Şubat ayı okuma listeme geri dönüp baktığımda, birbirinden güzel kitaplar okuduğumu görüyorum. Belki de hayatımda ilk defa beğendiğim kitaplar bu kadar art arda geldi. Bunda, araştırıp soruşturup kitap almanın etkisini inkar edemem. Bir kitabı okurken, arkasından okuyacağım kitapta aklım kalıyordu. Eh, kaldığı kadar da varmış…

betilk

İhsan Oktay Anar-Suskunlar

suskunlar005Anar’ın kitapları, sanıyorum ki beş-altı satırda özetlenecek kitaplar değil. Dil ve üslup açısından, daha evvel okuduğum ‘Puslu Kıtalar Atlası’na benzese de ben, ‘Suskunlar’ı daha akıcı buldum ve dolayısıyla daha keyif alarak okudum. Osmanlı Dönemi’nde musiki cemiyetlerini ve musikinin konumunu irdeleyen yazar, yarattığı karakterle yine fark yaratıyor. Her satırda yazar, engin bilgisiyle okuyucuyu etkileyerek, merak uyandırıyor. Araştırılmış, üstünde titizlikle çalışılmış ve usta bir elden çıktığı, her kelimesinden belli olan bir kitap. Okumanızı öneririm.

Jerzy Kosinski-Boyalı Kuş

Bir çocuğun hayat mücadelesini konu aldığını düşündüğüm kitabı boyal_ku_okumaya başladım. Ancak hayat mücadelesi ve oradan oraya savruluş hikayesinde okuduğum olaylar, değme cinayet kitaplarına taş çıkaracak cinstendi. Kitap adeta kanımı dondurdu. 2. Dünya Savaşı sırasında, Alman işgalinden kurtulabilmesi için Polonyalı bir aile, altı yaşındaki çocuğunu köye yollar. Yanına yollandığı yaşlı kadının ölmesi sonucu küçük çocuk, kendi başının çaresine bakmak zorunda kalır. Ama nasıl bir başının çaresine bakmak, ne siz sorun, ne de ben söyleyeyim, ki zaten satırlar yetmez anlatmaya. Hayatımda okuduğum en vahşi ve sarsıcı kitap olarak yerini alan ‘Boyalı Kuş’ ölene kadar hafızamda yer edecek…

Murat Menteş-Dublörün Dilemması

dublor‘Boyalı Kuş’un etkisinden çıkamadan ‘Dublörün Dilemması’nı okumaya başladım. Çok methedilmesine rağmen, düşük beklentilerle okumaya başladığım kitabı çok beğendim. Hikayenin ve karakterlerin özgünlüğü, yazarın dili ve üslubu, diyaloglar ve mekanlar çok ama çok başarılıydı. Kitabın beni oldukça şaşırttığını söyleyebilirim. Çok ağır kitaplar okuduğunuzda, arada biraz kafa dağıtmak ama kafa dağıtırken de kaliteli bir şey okumak isterseniz, ‘Dublörün Dilemması’ bunun için birebir.

F.Scott Fitzgerald-Muhteşem Gatsby

Çoğu insana film izlemek kitap okumaktan daha kolay gelse de, benim muhtesem-gatsby_avatar_orjiçin olay tamamen tam tersi. Kitaptan aldığım keyfi filmlerden alamıyor, çabuk sıkılıyor ve konsantre olamıyorum. 1922 yazında New York ve Long Island’da geçen hikayede, o dönemin ekonomik durumu ve 1. Dünya Savaşı sırasında Amerika’da yaşanan kargaşa anlatılmış. Jay Gatsby, oturduğu ev ve yaşadığı hayatla, komşusu olan anlatıcının dikkatini çeker. Gatsby, hakkında söylenen onca söze rağmen zenginliğini, dişiyle tırnağıyla çalışarak elde etmiştir. Ancak buna rağmen, zengin olarak doğmuş insanların ayrıcalıklarına sahip olamayacağını, çeşitli olaylar yaşayarak öğrenir. Zira hayatta, para ile sahip olunamayacak şeyler de vardır. Yazarın dili ve üslubu dolayısıyla da severek ve bir solukta okudum. Beğendim ancak, bayıldım mı? Hayır.

Virginia Woolf-Kendine Ait Bir Oda

kendine ait‘Muhteşem Gatsby’ gibi, ‘Kendine Ait Bir Oda’ da, bir ‘Le Monde’ listesi kitabıydı. Her ne kadar ‘Mrs. Dalloway’i ite kaka okumuş olsam da, ‘Kendine Ait Bir Oda’yı çok beğendim, hem de ön yargıyla okumaya başlamama rağmen. Kadının edebiyattaki yerini sorgulayan kısa kitapta Woolf, bana kalırsa çok doğru noktalara değinmiş. Kadının tarihte ve toplumdaki yeri, toplumda cinsiyet meselesi, ataerkil düzen, kadının tarihte yer alamayışı ve edebiyatta erkek egemenliğini irdeleyen yazar, şu sonuca varır ki; kadınların entelektüel alanda yaratıcı olabilmesi için kendilerine ait bir odaya ihtiyçları vardır. Benim altını çizdiğim ve etkilendiğim çok cümle oldu, kesinlikle tavsiye ediyorum.

Boris Vian-Günlerin Köpüğü

Vian’ın, ‘bir oturuşta’ yazdığı söylenilen kitabı, gerçeküstü bir zeminde, günlerinaşkı ve ardından gelen ölümü işlemiştir. Kitap konusu itibariyle bir aşk kitabı ancak bildiğimiz, okduğumuz aşk kitaplarından, gerek kurgusu, gerek verdiği mesajlar, ve gerek karakterleri bakımından çok farklı geldi bana. Üstüne düşüneceğim, beni düşündüren o kadar çok cümle vardı ki, bu acıklı aşk hikayesine ağlayamadım bile. ‘Le Monde’ boşuna listesine almamış kitabı, okumanızı öneririm.

Alice Munro-Bazı Kadınlar

can_bazi_kadinlarHayatımda ilk defa ödül aldığı için bir kitabı okuma isteği duydum ve satın alıp okumaya başladım. Yazarın ustalığı üzerine edecek tek lafım yok, okuduğum her kelime ve her cümlede bunu açık ve net bir şekilde gördüm. Ancak, baş karakterlerinin çoğunu kadınların oluşturduğu öykülerin kurguları beni çok da etkilemedi. İki-üç hikayeyi çok beğendim ancak kalbime ve ruhuma dokunmadı maalesef. Bir hikaye ustalıkla ve tarafsız olarak nasıl yazılır diye merak ediyorsanız eğer, ‘Bazı Kadınlar’ çok iyi bir örnek.

Rasim Özdenören-Çok Sesli Bir Ölüm

Dört tane hikayeden oluşan kitapta, her hikaye şiirsel bir realizmle çok sesliokuyucuyla buluşuyor. Çaresizlik, varolmaya çalışan bireyler, aşk, toplum baskısı ve kırsal yaşam gibi konuları irdeleyen hikayelerde, anlatım o kadar akıcı, açık ve netti ki, sanki okumuyor da, hikayelerin hepsini izliyormuş hissine kapıldım. Beni en çok etkileyen son hikaye oldu. Bir tek o aklımda kalmış…

Ernest Hemingway-Çanlar Kimin İçin Çalıyor

çanlarYine, ‘Le Monde’un listesinde yer alan kitapta, İspanyol İç Savaşı’nda dağlarda, faşistlerle savaşan gerilla güçleri arasında bulunan profesör Robert Jordan’ın savaşın anlamsızlığının sorgulanışını okuyorsunuz. Jordan patlayıcı uzmanıdır ve bir saldırıyı desteklemek için köprüyü havaya uçurması gerekmektedir. Romandaki karakterlerin hepsi, bu görevin onların ölümlerine sebep olacağını düşünmekte ve ne için öldüklerini sorgulamaktadır. Her ne kadar savaş romanı olsa ve daha çok erkeklere hitap eder gibi görünse de hikaye, içerisinde tutkulu bir aşkı da barındırmakta. Yer yer destansı anlatımlarında olduğu kitabı çok kolay okuduğumu söyleyemeyeceğim ama çok beğendim.

Cemil Kavukçu-Başkasının Rüyaları

Arkadaşımın tavsiyesiydi ve okuduğum en iyi öykü kitaplarından biri başkasınınolarak rafların arasında yerini aldı. Birbirinden bağımsız gibi görünen ancak birbirini tamamlayan, yaratıcılığın son noktası diyebileceğim bir kitap. Yazarın dili ve üslubu da mükemmel. Nasıl okudum, nasıl bitirdim anlamadım. Öykü severlere, sevmeyenlere kesinlikle tavsiye ediyorum.

Ve gelelim şubat ayının favori kitabına…

Emil Ajar-Onca Yoksulluk Varken

onca yoksullukŞu anda tüylerimin diken diken olduğunu yazmadan edemeyeceğim… Hayatım boyunca unutamayacağım, zihnimde, kalbimde ve ruhumda yer eden, tekrar okumayı düşündüğüm ender kitaplardan biri ‘Onca Yoksulluk Varken’… Momo, yani Muhammed, annesi tarafından Madam Rosa’ya bırakılmış, kendisi gibi, annesi fahişelik yapan çocuklarla yaşayan çok zeki bir çocuktur. Madam Rosa da eskiden fahişelik yapmış, yaşlı, Yahudi bir kadındır ve Momo’yu çok sevmektedir. Bu harika ikilinin, yoksuluğun kol gezdiği yaşamlarını, her türlü zorluğa rağmen sürdürmeye çalışmalarını okuyacaksınız. Momo, bana ‘Çavdar Tarlasında Çocuklar’daki Holden’ı hatırlattı biraz. Momo’nun ağzından anlatılan bu kitabı okuyup da etkilenmeyecek birinin olacağını düşünemiyorum. Yazarın dili ve üslubu tek kelimeyle mükemmel. Küçük bir çocuğun bakış açısını, düşüncelerini, duygularını o kadar güzel anlatmış ki, hayranlığımı belirtecek kelime bulmakta zorluk çekiyorum. İnsanın yüreğine dokunan, acı acı gülümseten kara mizahı çokça kullanmış yazar. Ne kadar yazsam, bu kitabın bana hissettirdiklerini, düşündürdüklerini anlatmayı beceremem. Ben çok ama çok sevdim, okuyun, okutun..

Şubat ayını, şu an, yazarken yeniden yaşadım. Her kitapta ayrı duygu yaşamış, her birinde farklı düşüncelere gark olmuşum. Bazen şu dünyadan o kadar bıkıyorum, o kadar soğuyorum, sonra bir zamanlar bu muhteşem kitapları yazmış, yazan insanların da bu dünyada yaşamış olduğunu, yaşadığını düşünüyorum ve böylece yaşama sevincimi yeniden kazanıyorum. Sanatçılar ve edebiyatçılar olmasaydı, inanın bana bu hayat çekilmez olurdu. İyi ki varlar, kıymetlerini bilmek, bildirmek lazım…

Gelecek ay görüşmek üzere. Herkese bol kitaplı günler…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN