‘’Bu dünyanın kendisini aşan bir anlamı var mı, bilmiyorum. Ama bu anlamı bilmediğimi, öğrenmenin de benim için şimdilik olanaksız olduğunu biliyorum. Kendi koşulumun dışında olan bir anlamın benim için anlamı ne? Ben ancak insan ölçüleriyle anlayabilirim. Dokunduğum şey, bana karşı direnen şey, işte budur benim anlamadığım. Bu iki kesinlik, saltıklık ve birlik isteğimle bu dünyanın usa ve mantığa uygun bir ilkeye indirgenmezliği, bunları uzlaştıramayacağımı da biliyorum. Yalana başvurmadıkça, benim olmayan, benim kendi koşulumun sınırları içinde hiçbir anlam taşımayan bir umudu araya sokmadıkça, bundan başka hangi gerçeği tanıyabilirim?’’ – Albert Camus, Sisifos Söyleni

FullSizeRender-14

 

kitap - stendhalStendhal – Kırmızı ve Siyah

Dünya Klasikleri arasında yer alan kitap kısaca, fakir bir çiftçinin papazlık eğitimi alan hırslı oğlu Julien ile belediye başkanı M. de Renal’in eşi olan, genç, güzel ve yalnız eşi Mme. de Renal arasındaki aşkı konu almakta. Julien, kendi sınıfına düşman, zengin olmak isteyen genç bir adamdır ve belediye başkanının çocuklarına din dersi vermeye başlar. Mme. de Renal’in kendisine ilgi duyduğunu sezmesiyle, kadını kendine aşık etmeye karar verir ancak, bu hırs onun canına mal olacaktır. Kitabın başları iyiydi ama ortalarında sıkılmaya başladığımı söylemem gerekir. Hikayede ilginç bir şey yok belki ama arada güzel cümleler yakalamaya çalıştım, beceremedim. Bir klasik okumak anlamında, okunur. Ama okunmazsa bir şey kaybedilir mi, bilemedim.

 

kitap - necip fazilNecip Fazıl Kısakürek – Bir Adam Yaratmak

Oyun yazarı Hüsrev’in babası, kendisini bahçelerindeki incir ağacına asarak intihar etmiş, hayatını kaybetmiştir. Hüsrev ise son yazdığı oyundaki kahramanın sonunu benzer bir şekilde kurgulamış, oyun çok ses getirince de bu benzerlik gazeteciler tarafından irdelenmek istenmiştir. Hüsrev, yakınlarıyla oyun hakkında tartışırken kaza sonucu halasının kızını vurur ve ölümüne sebep olur. Zaten buhranlar geçiren adam, iyice dibe vurur. Bu olaydan sonra, babasının intiharı kafasını sürekli meşgul etmektedir. Öyle ki, babası gibi intihar etmekten korktuğundan bahçedeki incir ağacını uşağına kestirir. Tiyatro oyunu olarak yazılan kitap üç perdeden oluşmakta. Kısakürek’in şiir dışında bir tür yazdığından haber yoktu önceden. Ancak bir takipçim bu kitaptan bahsedince merakımı cezbetti ve okudum. Bütününe depresif bir havanın hakim olduğunu söyleyebileceğim kitap, çok etkileyici cümle ve diyaloglarla dolu. Ölüm, yalnızlık, intihar, sanat ve kader konularının iredelendiği ve sorgulandığı kitap kesinlikle okunmalı, çok beğendim.

 

kitap - geerdinkFrederike Geerdink – Roboski, Gençler Öldü

Ben bir gerçeği bildiğimden emin olduğumu söylemek için, onu şahsen görmem ve yaşamam gerektiğini düşünürüm. Öte yandan, her görüp yaşadığımın gerçek olamayabileceğini, yanılabileceğimi de hesaba katarım elbette. Bunun dışında, kendi hayatımda, ülkede ve dünyada ne olup bitmişse, çeşitli kaynaklardan okuyup, bir bilgi değil, ancak bir zan oluşturabileceğimi düşünürüm ki, bu da zaten benim fikrimdir, beni bağlar. Okuduğum araştırma kitaplarının tümünü de şimdiye kadar, düşüncelerimi oluştururken fikir edinmek amacıyla okumuşumdur. Bu bağlamda, çoğunluğun aksine, her okuduğumu –ne kadar güvenilir olursa olsun- doğru kabul edip hemen kabul etmem ya da tamamen yanlıştır diye silmem. Kafamın bir yerinde bekletirim. O yüzden elimden geldiğince farklı bakış açıları okuyup dinlemeye çalışırım. Bu huyum sağ olsun Cemil Meriç’in kitaplarını okuduktan, telkinlerine kulak verdikten sonra iyice oturmuştur. Ama tabii tarafçılık ve fanatizm o kadar yaygın ki ülkemizde, benim gibi insanlar değil anlaşılmak, varlık bile gösteremiyor. Hele bir de konu politik olunca… Umurumda mı? Değil, elbette. Düşünmeden koşacağıma, düşünüp yerimde saymayı yeğlerim. Diyeceğim bu kadar…

 

kitap - gulsoyMurat Gülsoy – Bu Kitabı Çalın

Gülsoy’un Yaratıcı Yazarlık Kursu’nu ve kendisini bir arkadaşım o kadar methetti ki, eğer bu yazıyı okuyanlarınızdan merakı olanlar varsa, yeni dönem için bir araştırma yapmasını kesinlikle tavsiye ederim. On iki öyküden oluşan kitap, Sait Faik Hikaye Ödülü’ne layık görülmüş. Öyküler birbirinden farklı. Farklı üsluplar, farklı kurgular, farklı ağızlardan yazılmış. Örneğin bir öykü, yazarın belleğindeki bir öykü karakteri tarafından anlatılmakta… Murat Gülsoy’un ‘Nisyan’ kitabı, benim favorilerim arasındadır. ‘Bu Kitabı Çalın’ı beğenmediğimi elbette ki söylemeyeceğim ama ‘Nisyan’da hissettiklerimi hissedemedim. Sadece, kayıp eşyalar bürosunda çalışan gencin, eline geçen bir kadın çantayla başlayan öykü kafamda yer etti ve çok beğendim. Öykü severler Murat Gülsoy’u okumalı. Kendisi çok severek okuduğum yazarlar arasındadır.

 

kitap - camusAlbert Camus – Sisifos Söyleni

Aman Ya Rabbi!!! Bu ne biçim kitap!?!?! Aylardır okumayı bekliyor, meraktan çatlıyordum. Ve çatladım, yani beynim çatladı önce… Sonra okudukça beynim yanmaya başladı, bir ara da erimeye başladı düşünmekten. Sonrasını pek hatırlamıyorum. Elime hemen bir çizgi roman aldım ki kafam yerine gelsin diye… Muhteşem olmakla birlikte, bana göre zor bir kitap ‘Sisifos Söyleni’. Camus’nun derin felsefi bilgi ve birikimleriyle, yaşamı, intiharı ve uyumsuzu irdelediği kitap, denemlerden oluşmakta. Camus’nun diğer kitaplarında, derinliğine insem de yüzeye rahat çıkabiliyor yahut derinliğine tam manasıyla inemesem de bir yönüyle kavrayabiliyordum. Ama bu kitabında kendimi denize atılmış bir taş gibi hissettim. Yüzeye çık çıkabilirsen… Yaşam ne kadar beyhude, kendini tekrar ediyor olursa olsun –ki bunun çaresi de yoktur- tek başına didinmek dahi, insanın yüreğini doldurmaya yeter. Böylece, okuyucu da kitabın sonunda yüzeye çıkar ve bir ‘Oh’ der… Okuyunuz.

 

kitap - moon baFabio Moon & Gabriel Ba – Güngezgini

Bras de Oliva Domingos adlı, ölüm ilanları yazarak hayatını kazanan bir adamın, hayat hikayesinin çeşitli varsyasyonlarının anlatıldığı bir çizgi roman ‘Güngezgini’. Görünen o ki, camiada bayağı beğeniliyor ve ilgi görüyor, hayranı çok. Ben henüz o camianın içinde değilim. Ancak, ikiz kardeşlerin kurgusunu ve çizimlerini, diyaloglarını pek beğendim. Hikayenin birinde Bras, küçük bir çocukken ölürken, diğerinde ünlü bir yazar olarak hikaye başlar. Birinde evli çocuklu bir adamken, diğerinde yalnız bir geçtir. Yani aslında, biz insanların ‘Böyle olmasaydı ne olurdu acaba?’ diye düşünüp durduğumuz olur ya, işte bu çizgi romanda bunun üzerinde gidilmiş. Çizimler zaten muhteşem, ilgilenenler beğeneceklerdir.

 

kitap - keret hanukaEtgar Keret & Asaf Hanuka – Bilek Kesenler

Desiree ve Zia’nın aşkı biter, ayrılırlar. Zia acılar içindedir ve sonunda hayatına son vermek ister. İntihar ederek kurtulacağını düşünür ancak pek de öyle olmaz. Gözlerini açtığında kendisini, kendi gibi sadece intihar edenlerin bulunduğu bir evrende bulur. Acıları ise aynıdır. Derken bir arkadaş edinir ve eski sevgilisi Desiree’nin de intihar ettiğini tesadüfen öğrenir. Hayat bitmiştir ama aşkı kalmıştır. Zia, sevdiği kızın peşine düşer… Absürd bir hikaye ‘Bilek Kesenler’ ama çok da keyifli. Çizgi roman olarak okumak da hoşuma gitti. Belki filmini izleyenler vardır aranızda, benim bilindiği üzere pek film kültürüm yoktur. Çizgi roman sevenler beğenebilirler.

 

kitap - karasuBilge Karasu – Kısmet Büfesi

Kısmet Büfesi, Karasu’nun değişiyle, metinlerden oluşmakta. Her okur için farklı bir tecrübe olacaktır bu kitap çünkü gerek içerik, gerek düşünce, gerek yapısı bakımından çok özgün ve okuyucunun her daim aktif olmasını sağlıyor. Tabii Karasu kitapları, farklılığı ve derinliği bakımından herkesi sarmıyor belki ama sevenleri de onun üstüne tanımıyor. Ben kendisinin dört-beş kitabını okudum ancak hala Karasu’yu tanıma aşamasındayım. Bir- iki kitabı var ki, tüm külliyatını bitirdikten sonra tekrar okumam gerekiyor. Kendini okur olarak nitelemek isteyen okuyucuların, okuması gereken bir yazardır Karasu, fikrimce…

 

Haziran ayının gelmesiyle birlikte yaz başladı. Hemen akabinde de Ramazan’ı karşıladık. Henüz güneşi tam manasıyla göremedik –ki ben bundan şikayetçi değilim- ama birilerine din dersi verenler ve bir diğerinin dini inanışıyla dalga geçerek ‘ilerici’ görüneceğini sananları görmezden gelmeye çalışsak da maalesef gözüme gözüme sokuluyorlar. Kendilerini birbirlerinden farklı görüyorlar ancak aynı kaynaktan beslendiklerinin farkında değiller; nefret. Neden? Çünkü insan, kendinden fazla etrafıyla meşgul olursa, neyi, niçin yaptığını düşünmeye fırsat bulamaz. Hele ki bu teknoloji çağında… O yüzden birbirimizin ne yaptığıyla değil, kendimizin ne yaptığıyla ilgilenmek hem kısa hem uzun vadede, daha faydalı gibi gözüküyor.

Bu ayın öne çıkan kitaplarına gelince; Bir Adam Yaratmak ve Sisfos Söyleni’ni yazabileceğim. Önümüzdeki günlerde sıcaklar baş gösterecek, güneşi görebilecekmişiz. Hayırlısı… Gelecek aya kadar bol kitaplı, okumalı, düşünmeli, kendimize dönmeli günler o zaman…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

FAVORİ YAZILAR