‘’Doğru. Genç değiliz artık. Dağları devirmek, dünyayı fethetmek hevesimiz kalmadı. Tam aksine, kaçıyoruz. Kendi kendimizden, yaşadığımız hayattan kaçıyoruz. On sekiz yaşındaydık. Tam yaşamayı ve dünyayı sevmeye başlamıştık. Bizi bu dünyayı felakete sürüklemekle görevlendirdiler. İlk bomba bizim kalbimizde patladı. Çalışma, emek, ilerleme dünyasıyla ilgimiz kesildi. Böyle şeylere inanmaz olduk. Biz sadece savaşa inanıyoruz artık!’’ – Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok

FullSizeRender-11

 

kitap - remarqueErich Maria Remarque – Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok

I.Dünya Savaşı… Almanya, batı cehpesinde Fransa’yla savaşmaktadır. Yaşanan dram, ölümler, yaralanmalar ve kayıplar 19 yaşındaki bir askerin gözünden anlatılıyor. O kadar, şiirsel ve aynı zamanda dramatik bir dille anlatılmış ki, okurun okuduğu sahneleri gözünde canlandırması hiç de zor değil. Bununla birlikte, çok gerçekçi yazılmış ve asla ajitasyona yer verilmemiş bu kitapta… Beni en çok etkileyen sahne ise, kahramanın izinli olarak evine döndüğünde hissettiği yabancılaşmayı anlattığı monologlardı. Filmini izlemedim ama hayatımda okuduğum en iyi savaş kitabını kesinlikle tavsiye ediyorum.

 

kitap - pasaliİbrahim Paşalı – Entelektüellerin Hurafeleri 

Yanılmıyorsam bu kitabı iki sene evvel bir takipçim önermişti ancak okumak şimdiye kısmet oldu. Yazarın, entelektüellik meselesine değinerek kaleme aldığı denemelerden oluşan kitabı, başlıklarıyla da bir hayli ilgi çekici. Değindiği birçok konuya katıldığımı, düşüncelerinin çoğunda kendisiyle hemfikir olduğumu söylesem de, üslubunu sevemedim. Kitap kolay okunuyor, keyifli ve zaman zaman güldürüyor ancak, aşağılama ve yargılamaların olduğunu düşündüğüm yerler hoşuma gitmedi. Paşalı birçok yerde, eleştirdiği tuzaklara düşmüş kanımca. Bunun dışında, farklı bakışaçısı sağlayacak bir kitap olması açısından önerebilirim.

 

kitap - ellisBret Easton Ellis – Amerikan Sapığı

Patrick Bateman, 26 yaşında, yakışıklı, iyi eğitimli, zengin bir borsacıdır. Eğlenmeyi, gezmeyi, tüketmeyi ve canı istediğinde öldürmeyi çok sever. Genç adam bütün o şatafatlı görüntüsünün ardında, aslında acı çeken, kayıp bir ruhtur. Yüzyılımızın en önemli 100 yapıtı arasında yer alan kitaba, cinayet kitabı gözüyle bakarsanız başka, bir tüketim toplumu eleştirisi gözüyle bakarsanız başka yorumlarda bulunabilirsiniz. Ben kitabı ilkiyle okudum, sıkıldım. Şimdiyse, ikinci algıyla gözden geçiriyorum, daha az sıkıcı buluyorum. Ama neticede sıkıcı bir kitap. Eğer tüketim toplumundaki şiddete ve açgözlülüğe dikkat çeken bir şeyler okumak isterseniz Anthony Burgess kitaplarına bir göz atın.

 

Abdülkadir Geylani – Adab-ı Muaşeret

Yazarından da anlaşılacağı gibi, İslam Dini ekseninde, Peygamber’in hadislerinden sıkça alıntılar yapılarak yazılmış bir adap, yol-yordam kitabı. Maalesef her dini kitapta olduğu gibi, kolayca çarpıtılabilir, suistimal edilebilir ve yanlış yorumlarda bulunulabilir. O yüzden bence herkesin okuyacağı bir kitap değil. Tabii, tavsiye edilen davranışlarla, şu anki Müslümanların davranışları arasındaki devasa farkları görmek, bana göre üzüntü vericiydi. Bilmediğim bir şey de yoktu kitapta. Belki de dindar insanların bir çoğu, kitaptakinden de çok şey biliyorlardır ama işte, bilmekle yapmak, yapmakla olmak arasında devasa farklar var.

 

kitap - sorel seksikSorel&Seksik – Stefan Zweig’ın Son Günleri 

Bu ayla birlikte okuma konusunda yeni bir deneyime yelken açıyorum ve çizgi roman okumaya başlıyorum. Hayatım boyunca hiç okumadığım bir tür olduğundan ne seçeceğimi bilemedim ama sağ olsun dükkan sahibi yardımıma yetişti ve bana birbirinden güzel çizgi romanlar önerdi. Bunlardan biri de çok sevdiğim Zweig’ın son günlerinin anlatıldığıydı. Zweig’ın ikinci eşiyle Brezilya’da geçirdiği günlerin anlatıldığı çizgi romanı okumak hem hüzünlü hem de keyifliydi bir deneyim oldu benim için. Çizimlerin olması ne kadar hayal gücünü etkilese de, farklı bir tecrübe olduğu kesin ve ben bundan hoşlandım. İçinizde ilgisini çekenler olursa internet üzerinden araştırabilirler.

 

kitap - armstrongGeorge Armstrong – Rothschild Para İmparatorluğu 

Finans dünyasında adı bilinen ancak hakkındaki bilgilerin oldukça gizli tutulduğu Rothschild ailesinin yükselişi ve zaman içinde İngiliz ve Fransız Merkez Bankaları ile Amerikada’daki Federal Rezerv Bankaları’na sahip oluşunun anlatıldığı kitap, bu tip konulara ilgi duyanlar için, hem dikkat çekici, hem düşündürücü hem de kolay okunuyor. Armstrong kitabında, Rothschild Ailesi’nin bir Yahudi İmparatorluğu kurmak istediğinden, I. ve II. Dünya Savaşları’ndan da büyük paralar kazanarak Bolşevik Devrimi’ni finanse ettiğinden bahsetmekte. Bahsettiği konular sadece bunlar değil elbette. Kitapta, Yahudi protokollerinden cinayet şebekesine, Amerika’nın savaşa girmesinden çok partili demokrasiye kadar birçok konuya değinilmiş. Yazarın üslubunu düşmanca yahut yanlı bulduğumu söylemem ama okunan her kitapta olduğu gibi, okurun vazifesinin okudukları üzerine iyice düşünmek olduğunu unutmamak lazım.

 

kitap - amaralJoao Amaral – Filin Yolculuğu

Jose Saramago’nun, bir filin Portekiz’den Avusturya’ya yaptığı altı aylık yolculuğu anlattığı kitabının çizgi roman versiyonu ‘Filin Yolculuğu’. Kitabı okumadığım için, çizgi romanla kıyaslayamıyorum ama yazar Saramago olması açısından, hikayenin çizgi romanda tam manasıyla anlatılabildiğini sanmıyorum. Hikaye güzel, çizimlerse müthiş… Keyifle okuduğumu söyleyebilirim ama esas yorumu, kitabın orjinalini okuduktan sonra yapabileceğimi sanıyorum.

 

kitap - onfray leroyOnfray&Le Roy – Nietzsche, Özgürlüğü Yaratmak 

Bu ayki üç çizgi romanımdan en çok sevdiğim şüphesiz ki buydu! Nietzsche’nin hayat hikayesinin etkileyiciliğinin yanı sıra çizimler de muhteşemdi! Özellikle en etkilendiğim çizimler, o dayanılmaz baş ağrıları çeker, korkunç rüyaları görürken resmedilenlerdi. Çok etkileyici bir çizgi roman olduğunu söyleyebilirim. Nietzsche’nin hayatının en kritik yerlerine, en önemli sözlerine yer verilmiş. Doğumundan ölümüne kadar bir Nietzsche çizgi romanı… Kitaplarının ancak 2000’li yıllarda okunup anlaşılacağını söylüyordu, iyi ki bu yılları görmedi.

 

İsmet Bozdağ – Darağacında Bir Başbakan

Bozdağ’ın, Adnan Menderes ve Demokrat Parti hakkında yazdıklarından yapılan bir derleme olan kitap, tarihe ışık tutuyor mu bilmiyorum. Geçen senelerde satın aldığım Demokrat Parti dönemi kitaplarının hepsinin yazarı İsmet Bozdağ. Hal böyle olunca, farklı yazarlardan okumadığım için fikir ve olayları çarpıştıramıyor, haliyle düşünemiyorum. O yüzden kitabı okurken çok sıkıldım ve kendime kızdım. Aynı dönemleri aynı yazardan okumak kadar ahmakça bir şey olamaz. Siz yapmayın sakın!

 

kitap - chandlerRaymond Chandler – Elveda Güzelim

Özel okulda eğitim görüp de, ortaokulda ‘The Big Sleep’i okumayanı dövüyorlardı benim zamanımda… ‘Elveda Güzelim’I de tavsiye üzerine okudum. Daha doğrusu okuyamadım. Dil ve üslup iyiydi ama polisiye okuyacak havada değildim, istemedim. 50 sayfa sonra da ‘Elveda Güzelim’e ‘Elveda’ dedim…

 

kitap - akcamTaner Akçam – Ermenilerin Zorla Müslümanlaştırılması

Türkiye’de konuşulamayan konuların olması ne yazık ki beni şaşırtmıyor bir türlü. En günlük konuşmalarda bile üslup sıkıntısı çekerken, hassas konularda kelimelerimizi seçerek konuşmak, bizim gibi tepkisel insanlara göre değil. Hele, son zamanlarda sosyal medyanın da etkisiyle, güya çağdaş görünecek diye hiç tanımadığına senli-benli hitap edenler, farklı fikirde olana hakaretler yağdıranlar yahut birilerine yaranmak için palavradan fikir savunanlar iyice kabak tadı veriyor. Ama öte yandan okuyan ve yazan, aklı selim bir topluluk az da olsa var. Araştırma kitapları önemlidir ama bir fikir oluşturmak için mümkün olduğunca çok ve farklı kalemlerden okumak gerekir ki, okur kapsamlı düşünüp bir yargıya ulaşabilsin. Kitabın adından, içeriği de anlaşılıyor. Kitapta, Ermenilerin zorla Müslümanlaştırılma, geçici iskan, çocukların Müslüman evlere dağıtılması ve genç kızların zorla evlendirilerek asimile edildiğinden bahsedilmekte. Hemen reddetmek yerine böyle kitapları okuyup düşünmek lazım. Lafı insanların ağzına tıkamakla bir şey elde edilmediğini yaşayarak görüyoruz.

 

Son yıllarda insanların bu denli kutuplaşması önceleri bana çok üzücü gelirdi. Ancak son zamanlarda üzüldüğümü söyleyemeyeceğim… Bilgiye bu kadar kolay ulaşılan, bilginin adeta bir fetiş olduğu günümüzde insanların ezbere konuşması üzücü değil ancak gülünç ve acınası olabilir bana göre. Ama pardon! Eğitim sistemimizin ne denli ezberci olduğunu varsayarsak, bilgi edinmenin ezberleme zannedilmesine de pek şaşmamak lazım. Halbuki bir bilginin ‘bilgi’ olabilmesi için, ne çok aşamadan geçmesi gerekir! Fikirle bilginin sürekli birbirine karıştırılması da ayrı bir konu… Fikir edinmek için, farklı fikirleri tanımak ve tartışmak, bana göre tek çıkar yol ama kimsenin kendi gibi olmayana tahammülü yok. Tahammülü geçtim, terbiyesizler de… Kelime dağarcığı o kadar kıt ki kendini ancak küfrederek ifade edebiliyor. Biraz okusa belki kendini eğitecek ama haddini de bilmiyor, gözünüzle görmediğiniz bir olayı onun gibi savunmadığınız, şüphelenecek bir yer bıraktığınız için size hakaret ediyor… Bunların çoğu da okumuş, güya… Daha say say bitmez… O yüzden artık üzülmüyorum. Kutuplaşmayı besleyenler, büyütenler düşünsün, düşüneceklerse… Benim vicdanım rahat.

Nisan ayının öne çıkan kitapları Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok ve Nietzsche, Özgürlüğü Yaratmak’tı… Genel itibariyle okuma açısından keyif aldığım bir ay olduğunu söyleyemem. Vasat olmakla birlikte, eğer çizgi romanları okumasaydım bayağı sıkılacaktım sanırım.

Öyleyse gelecek aya kadar herkese bol kitaplı haftalar diliyorum!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

FAVORİ YAZILAR