Geçen ayki yazıma başlarken, güneşli bir mayıs ayı beklediğimi ancak şehirde bir sonbahar havasının hakim olduğunu yazmıştım. Haftalar geçti, yine sıcak bir haziran günü yazacağımı sandığım yazımı, sonbahar kadar olmasa da, hazirana pek de uymayan, rüzgarlı ve serin bir havada yazıyorum. Mayıs ayı, okuduğum kitaplar açısından gayet keyifli geçti. Bana bir sıçrama yaşatmadılar ancak, hayal kırıklığına da uğramadım. Bu ay da bir favorim olmadığını düşünmeyin, yazımın sonuna kadar bekleyin!

photo 1

Mayıs ayı nasıl geçmiş, öyleyse bir göz atalım;

 

kitaplar - jane austenJane Austen- Aşk ve Gurur

Uzun zamandır Austen okumak istiyor, bir türlü denk getiremiyordum. Derken, kitabı sahaflarda karşıma çıkınca, bir sonraki okuma listeme eklemiş oldum. Herkesin bildiği, bir klasik olan ‘Aşk ve Gurur’u, ben de bir klasik olarak okudum ve yine bir klasik olarak beğendim. Kitabın kurgusu ve karakterler gayet sıradan. Fakat beni esas etkileyen, romanı yazarken henüz 21 yaşında olan Austen’ın, kişilik tahlilleri ve olaylara bakış açısı ve yorumlayışıydı. Bana kalırsa, okunması gereken bir kitap, zaten gayet seri bir şekilde akıp gidiyor.

 

kitaplar - emrah serbesEmrah Serbes- Hikayem Paramparça 

Ne zaman Emrah Serbes’ten bahsedilse, aklıma ‘Erken Kaybedenler’ ve o kitabı okurken, gözlerimden yaşar gelene kadar, kahkahalarla güldüğüm zamanlar gelir. Bu kitabında ise güldürmekten çok düşündüren, internet yazılarından derlediği, kısa yazıları var. Kısa zamanda okunuyor, keyifli bir kitap ama illa ki okunmalı mı, onu bilemiyorum.

 

kitaplar - charles bukowskiCharles Bukowski- Ekmek Arası

Yazarın, çocukluğundan ergenliğine kadar olan döneminden bahsettiği, okuduğum ilk romanıdır. Sanki herkes, rutin hayatında İstanbul asilzadeleri gibi konuştuğundan, Bukowski, kimileri tarafından fazla argo bulunuyormuş. Bana sorarsanız, argo ve küfrün nasıl sakil durmayacağını, okuyucunun gözüne nasıl sokulmayacağını görmesi açısından; sadece satsın ve ilgi çeksin diye küfürlü yazılar yazan insanların, özellikle okuması gerektiğini düşünüyorum. Hikaye güzeldi, üslup gayet akıcıydı, satır aralarındaki cümleler oldukça düşündürücüydü. Kısacası, ben beğendim.

 

kitaplar - mason curreyMason Currey- Günlük Ritüeller

Ünlü yazar ve sanatçıların, günlük rutinlerini, çalışma sistemlerini ve nasıl organize olduklarını anlatan, okuyucuda merak uyandıran bir kitap. Bütün yazar ve sanatçı adaylarının okuması gerektiğini düşünüyorum. Kitapta bahsedilen ünlü ve başarılı insanların büyük bir çoğunluğu çalışmaya, daha gün ağarmadan başlıyor, öğlen olmadan bitiriyorlar. Yine çoğunluğu sandığımız kadar rahat ortamlarda çalışmıyor. Her şahıstan kısa ama önemli noktalara değinilerek bahsedildiğinden, kitap çok seri bir şekilde okunuyor.

 

kitaplar - ayfer tuncAyfer Tunç- Aziz Bey Hadisesi

Yazarı çok sevdiğimi ve uzun süre okumadığımda özlediğimi, beni takip edenler bilir. Kısa öykülerden oluşan kitap, yazarın tarz ve üslubunu yansıtıyor. Ancak, bende fazla bir etki yaratmadı. Oysaki ‘Taş- Kağıt- Makas’ı, seneler evvel okumuş olmama rağmen, içindeki öykülerin içeriğini değil belki ama, o öykülerin bana yaşattığı hisleri sanki o gün gibi hatırlar, etkilenirim. Yine de buna rağmen, Tunç’un öyküleri okumaya değerdir, tavsiye ediyorum.

 

kitaplar - furug ferruhzadFuruğ Ferruhzad- Yaralarım Aşktandır

Çok uzun zamandır şiir kitabı okumamıştım. Okuduğum şiir kitaplarının büyük bir kısmı da yerli şairler olduğundan, bu seferlik yabancı bir şair seçmek istedim. Kitap için de geçerli olsa da, özellikle şiirlerin, orijinal dilinde okunması gerektiğini düşünüyorum. Şiirin çevirisi yapılınca, duygu ve hissiyat büyük oranda azalıyor fikrimce. Demem o ki, kitabın girişindeki biyografiden, şiirlerden daha çok etkilendim. Çok acılı, duygu yüklü şiirlerdi, Farsça bilmeyi isterdim doğrusu…

 

kitaplar - oruc aruobaOruç Aruoba- Hani 

Aruoba da, uzun süre okumazsam özlediğim yazarlar arasında. Bana felsefeyi sevdirmesi açısından da özel bir yere sahiptir kendisi. Durumları yorumlayışını, bakış açısını, kelimeleri kullanışını ve tarzını çok beğeniyor ve çok seviyor, her defasında aynı ilgi ve alakayla okumaya başlıyor ve hiçbirinde hayal kırıklığı yaşamıyorum. Bence çok özel bir insan. Böyle özel bir adamın yazdıklarını, okuyun derim. Hiç okumadıysanız şimdiye kadar, ‘İle’ ile başlayın.

 

kitaplar - stephen kingStephen King- Ejderhanın Gözleri

Ergenlik çağlarımdan beri ilk defa King okudum. O zamanın beni gerim gerim geren, kimi zaman korkudan titreten yazarı, bu kitabında fantastik bir masala imza atmış. Kızı için yazdığını söylediği kitabı, her yaştan kişi rahatlıkla okuyabilir. Ben kitabı beğendim ancak, Stephen King okur gibi hissetmedim kendimi. Prensler, kaleler, büyücüler, gizli kapılar ve daha nice fantastik ögeler içeren hikayeyi, 13-15 yaşlarında, eğer varsa çocuğunuz ya da kardeşinize bir yaz kitabı olarak hediye edebilirsiniz. Beğeneceğini düşünüyorum.

 

kitaplar - furuzanFüruzan- Parasız Yatılı

Birbirinden ayrı on iki öyküden oluşan ve genelde anne-kız ilişkilerinden bahseden, ödüllü bir kitap ‘Parasız Yatılı’. Öykülerin ana kahramanı ise, genelde kadınlar. Öyküler, konusunu hayatın yaralayıcı gerçeklerinden alsa da, o kadar şiirsel bir dille yazılmış ki, insan kimi zaman kendini masal okuyormuş gibi hissediyor. Yahut ben öyle hissettim. Bende fazla bir etki yaratmamakla birlikte, çok başarılı bir öykü kitabı olması açısından muhakkak tavsiye ediyorum.

 

kitaplar - hermann hesseHermann Hesse- Siddhartha

Bir buçuk günde okuyup bitirdiğim, aklıma hitap eden ancak ruhumu teğet geçen bir kitaptı benim için. İnsanın bir bütün olma arayışı, o kadar çok işlendi, o kadar çok sömürüldü ve sakız edildi ki, Hesse gibi önemli bir yazar, seneler evvel yazmış olsa dahi, bende ruhsal ya da kalbi bir his uyandıramadı ne yazık ki. Kitapla ilgili  ayrıntılı yazımı okumak isteyenler Kafkaokur adlı blogda bulabilirler.

 

Gelelim bu ayki favori kitabıma;

kitaplar - ducane cundiogluDücane Cündioğlu- Sinema ve Felsefe

Felsefeden bu kadar kaçıp da, ardından bu kadar seven, benim gibi kaç kişi vardır doğrusu merak ediyorum. Hatırlarsanız, yazarın ‘Sanat ve Felsefe’ kitabından evvelki aylarda bahsetmiştim. Bu kitabı da, çeşitli filmlerden örneklerle bezenmiş, yazarın hayat, insanlar, olaylar ve kavramlar hakkındaki düşünceleri ve onlara bakış açısını yansıtan, bence harika bir kitap. Film kültürü olanlar için, muhakkak ki çok daha anlaşılır ve keyiflidir. Maalesef benim filmler hakkındaki bilgim yok denecek kadar az. Kitap sayesinde, bir liste çıkardım ve hepsini sırayla izlemeyi istiyorum. Şayet filmleri merak edenler varsa içinizde, web sitesindeki ‘Biraz Da İzlemek Lazım’ başlıklı yazımda listeyi paylaştım. Oradan bakabilirsiniz.

Sıcaklardan nefret eden bir insan olarak, bu serin havalar yaz sonuna kadar devam etse, nasıl memnun ve mutlu olurum tahmin edemezsiniz. Ancak, yazı iple çeken ve tatili bekleyen o kadar çok çalışan- çalışmayan arkadaşım var ki, böyle bir şey istemeye vicdanım el vermiyor. Yoğun iş hayatından okumaya fırsat bulamayanlar, deniz kenarında uzanmışken, yanlarına ‘iyi’ bir kitap almayı da ihmal etmesinler. Madem ara sıra kitap okuyorsunuz, o hakkınızı da, çıtır çerez gibi tüketilen, popüler kitaplardan değil, yıllar geçse de eskimeyen hatta daha da değerlenen, hiçbir maddi kaygı duymadan sadece kendisi ve insanlar için yazan, değerli yazarlardan yana kullanın derim.

Gelecek ay görüşmek üzere, bol kitaplı günler!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN