Yeryüzü çok kalabalık. Her yerde fazlasıyla insan var. Ve bu kalabalığın, bu hengamenin içinde kişinin sıkışıp kalmaması kabil değil. Özgürlükten dem vurup, düşüncelerimizi dahi istila etmeye çalışmaları da cabası… Aynı dili konuşan ancak birbirinin dediğini anlayamayan bir güruh. Düşünmek lazım… Düşünmeye vakit ayırmak lazım. Anlamaya çalışmak lazım. Ellerini kollarını sallayıp, ağzından tükürükler saçarak, bağıra bağıra konuşan ve fakat, ne dedikleri anlaşılmayan kalabalık, yakınımda. Ama ne zaman kitabımı elime alıyorum, o zaman görüntüleri silik, sesleri boğuk gelmeye başlıyor… Bilmem anlatabildim mi?

photo 1-3

Bu yazıyı okuyanların da, kaçıp gitmeyı ve biraz olsun kafa dinlemeyi tercih edenlerden olduğunu düşünerek, temmuz ayında okuduklarıma göz atmaya başlıyorum;

kitap - bulantiJean-Paul Sartre- Bulantı

Varoluşçuluğun en önemli yapıtlarından biri sayılan kitap, anti-kahramanı Roquentin’in tuttuğu günlükten oluşuyor. Hayatı, insanları, varoluşu, gelenekleri, gereklilikleri ve nesneleri inceleyen, sorgulayan bu adam, okuyucuyu oldukça etkilemekte. Kitabı okumaya başlarken, bu kadar seveceğimi tahmin etmemiştim ancak sonunda, ‘Bulantı’ benim favorilerimden biri oldu. Kesinlikle okunması gerektiğini düşünüyorum. Kitapla ilgili ayrıntılı yazımı merak edenler, kafkaokur.com’u ziyaret edebilirler.

kitap - ciglikFerit Edgü- Çığlık

Birbirinden farklı öykülerden oluşan, harika bir kitap! Hikayelerin kurgusu, dili, biçimi ve üslubu hem çok özgün, hem de okuyucuyu alıp götürüyor. Özellikle öykü severlerin çok keyif alacağını, yazar olmayı düşünenlerinse çok şey öğreneceğini düşündüğüm, tekrar tekrar okuyacağım kitaplardan biridir benim için.

kitap - karamazov kardeslerFyodor Dostoyevski- Karamazov Kardeşler

Sigmund Freud’un muhteşem önsözüyle başlayan, 600 küsur sayfalık harika bir başyapıt! Ana konusu baba katilliği olan kitapta, diyaloglarda geçen cümleler ve düşünceler, okuyucuyu sürekli düşünmeye sevketmekte. Çok seri okunabilmesine rağmen, ağır bir kitap ve bence tek okumada tam manasıyla kavranabilmesi biraz zor. O yüzden ileriki zamanlarda tekrar okuyacağım, okunmasını kesinlikle tavsiye ediyorum.

kitap - serguzestSami Paşazade Sezai- Sergüzeşt

Seneler evvel yazılmasına rağmen, günümüzde de geçerliliğini koruyan, esareti ve sınıfsal farklılığın insanlar üzerinde oluşturduğu baskıyı anlatan çok başarılı bir kitap. Anlatılmak istenenler çok vurucu olmasına rağmen, yazarın üslubu sayesinde kitap su gibi akıyor. Zaten oldukça kısa bir kitap, okunmalı diye düşünüyorum. 

kitap - canistanYusuf Atılgan- Canistan 

Yazarın ölmeden evvel yazdığı, tamamlanmamış ancak, okuyucuda hiç de tamamlanmamış etkisi bırakmayan, dört bölümden oluşmuş bir köy romanı. Okuyucunun her bölümde farklı hisler yaşadığı kitapta, aşk, dostluk, öfke, adalet ve kin konuları işlenmiş. Benim gibi, Yusuf Atılgan’ın tarzını ve kitaplarını sevenlerin keyifle okuyacağını düşünüyorum.

kitap - mutsuz cocuklarin tanrisiJale Demirdöğen- Mutsuz Çocukların Tanrısı

Berat adlı genç, talihsiz bir kaza sonucu ayaklarını kaybeder ve arkadaşlarından bir nevi intikam almak için yaşadıklarını kaleme alır. Kitapta, Berat haricinde, diğer arkadaşlarının da olay süresince yaşadıkları okuyucuya ulaşıyor. Yani aynı olaylar, farklı ağızlardan anlatılmakta. Depresif bir roman. Kurgusu güzel aslında, ancak hali hazırda dramatik olan bir konuyu, daha fazla ajite etmenin gereği yoktu bence. Yazarın anlatımı bana çoğu yerde fazla zorlama ve yapmacık geldi. Kitabın ortasından sonra sıkılmaya başladığımı söyleyebilirim. Ama buna rağmen, merak edip kitabı bitirdim.

kitap - otomatik portakalAnthony Burgess- Otomatik Portakal

Uzun zamandır merak ettiğim bir kitaptı ‘Otomatik Portakal’ ve kitabı okuduktan sonra merak etmekte çok haklı olduğumu gördüğüm. Alex adlı anti-kahramanımız, bir arkadaş grubuyla birlikte birçok suça karışır ve en sonunda hapishaneye düşerek rehablitasyona alınır. Şiddetin apaçık ve yalın bir şekilde işlendiği, dil ve üslup bakımından da başka hiçbir kitaba benzemeyen, çok özgün ve etkileyici bir kitap. Filmi de, gelmiş geçmiş en iyi uyarlamalardan biriymiş ancak henüz izlemedim. Okuyun derim.

kitap - eylembilimOğuz Atay- Eylembilim

Oğuz Atay’ın tamamlayamadığı, tamamlasaydı kim bilir daha neler yazacağını düşündüğüm harika kitabı! Kitap, üniversitede meydana gelen olaylara bir profesörün gözünden bakmamızı sağlıyor. Yine içinde harika cümleler, etkileyici tespitler var. Ve yine, Atay’ın çok sevdiği ve sık kullandığı kara mizah karşımıza çıkıyor. Kitabın sonundaki cümlenin yarım kalması beni derinden etkiledi. Kim bilir daha neler yazacaktı… 

kitap - gazap uzumleriJohn Steinbeck- Gazap Üzümleri

Küçük toprak sahiplerinin, yoksulluk ve açlık yüzünden evlerini terketmek zorunda kalıp, yeni bir yaşama başlamak için yaptığı göçü, ve bu esnada yaşadıklarını anlatan iç burkan bir klasik. Yazarın dili ve üslubu mükemmel. Kalın bir kitap olduğuna bakmayın, oldukça rahat okunuyor. Zor okunsa dahi, bir dünya klasiği olması sebebiyle, muhakkak okunması gerektiğini düşünüyorum. Ama bunca beğenime rağmen, benim Steinbeck favorim ‘Fareler ve İnsanlar’. 

kitap - yalniz kadinlar arasindaCesare Pavese- Yalnız Kadınlar Arasında

Tezer Özlü sebebiyle merak ettiğim, yalnızlığın ve hüznün konu alındığı bir kitap. Çocukluğunu geçirdiği şehre seneler sonra geri dönen bir kadının, dolaştığı çevrelerde tanışığı kadınların hepsi bir mutluluk hayali içindedir ve hikaye bu konular etrafında döner. Peki, mutluluğun anahtarı bulunur mu? Bilemiyorum ama kitabı okurken derin bir hüzün hissettiğim kesin. Özlü severler, bu kitabı da seveceklerdir.

kitap - deli askPeride Celal- Deli Aşk

Elif’in, kocasına duyduğu saplantılı ve delicesine bir aşkı anlatan ve maalesef beni pek de etkileyemeyen bir kitap. İtiraf etmeliyim ki, yazarı Peride Celal olmasaydı, yarım bırakabilirdim. Saplantılı ve hastalıklı bir aşk, çok iyi bir şekilde anlatılmış, hatta Elif’in hisleri okuyucuya çok iyi ulaşıyor. Yazarın dili ve üslubu da kitabın seri okunmasını sağlıyor ancak, Elif’in sürekli aynı ruh hali ve bir kısır döngü içinde dönüp durması benim klostrofobik hissetmeme sebep oldu. Açıkçası sıkıldım. Farklı olaylar yaşansa da, sonunda hep aynı şeyin tekerrür etmesi, kendi hayatım için de katlanabildiğim bir şey değil maalesef.

 

Bu ay da, bir favori kitabım olamayacak kadar çok kitap beğendim. Beğenilerimi tek kitaba indirgemeye çalışsam da, diğerlerine haksızlık edeceğimi düşünerek vazgeçtim. Yaz ayları çoğu insanın kitap listesi oluşturduğu ve tatil valizine muhakkak bir kitap koyduğu zamanlardır. Ancak havaalanları ve plajlarda görüyorum ki, çok satanlar listesi dışında kitap okuyan pek yok. Bu konuda fazla ukalalığa kaçmak istemiyorum ama araştırarak kitap almak konusunda da insanlarda bir bilinç uyandırılması gerektiğini düşünüyorum. Nice muhteşem kitabı, çok satanlar listesinde görmediğiniz için okumadığınızın bilmem farkında mısınız?

Bilinçli okuyuculardan önce, ülkemizde sadece okuyucuların çoğalmasına bile razıyım. Ben yine sıcaktan ve insanlardan kaçıp okuyacağım. Gelecek ay görüşmek üzere, herkese bol kitaplı günler…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Ne cok seviyorum bu yazi dizisini.. Hiz kesmeden her ay devam etsin lutfen ;) “Bulanti” uzun suredir aklimdan cikmisti onu hafta sonu yeniden elime alacagim lakin bazi kitaplar tekrar tekrar okunmayi cok hakederler.. Yusuf Atilgan’in dilini cok seviyorum.. Bu kitabini duymamistim da aciksasi.. Onu da listeme ekledim.. Cok tesekkurler !

    • Asıl ilginiz, alakanız ve beğeniniz için ben teşekkür ederim. Yaklaşık bir senedir her ay yazıyorum ve kitap okumak kadar keyif aldığım biaşka bir şey olmadığı için, ben de hız kesmeden yazılara devam etmeyi istiyorum. Sizin gibi hevesli okuyucuları görmek benim için son derece keyifli oluyor. İyi okumalar öyleyse, sevgiler…

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?