‘’Okur kitap arar ama, kitabın da okuru bulduğunu ben çok gördüm. Açıklanabilir bir şey söylemiyorum belki, ama “rastlantılar”ın çoğu, açıklayamadığımız için rastlantı görünmez mi?’’ – Bilge Karasu

FullSizeRender-4

kitap - cemil mericCemil Meriç – Sosyoloji Notları ve Konferanslar

Adından da  anlaşılacağı gibi kitap, Meriç’in İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nde 1965-69 yılları arasında anlattığı dersler, verdiği konferanslar ve sohbetleri sırasında çoğunlukla kızı Ümit Meriç tarafından tutulan notlardan oluşuyor. Meriç’in ileride yazacağı kitapların bir nevi taslağı olan bu notları, kendisinin büyük bir hayranı olarak elbette ki ilgi, merak ve keyifle okudum. Böyle kıymetli bir düşünce adamının kitaplarının okunması, okunanlar üzerine bolca düşünülmesi gerektiği kanaatindeyim. Ne var ki, bilmem kaç kere söylemekten dilimde tüy bitse de, en yakınlarım bile eline alıp bir Cemil Meriç kitabı okumuş değiller henüz.

 

kitap - marquezGabriel Garcia Marquez – Kırmızı Pazartesi

Çantanızın olmazsa olmazı nedir bilmiyorum ama, cüzdan ve telefonum dışında almadan asla çıkmayacağım iki şey var ki, biri mevsim ne olursa olsun güneş gözlüğüm (migren sahipleri bilir ne demek istediğimi) diğeri de kitabım. Ne ki, o melun gün çantama kitabımı koymayı unutmuşum. Bunu, bekleme sırasında çantama elimi attığımda anladım. Kısa bir panik havası yaşayarak ve yayarak en yakın kitapçıyı nerede bulabileceğimi düşünmeye başladım. Ve aha! İşte karşımda duruyordu; çıtır çerez, balon kitapların çok satanlar bölümünde gırla gittiği, antipatik bulduğum kitapçılardan biri… Olsundu, yapacak bir şey yoktu, denize düşen yılana sarılırdı. Dükkana girip hızla ‘Dünya Edebiyatı’ bölümüne seyirttim ve kısacık bir göz gezdirmeden sonra kaptığım gibi ‘Kırmızı Pazartesi’yi, ödememi yaptım ve huzurlu bir şekilde sıramı beklemeye koyuldum. Bütün kasabanın işlenecek cinayeti bildiği ancak kimsenin engel olmadığı bir namus davasını anlatan kitap, Marquez’e her zaman olduğu gibi hayran bırakacak nitelikte. Henüz kitabın ilk sayfalarından itibaren cinayetin işleneceğini bilerek okumaya başlıyorsunuz. Adım adım cinayete doğru gidiyor, bu yolculukta sizin gibi, kasabadaki herkesin bundan haberi olduğunu, ancak kimsenin bu cinayeti durdurmaya tenezzül etmediğini görüyorsunuz. Herkesin bildiği, buna rağmen kimsenin engel olmadığı bir cinayetin hikayesi… Kesinlikle okunmalı!

 

kitap - zweigStefan Zweig – Bir Kalbin Ölümü/ Mürebbiye 

Zweig’ın, insanın içine işleyen psikolojik tahliller yaptığı öykülerinden ilki, bir babanın ailesinden uzaklaşmasını ve iç dünyasında yaşadıklarını anlatırken; ikincisi iki kardeşe öğretmenlik yapan genç mürebbiyenin, ev sahibinin akrabasıyla olan ilişkisini ve ailede yaşattığı duyguları anlatıyor. Şimdiye kadar birçok Zweig kitabı ve öyküsü okumuş biri olarak bu iki öyküyü duyguları yansıtışı açısından yine çok başarılı ancak kurgu açısından vasat buldum.

 

kitap - duygu asenaDuygu Asena – Kadının Adı Yok 

Bu ayın ikinci kez okuyacağım kitabı, tam on küsur sene evvel okuduğum bir Duygu Asena kitabıydı… Bir kadının, çocukluğundan orta yaşlılığına dek uzanan dönemini, bir kadın olarak Türk toplumunda yaşama, yer edinme ve var olma çabalarını konu alan kitap, toplumsal algı, adet ve gelenekler gerekçesiyle kadınların sömürülüşü, kadın-erkek arasındaki adaletsizliği gözler önüne sereniyor. 80’li yıllarda yazılmış, 90’ların sonunda okumuşum, sene 2015 değişen bir şey olmuş mu diye baktım, çok fazla bir fark göremedim. Kadın cinayetlerinin gırla gittiği şu dönemi görseydi Duygu Asena acaba neler yazardı? Bu kadarını hayal etmiş miydi bilemiyorum.  Kitabı okurken bir kez daha dikkat ettim, erkeklerden nefret eden, erkeklere düşman olan bir tek satır göremedim. Erkek düşmanlığıyla, kadının kadın olarak hakkını arama çabası arasında büyük bir fark olsa gerek. Elbette düşünene…

 

kitap - mannThomas Mann – Aldanan Kadın

Benim için ikinci bir Zweig olur mu diye, nerede Mann’ın kitabını görsem aç bir kurt gibi saldırıyorum zira ‘Değişen Kafalar’ kitabını ne kadar beğendiğimi önceki yazılarımda okumuştunuz. Ancak ‘Aldanan Kadın’da aradığımı bulduğumu söylersem yalan olur. Kızına İngilizce dersi vermeye gelen genç öğretmene aşık olan altmışlı yaşlarındaki Rosalie, ne pahasına olursa olsun aşkının peşinden gitmeye kararlıdır. Ama zamanı durdurmak pek de mümkün değildir… Mann’ın ölümünden önce yazdığı bu öykü, psikolojik tahlillerle öne çıksa ve bir okur olarak beni etkilese de, öykünün bütününe baktığımda bende uyandırdığı beğeniyi ancak vasat olarak değerlendirebiliyorum.

 

kitap - bilge karasuBilge Karasu – Ne Kitapsız Ne Kedisiz

Ne de Türk Edebiyatı Bilge Karasu’suz… Bu kadar değerli, kalemi güçlü ve özel bir adamı nasıl olur da herkes okumaz, nasıl olur adı bilinmez inanılır gibi değil! Hatta bu, düpedüz rezalet. Oruç Aruoba okuyanların arasında dahi Karasu’nun adını duymayanlar var. Çok rica ediyorum, şu yazılarımı okuyan 3-5 kişi varsa bari onlar okusun. Okusunlar ki ne demek istediğim anlaşılsın. Adından da belli olduğu gibi kediler ve kitaplar üzerine müthiş denemelerden oluşan, mükemmel bir kitap. Özellikle Karasu’nun kitaplar hakkındaki fikir ve düşüncelerini daha önce hiçbir yerde –Kitap Evin’nde dahi- okumamıştım. Benzersiz bir deneme kitabı… Mutlaka okunmalı!

 

kitap - woolfVirginia Woolf – Deniz Feneri 

Ah… Ne güzel kitaptı ya hu! Woolf’un ölen anne- babasından yola çıkarak yazdığı kitabın bir kısmında bilinç akışı tekniği kullanılıyor. Bilinç akışı tekniği, evvelden beni zorlar, cümleleri takip etmekte, olayları kavramakta sıkıntı yaşarken, bir süre sonra cümleleri akışına bırakıp, herhangi bir kaygı gütmeksizin okumaya başlamamla birlikte, bilinç akışı tekniğinden oldukça keyif almaya başladım. Bir çiftin ve onların etrafında yaşanan olayların gözlemlendiği, kahramanların iç seslerinin de eşlik ettiği roman, pek bir hüzünlüydü… Bazı cümleler yine ne kadar basit ve fakat ne kadar gerçek, ne kadar etkileyiciydi… Kesinlikle okunmalı!

 

Ali Teoman – Eşikte

Ali Teoman, ‘Pervaneler’ kitabını okuduktan sonra bende merak uyandıran ve tüm kitaplarını okuma isteği duyduğum yazarlardan biri… Toptaş ve Karasu gibi… Bu kitabında da zamansız bir zamanda, anılar, düşler ve gerçekler iç içe geçerek, isimsiz kadın ve erkeklerin gözünden anlatılmakta. ‘Pervaneler’ adlı öykü kitabından ‘Eşikte’ kadar keyif almadığımı belirtmem gerekir. İnsanın yüreğine dokunan, hayattan o kadar çok cümle, o kadar çok duygu vardı ki insanı tam can evinden vuran. Ali Teoman da popüler olmayan –popüler kültür sömürecekse olmamasını yeğlerim- çok değerli yazarlardan biri. Bu kitabını da okuyun derim…

 

kitap - melvilleHerman Melville – Moby Dick

Tavsiye üzerine okuduğum kitapların büyük bir kısmında hayal kırıklığı yaşadıktan sonra, kafamın dikine gitmekte karar kılalı bayağı bir zaman oluyor. Bunun yanı sıra, ‘Moby Dick’ ile birlikte bundan sonra tavsiye edilmeyen kitaplara da kulak asmamaya karar vermiş bulunuyorum. Büyük bir çoğunluğun sıkıcı bulduğu kitaba, ben daha ilk satırları okurken hayran kaldım. Metaforlarla dolu hikayeyi, satır aralarında verilen mesajlar ve özellikle dil ve üslubuyla, elimden bırakamadan büyük bir keyifle okudum. Kaptan Ahab’ın, intikam uğruna Beyaz Balina Moby Dick’in peşine büyük bir hırsla düşmesi, yaşanan onca olay, o kadar zaman bekleyiş ve kitabın finali… Anlayana düşünecek çok şey var bu kitapta. Mina Urgan’ın da önsözünü es geçmemek gerek…

  

kitap - birgul oguzBirgül Oğuz – Hah

Bir yas kitabı ‘Hah’… Öykü desem değil. Ama öykülerden oluşan bir metin. Hüzünlü değil acılı… Maalesef ülkemizde iç rahatlığı ile yas tutulmuyor, tutturmuyorlar. ‘Hah’ta da tam da bu anlatılıyor. Tutulamayan ama yok da sayılamayan bir yası… Yazarın da gençliği göz önüne alındığında gerçekten gurur duydum okurken. Dil ve üslubu, söyleyiş tarzı, duyguları okuyucuya ulaştırması, gerçekten çok başarılıydı. Kendisinin başka kitabı var mı bilmiyorum ama, inşallah yolu açık olur.

 

kitap - sule gurbuzŞule Gürbüz – Kambur

Şule Gürbüz’ün henüz 18 yaşındayken yazığı kitap –evet ben de kitabı okurken şaşırdım- oldukça depresif ve fakat dikkat çekici. Bir kamburun, çevresinde olan olaylara, kendine, insanlara ve hayata olan bakışını ve yorumlayışını anlatan novella diyebileceğimiz türde bir kitap. Depresif olmasına rağmen uzun uzadıya cümleler ve paragraflar olmadığı için kolay okunuyor. Herkes sever mi bilmiyorum ama buhranların kıyısında dolaşmaktan hoşlananlar için ideal.

 

Kitap okumaya çok küçük yaşlarda başladım ve sanıyorum karakterimin ve merakımın da etkisiyle hep farklı türde kitaplar okumaya alıştırdım kendimi. Elbette dönemsel olarak belli bir türe yahut bir yazara takıldığım olmuştur ancak o süreçte aklım hep diğer türlerde kalmıştır. Saçma olduğunu bile bile, kitap okuma konusunda kendimi, kendimle yarışır halde buluyorum hep. Yorucu. Ne var ki insan, yorulduğunu bir durup kendini dinleyince anlıyor. Bense durup dinlenemiyor, durup dinlenecek zamanı kayıp sayıyorum. Nereye, kime yetişeceğimi sorsanız cevap veremem. Amacım? Onu da tam anlamıyla bilmiyorum. Bir amacım, yetişmek istediğim bir yer yahut bir kişi yok çünkü. İstediğim için, bana iyi geldiği için okuyor, sosyal bir insan olmadığım için buna bolca vakit bulabiliyorum. Bolca vakit bulunca, farklı türlerden okuma fırsatı daha çok oluyor insanın. Vizyonumu genişletmek için de, ya farklı hayatlardan insanlar tanımak –konuşmak- lazım ya da farklı türlerden kitaplar okumak.

İlki hakkındaki merakım iki sene evvel –tarih Gezi Olayları dönemine tekabul etmekte- yerini hayal kırıklığına bırakınca, insanlardan umudumu kestim ve kitaplarıma daha sıkı sarıldım. Durduğum yerde kalmayı sevmiyorum ve insanlarla artık konuşmak istemiyorum. Aynı dili konuştuğum insanların dediklerini de çoğu zaman anlayamıyorum zaten. İnsanoğlu sıkışmış hissettiğinde daima bir çıkış yolu bulur, eğer isterse… Bana da tam umutsuz olduğum dönem beyaz ışığın içinden ‘gel, gel’ diyen beyaz sakallı bir dede değil, kitaplardı. Şimdi düşünüyorum, o dönem sonrası okuduğum kitaplar değişmeye başlamıştı. Örneğin, Cemil Meriç’i ilk defa o zaman okudum.

 

Bu ayın öne çıkan kitapları; Ne Kedisiz Ne Kitapsız, Deniz Feneri, Eşikte ve Moby Dick… Yaz mevsiminin bitmesine haftalar kala içim içime sığmaz, bulutlu ve yağmurlu günleri iple çekerim. Umarım herkes tatilini içine sinecek gibi, keyifle yapmıştır. Gelecek ay görüşmek üzere, herkese bol kitaplı günler…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?