“Kitaplarda her zaman kendimizi buluruz. Yine de her seferinde okuduğumuzda hayran kalıp yazarını deha olarak adlandırmamız ne tuhaftır.” – Thomas Mann

FullSizeRender-2

kitap - oguz atayOğuz Atay – Bir Bilim Adamının Romanı

Oğuz Atay, gelen teklif üzerine, çok sevdiği ve saygı duyduğu üniversitedeki hocası Mustafa İnan’ın hayatını, kendine has üslubuyla yazıyor. Yine de tam bir Oğuz Atay kitabı olduğunu söyleyemem. Bunun da, yazdığı satırların bir biyografiye ait olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Yine de, özellikle eleştiri niteliğindeki cümlelerde Atay’ın tarzı gözlerden kaçmıyor. Gerek üslup gerekse biyografinin akışı sayesinde, ilgiyle okudum ve beğendim. Böylece Atay’ın yazmış olduğu tüm kitapları okumuş oldum; ki zaten pek fazla olduğu söylenemez.

kitap - saint-exuperyAntoine de Saint-Exupery – Küçük Prens

Bu ayın yeniden okuyacağım kitabı ‘Küçük Prens’ti. İlk defa 18 yaşındayken okumuştum. Bayağı geç kalmışım. Çocuklukta, ergenlikte, yetişkinlikte ve yaşlılıkta, yani bir insanın hayatının her döneminde okuması gerektiğini düşündüğüm nadir kitaplardan. Saint-Exupery, küçücük kitapta ne kadar büyük duygular anlatmış ve her okuyucuyu derinden etkilemeyi nasıl da başarmış. İlk okuyuşumda ikincisi kadar etkilenmemiştim. Buradan şunu bir kez daha anlıyorum ki, bir kitap iyiyse iyidir ancak, okuyucunun ondan alacakları yine okuyucunun kendisiyle alakalıdır. Burada bahsettiğim şeyin sadece bilişsel olmadığını anladığınızı sanıyorum. Kişi ruhen ne kadar olgunlaşmış, ruhu ne kadar derinlik kazanmışsa, bir kitabı anlayışı ve hissedişi de o derece farklılaşıyor. Herkesin ömründe bir kez olsun ‘Küçük Prens’i okuması gerek, diye düşünüyorum. 

kitap - huxleyAldous Huxley – Algı Kapıları 

Huxley’nin, meskalin adlı maddeyi kullandıktan sonra algısının açılması neticesinde yaşadığı deneyimleri anlattığı kitap, oldukça ilgi çekici. Görsel algıyı inanılmaz derecede açan meskalin, yazarın sesleri ve görüntüleri nasıl farklı algılamaya başladığını bize ilk ağızdan ulaştırıyor. İlginç bir kitap. ‘Cesur Yeni Dünya’dan çok daha farklı ancak onun kadar ilgi çekici. Bazı yorumlarda uyuşturucuya başlatma etkisi olduğu söylense de, bunu bir espri olarak algılıyor, bilinçli bir okuyucunun böyle bir şeye teşebbüs etmeyeceğini düşünüyorum.

kitap - toptasHasan Ali Toptaş – Heba 

Ziya, evinin anahtarını ev sahibesine teslim ederek taşraya gider ancak anıları onu yalnız bırakmaz. Ne çok şey yaşamıştır Ziya ve her insan aslında ne çok şey yaşar şu kısacık hayatta ve bazılarımız nasıl da heba olur. Toptaş, nasıl da muhteşem bir yazardır! Okuduğum her kitabında mı dil ve üslubuna, kurgusuna, karakterlerine ve derinliğine hayran olurum… Şu topraklardan bir Hasan Ali Toptaş daha çıkacağından şüpheliyim, o yüzden lütfen bu adamın kıymetini bilelim. Hayal ve gerçekliğin yine iç içe geçtiği, bende yine uçuyormuş hissi uyandıran bir Toptaş kitabı daha. Kitabı bitirdiğimde tüylerimin diken diken olması sadece beklemediğim bir finalle karşılaştığım için değildi şüphesiz. Bir insanın nasıl bu kadar mükemmel yazabileceğine şahit olmanın dehşeti de vardı. Hasan Ali Toptaş ve Bilge Karasu, bu topraklarda yaşayan herkesin okuması gereken edebiyatçılardan. Ziyan etmeyin… 

kitap - mahfuzNecib Mahfuz – Midak Sokağı

Kahire’nin fakir sokaklarından birinde yaşanan olayları anlatan kitap, Abbas adlı genç bir adamın Hamide’ye duyduğu aşkı konu alsa da, bu konu etrafında yer alan insanların hayatına da nüfus ediyor. Oldukça sıradan bulduğumu söylemeliyim. Ne kurgu, ne karakterler ne de derinlik manasında bana hiçbir şey katmadı kitap. Belki de kitabın talihsizliği ‘Heba’dan sonra okumamdan kaynaklanıyordu bilemiyorum. Ama neticede, kitabı bitirdikten sonra vakit kaybetttiğimi düşünmedim değil. Okumasam da olurmuş.

kitap - cundiogluDücane Cündioğlu – Cenab-ı Aşk

Dücane Cündioğlu’nun neredeyse tüm televizyon programlarını izlediğimi ve kitaplarını okumayı çok sevdiğimi, beni takip eden herkes biliyor. Düşünen, düşünmeyi seven insanları seviyorum. Bu insanlar, illa ki kendi düşüncelerini dikte ettirme kaygısı olmadan, düşündürmek için yazdığında da çok mutlu oluyorum. Bu, her düşüncesine katıldığım anlamına gelmiyor ancak daha evvel düşünmediğim hatta aklıma bile gelmeyen şeylerin zihnimde yer alması ve farklı boyutlar kazanması, bana iyi geliyor. Cündioğlu’nun bu kitabı da denemelerden oluşuyor. Kolay anlaşılır ancak, elbette derinliği olan cümlelerden oluşuyor. Herkes keyif alır mı bilinmez ancak en azından bir kere okumayı denemek lazım. 

kitap - plathSylvia Plath – Günlükler

Büyük bir hevesle defter alıp, günlük tutmayan çok az insan olsa gerek. Ve ebeveynleri okuyor diye onları yırtmak yahut yazmayı bırakmak zorunda kalan birçok kişi… Bu ilk tecrübeyle insan, çok erken yaşlarda tanışıyor güvensizlik duygusuyla. Kaçımız onunki kadar derin cümleler kurduk ve kafamızdakileri, birinin okuması ihtimaline karşı, olduğu gibi yazabildik bilmiyorum ama Plath, içinde susmak bilmeyen sesi öyle güzel geçirmiş ki satırlarına, okuduğum şey bir günlükten çok daha fazlasıydı. 30 yaşında hayatına son veren Plath, 20’li yaşlarında öyle şeyler yazmış ki, intiharı asla desteklemememe rağmen bu derinlikte yaşamanın çok zor olduğunu da itiraf etmem gerekir. Ben, şu ‘başucu’ kitabı işini pek beceremiyor, başladığım kitabı illa ki bitirmek istiyorum. Ama ‘Günlükler’ bence yavaş yavaş, zaman zaman okunacak iyi bir başucu kitabı olabilir.

kitap - ozluTezer Özlü – Zaman Dışı Yaşam 

Özlü, diğer kitaplarından yola çıkarak yazdığı senaryoyu 1983 yılında kaleme almış. Diğer kitaplarını da okuduğum için, senaryoda kendine hayatına ait izleri görmem pek de zor olmadı. Kolayca okunan ancak hiç de kolay okunamayan bir Tezer Özlü kitabı daha, tanıdık üslubuyla karşımıza çıkıyor. Çok acıtan bir senaryo olmuş. Sonrasında filmi çekildi mi bilmiyorum. Özlü’yü okuduğum dönemlerde depresif bir hale bürünüyorum ancak biliyorum ki bu kadını okumak da bunu gerektirir.

kitap - mannThomas Mann – Değişen Kafalar

Bir Hint efsanesinin anlatıldığı kitabın ayrıntılarına girmeyeceğim çünkü birkaç satırda bunları anlatabilmem imkansız. Ancak, size işinize yarayacak bir tüyo verebilirim ki o da, kitabı elimden bırakamadığımdır. Hikayeyi, karakterleri ve özellikle hikayedeki derinliği çok ama çok beğendim. Kesinlikle tavsiye ediyorum!

kitap - edguFerit Edgü – Yazmak Eylemi

1980 yılında, bir örgütün gerçekleştirdiği kepenk kapatma eylemini konu olan denemelerden oluşan kitap, Edgü’nün ustalığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Eylem, her başlıkta farklı karakterlerin gözünden, farklı üsluplarla anlatılmış ve en sonunda Edgü, bir yazar olarak, kendi gözünden düşüncelerini paylaşmış. Özellikle 101 farklı gözden tek olayın anlatılması ve hiçbir anlatımın birbirine benzememesi beni canevimden vurdu. Yazar adaylarının kesinlikle okuması gerekiyor, bence.

kitap - cehovAnton Çehov – Entipüften Bir Adam 

Dünya Edebiyatı’nın önemli isimlerden Çehov’un 1885-1886 yıllarında yazdığı 58 öyküden oluşan öykü kitabında gözüme ilk çarpan şey, çevirisine çok özen gösterilmiş olması. Öyküler güzel ancak benim en çok ilgimi çeken karakterlerdi. Belki de bu yüzden öykülerin içine pek giremediğimi söylemem gerekir. Belki başka bir zaman, başka bir yerde okusam daha farklı düşünebilirim, bilemiyorum. Bilmeyenler için entipüften, değeri olmayan, derme çatma, uydurma demek. Şu yazdığım satırlarla Çehov’a haksızlık ettiğimi düşünsem de, belki okuyacağım diğer öykü kitabından daha çok keyif alabileceğim ihtimalini düşünerek vicdanımı rahatlatmak istiyorum.

 

Dolabımda okunmak için sıraya girmiş en aşağı yüz küsur adet kitabım olduğu için, yeni yıla kadar kitap almayı düşünmüyorum. Ama bu, kitapçılara girmeyeceğim anlamına gelmiyor. Özellikle son zamanlardaki en büyük keyfim, çok satanlar kısmını incelemek. Ancak, bazı kitapçılarda bu keyfim, büyük bir keyifsizliğe dönüşebiliyor haliyle. Adını vermek istemediğim ancak herkesin az çok tahmin edeceği büyük kitapçıların çok satanlar reyonu tam bir facia! En son 2 gün önce gittiğimde, raflarda gördüğüm entipüften kitap yığını beni benden aldı. Halbuki orada, çok satanlar kısmına bakmamam gerektiğini biliyordum ama yine merakıma yenik düştüm. Belki de bu sefer şaşırırım diye düşündüm, bilemiyorum. Neticede şaşırmadım, üzüldüm.

İnsanlar dış görünüşlerine verdiği değeri keşke kafalarının içine de verseler de, onları çöp tenekesi gibi kullanmasalar. Memlekette okuma oranı o kadar düşük ki, sosyal medyanın da etkisiyle insanlar, palavradan kitapları bir şeymiş gibi öve öve bitiremiyorlar. Bir- ikisini okuyayım dedim de şaştım kaldım. Mizahi kitapların dahi bir derinliği olur. Bu kitaplar ise sığ bile olamaz çünkü bomboşlar. Bir de dini kitap furyası var ki akıllara zarar. İlki yetmemiş, serisi çıkmış. Dindar insanlara sorsanız Kur’an tefsir yahut mealinin bir satırını okumamıştır ama bu serileri kaçırmıyorlar. Evvelden hayret ediyordum böyle şeylere. Şimdi şaşıramıyorum, sasırmadığıma üzülüyorum. 

Bu ayın öne çıkan kitapları; Küçük Prens, Heba, Cenab-ı Aşk ve Değişen Kafalar’dı. Hiçbiri çok satanlar listesinde değil ama belki merak edenler olur. Belki benim gibi sıkıcı ve huysuz olmaktan gocunmayan birkaç kişi vardır aranızda. Gelecek ay görüşünceye dek, herkese bol kitaplı günler…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN