Ayakkabı, çanta yahut makyaj malzemesi değil, kendimi en çok kitap alış verişi yaparken kaybediyorum. Neyseki uzun zamandır kitaplarımı araştırıp aldığım için, sahaflarda ya da kitapçılarda serseri mayın gibi oradan oraya savrulmuyor, ne aldığımı biliyorum. 2014’ün gelmesiyle birlikte, kendime koyduğum kitap alma yasağının da sonuna gelmiş oldum. Yani bu demek oluyor ki, önümüzdeki aylarda, tahmin ediyorum ki, çok iyi kitaplar hakkında yazacağım.

betilk

Ocak ayının ilk yarısında elimde bulunan kitapları bitirmeye çalışırken, ikinci yarısında yeni aldığım kitapları okudum. Şu bir gerçek ki, öylesine alınan bir kitapla, araştırılıp, soruşturulup alınan kitaplar arasında ciddi derecede fark var. Öyleyse Ocak ayına bir bakalım;

empati

Empati – Adam Fawer

Ocak ayına, ‘Olasılıksız’ kitabının yazarı Adam Fawer’ın ‘Empati’siyle başladım. Senenin ilk kitabı olması suretiyle bayağı hevesliydim ancak sıkıntıdan şiştim! Hikaye güzel, güzel olmasına ama çok gereksiz ayrıntılar olduğunu, yazarın hikayeyi fazla dolandırdığını düşünüyorum. ‘Olasılıksız’dan aldığım keyfin zerresini almadım.

Geceyarısı Şarkıları – Ahmet Altan

geceyarısı şarkıları

Ahmet Altan ‘Geceyarısı Şarkıları’nı isedüşük beklentiyle okumaya başladım ama çok beğendim. Kitap, köşe yazılarından derlenmiş ama bir köşe yazısı için hepsi fazla derinlikli ve fazla edebi bence. Gazete okumaktan nefret ettiğim için, maalesef köşe yazılarına da pek aşina değilim.  Ama, deneme tarzı yazıları sevenlerin, bu kitabı da beğenerek okuyacağını tahmin ediyorum.

dahinin karısı

Martha Freud, Dahinin Karısı – Katja Behling

Katja Behling, ‘Martha Freud, Dahinin Karısı’nda, Martha Freud’un hayatını ve dolayısıyla onun gözünden Sigmund Freud’u okuyorsunuz. Yazarın dili ve üslubu gayet sade, açık ve net. Freud’u çok sevdiğim için, kitabın dili çok ağır da olsaydı  severek okurdum. Kendisinin eş olarak ‘biraz’ titiz ve kıskanç  olduğunu okuduğumda şaşırmadan edemesem de, bu durum Freud’un karizmasına bir nebze bile halel getirmedi. Belki Martha çok pasaklıydı kim bilir…

adabı muaşeret

Adab-ı Muaşeret – Abdülkadir Halit

Evvelden, yol, yordam, nezaket ve adap konularına pek takılmaz,insanların içinden geldiği gibi davranması gerektiğini savunurdum. Ancak sosyal medyanın etkisiyle bir anda, her bireyin içinden geldiği gibi davranmaması gerektiğini savunurken buldum kendimi, Sanıyorum geçen sene bu kitabı, bunları düşünerek almışım. Abdülkadir Halit’in ‘Adab-ı Muaşeret’i, benim tahmin ettiğimin dışında, daha çok dini bir kitap. Günlük hayatta yaptığımız ya da yapmamız gereken davranışlar, ayet ve hadislerle desteklenerek anlatılmış. Yazarın yorumu çok yok. Gayet de kolay okunuyor.

At Çocuk – Rupert Isaacson

Rupert Isaacson’ın ‘At Çocuk’ adlı kitabında, otizmli oğlunu iyileştirmek için, karısıyla çıktığı Moğolistan yolculuğu ve orada yaşadığı enteresan deneyimleri yazmış ki, deneyimler gerçekten enteresan. Şaman öğretileriyle yapılan bazı uygulamalarda yazar, oğlunun senelerdir terapilere giderek çözemediği sorunları, kabilelerle yaşayarak ve orada farklı şeyler deneyerek çözebildiğini yazmış. Bana sorarsanız gayet ilgi çekici bir kitaptı. İlgilenenlere tavsiye ediyorum. Yeri gelmişken, otizmli birinin otizmi nasıl anlattığını ve yaşadığını merak ediyorsanız, Temple Grandin ‘Resimlerle Düşünmek’ kitabını da mutlaka tavsiye ediyorum.

nar-agaci

Nar Ağacı – Nazan Bekiroğlu

Nazan Bekiroğlu ‘Nar Ağacı’na hevessiz başlamıştım ama kitabı sevmememin sebebi sadece bu değil. Çok acıklı bir aşk hikayesiymiş ama aşk yok! Kitabın yarısına geldiğimde daha hikaye başlamamıştı ve romanın iki karakteri romanın ancak sonunda bir araya geldi. Hadi hikaye ordan burdan anlatılıyor belli ki sonunda birşeyler ortaya çıkacak, bari o süreçte derinliği olan vurucu sözler, anektodlar olsun, yok! Kitabın türü tarihi desem, değil, aşk desem, değil, diğer türleri hiç saymıyorum. Yazara haksızlık etmek istemiyorum ama ben kitabı sevmedim, bir daha da okumam. Eh, bu kadar seveni varken, Nazan Bekiroğlu’nu okumamam kendisini çok da ilgilendirmez sanıyorum.

Gormek

Görmek – José Saramago

Gelelim, zor okumama rağmen okumaktan vazgeçemediğim bir yazara; Jose Saramago’ya… Yazar ‘Görmek’ adlı kitabında, çarpıcı bir şekilde, demokrasi eleştirisi yapmış. Tabii ki çok beğendim. Her ne kadar, her satırı pür dikkat okuyup, asla konsantrasyonumu kaybetmemem gerekse ve bu durum beni biraz yorsa da, kitabı hayranlıkla kapatıyorsam, herşeye değiyor! Zor mor demeyin, okuyun! Ama önce ‘Körlük’ü okuyun.

Yasamin_Ucuna_Yolculuk

Yaşamın Ucuna Yolculuk – Tezer Özlü

Tezer Özlü’nün ‘Yaşamın Ucuna Yolculuk’ kitabını çok sevdim. Öncelikle yazarın kendisini sevdim, biraz Oğuz Atay’ı hatırlattığı için, sonra cümlelerini sevdim, yaşanmışlığı, acıları, hayatı derinden hissettirdiği için… Genel itibariyle depresif bir havası vardı kitabın ve bu da kitabı sevmem için bir sebep tabii ki. Ne kadar gülmeyi, eğlenmeyi sevsem de, gülüşü bile hüzünlü olan insanları seviyorum. İyi ki varlar…

tiffany

Tiffany’de Kahvaltı – Truman Capote

Holly, tatlı Holly… Truman Capote’nin ‘Tifanny’de Kahvaltı’sı ne sempatik bir kitaptır yahu! Baştan sona büyük bir keyifle okudum.Capote’nin ‘Soğukkanlılıkla’ kitabından sonra bir hayli (!) farklı geldi tabii ki, ki o kitabı da çok severek ve dehşet içinde okumuştum. Ama iki kitap hikaye ve üslup açısından birbirinden çok çok farklı. Keyifli vakit geçirmek, ya da iki ağır kitap arası okunabilecek güzel bir kitap.

peri

Peri Gazozu – Ercan Kesal

Ercan Kesal, ‘Peri Gazozu’nu her yerden o kadar çok duydum ki, artık almadan edemedim. Yazarın, anılarını anlattığı kitapta çoğu yerde gözlerim doldu, çok duygulandım, bazı yerlerde kızdım ve güldüm ama, çok çok beğenmedim. Çok akıcı, yazarın anıları çok ilginç evet, ama bu durum bende muhteşem bir kitap etkisi yaratmadı. Belki de ben kitaptan anlamıyorum…

Siz hiç tavsiye edilen bir kitabı yanlış aldınız mı? Ben aldım. Takipleştiğim bir kitapsever, Bana Stephen King’in ‘Tılsım’ını söylemiş ama ben gidip Roberto Bolano’nun ‘Tılsım’ını satın almışım. Sonuç? Hüsran olmasa da vasati. Yani başta değişik ve sevebileceğim gibi geldi ama, zannettiğim kitap da çıkmayınca sanıyorum motivasyonum düştü, hasbelkader okudum.

sanat-ve-felsefe20130303005153

Sanat ve Felsefe – Dücane Cündioğlu

Ve gelelim bu ayın en sevdiğim kitabına… Siz, kendisini sever misiniz, sevmez misiniz bilemem ama ben seviyor, yazılarını ve konuk olduğu programları ilgiyle takip ediyorum. Kitabını da çok severek okudum. Dücane Cündioğlu’nun ‘Sanat ve Felsefe’ adlı kitabından bahsediyorum.  Gayet kıt olan sanat ve felsefe bilgimle bile bu kadar keyif alarak okuduysam, kim bilir hakkında yazdığı tablolara ve sanatçılara ait hikayeleri bilseydim ne kadar zevkle okurdum! Cündioğlu’nun dili ağır evet ama kitaptaki üslubunu, konuk olduğu programlardakinden çok daha anlaşılır buldum. Arada bir Osmanlıca sözlüğe bakmam gerektiyse de kitap su gibi akıp gitti. Özellikle yazarın kişisel tespit ve fikirleri harikaydı!

Derken bir Ocak ayını da on iki adet kitapla tamamladım. Genel olarak baktığımda iyi kitaplar okuduğumu düşünüyorum. Ama okunacaklar listem uzun, ileriki aylarda çok daha iyi kitapları sizlerle paylaşacağımı temenni ediyorum.

Ben okumaya devam edeceğim, size de her zamanki gibi bol kitaplı günler!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?