında, son gününe kadar yaşanan olayları ve bu olayların getirdiği kaos ve stres sebebiyle silinmeyecek bir süreç olarak kalacak. Evvelden böyle zamanlarda kitap okumaya konsantre olmak benim için neredeyse imkansızken, bu kez, olaylar ve insanlar beni o kadar üzdü ki, biraz olsun huzur bulabilmek için tabiri caizse kendimi kitaplara gömdüm.

photo 1-2

Çoğu yazarı ilk defa okudum. Arada çok beğendiklerim de oldu, beğenmediklerim de. O kadar okumama ve çabalamama rağmen, anlayamadıklarım da… Enteresan bir süreçte, ben de bir o kadar enteresan deneyimler yaşadım diyelim. Öyleyse, gelsin kitaplar;

neil gaimanNeil Gaiman: Yokyer

Twitter’da takip ettiğim KarelerveSayfalar, Gaiman’i o kadar övüyordu ki, az daha meraktan çatlayacaktım. Onun yerine yazarın son kitabı, ‘Yokyer’i aldım, okudum ve çok beğendim. Gaiman bende bir tutku olur mu bilemiyorum ama hayal gücüne hayran kaldığım kesin. Harika bir kurgu, özgün karakterler ve temposu hiç düşmeyen bir hikayeyle kitabı nasıl bitirdiğimi anlamadım. Özellikle fantastik kitap sevenler çok beğenecekler sanıyorum. Sizi çok sarsan bir kitap okuduysanız ve ardından biraz kafa dağıtmak ama kaliteli bir şeyler okumak istiyorsanız şayet ‘Yokyer’ bire bir.

nezahat kazim gundoganN. Gündoğan, K.Gündoğan: Dersim’in Kayıp Kızları

Adından da anlaşılacağı gibi kitap, Dersim Olayları sonrasında ailelerinden koparılıp başka yerlere gönderilen kız çocuklarını konu alıyor. Senelerce yapılan titiz araştırmalar sonucu yazarlar, şimdilerle yaşlı birer kadın olan bu kızlara, bu kızların akrabalarına ve yakınlara ulaşmış ve hepsinin ağzından, birbirinden ilginç ve bir o kadar da hüzünlü hikayelerini kaleme almış. Kitabın belgeseli de var ancak ben henüz izlemedim. Konuya ilgi duyanlar için, arşivlerinde saklayabilecekleri iyi bir kitap. Ancak ne kadar yeterli, bilemiyorum.

paul lafarguePaul Lafargue: Tembellik Hakkı

Sanayi devrimiyle birlikte, işçi sınıfının maruz kaldığı acımasız muameleleri, sert çalışma koşullarını ve devrimin kente getirdiği olumsuzlukları, sadece burjuva sınıfının ya da kapitalizmin değil, öncelikle haklarını aramayan işçi sınıfının eleştirildiği, kısa ancak bir o kadar da ilgi çekici bir kitap. Yazar, ahlakçıları ve kiliseyi de sert bir şekilde eleştirmekte. Bense, bu kitapla nerede karşılaştım ve not aldım, hatırlayamıyorum ama ilgilenenler için iki-üç saatte okuyup bitirilecek, bana göre, çok güzel bir kitaptı.

Pascal Bruckner: Güzellik Hırsızları

Dar bir alanda geçen ve kısıtlı karakterlerin olduğu kitabı, sevdim mi sevmedim mi, bilmiyorum. Güzelliği öven ve aynı anda sakınılması gereken bir olgu olarak gösteren kitabın arka kapak yazısını okuduğumda çok etkilenmiştim ama, maalesef okurken aynı hissi yaşamadım. Şu anda da çok fazla hatırlamadığım bir kitap hakkında yazmayı da yanlış buluyorum. İçinizde okuyan olursa, belki bana anlatma zahmetine katlanır. Şimdiden teşekkürler.

agatha christieAgatha Christie: Roger Ackroyd Cinayeti

İlk başta ‘Le Monde’un listesinde gördüğümde, bir cinayet kitabının o listede ne işi olduğunu düşünmüş, şaşırmıştım. Ama okumaya başlayınca, neden olduğunu anladım… Yine bir cinayet, şüpheliler, deliller, ailemizin dedektifi Hercule Poirot ile yazarın harika kurgusu ve anlatımı birleşmiş, ortaya mükemmel ve sürükleyici bir kitap çıkmış. Her ne kadar katilin kim olduğu beni şaşırtmasa da, ‘Roger Ackrody Cinayeti’, ‘On Küçük Zenci’den sonraki favori Christie kitabım olarak kayıtlara geçebilir.

jean genetJean Genet: Çiçeklerin Meryem Anası

Bir ‘Le Monde’ listesi kitabı daha… Genet’nin hayat hikayesi ve yazarlık serüveni o kadar enteresan ki, sanıyorum bu yüzden kitaba çok büyük beklentilerle başladım ancak beklediğimi bulamadım. Hapishanede yaşadıklarını anlatan yazarın üslubu çok şiirsel olsa da ben neyi, ne için anlattığını; arada güzel anektodlar olsa da, kişiler arasında nasıl bir bağ kurduğunu, hiç anlayamadım. Belki ileride tekrar okurum bilemiyorum ama, maalesef keyif almadan okuduğum bir kitap oldu, ‘Çiçeklerin Meryem Anası’….

feride cicekogluFeride Çiçekoğlu: Uçurtmayı Vurmasınlar

Cezaevindeki annesinin yanında büyümek zorunda kalan Barış’ın, hapishanede tanıştığı ve sonrasında özgürlüğüne kavuşan yakın arkadaşı İnci’ye yazdığı mektuplardan oluşan kitap, beni derinden etkiledi. Uzun zaman önce filmini de izlemiştim ancak kitaplardan aldığım tadı filmlerden alamıyorum. Bir çocuğun gözünden hayat ne diğer insanları okumak isterseniz, ‘Uçurtmayı Vurmasınlar’ı muhakkak okuyun.

nazim hikmetNazım Hikmet: Piraye’ye Mektuplar

Nazım Hikmet’in hapishane yıllarında Piraye’ye yazdığı mektuplardan oluşan kitapta, değme aşk senaryolarına taş çıkaracak bir aşkla birlikte, tutku, öfke, çaresizlik, kıskançlık ve daha nice duyguyu bir arada okuyor ve hissediyorsunuz. Ben Nazım Hikmet’I de çok sevdiğim için büyük bir keyifle okudum. Kitabın o kadar içine girmişim ki, Hikmet, Piraye’ye ayrılmak istediğini yazdığında büyük bir öfkeye kapıldım. Ne kadar öfkelenirsem öfkeleneyim, sevdiğim bir şairin mektuplarını okumak çok etkileyiciydi. Tavsiye ediyorum.

herman melvilleHerman Melville: Katip Bartleby

Okuduğum en ilginç kitaplardan biriydi ‘Katip Bartleby’… Bir avukatın yanında çalışmaya başlayan Bartleby, becerikli ve çalışkan bir elemanken, bir süre sonra kendisine verilen işleri yapmamayı ‘tercih’ etmeye başlar. İlginçtir ki, Bartleby hiçbir şey yapmamasına rağmen, patronu onu işten atamaz. Ne mi olur? Kitap o kadar kısa ki, çok merak ediyorsanız kendiniz okumalısınız. Ben kitabın sonunda ancak çok duygulandığımı söyleyebilirim.

yusuf atilganYusuf Atılgan: Anayurt Oteli

Çok fazla yalnızlık var bu kitapta. Çok fazla hüzün var. Bir insan nasıl bu kadar yalnız olabilir? Ve bir okuyucu, bir kitabı okurken nasıl bu kadar yalnız hiddebilir? İşte ikinci soru, Yusuf Atılgan’ın bu kitabı ne kadar gerçek duygularla yazdığının bir göstergesi. Dil ve üslup olarak bir solukta okunacakken, yaşattığı ezici yalnızlık yüzünden zor okunan, etkileyici bir kitap. Şunları yazarken bile hüzünleniyorum…

sylvia plathSylvia Plath: Sırça Fanus

Bir yalnızlıktan, başka bir yalnızlığa geçtim, dolayısıyla uzun bir süre yabancılaşma ve yalnızlık duygularından kurtulamadım, bu iki kitap sayesinde. Plath’ın kendi hayatından esinlenerek yazdığı kitabı için, ‘Modern Zamanın Amerikalı Tututamayan’ı demişler ki, pek de haksız bir tanım değil. Sorgulayan, araştıran, isyan etmekten çekinmeyen ve bir o kadar da duygusal bir genç kızın hayata bakışını, öfkelerini, az da olsa sevinçlerini ve kafasında dönüp duran düşüncelerini okuyorsunuz kitapta. Ben depresif kitapları çok sevdiğim için, beğeniyle okudum.

Bu ay, çok fazla kitap beğenmişim farkındayım. Ancak yine de, bunların içinde çok daha çok beğendiğim bir kitap vardı elbette ki. Kitabı okuduğum dönem, ülkenin gündemine de öyle bir denk geldi ki, ‘Bu da mı tesadüf?’ diye düşünmeden edemedim. Bu ayın favori kitabı;

cemil mericCemil Meriç: Bu Ülke

Cemil Meriç’I ilk defa okudum. İyi ki de okumuşum, iyi ki de daha fazla ertelememişim! Kitaptaki tespitleri, aydınlara, sanata, halka, politikaya, ideolojilere, devlet adamlarına ve daha aklıma gelmeyen bir sürü sosyolojik olguya bakış açısı ve yorumlayışı, bende tek kelimeyle hayranlık uyandırdı. Yazdığı konular çok önemli ve hassas olmasına rağmen bir çırpıda okunuyor ve anlaşılıyor. Yazarın tespitlerini okurken, heyecandan yerimde hop oturup hop kalktım. Satırlarını bu kadar çok çizdiğim bir kitap daha hatırlamıyorum. Bilemiyorum, kitabı okuyan herkes böyle mi hissediyor ancak, ben keyif almamın yanı sıra, kitabı okurken eğitildiğimi hissettim.

Böylece bir mart ayının daha sonunu getirdim. Beklediğimden çok daha verimli bir ay olduğunu belirtmek isterim. Okuduğum kitaplar, çoğunlukta bir merak ve istek uyandırmasa da, zira ülkede okuma oranı daha çok, çok satanlar listesinden ibaret, üç- beş kişinin dahi ilgisini çekerse diye bu kadar emek verip okuyor ve bunlar hakkında yazıyorum, yazmaya da devam edeceğim.

Kitap okumanın bir hastalık gibi birbirimize bulaşması, halk içinde hızla yayılması temennilerimle… Herkese bol kitaplı günler!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. İncelemelerini büyük bir keyifle takip ediyorum. Geçen ay önerdiğin “Onca Yoksulluk Varken” muhteşem bir kitaptı. Yazılarının devamını bekliyorum.

    • Öncelikle çok teşekkür ederim. Bunca zamandır, onlarca kitap hakkında yazdım ve ilk defa yorum aldım. Her ne kadar okuduğum kitaplar pek rağbet görmese de, sizin gibi üç-beş kişi bile merak edip okusa mutlu oluyorum. Devamı gelecek, ayrıntılı yazılar için web siteme de gözatabilirsiniz.

  2. Çok iyi bir okuyucu olduğunuza kanaat getirdim ve lütfen daha fazla paylaşımda bulunmanızı öneriyorum.